“Zazaca İçin Demokratik Haklar İstiyoruz” İmza Kampanyası

T.C. Başbakanlık, Halkla ilişkiler Daire Başkanlığı
Merkez Bina, B/19
06640 Kızılay/Ankara

TC. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığına
TC. Kültür Bakanlığına

Konu: Demokratik Hak olarak Anadil ve Zazaca’nın Geleceği

Zazaca Hint-Avrupa dil ailesine mensup Anadolu’nun yaşayan en eski dillerinden biridir. İstatistiki bilgiler olmamakla beraber Zazaca’nın bugün başta Bingöl, Tunceli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Muş, Bitlis, Siirt, Ardahan, Adıyaman, Malatya, Kayseri, Sivas, Aksaray il ve ilçelerinde ve Cumhuriyet döneminde başta metropoller olmak üzere değişik bölgesine göç edenler olmak üzere Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaşayan yaklaşık 5 – 6 milyonluk bir kitle tarafından konuşulduğu tahmin edilmektedir.

Zazaca birçok dilbilimcinin tespit ettiği gibi çok ciddi olarak yok olma tehdidi altındadır. UNESCO’nun 21 Şubat 2009 Dünya Anadili günü öncesinde yayımladığı “Tehlike Altındaki Diller Atlası”na göre, Türkiye’de 15 dil tehlike altındadır. 30’dan fazla dilbilimcinin çalışmalarıyla ortaya çıkan atlasa göre Zazaca »Kesinlikle tehlikede olanlar diller« grubunda değerlendirilmektedir.

Kadim dillerden olan Zazaca, Anadolu’nun tüm diğer yerel dilleri gibi, dünya kültür mirasının bir parçasıdır. Zazacanın ve aynı durumda olan Anadolu’nun diğer dillerinin yok oluşunu izlemek, bu konuda önlem almamak dünya kültürel mirasımıza sahip çıkmamak demektir ve bu “çağdaş muasır medeniyete ulaşmayı” ilke edinmiş bir devletin ve onu bireylerinin dünya görüşleri ile çelişmektedir.

Bizler anadilimiz Zazaca’nın yok olmasını istemiyoruz. Bu nedenle Zazaca’nın varlığını sürdürebilmesi ve yok olma tehlikesinden kurtarılabilmesi için herhangi bir dilin ihtiyaç duyduğu azamı »yaşam ortamı« nın oluşturulması gerekir.  Bunun için aşağıda kısaca değinilen şartların sağlanması gerektiğini düşünüyoruz ve devletin yetkili organlarının bunları dikkate alıp gerekli düzenlemeleri yapmasını talep ediyoruz.

1- Demokratik Hak Olarak Anadil

En temel insan haklarından biri olan  anadili kullanmak ve geliştirmek anayasal koruma altına almak ülke demokrasisinin göstergesi olacaktır. Zazaca ve Anadolu’da konuşulan diğer diller de anadil tanımına ve statüsüne alınıp evrensel normlara uygun hale kavuşturulmalıdır.

Yok olmakta olan dilleri koruma altına alacak eğitim programları geliştirilmelidir. İki dilli eğitimin mümkün olduğu alanlarda müfredatta iki dilde eğitime yer verilebilmeli, yerel dillerin yok olmaya yüz tuttuğu  yerlerde ise en azından  anadil dersi konulabilmelidir.

2- Okuma-Yazma  kampanyası
Türkçe’de zaman zaman uygulanan okuma yazma kampanyası, Anadolu’nun tüm yerel dillerinde de uygulanmalı, bu konudaki yasal engeller kaldırılarak bu kampanyalar bütün yerel dillerin yanısıra Zazaca’nın yoğun olarak konuşulduğu bölgelerde Zazaca okuma yazma etkinliklerinin düzenlenmesi ve bu tip çalışmaların desteklenmesi gerekir.

Halk Eğitim Merkezleri, yetişkinlere yönelik yürütülecek bir okuma yazma kampanyası için  uygun  bir eğitim kurumudur. Bu anlamda başta Halk Eğitim Merkezleri olmak üzere sivil toplum kuruluşlarında yapılacak okuma yazma kurslarına yönelik düzenlemeler yeniden ele alınmalı ve bu konudaki yasal düzenlemelerdeki eksiklikler giderilmelidir.

