Başkanlık sistemini kim ve neden istiyor?

SİZCE BAŞKANLIK SİSTEMİNİ KİM VE NEDEN İSTİYOR?

Oldukça yaygın olan görüşler ve teoriler var.

1- Recep Tayyip Erdoğan istiyor. Baskın bir seçim planlıyor. HDP veya MHP baraj altında kalınca Anayasayı değiştirmek için referanduma ihtiyacı kalmayacak ve diktatörlüğünü fillen değil resmen ilan edecek… Daha sonra Anayasa bile yapmaz, niye yapsın ki…

17/25 Aralık başta olmak üzere vatana ihanet vb binlerce dosyanın açılmasını önlemek istiyor. Zira can havliyle ittifak yaptığı Ergenekon ile er veya geç yolları ayrılacak. Karşı tarafın elinin sürekli güçlendiğinin hem farkında hemde çaresizliği içinde kıvranmakta.

Muhalefet başarısız, başta CHP, perişan halde. Yeni ve erken bir baskın seçimde yüzde 25’i bir dirhem geçecek nefesleri ve vizyonları yok. Oy arttırabileceklerine dair herhangi bir işaret de vermiyorlar… Gündemi belirleyemiyorlar, hatta gündemin peşinden gitmede bile beceriksizler. Politika yapma biçimleri bile hayli etkisiz… Umutsuz vakalar. Silkinip kendilerine geleceklerine kimse inanmıyor. Başkanlık sistemi gelirse, bir daha seçim yapmaya da ihtiyaç kalmayacak. CHP, formalite olarak her zaman lazım.

2-Türkiye’deki Derin Devlet istiyor. Baas tarzı diktatörlük isteyen Çetin Doğan, Saldıray Berk ve Çevik Bir ekipleri daha intkamlarını tam alamadılar, yürekleri tam soğumadı.

Erdoğan’ı genel başkan seçtirip, ardından ülkedeki kaosu zirveye taşıyıp, orduya darbe yaptırarak, ardından kendi asıl adamlarını o koltuğa oturtup, meşhur 1000 SENE SÜRECEK 28 ŞUBAT hayallerini gerçekleştirmek istiyorlar.

Derin Devlete bağlı mihrakların başkanlık sistemi aleyhinde tek beyanı yok! İLGİNÇ DEĞİL Mİ?

Sandıkta 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde olduğu gibi SEÇSİS üzerinden tekrar hile yapılacağı için başkanlığı kazanması muhtemel görünüyor. 1 Kasım’da yapılan hileleri benden başka yazan gazeteci sanırım pek olmadı. Kimse risk almadı. Hatta muhalif partiler bile sustular. Kimse yazmayınca seçimden 2 gün önce 10 günlük yazmama orucuna girdiğim için oruç açar açmaz yazdım.

http://farukarslan.com/genel/1-kasimda-askeri-sivil-sandik-darbesi-nasil-yapildi/

Derin devlet istese sandığa müdahele ederek, hileyi engelleyebilirdi. Hatta aleyhte hile dahi yapabilirdi. Ayrıca Erdoğan’a bu projeden vazgeçmesi için sert ultimatom verebilirdi. Diğer yandan demokratik görüntü vermek için Davudoğlu’nun elini güçlendirebilirdi. Hiç birini yapmadı, Erdoğan’ın 1 Kasım’da ÖKK ve Muhtarlarla yaptığı sahte seçime gözyumdu.

Kimden intikam peşindeler? Çetin Doğan ve Çevik Bir, Baas zihniyetindeki Mason Bektaşi ve nüfuz ajanı ekiplerin tasfiye edilmesinden İsmail Hakkı Karadayı’yı sorumlu tutuyorlardı. Çevik Bir ile Çetin Doğan Batı Çalışma Grubu’nda bir ekipti. İsmail Hakkı Karadayı’yı kendilerini yalnız bırakmakla suçluyorlar. Karadayı, haberi olduğu halde hep haberim yoktu demişti. Rahmetli Demirel’e kızmamıza rağmen demek doğru olanı yapmış.

