KANAYAN YARALAR: ABHAZYA, OSETYA, ACARA VE AHISKA

25 Ağustos 1990’da Abhazya Yüksek Sovyeti “Abhazya ÖSSC’nin Devlet Egemenliği Deklarasyonu’nu kabul etti. Deklarasyon Abhazya’yı “akit edilen antlaşmalar temelinde gönüllü olarak SSCB’ye ve Gürcistan SSC’ye devredilen hukuk alanları dışında, kendi topraklarında iktidarın tamamına sahip, egemen, sosyalist bir devlet” olarak ilan ediyordu. Gürcistan Yüksek Sovyet Prezidyumu deklarasyonu geçersiz saydı. Bu, Tiflis yönetiminin, Suhum’da kabul edilen bütün kararları ve yasaları kendi kararnameleriyle iptal ettiği “yasalar savaşı”nın ilk adımı oldu. Buna rağmen 1991 yılından itibaren Abhazya Tiflis yönetiminin kontrolünden de facto olarak daha fazla çıkmaya başladı.

Başlarında Zviad Gamsahurdiya’nın bulunduğu radikal milliyetçilerin Ekim 1990’da iktidara gelmesinden sonra Gürcistan’da gelişen olaylar, tarafların tutumlarında kutuplaşmayı artırdı. Birçok siyasi ve dini liderin açıkça seslendirmekten çekinmediği “Gürcistan Gürcülerindir”, “Gürcüler Tanrı’nın seçtiği ulustur” sloganları eşliğinde ulusal azınlık mensupları cumhuriyetten zorla çıkarıldı, savaş ilan edilerek Güney Osetya’nın özerkliği kaldırıldı, aynı şeyi Abhazya için de yapma tehditleri başladı. Hatta, silahlı muhalefetin darbesiyle devrilen Gamsahurdiya, iktidarının son haftalarında parlamentodan asi Abhazya’yı yola getirmek için ek yetkiler istemişti.

ACARA SORUNU

Acara, uzun yıllar Osmanlı devletinin bir parçası olan Batum ve havalisini anlatan bir bölge adıdır. Türk medyasında bölge ve burada yaşayanlar için birbirinden farklı sözcüklerin kullanılması üzücü olmanın ötesinde geçmişle olan bağlantının kopukluğunu yansıtması bakımından ibret verici bir örnekti. Acara herhangi bir bölge değil asırlarca Türkiye’nin bir parçası olmuş, insanları kaynaşmış, karşılıklı yoğun ilişkilerin bulunduğu bir bölgeydi. Biz bugün bu bölgenin ve burada yaşayanların adlarını bile doğru dürüst telaffuz edemiyoruz. Kimisi Acara diyor, kimisi Acarya diyor, kimisi Acarlar diyor, kimisi Acaralılar diyor.. Çünkü burayla ilgili bilgiler Batı’dan bize geliyor.

Acara bölgesinin merkezi olan Doğu Karadeniz kıyısındaki liman kenti Batum, türkülere, şarkılara bile girmiş bir yerdi. Türkiye’nin her tarafında yaşayanların burasıyla ilgili zengin hatıraları, akrabaları, ilişkileri vardı. Batum’u Hopa’ya bağlayan Sarp Sınır Kapısı açılana kadar Acara bölgesi Türkiye’den tamamen izole olmuş durumdaydı. Hatta sınırda ikiye bölünmüş köyler arasında bile bir iletişim yoktu. Karşılıklı olarak birbirine bakmak, haberleşmek, işaretleşmek bile imkansızdı. Soğuk Savaş döneminin sembollerinden biri burasıydı. Nihayet Soğuk Savaş dönemi Sovyetler’in çökmesiyle kapandı ve karşılıklı geçişler de imkan dahiline girmiş oldu.

AHISKA SORUNU

Ahıska, Türkiye sınırına 12-30 km. mesafede Gürcistan’ın güneybatısına düşen bölgenin adıydı. Rusya’nın Türkiye ve İran üzerinden düzenlediği Ermeni göçü Kafkasya’daki etnik dengeleri bozmuş ve istikrarı yok etmişti. Birinci Dünya Savaşı Ahıska Türkleri açısından gerçekten çok zor bir dönemdi. Bölgedeki Türk varlığına son vermek isteyen Gürcü, Ermeni ve Rus milletleri, Ahıska’da binlerce Türk köylüsünü katletmişlerdi. Dünya kamuoyu ise Ahıska Türkleri’ne yapılan mezalim karşısında sessiz kalmıştı. 1930’lu yıllarda dini ve kültürel baskıların dışında, iktisadi ve siyasi baskılara da hedef olan Ahıska Türkleri’ni Rusların içinde eritme politikalarına yoğunluk kazandırıldı. Bu yıllarda çok sayıdaki Ahıska Türk’ü sınırı geçerek Türkiye’ye sığındı. Bu gelişme SSCB’yi rahatsız etti. 1937 yılından itibaren de Ahıskalılar SSCB tarafından “Rejim Düşmanı” ilan edildi. 1937’de doruğa ulaşan Stalin zulmüne Ahıska Türkleri de maruz kaldılar. Aydınların çoğu tutuklandı ve idam edildi. Bu yıllarda SSCB İçişleri Halk Komiserliği Özel Soruşturma Bölümü Başkanı B. Kabulov, Ahıska’ya atanmıştı. B. Kabulov o zaman ihtiyar ve hasta olan Ahıska’lı lider Ömer Faik’i hapse attırmış ve “Türkiye Casusu” olarak çeşitli işkencelere tabi tutturmuştu.