3- Bilimsel Araştırmalar
Türkiye’nin kendi coğrafyasındaki kültürel varlıkları üzerinde yapılan bilimsel çalışmaların seviyesi, sahip olduğu ekonomik güç ile orantısızdır ve uluslararası bilimsel sıralamada çok gerilerdedir. Özellikle sosyal bilimler alanında Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgesi Türkiye’nin en az araştırılan bölgesidir. Herkesin malumu olduğu gibi bilimsel doğruların üretilmediği yerde hurafeler hâkim olur.

Genelde Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin tarihi, etnografyası, özelde Zazaların tarihi, etnografyası ve Zazaca, Türkiye’deki üniversitelerde çağdaş dilbilimsel yöntemlerle araştırılması, bunların uluslararası bilim çevrelerinin saygınlığını kazanmış bilimsel araştırma merkezlerine kavuşturulması, bunun için gerekli düzenlemelerin ve özendirici tedbirlerin alınması gerekir.

Genellikle Zazaca dahil yerel dillerle ilgili çalışma ve araştırmalarda bilimsel kurumlar, üniversiteler, eğitim kurumları ve uzmanlık kuruluşlarının etkin olarak faaliyette bulunacağı yasal zemin ve düzenlemeler mevcut bulunmadığı için bu çalışma ve araştırmalar amatörce yapılmaktadır. Bu konuda da bir takım gelişmelerin olması, özellikle yöremizde, Bingöl Üniversitesi’nde, Dicle Üniversitesi’nde, Tunceli Üniversitesi’nde ve Ankara Üniversitesi ile İstanbul Üniversitesi’nde Zaza Dillinin araştırılabileceği bir enstitü, en azından bir üniversitede Zaza Dili ve Edebiyatı bölümü ve diğer tür kurumsallaşmaların gerçekleştirilmesi gereklidir.

4- Zazaca Yer Adlarının Geri İadesi
Kökenleri binlerce yıl öncesine dayanan birçok kültürün bir arada yaşadığı Anadolu’da, Cumhuriyet’e kadar bu çeşitliliğin bir göstergesi olarak yer adları da farklı dillerde bulunmaktaydı. Cumhuriyet’ten sonra Anadolu’nun birçok yöresinde olduğu gibi Doğu Zaza yaşam coğrafyasında da binlerce yıllık Zazaca yer adları değiştirilerek bir takım Türkçe isimler verilmiştir. Zazaca, yoğunluklu olarak Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde hâlâ konuşulan bir dildir ve doğal olarak halk arasında eski tarihi yer adları günlük yaşamda kullanılmaktadır. Bir halkın hafızasından tarihine, atalarına tanıklıklarının göstergesi olan bu isimlerin silinmek istenmesi büyük bir haksızlıktır. Bu haksızlığın bir an önce düzeltilip eski Zazaca yer adlarının resmi olarak iade edilmesini istiyoruz.
5- Basın Yayın ve İfade Özgürlüğü
Bir ülkede demokrasi ve çağdaşlığın en önemli göstergelerinden biri de ifade özgürlüğü ve dolayısıyla basın yayın özgürlüğüdür. Bu anlamda Zazaca ve diğer yerel dillerde basın yayın özgürlüğünün yasal güvence altına alınması ülke demokrasisinin gelişmişliğinin de bir göstergesi olacaktır. Ülkemizde basın yayın özgürlüğü, kaybolmakta olan dillerin ve kültürlerin  yok oluşunu kısmen yavaşlatarak insanlığın kültürel zenginliğinin korunabilmesine bir ölçüde katkı sağlayabilecektir.

6-TRT Bünyesinde Zazaca’ya Müstakil Bir Kanal Ayrılması
TRT bünyesinde müstakil bir kanalın Zazaca’ya ayrılması gerekmektedir. Zazaların Türkiye’nin 3. büyük entnik grubu olduğu dikkate alındığında, hâlihazırda TRT 6’da günlük 10 dakikalık bir yayının adaletsiz bir uygulama olduğu ve Zazaca’ya bir katkı sunmadığı bir gerçektir. Tam gün yayın yapacak bir kanalın açılması gerekmektedir.