Çevik Bir’in bugün Erdoğan tarafından uygulanan ve sivil savaş çıkartan Kürt sorununa sert müdahale ve Cemaati infaz projesini dönemin başbakanı Bülent Ecevit Nisan 1999 MGK’sından sonra imzalamayınca Karadayı, devlet geleneğine uymuş, devlette konsensus yok diyerek menfur planı askıya almıştı. 17 Ağustos 1999 depremi de ilahi bir ikaz kabul edilmişti. Zira BÇG’nun merkezi Gölçük merkezli depremde sarsıldı, ağır darbe aldı. Fişledikleri 2 milyon insanın dosyaları dibe vurmuş, kanun hükmünde kararnamelerle yapacakları yargısız infazları Zaman gazetesinde Ağustos 2000 boyu deşifre etmiştim. Rezil rüsva olmuşlardı. Kullandıkları MOSSAD, CIA ve ÖKK elemanları 17 Ağustos’da İslam’a açtığımız savaşı kazandık naraları atıp eğlendiği kutlama günü beraber feci biçimde ölmüştü. Helaket ayetlerindeki sahneler yaşanmıştı. Ders alınmıştı.

Çevik Bir’in ekibinin Karadayı tarafından tasfiye edilmesine rağmen Çetin Doğan, Balyoz inadını 2003’e kadar taşımıştı. Erdoğan’ı ve AKP’yi değil, devletimizi korumak için yazdığım 6 kitap ortadadır, googleda arayan bunlara ücretsiz ulaşabilir: Yeni Ergenekon: Göktürk, Teşkilatı Ergenekon, Kurtlar Vadisi Fenomeni, Mason Bektaşiler, Karakutu: Tuncay Güney ve PKK Cumhuriyeti. Sonuna kadar yazdığımın arkasındayım. Şamil Tayyar gibi 5 kitap yazıp daha sonra inkar eden onursuz ve omurgasız bir kalem erbabı, gazeteci ve yazar değilim.

Peki, neden şimdi intikam almak istiyorlar? Balyozcu Çetin Doğan, Karadayı’yı düşman seçti; 28 Şubat Dönemin Genelkurmay 2. başkanı olan Çevik Bir de 28 Şubat davasının mağduru olduğunu ileri sürdü ve Karadayı’ya kötü çattı. Balyozcu darbeciler de 28 Şubat’çılar da, Ergenekoncularda güya yaşanan tüm mağduriyetlerini ‘paralel’e bağladılar. Ancak hepsi bir derin devlet hesaplaşması yaşandığının farkında. Paralel suçu neyse moda ya, Çetin Doğan ve Çevik Bir, Karadayı’yı bırakın Fethullah Gülen’e 30 Ağustos 2000’de dava açtırtan Hüseyin Kıvrıkoğlu’nu bile paralel yaptı veya olmakla tehdit etti. Aba altından sopa gösterdi. Mantıkları süper çalışıyor!

Çetin Doğan, ipleri iyice eline aldığına inanmış olmalı ki, Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Salim Dervişoğlu’nu 28 Şubatla ilgili mahkemede tanık yaptırmayı başardı. Çetin Doğan, Balyoz darbe sayılmayınca coşmuş, avukatı mahkemede Batı Çalışma Grubu’na belgeleri asker gönderdi, çıkartın bakayım demiş, hemen çıkartmışlar. Çevik Bir, Cemaatle mücadeleyi ilk kendilerinin başlattığını söyleyip, Kenan Evren için ‘Vatanseverdi’ demiş. Emir subayı idi. Darbeciler revaçta, çok değerli hale geldi. Erdoğan, darbecileri darbecilerle vuruşturuyor.

Çetin Doğan ve Çevik Bir, eski güçlerine Erdoğan ile kavuştuklarına inanıyorlar; Karadayı’nın İhtiyarlarını yok etmeye mi çalışıyorlar? Karadayı, 27 DYP’li 2007’de TBMM’ye girmesin diye Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu’yu telefonla arayıp Gül’ü aday yaptırmak istemeyen DERİNCİ olmakla suçlanıyor.

Çetin Doğan, aslında Karadayı’dan Mart 1998 MGK’sında Gülen’i, Emniyet’i ve Cemaatı infaz ettirmediği için acı intikam almaya çalışıyor. Encümeni Daniş’deki 40 kişi içinde olan Karadayı’yı grupdaşı Kıvrıkoğlu’nun satacağını düşünüyorsa, bu Çetin Doğan çıldırmış olmalıdır. Sultanahmet’e saldırı planı Balyozcuların ve Batı Çalışma Grubu’nun planları içinde nedense hep vardı. Karadayı ve Doğan savaşı galiba! IŞİD eylemi bir sembol olabilir. Karadayı ekibi IŞİDcilere karşı, Doğan ekibi Neoconlarla ve İsrail ile bu planın içindeler! Hangi Amerika’nın ülkemizde ve AB’de baskın geleceği çok önem kazandı. Kasım 2016’daki ABD başkanlık seçiminde dananın kuyruğu kopacak. Başından beri Ergenekon davaları iki ABD’nin derin devlet nüfuz ajanlarının iç hesaplaşmasıydı.