Ahıskalı Türkler 1937’de topluca sürgün edildi: Rus “Argumentı i Faktı” (Argümanlar ve Faktlar) Gazetesi’nin 30 Eylül-6 Ekim 1989 tarihli nüshalarında yayımlanan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) Bilimler Akademisi’nin, SSCB Tarih Enstitüsü Görevlisi ve Tarih Bilimleri Asistanı V. Zemskov’un tarihi belgelere dayanarak verdiği bilgilere göre, 14-16 Kasım 1944 tarihlerinde, SSCB Komünist Partisi Genel Sekreteri Stalin’in yazılı emri ve SSCB İçişleri Bakanı Lavrentiy Beriya’nın talimatıyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne (SSCB) bağlı, Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin, Ahıska vilâyetinde yaşayan:

46.790 Türk, 8.843 Kürd, 1.397 Hemşin ve 29.633 diğer milletlere mensup kişi, yani toplam 86.663 Ahıska vilâyetinin, Ahıska, Aspinza, Adigön, Ahılkelek ve Bogdanovka ilçelerinden, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerine sürgün edildi.

(Kaynak: Araştırmacı Gazeteci Yazar: Muhammet İZZETOĞLU. Ukrayna. Slavyansk Şehri. 1990-1993 yıllar. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) Bilimler Akademisi’nin, SSCB Tarih Enstitüsü Görevlisi ve Tarih Bilimleri Asistanı V. Zemskov.

30 Eylül-6 Ekim 1989 tarihli Rus “Argumentı i Faktı” (Argümanlar ve Faktlar) Gazetesi.)

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’ne bağlı, Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin, Ahıska vilâyetinden, 1936 yılından itibaren askere, 1939 yılından itibaren ise İkinci Dünya Savaşı’na ve 1941-1945 yıllarında da Nazi Almanya’sına karşı sürdürülen 2. Dünya Savaşı’na gönderilen Ahıskalı Türklerin sayısı yaklaşık 40.000’di. İkinci Dünya Savaşı ve Nazi Almanya’sına karşı sürdürülen 2. Dünya Savaşı’nda (1939-1945), 26.000 Ahıskalı Türk çeşitli cephelerde şehit edildi. Bu savaşta yaralanan ve savaştan sonra Gürcistan’ın Ahıska vilâyetine, vatan topraklarına geri dönen yaklaşık 14.000 Ahıskalı Türk, SSCB Komünist Partisi Genel Sekreteri Stalin’in emriyle, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’a sürgün edildi.

Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Askerî Komiserliğine bağlı, Ahıska, Aspinza, Adigön, Ahılkelek ve Bogdanovka ilçeleri Askerî Komiserliklerinden tarafımıza gönderilen listelere göre, 1936-1939 yıllarından itibaren askere çağrılan ve Nazi Almanya’sına karşı sürdürülen 2. Dünya Savaşı’na (1941-1945) Gürcistan’ın, Ahıska vilâyetinden gönderilen 11.866 Ahıskalı Türk gazi ve şehidin ilçelere göre dağılımı aşağıdaki gibidir:

Ahaltsihe (Ahıska) İlçesi Askeri Komiserliği: 2106 kişi;

Aspindza (Aspinza) İlçesi Askeri Komiserliği: 1774 kişi;

Bogdanovka İlçesi Askeri Komiserliği: 48 kişi;

Ahalkelek (Ahılkelek) İlçesi Askeri Komiserliği: 438 kişi;

Adigen (Adigön) İlçesi Askeri Komiserliği: 7500 kişi.

Güney Osetya Sorunu nedir?

26 Mayıs 1918 tarihinde, ülkedeki bütün azınlıklara eşit siyasi ve sosyal haklar ile kendilerini serbestçe geliştirme imkanı tanımış olan Gürcistan, 1919 yılında yerel meclisleri kapatarak Güney Osetleri kendi kaderlerini tayin hakkından mahrum bıraktı. Güney Osetya’daki Gürcü hakimiyeti ise 25 Şubat 1921 tarihinde Kızıl Ordu’nun Gürcistan’a girmesiyle sona erdi.

Güney Osetya, Nisan 1922’de “Güney Osetya Özerk Bölgesi” olarak Gürcistan’a bağlandı. SSCB dönemindeki şartlar gereği ayrılıkçı hareketlerin baş göstermesi söz konusu olmadığından durgun bir dönem geçiren bölge, Sovyet Rusya’nın dağılma sürecinin ardından pek çok otonomi ve bağımsızlık hareketlerine sahne oldu.

DAHA FAZLASI İÇİN DOSYAYI İNDİRİN

KANAYAN YARALAR