7- Hizmet Dili Zazaca Olmalı
Bakanlık ve Bağlı Kuruluşlar; “Toplumsal anlamda bilinçlendirme, bilgilendirme, iletişim kurma, diyalog oluşturma” görevleri de bulunan kurum ve kuruluşlar Zazaların yoğunluklu olarak yaşadıkları bölgelerde “hizmet dili” yaklaşımıyla Zazaca hizmet vermelidir.

Zazaların yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerde hizmet dilinin Zazaca olması, kurumsal çalışmaların halka duyurusunun yerel yoğunluklu dilde yapılması dilinin yaşaması için hayatî önemi haizdir.

7. 1. Valilik / Kaymakamlık
Zazaların yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerde hizmet dilinin Zazaca olması kriterine binaen Zazaların yoğunluklu olarak yaşadığı şehirlere Zazaca bilen Vali, Zazaların yoğun olarak yaşadığı ilçelere de Zazaca bilen Kaymakam atanmalıdır.

7. 2. Belediye
Zazaların yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerde hizmet dilinin Zazaca olması gerekliliğine binaen Belediye hizmetlerinin yerel dil ile de halka duyurulması, her belediyenin mutlaka en az 2 dilde site hazırlaması. Broşür ve afiş çalışmalarını Zazaca yapması sağlanmalıdır.

7. 3. Sağlık Sektörü
Zazaların yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerde hizmet dilinin Zazaca olması açısından öncelikli olarak Zazaca bilen doktor, hemşire, ebe vb. sağlık personelinin istihdam edilmesi gerekir.

7. 4. Eğitim Sektörü
Zazaların yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerde hizmet dilinin Zazaca olması kriterinden hareketle özellikle ana sınıfı ve birinci sınıflarda ve bilhassa kırsal kesimde mutlaka Zazaca bilen öğretmenlerin görevlendirilmesi gerekir.

7. 5. Dini Hizmetler / Diyanet İşleri Başkanlığı
Zazaların yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerde hizmet dilinin Zazaca olması kriterine binaen dini hizmetlerin Zazaca olarak halka sunulması sağlanmalıdır. Ataması yapılacak görevlilerin Zazaca bilme gerekliliği kriter olarak aranmalıdır, hutbeler ve vaazlar Zazaca olarak halka sunulmalıdır.

7. 6. Kültürel Hizmetler / Kültür Bakanlığı
Zazaların yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerde hizmet dilinin Zazaca olması kriterine binaen, mezkur bölgelerde Kültür Bakanlığı Devlet Tiyatroları aracılığıyla Zazaca oyun sergilemelidir.
İmzalayanlar:
Miraz Dergisi                     (Zazaca Edebiyat ve Felsefe Dergisi, Malatya / Türkiye)
Enstitüyê Zazaki                 (Zaza Dil Enstitüsü, Frankfurt)
Bonê Kulturê Ma                (Zaza Kültürevi Mannheim / Almanya)
Zaza Dil Kurumu                (Almanya)
Fahri Pamukçu                   (Eğitimci / Yazar)
İsmail Söylemez                 (Dilbilimci, Çevirmen, Editör, Malatya/Türkiye )
Ayetullah Karabeyeser         (İletişimci)
Hıdır Eren                         (Eğitimci/İstanbul / Türkiye)
Faruk Eren                        (Eğitimci / İstanbul / Türkiye)
Fatih Çiçek                        (Ankara / Türkiye)
Sinan Yıldız                        (Elektrik – Elektronik Mühendisi)
Fahrettin Özdemir              (Yönetmen)
Adem Bukan                     (İşadamı)
İbrahim Bukan                   (İşadamı)
Ömer Çiçek                       (Sanayici)
Arzu Karadağ                    (Şair)
Mesut Keskin                    ((Dilbilimci (Hint-Avrupa Dilleri), Frankfurt / Almanya)
Mahmut Buyankara            (Sosyolog-YİSTOD Başkanı)
Selahattin Tahta                (İranolog ve Türkolog, İstanbul)
Nasır SÜT                         (Kültür Uzmanı)Grup sözcüsü:
İsmail Söylemez
Filolog
Miraz Dergisi Editörü

Iletisim:
Malatya / Türkiye
Tel: 0422 323 36 65
E-mail: [email protected]

NOT:  İmza kampanyası sonlandırıldı, imzalar ilgili makamlara iletildi.

Zaza Ulusal Sorunu
Bu çalışma daha evvel Zaza Milli Meselesi hakkında adıyla üç kere yayınlandı:
Desmala Sure (Marne/Almanya), No. 9, Aralık 1993,
s. 25-33 ve No. 10, Ocak 1994, s. 17-25;
Yeni basım: Zaza Kültürü Yayınları, Ankara 1994;
Kendi basım, Berlin 1994.
Hem tükenmesi, hem de ihtiyaçtan dolayı dostların isteği üzerine, kısmen genişletilip Nisan 2004 de Zaza Ulusal Sorunu adıyla tekrar yayına hazırlandı.

Zılfi Selcan

TIKLA, İNDİR VE HEMEN OKU

Zaza Ulusal Sorunu 2004

İçindekiler
1. Zaza ulusal bilincinin doğuşu 2
1.1 Zaza ulusal bilincinin gelişme süreci 2
1.2 Bölgecilik, mezhepçilik ve aşiretçilik ulusal inkârcılığa götürür 5
2. Zazaların bölgesel halk adları 8
2.1 Zaza adı 8
2.2 Dımıli adı 10
3. Kırmanc adı 10
2.4 Kürt adı 12
2.5 Dersim adı 13
2.6 Kırmanc ve Zaza adları üzerine 15
3. Zaza dili ve lehçecilik 19
3.1 Lehçe iddiasının siyasi yanı 19
3.1.1 Türk lehçeciliği 21
3.1.2 Kürt lehçeciliği 22
3.2 Lehçe iddiasına dilbilimsel bakış 22
3.2.1 Birçok “lehçe”den ortak bir dil çıkar mı? 27
4. Dersim inancı ve alevilik 29
5. Kürt asimilasyonculuğu ve Zaza düşmanlığı 32
5.1 PKK nin 2. Dersim Kültür Şenliği ’92 ye saldırısı 32
5.2 Diğer saldırılar 35
6. Zaza dili üzerine bilimsel araştırmalar 36

Kürt asimilasyonculuğu ve Zaza düşmanlığı

5.1 PKK nin 2. Dersim Kültür Şenliği ’92 ye saldırısı
2. Dersim Kültür Şenliği ‘92 adı altında birçok Avrupa ülkesinde düzen-lenmiş olan program PKK’nın tehditleri nedeniyle başlamak üzereyken iptal edildi. Bu müzik konserlerinde, yasaklanmış ve devletçe şimdiye kadar yok edilmek istenen bir halk kültürünü yaşama ve yaşatma sevinci vardı. 1971-84 döneminde, devletin Avrupa’daki uzantıları anti sömür-geci geceleri ve kültürel faaliyetleri sabote ediyordu. Şimdi ise PKK’nın Dersim gecelerini açıkça tehdit etmeye başladı. Yani Türk sömürgeci devleti dahi bu dönemde buna cesaret edemezken, PKK onları da geçe-rek saldırıya geçti.
Berlin’deki organizatörün evine girerek bu gecelerin yapılmaması ve yapıldığı taktirde zorla engelleneceği tehditleri savruldu. Organizatör ise, bunun en tabii bir hak olduğunu, kimsenin Dersim gecelerine karşı gelmesine hakkı bulunmadığını söyliyerek programların yürütüleceğini vurgulamıştır. Bu olaydan sonra, kendisine, diğer bıgelerdeki organiza-törlere, programa katılan sanatçılara ve Dersim Belediye Başkanına karşı anonim veya açık telefonlarla hakaret ve tehditlerde bulunarak, yıldırmaya ve sindirmeye çalıştı. organizatör arkadaşın anlattığına göre PKK temsilcisinin kendisine, Dersim gecelerinde güya Alevilik ve Zaza-cılık yapılıyor demesi bu korkuyu gösteriyor. yani onların anlayışına göre şu kasdediliyor: Sünnicilik ve Kürtçülük yapmak helaldır da, gayri-si haramdır. organizatör arkadaş ise bu anlayışı redederek, ne kendi alevi kökenini, ne de Zaza kökenini inkâr edemiyeceğini ve Dersim Kül-tür Şenliğinin, Kürt örgütleri tarafından dayanışmada bulunarak destekleneceğine, tehdit edilerek karşı gelinmesinin anlamsız olduğunu
belirtmiştir. Bunun üzerine daha da arttırılan baskı ve tehditler sonucu, geceler organizatörler tarafından iptal edildi.
Dersim’in ikinci katili ajan Abdullah Öcalan’ın haydutlarından kaçıp mazlum rolüne giren Zaza kökenli ve Karêr’li (Kiği) Selim Çürükkaya’nın kulakları çınlasın: PKK nin o zamanki Almanya sorum-lusu Selim Çürükkaya organizatör Kemal Karabulut’a – bana anlattığına göre – şöyle demiştir: ‘Dersim Şenliğini iptal ettiğiniz için sizi tebrik ediyorum.’ (!).
O zamanlar kahraman ilan edilen PKK nin Dersim sorumlusu Müslüm Durgun (Dr. Baran) Zaza yurseverlığine sahip çıkmış mıdır? Hayır! Gene K. Karabulut’un bana anlattığına göre Dersim’den de telefon tehditleri gelmiştir. Eski dönemlerde olduğu gibi şimdi de bazı Dersimliler Kürt ve Türk yabancı ideolojik akımlarına kapılıp kendi ulusal davasına ihanet ettiler.
Şurası bir gerçektir ki, diğer Kürt örgütleri gibi PKK da Zazaları kürt-leştirmeyi ve Alevileri de sünnileştirmeyi bir siyasi hedef olarak tayin etmiştir. Kürt örgütleri bunu parti proglamlarında açık veya kapalı biçimde ‘Resmi dil Kürtçe olacaktır’ diye yazdıkları gibi, pratikteki tavır ve uygulamarıyla da ortaya koyuyorlar.
Taban tutmuş olan Kürt siyasi örgütleri son zamanlarda artık resmen şafiiliği tek Kürt mezhebi olduğunu savunuyorlar. 16.6.1993 te Ber-lin’de Offener Kanal’da (22°°), üstelik te Dersim TV adı altında (!) ha-zırlamış oldukları programında sarıklı bir Kürt hocası bakın şöyle diyor: Mezhebê Kurda şafiiye. ‘Kürtlerin mezhebi şafiiliktir.’
Eh, Dersimlilere ve öteki alevilere müjde olsun, şimdiden namazını öğrenmeye başlasınlar ve Kenan Evren’in Dersim’de zoraki olarak yap-tırmış olduğu camileri hazır tutsunlar! Hakikaten, PKK ve Kürt yöneti-mindeki Hizbulahcıların ittifağı, Kürt hareketlerinin saklı şeriatçı boyu-tunu, zaman zaman ön plana çıkarak kendisini gösteriyor. Bunu belge-leyen bir gerçek şudur: Dersim’deki Kürt PKK işgalcileri Evren dikta-törlüğü döneminde, burada tamamen alevi olan nüfus arasında zorla kurulmuş olan 313 köy camisini korurken, bütün okulları yakması ve öğretmenleri katletmesi, amaçlanan teokratik boyutu, yani nihai hedef-teki şafiileştirme niyetini açığa vuruyor.
Kürt hareketlerinin, Zaza, Kürt, Türk ve Arap kökenli alevilere, diğer ilericilere, laikçilere ve demokrasi güçlerine karşı beraber getireceği bu totaliter şeriatçılık ve baskıcılık asla gözardı edilmemelidir.
Kendi örgütlenmelerinde topladıkları Zaza gençlerini sindirerek asimile ederken, kendileri dışında, artık giderek geniş çapta ulusal bilincine varmaya başlayan Zaza halkına, Zaza aydın ve yurtseverlerine karşı
harekete geçmeleri bir tesadüf olmayıp, öteden beri bilinçli olarak he-saplanıp planlanan ve taktik şekilde adım adım uygulanan bir gerçektir.
Dersim Kültür Gecelerine yapılan bu saldırı, işte bu Kürt asimilasyon politikasının dışa doğru ilk zoraki uygulamasıdır, aynı zamanda Zaza halkına yapılan bir saldırıdır.
Kürt örgütlerinin ezilen Alevilere ve Zazalara karşı takındıkları düş-manca tavırları ilk olarak değil, son 20 yıldan beri sürekli olarak duya duya artık alıştığım bir söz oldu. Kürt milliyetçileri bunu bana karşı da sürekli olarak, fakat toplum arasında benimle açıkça tartışmadan kaçına-rak, yani yüzüme söyleyerek değil de, daima arkamda dedi kodu yapa-rak kullandığını biliyorum. yeri geldiği zamanda da, toplumdaki tartış-malarımda buna şöyle cevap verdim: Ezilen bir halk olan Zazaların haklarını savunmaya eğer Zazacılık diyorsanız, ben bundan gurur duy-uyorum. Haklarından mahrum olan Alevileri savunmaya da Alevicilik diyorsanız, bundan da gurur duyuyorum. Çünkü ezilenleri, haksızlığa uğrayanları savunmak, haksızlığa karşı çıkmak, şerefli insani bir görev olduğu için, Alevileri de, Zazaları da savunuyorum. Ayrıca mensup olduğum Zaza halkının haklarını savunmam da zaten temel bir görevim-dir. Ben şimdiye kadar ne Zaza kökenimi inkâr ettim, ne de alevi köke-nimi. Kızan varsa kızsın, bu onun şahsi sorunudur.
Zaza aydınları Kürtlere veya Türklere diyor mu ‘sizin diliniz bizim dilimizin bir lehçesidir de, siz kendi kimliğinizi unutun, gelin Zaza olun!’ Sağ olsunlar, fakat başkaları da bize böyle demesin! Çünkü bir Zaza atasözünün dediği gibi:
Her vas koka ho sero r’oeno.
‘Her ot kendi kökü üstünde biter.’
Bizim kendi kökenimiz vardır, onun için yabancı veya yedek kökenlere ihtiyacımız yoktur. Kürt örgütlerinin yürüttüğü mücadele ise Zaza hal-kının mücadelesi değildir. Hatta tam tersine şimdiki eylemiyle, Zaza yurdunu ikinci bir yabancı güç olarak yeniden işgal edip uyguladığı baskı ve sömürüyle sürekli bir rejim kurmaya yöneliktir.
Dersim Gecelerinin iptal edilişi, halk arasında tepkilere yol açtı. Zaza yurtsever çevreleri bu baskı ve tehdidi şiddetle protesto ederek karşı çıkarken, halk arasında da, Zaza halk müziğine karşı istekleri oldukça büyüdü. Bir asimilasyonculuktan, yakası azıcık kurtulan Zaza halkı, yeni asimilasyoncu baskılara rağmen, yabancı müzik yerine, kendi öz müziğini dinlemek istiyor. Bu kültürel talebin elbette karşılanması gere-kiyor. Çünkü müzik ruhun gıdasıdır. Hele Zaza halkı için, karartılan dünyasını aydınlatan ve kendisine yeniden can veren bir güçtür ve temel
bir kimlik gıdasıdır. Ezenlerin türkülerden korkması ilk değildir. Pir Sultan da asıldı, fakat türkülerinde halen yaşıyor.
Bundan sonra ne yapmalı diyorsunuz. Dersim Kültür Geceleri tekrar yapılmalıdır, çünkü halkımızın talebidir. Ancak bunu yaparken, bireysel düzeyde değil de, kollektif düzeyde, halkın da desteğini alarak, halk kesimleriyle birlikte hazırlayıp, yürütmek gerekir. Tehditlere karşı çare ise, daha sıkı kenetlenip, uyanık ve kararlı olmaktır.
5.2 Diğer saldırılar
1. Kaba kuvvetle Zaza aydın ve yurseverlerine saldırılar
İsmail Karaşahin evine baskın ve ağır yaralama (Bochum/Almanya).
Hıdır Aslan Bremen’de (Almanya) bir Dersim Gecesi düzenlerken PKK’lı hain bir Dersimli saldırtılıyor. Kürt faşistleri burada zorla sahneye çıkıp Dersimlilere ağır hakarette bulunuyorlar (H. A.ın bizzat bana anlatımıyla).
Geceden sonra ki günde ise Hıdır Aslan’ın evine baskın ederek öldürmeye teşebbüs ettiler ancak komadan kurtuldu. Ne yazık ki PKK’lı faşist saldırganlar Alman polisine yakalanması için, korkaklıktan bildirilmedi.
2. Siyasi ve asimilasyoncu propağandayla
Başta PKK ve Komkar olmak üzere şövenist ve inkârcı Kürt örgütleri hain ve satılmış Zazalar vasıtasıyla bağımsız yurtsever Zaza hareketine karşı faaliyete geçtiler. Küçük bir çıkar uğruna kişiliğini satan bu unsurların bir kısmı şudur:
Mehmet Tayfun (Malmisanıj), Hüseyin Beysülen (Munzur Çem),
Kâzım Timurlenk, Kamer Söylemez, Haydar Işık vd.
3. Kendine maletme propağandasıyla
MedTV başta Zazacaya proğramda yer vermiyordu. Yazarın verdiği Hollanda Dersim Vakfı konferansından sonra (5.11.1995) paniğe kapılan Kürt şövenistleri, karşı tepki olarak Med TV de Zazaca yayına başladılar. Bunda Serbestiye hareketinin kurulmasının da (24.11.1996) rolü vardı. Fakat bunda sinsi bir tavırla Zazaları kendine maletedip Kürt göstererek ulusal varlığını sürekli inkâr ediyorlar. Yoksa Zazacayı sevdiklerinden değildir.
Mannheim’da Zaza Kulturhaus’da verilen Zazaca dil kursundan bahseden PKK yönetimindeki Özgür Politika gazetesi ’Kürtçenin bir
lehçesi Zazaca’ diye yazarak (Nisan 2004) şövenist ve inkârcı tavırla kendine maledip Kürtçü propaganda yapmaktadır.
4. Hile ve entrikalarla
Duisburg/Almanya Zazaca radyo proğramının Komkar ve PKK tarafından ele geçirilip iptal edilmesi. Bu çirkin görevi, MedTV de çalışan PKK’nin emir kulu Kamer Söylemez üstlenmişti.
5. Basınla saldırı
Yazarın Zazaca Gramer eserine saldırı: Zaza haini Selim Fırat Özgür Politika’da çirkin bir saldırıda bulunmuştu. Özellikle U. Pulur’un haddini bildirmesiyle, ’it ürür, kervan yürür’ misali, sesini kesmek zorunda kaldılar: Özgür Politika sayfalarında Zaza düşmanlığı, Vengê Zazaistani, Nr. 2, Gaẋane 2000, s. 32-33.
6. Zaza dili üzerine bilimsel araştırmalar
Yazarın doktora tezi olarak kabul edilen Zaza Dilinin Grameri, uzun bir çalışmayla hazırlanıp 1998’in aralık ayında Berlin’de yayınlandı. Uzun süre almasının nedeni ise, bunun bir kısa gramer veya öncelikle öğretim kitabı olarak değil de, kısmen dil tarihini ile araştırma tarihini de içeren geniş çaplı teferruatlı bilimsel bir gramer olarak hazırlanmasıdır.
Eserin yayınlanmasından hemen sonra Almanya’nın beş üniversitesinde Zazaca dili ders proğramına alındı:
Universität Frankfurt/M (Prof. J. Gippert),
Universität Hamburg (Prof. R. Emmerick),
Freie Universität Berlin,
Universität Göttingen,
Universität Essen.
Viyana Üniversitesinde (Prof. H. Eichner) ise 2003/04 kış söm. ve 2004 yaz söm. de öğretilmektedir.
Alman bilim kurumu Deutsche Forschungsgemeinschaft (DFG) tarafından desteklenen iki yıllık bir araştırma projesi yazar tarafından Berlin Teknik Üniversitesinde yürütüldü: Zaza-Deutsches Textkorpus.
Burada Zazaca sözlü halk edebiyatı transkribe edilip yüz civarında halk türküsü ilk olarak notaya alındı.