Her kötülüğü Paralel yaptı safsatasına inanan salak var mı, kaldı mı bilemiyorum. Devletin derini de darbecileri de belli, kamu soyguncuları, nüfuz ajanları, hırsızlar da! Milli Birlik Komitesi’nin 12 ihtiyarı ve 40 Encümeni Daniş ekibi bakalım Çetin Doğan ve Çevik Bir’in Karadayı infazına nasıl tepki koyacak? Erdoğan rejimini zafiyetlerinden yakalayıp it gibi, Çingene ayısı gibi oynatan Çetin Doğan ekibinin melunluklarına son verecek güç bellidir!

Bugüne kadar güçlerini göstermediler. Milli Birlik Şurası ve Encümeni Daniş, Doğan, Berk ve Bir’de zamanında derslerini verip, tasfiye etmişti, ancak bu sefer kılını kıpırtdatmadılar.

Asıl Derin Devlet halen beklemede! ŞU ANA KADAR KURTARICI HAMLEDEN HİÇBİRİNİ YAPMADI. Sözcü yazarları Karadayı ekibinin eski kalemşörleridir, hergün yazılarında hayret etmeye devam ediyorlar! Doğan Medya kalesi de yıkıldı, sıra Sözcü’ye geldi.

Acaba sandıkta hileye bu seferde destek mi verecekler? Yoksa son anda köstek mi olacaklar? Kimse artık düzgün bir seçim olacağına inanmıyor. Erdoğan derin bir proje, miadı dolmasına rağmen neden bombanın pimini çekmediler diye Fehmi Koru ve Abdullah Gül de hayrettedir. Erdoğan’ın malum milletten aldığı destek küçümsenmiş demek ki…

ÖZETLE ÇOK TUHAF BİR DURUM VAR…

3. Zulmeden bürokrasi de büyük bir korku ve endişe hakim. Oynadıkları at Erdoğan ölürse, yıkılırsa ve yerine kendi adamlarını koyamazlarsa ya yargılanacaklar yada kaçacaklar. Sürdürülebilir bir zulüm yoktur, er veya geç yıkılacaktır.

Bugün Sulh Ceza hakimliğinde bulunan iki tane savcı KCK ve 17 Aralık operasyonlarına onay veren kişilerdi. Adamlar dün cemaat eliyle Erdoğan ve PKK’yı hizaya getirdiler.

Bugün Erdoğan eliyle Cemaat ve PKK’yı hizaya getiriyorlar. Acaba yarın kimi kime servis edecekler?

4. MHP de Devlet Bahçeli bile başkanlık sistemini gizliden gizliye istiyor. Yoksa koltuk sallanıyor. Erdoğan ile danışıklı dövüşü artık kimse yutmuyor. Tiyatrosu güldürmüyor…

Kalp operasyonu geçiren Bahçeli’yi ÖKK birimleri elinde tutmaya kararlı. Özel Harbin en fazla ele geçirdiği bu parti de ipler çoktandır ÖKK elindedir. Doğan Medya, Hazine’den peşkeş çekilen Bodrum Yat Limanına satıldı diyen HDP Lideri Selahaddin Demirtaş haklıymış, Ahmet Hakan AKP lehine salvo yazmaya başladı.

Bakın A. Hakan neler yazdı: “Muhalifler yeterli imzayı toplamış olsalar bile Bahçeli “kongreyi toplamam” demeye devam edecek ve toplamayacak belki de. Muhalifler, konuyu mahkemeye götürmeye kararlı. Yani koca parti, resmen mahkemelik olmak üzere… Bir değişim olmazsa… Yapılacak ilk seçimde partinin barajın altını boylaması sürpriz olmaz. Partide kan kaybı tüm hızıyla devam ediyor… Yönetim ise hiç tınmıyor.”

5. PKK, başkanlık sistemi istiyor. Ülkemizin eyaletlere bölünerek yönetilmesi Büyük Kürdisan projesini maskelemek için ABD ve İsrail’in son şansı.

16 HDP belediye başkanı ya hapiste yada haklarında açılmış ciddi davalar var. HDP milletvekilleri de topun ağzındalar. Her an vatan hainliği ile suçlanıp suikasta uğrayabilir veya linç edilebilirler. Haklarında açılmış davalar dokunulmazlığın kaldırılmasını bekliyor.

Ahmet Hakan, HDP’nin gidişatıyla ilgili şöyle dalgasını geçti:

“Görecekleriniz şunlar: PKK’ya resmen teslim olmuş, kendi özgün çizgisini ortaya koyamamış, PKK’nın hendek ve barikatlarının içinde kaybolmuş durumdalar… “Türkiyelileşme” falan tamamen buzdolabına kaldırılmış gibi… Sadece Türkiye’nin başka bölgelerinden değil Kürt orta sınıflarından bile oy kaybedecekler… Bu da HDP’nin barajın altına gerilemesi anlamına geliyor.

Siz Tayyip Erdoğan olsanız…

Bu büyük MUHALEFET KRİZİ dikkatinizi çekmez mi?

Siz Tayyip Erdoğan olsanız…

Bu çok süper MUHALEFET AÇIĞI iştahınızı kabartmaz mı?

İddia ediyorum: Erdoğan’ın kafasında bir plan var. ”

Derin Devletin planı gerçekten iyi kurgulanmış! İlâ nihaye Hizmet Hareketi için süreç sıkıntılı ama birçok açıdan çok hayırlı işliyor.

Bu süreçte maalesef ülkemiz dibe vuracak…

Vurmaması için bir ihtimal daha var. Bekleyip görelim, Fuat Avni acaba niye geri döndü?

IŞİD vebali Erdoğan’ı götürmeye yeterde artar bile! O halde neyi bekliyorlar! Sanırım yeni bir Gezi bekliyorlar. Bu defa akademisyenlerden tutun da maden işçisine kadar herkes sokakta olabilir. Kuzey Amerika Sosyoloji ve İslam uzmanı akademisyenlerinden olarak dün imzayı bastım. 89 üniversiteden 1128′ akademisyeni az buldular, bakalım sayı artınca hepimizi nasıl hain ilan edecekler? Erdoğan düşmansız kaldı, kendine akademisyenleri düşman seçti! 1128 akademisyene tepkinin abartılması, kin ve nefrete duyduğu ihtiyaçtandır! Bu insanlar aklıselim ve sağduyuyu temsil eeden her kesimden aydın insanlar. Yüzde 99.9’unun cemaatle veya ne olduğu belirsiz paralel ile alakası da yok!

Dink’in avukatı Fehriye Çetin: Akademisyenlere tehdit, Hrant’a yapılanları hatırlatıyor, kaygılıyım diyor. Mazlumder üyesi akademisyen, ‘bildiriye imza attı’ diye üniversiteden uzaklaştırıldı. Bu da oldu: Gazeteci Aytekin Gezici polislerin ‘fotoğrafını çekti’ ve sosyal medyada yayınladı diye hapis cezası aldı. Ekmeğe gelen yüzde 33 zam, başınızdaki diktatöre boyun eğmeniz için kasten yapıldı.

Gizli Aktrol ekibi, yeni Gezi eylemleri olacak, faşist Erdoğan Suudi Arabistan’a kaçacak diye gaz veriyor. Zinhar inanmayın, kendi oyunları! Ülkemizde civanmertlik ölmemiş deniliyor, Yezid ve ailesi son demlerini yaşıyorlarmış. Saray’da kendini Sultan zanneden faşist, son çare olarak Suudi Arabistan’a kaçacakmış… 18 Ocak’ta büyük bir deprem olacak diye iddialar yayılmaya başladı. 17 Ağustos 1999’da da HAARP teknolojisi kullanılmış olabilir; unutmayın!

Yaşanan 2.5 yıl içinde onursuz, omurgasız, satılık kalem erbabı kendi idam iplerini kendileri çektiler. Kim dava adamı, kim değil belli olmuş oldu. Torununuza miras bırakacak kadar yaşlı dünyanın ömrü kalmışa benzemiyor. Bu fani dünya için bu kadar kul, kamu hakkına girmeye değer mi? Fuat Avni’nin dönüşünün Almanların Sultanahmet’te IŞİD infazı sonrası olması da manidar! O kadar belgeyi saklayıp turşu mu kuracaktın? İtalyanlar 3 milyar Avroluk Suriyeli mülteci rüşvetini veto ettiğine göre Alman BND’nin kahramanlık(!) yapmasında bir engel kalmamıştır. ‘Alçaklar, zalimler ve hainler’ ortaya çıktılar ve insanlığı yok ettiler. Biri “zâlim” olmalı ki, sizin mazlum ve doğru olduğunuz ispatlansın. Allah en güzel plan yapandır, tuzakları başlarında paralanacaktır…

Clip to Evernote
1 Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi