100 bin şarkı diyarı: Çuvaşistan

ÇUVAŞİSTAN’IN KİMLİK KARTI

Nüfus : 1 milyon 800 bin; Yüzde 65 Çuvaş Türkü , yüzde 26 Rus, kalanları Tatar ve diğer etnik milletler.
Başkenti : Çeboksarı
1991’den beri Rusya Federasyonu’na bağlı Özerk Cumhuriyet,
Cumhurbaşkanı : 1997’de seçilen Çuvaş Türkü Vjaceslav Timofeev
Yerel Yönetim : Milli Kongre şeklinde parlemanto
Dili : Çuvaşca
Dini : HiristiyanTarihi: Kökenleri Türk asıllı Kum ve Bor Bulgarlarına dayanıyor. (Bulgar kelimesi sonraları Slavyenleşti )
7. asırda Büyük Bulgar Devleti, Arap akınları nedeniyle Kuzey Sibirya’ya çekildi ve üçe bölündü.Volga kuzeyinde İdil-Ural bölgesinde kurulan Volga -Kum devleti Çuvaşların ataları tarafından kuruldu. Çuvaşlar Göktanrı inancını 17 asra kadar koruyan tek Türk toplumu. 10. asırda ünlü komutan Almuş başkanlığında Çuvaşların bir kısmı Müslüman oldu; ancak bunlar Başkırd ve Tatarlara karışarak milliyet değiştirdi. Aynı tarihte El-biruzdağı eteklerine yerleşen 120 bin Çuvaş aslında Balkar-Kabardin toplumlarıyla da akraba. Şimdiki Çuvaş topraklarında kalanlar 16.17. yüzyılda Rusların baskısıyla Hıristiyan oldu. Ruslar Hıristiyan olanlara tavizler verdi. 1152’de Kazan’ı ele geçiren Ruslar Çuvaşlarla ilgili tüm resmi belgeleri yok etti. Çuvaşları Türk ve İslam dünyasından ayırmaya çalıştı.Ancak Çuvaşlar Türklüklerini, gelenek ve kültürlerini korudu. Hıristiyan olmaları nedeniyle Stalin tarafından 1944’de sürgün edilmeyen tek Türk ve Kafkas topluluğu Çuvaşlardı. Bu nedenle Çuvaşlardan sadece 200 bini dışarıda yaşıyor. Sovyet döneminde Rus kültürü etkisinde kalmalarına karşın 1991’den itibaren hızlı biçimde öze dönüş yaşandı.
İdil–Ural’da bulunan Türki halklar ( Çuvaş–Tatar–Başkurt ) Büyük Bulgarları ortak ataları olarak kabul ediyor. Bölgede 3 Fin–Ugor ( Mari–Mordva–Udmurt ) özerk cumhuriyeti ve 10 idari bölgenin dışında Rus ve Ukraynalılarda yaşıyor.13. yüzyılda Moğol komutan Batu’nun hakimiyetine daha sonra ise Türk–Moğol devleti AltınOrda’nın hakimiyetine giren bölge Türk olma özelliğini Kazan Hanlığı’nın Korkunç İvan tarafından işgal edildiği 1552’ye kadar sürdürüyor. Ruslar bölgeyi ele geçirince tarihin tümizlerini sistematik olarak yok ediyorlar. Tarihi eserleri yok etselerde yörenin yerli Türk halkı ortadan kaldırılamıyor. Türk halkı, kendini işgal eden Ruslardan daha köklü, yüksek bir kültüre sahip olduğu için varlığını koruyor. Ancak Ruslarla birlikte yaşamak onları ekonomik,kültürel, sosyal açıdan geride bırakıyor. Bu acı gerçeği milli müzelerini gezerken hissediyorsunuz. 15. yüzyıldan sonra insanların yaşam düzeyleri geriliyor, Bolşevik döneminde sürgünler, acılar birbirini izliyor ve Sovyetler’in dağılmasından sonra bugünlere enkaz halinde bir bölge ulaşıyor. Rusya, bölgeye ekonomik olarak bakmıyor, gelişmelerine yardımcı olmuyor, ama idari olarak her şeye karışmayı sürdürüyor. Rusya’nın hassas karnındaki bu bölge yeni yeni uyanıyor.
Fotoda görüyorsunuz ki ünlü Çuvaş yazar Michael Yukma. bana Çeboksarı’da son kitabını imzalıyor.
“Yıkılmadım, ayaktayım ” Balonu
Dünya Türk Gençleri Birliği ( DTGB) tarafından Çuvaşistan’ın başkenti Çeboksarı’da 9. Türk Gençlik Günleri ve Kurultayı etkinliğine giderken, hala Sovyetler Birliği dönemini yaşayan, birincil tehdit olarak eskiden olduğu gibi ‘ Pantürkizm’i gören bir yapı ile karşılaşmayı beklemiyordum. 2 yıldır dış hatlardan gelen uçak seferlerini kaldırarak tekrar ‘ kapalı toplum ‘haline dönen Çuvaşların hava alanı gümrüğü, 60 kişilik ekibimizi 5 saat aradı, görüntüledi,okumak için getirdiğimiz kitaplarımızı ideolojik sandı, sanki dilimizi biliyormuş gibi okumaya çalıştı. Rejimin bekçisi KGB, ” Yıkılmadım, ayaktayım ” demek istiyordu; aşağıda okuyacağınız manzara ise gerçeklerin bambaşka olduğunu ortaya koyuyor. Üst düzey bir
Çuvaş yetkilinin korka korka fısıltı ile kulağıma söylediği, “Er–geç mutlaka Moskova’dan kopacağız.” itirafı hafızamın derinliklerine kazındı.
Çuvaşistan, Orta Volga’nın sağ kıyısında ve onun kolları olan batıdaki Sura ve doğudaki Svigiya arasında yerleşiyor. Bayrakları ağaç desenli kırmızı ve sarı ağırlıklı. Bayraktaki üçyıldız, geçmişi, bugüne ve geleceği; sarı güneşi ve güzelliği, kırmızı hayatı simgeliyor. Ağaç motifleri, çizgileri her alanda hayatlarına yansıyor. Mamutların kalıntıları bu ülkede yer alıyor; daha geçen ay bulunan son mamut kalıntısı veinsan iskeletleri bölgenin çok eski yerleşim alanı olduğunu gösteriyor. Ülkede 21 bölge ve 9 büyük şehir bulunuyor. Çeboksarı, Yeni Çeboksarı, Yadrin, Şumerla, Kazlovka, Kanaş, Alatr,Şivilisk büyük şehirleri. Ülkenin yüzölüçümü Kuveyt’den büyük Kıbrıs’dan küçük. Çuvaşların Atatürk’ü YakınoviçÇuvaş dili, diğer Türk lehçelerinden farklı. En eski Türk dili Orhun ve Yenisey diline dahay akın. Uzun süre bu alfabeyi kullanan Çuvaşlar daha sonra Arap alfabesini 18. yüzyıldanitibaren ise Kril alfabesini kullanıyor. Çuvaş dilini 1871’de yeni alfabe yazarak yeniden dirilten ve Lenin’in babası Nikoloy Ulyanov’la birlikte 130 Çuvaş ilkokulu açan İvan Yakınoviç Çuvaşların Atatürk’ü bugün. Resmi, heykeli, hatırası her yanı süsleyen Yakınoviç,Çuvaşlara, “100 bin şarkı, 100 bin güzel söz, 100 bin iyi insan istiyorum. ” diye seslenmiş. Çuvaş Türkleri bu çağrıyı yerine getirerek müziğe, edebiyata büyük bir ilgi duymuşlar son100 yıl içinde. Kızların ceyizinde piyano; oğlanların müzik literatüründe mutlaka, mızıka,gramafon veya flüt mevcut. Kızlar evlenirken evin tüm donanımını getiriyor, erkek tarafı iseev alıyor. Köy düğünlerinde kızlar biraraya gelip şarkı söyleyip eğleniyor, şehirde ise evlilik merasimi Türkiye’de olduğu gibi geleneksel adetleri yitirmiş durumda. Çuvaş edebiyatında 100 bin şarkı var; 7’den 77’ye herkes şair. Bunun nedenini dillerinin lirik olmasına bağlıyorlar.
Barış sevdalısı Çuvaşlar, sakin yaşamlarını hiç bozmamışlar; kuşku yok ki 100 bin iyi insanda yetiştirmişler. Çuvaşların övündükleri iki önemli isim var. Uzaya çıkan üçüncü astranot olan Andrev Nikoloy ve dünya klasikleri içinde kendine yer bulan şairleri Michael Sespik. Halenyaşamını sürdüren 70 yaşındaki Nikokoloy için geçen hafta Çeboksarı Dram Tiyatrosunda bir devlet töreni düzenlerek yaş günü kutlandı. Sespik’in ise 100. yaş yıl dönümünün kutlanmasıiçin yapılan hazırlıklar sürüyor.
Ekonomik durum felç
Çuvaşistan’da hayat sanki Sovyetler hiç dağılmamış gibi devam ediyor. Serbest piyasaekonomisine geçiş çok yavaş ilerliyor. Halkın alım gücü çok düşük. Maaşlar 10 ila 40 dolar arasında değişiyor. Halk nasıl geçiriyor sorusu, ” Elektrik, su,gaz bedava ” dile cevaplansadadurum içler acısı. Ekonomik bağlantıların kopuşu ile birlikte devasa hacimde planlananfabrikalar kapasitelerinin çok altında çalışıyor. Sovyet Planlama Merkezi, Çuvaşistan’dakumaş, traktör, bira ve elektrikli ev aletleri üretilmesini öngörmüş.Çuvaşistan Hbka Kumaş Fabrikası 53 hektar üzerine 1953’de kurulmuş, her türlü kumaşıüretiyor, tüm Sovyetlerin ihtiyacını karşılayacak biçimde devasa yapılmış. Fabrika’nın Pamuktan İplik Üretim Bölümü Müdürü Vlademir Nikolay, ” Fabrikanın bugün 100 kat düşük kapasite ile çalışıyor. 1990 öncesi 20 bin kişi çalışordu, şimdi 5000 çalışanımız var, bunların2500’ünü de süresiz izne gönderdik, ihtiyaç olursa çağırıyoruz. Yıllık 14 milyon metreküpkumaş üretiyoruz. 2000 tezgahtan 483’ü çalışıyor, kalanı yatmaktan paslanmak üzere. “şeklinde sitem ediyor. Özbekistan ve Tacikistan’dan eskisi gibi pamuk alamadıklarını belirten Nikoloyev, Avrupa’nın en büyük fabrikasının halinin içler acısı olduğunu belirtiyor.
Vergilerin yüzde 70’i Moskova’ya
Eskiden 15 bin işçinin çalıştığı 11 modelde traktör, buldozer ve iş makinasi üretin Traktör fabrikasının durumu da kumaş fabrikasından farklı değil. Traktöre talebin azalması bir yana fabrika işçilerini de kaybetmiş durumda. Elektrikli ev aleti üreten 3 fabrika ve bira üreten10’dan fazla küçük üretim, dolum tesisleri de kapasitelerinin çok altında çalışıyor. Fabrika Müdürleri, fabrikalardan elde edilen gelirin yüzde 70’nin vergi olarak Moskova’ya gitmesi nedeniyle zaten ülkelerine bir şey kalmadığını, sadece insanların iş sahibi gibi gözüktüğünü dile getiriyorlar. Sibirya’ya kadar uzanan meşhur Tayga ormanları, ülke topraklarının yüzde 35’ini oluşturuyor. Bu ormanda bulunan Meşe’nin çok dayanıklı bir türünü Amerikalılar 1950’de ithal etmişler. Ağaç oymacılığı son derece gelişmiş; Çuvaşlar adeta ağacı yaptıkları eserlerde konuşturuyor. Ovaya kurulmuş ülkenin en önemli geçim kaynagı tarım ve orman. Kışlar uzun geçiyor. Sürekli yağmur yağan ülkede insanlar, ormandan topladıkları mantarları hem üç öğün yiyor hemde satıyor. Karadenizlinin hamsisi ne ise Çuvaş için mantar o. Mantarın binbir türlüyemeği yapılıyor. Lahana ve patates ise halkın iki temel besin kaynağı. Şifalı ot konusunda uzman Çuvaşların en önemli gelir kaynağı meyve suyu ve bira yapımında kullanılan Şerbetçiotu. Rusya’nın yüzde 85 oranında Şerbetçi otu ihtiyacını Çuvaşistan karşılıyor.
cuvasÇuvaşistanda misafirleri tuz ve ekmekle karşılamak eski bir Türk geleneği. Resimde bu karşılama töreninden bir kesit var.
Öğrenciler geleceğe köprü
Çuvaşların kendilerine özgü sakin bir tabiatları var. Çuvaşların erkeği de kadına da oldukça güzel yaratılmış bir fiziğe sahip. Gözler yeşil veya mavi, saçlar sarı olsada Ruslardan tenlerinin beyazlığı ile hemen ayrılıyorlar. Türkiye’de yüksek öğrenim gören 100 Çuvaş öğrenci, yurt dışından gelen öğrenciler içinde en sorunsuz öğrenciler olarak parmakla gösteriliyor. 14 bin öğrencinin okuduğu Çuvaşistan Devlet Üniversitesinde 20 ülkeden öğrenci mevcut; bunların 80’i Türkiye’den. Çuvaşistan Devlet Üniversitesi Rektörü ve MilliKongre Başkanı Lev Kurakov, öğretmen kökenli, büyük bir eğitimci. Önümüzdeki 5 yıl da yapılması gerekenleri Sovyet döneminde olduğu gibi ‘ 5 yıllık kalkınma planı ‘ çerçevesinde proje haline getirmiş ve bizzat uygulatıyor. Çuvaşlar, Çuvaş diline yapmış olduğu bu hizmetden dolayı Lenin’in babasını ve Lenine toz kondurmuyorlar. Sovyet toplumlarında zulüm yapmadık millet bırakmayan Stalin’e ise atış
serbest. Darvin teorisi okullarda ateşli tartışmalara yol açıyor. Ders kitaplarında Darwinyaşatılmasına rağmen yeni nesil maymundan geldiklerine inanmıyor ve evrimi reddediyor.Sovyetler’in dağılması ile birlikte eskiden yasak olan uzak doğu sporlarına ilgi son derece artmış. Dünya Olimpiyat Komitesi’nin Başkanı Vyaçeslav Timofoyev, Rusya karate şampiyonu.
Çuvaşistan’ın Alparslan Türkeş’i olarak tanımlayabileceğimiz Timofoyev ateşli bir Türkçü. 1997’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kaybetmiş, seçimi Rusya Meclis’i Federal Senatosu’nun üyesi Nikoloy Fodorov kazanmış. Timofoyev, ” Ruslar, Türk halkları politikalarını gözden geçirmeli. Milli, dini ayrımcılığa son vermeli, Slavyen milliyetçiliği yapmamalı. ” diyor. Timofoyev, 22 yaşındaki 1998’de dünya karate şampiyonu olan oğlu Alman Timofoyev’inde aynı zamanda antrenörü. Alman, 22 ülkenin katıldığı Karate Komite Döğüşlerinde 3 defa dünya 5 defa Rusya şampiyonu olduğunu söylüyor. Çuvaşistan’da döğüş sporlarına büyük bir ilginin olduğunu ifade eden Alman, 20 spor okulunda binlerce öğrenci bulunduğu dile getiriyor. Geçtiğimiz ay tüm dögüş sporları federasyarı aynı çatı altında birleştirilmiş.Çeboksarı’da 1993’de açılan Türk–Çuvaş Türk Lisesi herkesin gözdesi. Üç defa mezun vermişve öğrencilerin yüzde 100’ü üniversiteye girmiş. Ziyaret ettiğimiz ülkenin en başarılı Lisesi Çuvaş Milli Okulu’nun Müdürü Valery Romanov , Türk okulu açıldıktan sonra ülkede yapılan tüm olimpiyatlarda madalyalarını onların topladığını ifade ediyor. Türk Lisesi ile koordineli çalıştıklarını söyleyen Romanov, ‘ Türkiye’yi onlarla tanıdık ve sevdik. ‘ diyor.
Türk–Çuvaş Türk Lisesi Müdürü Hasan Oktan, 1300 başvurudan 50’sini imtihanla aldıklarını,170 öğrenciden 110’nun yurtda kaldığını söylüyor ve şu ilginç bir notu ekliyor: ” Türkiye’deöğrenciler yurt da kalmak istemezler. Burada öğrenciler o denli okulla bütünleşti ki evegitmek istemiyor hepsi yurtda kalmak istiyor.” Oktan, Rusya Fizik Olimpiyatlarında 2. olanöğrencilerini Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin’in kabul ederek özel bursla okuttuğunu belirtiyor. Öğrencilerin ücretsiz okutulduğunu, ancak bu yıldan küçük bir ücret alınmaya başlanacağını ifade eden Oktan, bilgisayar destekli İngilizce–Rusça–Çuvaşça–Türkçe yapılaneğitimin rakipsiz olduğunu dile getiriyor.
“Demek bizde Türkmüşüz!”
Çuvaşların kökenleri Türk asıllı Kum ve Bor Bulgarlarına dayanıyor. (Bulgar kelimesisonraları Slavyenleşti ) 7. asırda Büyük Bulgar Devleti, Arap akınları nedeniyle KuzeySibirya’ya çekildi ve üçe bölündü.Volga kuzeyinde İdil-Ural bölgesinde kurulan Volga -Kumdevleti Çuvaşların ataları tarafından kuruldu. Çuvaşlarda eski Türk dini inançlarına ait izleri bugünde görüyorsunuz. Rusça Çeboksarı Çuvaşca adı Şupaşkar olan başkent’deki Şamantepesine bez bağlayarak dilek tutuyorlar. Konuklarını ekmek ve tuzla karşılıyorlar. Komşu Ulyansk mahal bölgesinde 2000 kişinin yaşadığı iki Çuvaş köyünde Şaman Türklerini ziyaret ediyoruz. Yıllardır Türkleri düşman Sırpları kardeş saydıran anlayış nedeniyle soğuk karşılanıyoruz. Ancak insanlarla diyalog kurup ‘ serçe, elma, anne gibi ‘ ortak kelimelerimizi saymaya başlayınca Çuvaşlarında Türk olduğuna inandırıyoruz onları. Bizleri uğurlarken gözleri yaşarıyor, dillerinden ” Demek bizde Türkmüşüz, Türkiye’de kardeşlerimiz yaşıyormuş ” sözleri dökülüyor. Bu topraklara Türkiye’den ilk defa biz ayak basıyoruz. Çuvaşlar, Türk olduklarının farkına yeni varıyor.
Hırıstiyanlık Çuvaşları koparamadı
10. asırda ünlü komutan Almuş başkanlığında Çuvaşların bir kısmının Müslüman olduğunuancak bunların Başkırd ve Tatarlara karışarak milliyet değiştirdiğini öğreniyoruz. Şimdiki Çuvaş topraklarında kalanlar 16.–17. yüzyılda Rusların baskısıyla Hıristiyan olanlarıntorunları. Halen müslüman kalmış Çuvaş Türkü’nün sayısı bu topraklarda sadece 1500.Çeboksarı İmamı Hayrat Haybullah, müslümanlığın Çuvaşistan’da resmi dinler içinde sayılmamasından yakınıyor. Tatar, Özbek, Tacik ve Azerilerden toplam 50 bin müslümanın ülkede yaşadığını anlatan Haybullah, ” Başkent Çeboksarı’da ancak mescitimiz yok. Şumarka ve Kanaş adlı iki büyük şehirde ve 38 ‘i köyde olmak üzere 40 mescitimiz var. 25’de Kuran öğrencimiz bulunuyor. ” diyor. Haybullah, ateizmin ve cahilliğin sürmesinden,insanların Hıristiyanlığı da, Müslümanlığıda bilmemesinden şikayet ediyor. Ruslar Hıristiyan olanlara tavizler vermiş. Ancak Çuvaşlar Hrıstiyanlığı kabul etmelerinerağmen ne Slavyen Hırıstiyan ne ed Türk sayılmış iki arada bir derede kalmışlar. 1552’deKazan’ı ele geçiren Ruslar Çuvaşlarla ilgili tüm resmi belgeleri de yok etmişler.
ÇuvaşistanYazarlar Birliği Başkanı Mişşi Yukma 13–20 yüzyıl arasında Çuvaşların tarihlerini her yönüyle ortaya çıkartan bir kitabı henüz üç ay önce yazarak köprüleri yeniden kurmaya çalışıyor. 150 kitap sahibi, eserleri 144 dile çevrilmiş Yukma’nın bu son kitabı ders kitabı olarak okutulması kararlaştırılmış durumda. Ruslar, tarih boyu Çuvaşları Türk ve İslam dünyasından ayırmaya çalışsada Çuvaşlar Hırıstiyan olmasına rağmen Türk gelenek ve kültürlerini korumayı becermişler. Ruslar Çuvaş Nikolay Buçurin’i Çin’e Hıristiyanlığı anlatması için gönderiyor. Buçurin, misyonerlik yerine 1853’de bugün bile temel eser kabul edilen Çin–Moğol tarihini yazıyor. Hıristiyan olmaları nedeniyle Stalin tarafından 1944’de sürgün edilmeyen tek Türk ve Kafkas topluluğu Çuvaşlar oluyor. Bu nedenle Çuvaşlardan sadece 200 bini dışarıda yaşıyor. Çuvaşların Hırıstiyan olması Türk dünyasından koparılmalarına yetmiyor. Halen yönetim Çuvaşlara Fin–Ugor kökenli yerli halk olduğunuda yatıyor. Ancak dışarı açıldıkça Çuvaşlar, dil, gelenek ve göreneklerin Türk kültürü ile özdeş olduğunu görerek, özüne dönüyor.
Çuvaşistan Milli Müzesi’ni gezerken Arapça bir kitabe buluyoruz. Tarih 1575. Hacı oğlu Simbol. Allah dedi ki: “Her nefis ölümü tadacaktır.” Çuvaşların Ruslarla yaptığı savaşta ölen bir mücahitin mezar taşı; bu kanıt Çuvaşların eskiden müslüman olduğunu doğruluyor. Müze yetkililerinin karşı çıkmasına rağmen fotoğrafını çekiyoruz.
 Faruk Arslan, 21 Eylül 1999
Çuvaşistan Kadın Yazarlar Birliği Başkanı Raisa Sarbi ile Eylül 1998’de Kazakistan’da bir röportaj yaptık, 23 Eylül 1999’da ise Sarbi beni ve dört arkadaşımı evinde ağırladı. Bu tarihi haber aşağıda….
Çuvas Türkü kültürel entegrasyon istiyor
20 kitabın yazarı olan Sarbi, Rusya Federasyonu’na bağlı Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti’nde yayımlanan Çocuk Bike adlı derginin Genel Müdürü, ayrıca Çuvaş Kadınlar Birliği Başkanı. Şairliğine güveniyor , ruhunun Yunus Emre’den ilham aldığına inanıyor.
Çuvaş Türkü, Türk dünyası ile kültürel entegrasyon, çocuk, genç ve kadınlara eğitim yatırım ıistiyor. Türk dünyasının müziğini, şiirini, adet ve geleneklerini herşeyini beğendiğini dilegetiren Raisa Sarbi, Türk dünyasının kültürel entegrasyon sayesinde köküne, özüne daha hızlıdöneceğini vurguluyor. Sarbi, Türklerle Batılıları şöyle karşılaştırıyor ve Türkiye’den beklentilerini şöyle açıklıyor: ” Batılıların teknolojisi gelişmiş, ama birbirlerine güvenmiyorlar; evlerine girip dışarı çıkmıyorlar. Utanma duyguları yok, bedenlerini göstermek normal karşılanıyor, gizlilik mefhumu kalmamış. Bu nedenle er-geç kurduklarımedeniyet çökecek. Açık saçıklık olursa maneviyat yok olur. İnsanın mahremiyatını koruyan bir örtüsü olmalı. Türk dünyasının geleceğine iyimser bakıyorum. Çünkü aile ve akrabalık ilişkileri tüm Türklerde sağlam kalmış. Büyüklere saygı ilgimi çekiyor. Batıya yakınlaştıkça,onların değerlerini benimsedikçe özümüzden uzaklaşıyoruz. Ne olursa olsun bizi kimseaslımızı inkara zorlayamaz. Çuvaş Türkleri Hıristiyan, ama yine de Türk kültürü ile yaşıyor. 1226 yılında dilimizive devletimizi kaybetmemize rağmen bugünlere Türk olarak ulaşmış ve asimile olmamışsak, Çuvaşistan ilelebet yaşıyacak demektir. Çuvaş Türkü, Türk dünyası ile kültürel entegrasyonunsağlanmasını istiyor. Bu ağır sorumluluğun görevin bayraktarı olarak Türkiye’yi görüyor. Batı ve Rus kültürü etkisinden uzaklaşmak için bu tarihi misyon yerine getirilmeli.”
1996’da İstanbul, Ankara, Çorum ve Amasya şiir festivallerine davet üzerine katılan Raisa Sarbi, kendisine gösterilen ilgiden öylesine duygulanmış ki ,’Gözlerim yaşardı .Sanki tanıştığıminsanlar, gezdiğim yurtla ruhani olarak daha önceden tanışıyordum.’ diyor. Raisa Sarbi, çocuk, genç ve kadınlara yönelik yayınları Çuvaş dilinde Çuvaşistan’dayeniden dirilten isim; diğer tüm yayınlar Rusça. Okula gitmeyen çocuklar için Tete (oyuncak ) dergisi, 1941’de kapatılan , öğrenci iken 1985’de tekrar açtığı okul sürecindekiler için Şilcuna dergisi ve 1990’de açtığı Kadınlar Dergisi bunların başlıcaları. Ayrıca 2 edebiyatdergisi de ilk defa Çuvaş dilinde yakın tarihte yayına başlamış. Bu dergilerin Cumhurbaşkanlığına bağlı olmasına rağmen finansman sıkıntısı çektiklerini ifade eden Raisa Sarbi, maiyetinde 13 kişi çalışmasına karşın onlara 9 aydır maaş veremediğini anlatıyor. Son kitabını yayımlatmak için garajını sattığını söyleyen Sarbi, Türk dünyasının bir parçası olan Çuvaşistan’ın sorunlarına özellikle Türkiye’den daha fazla ilgi gösterilmesini beklediklerini belirtiyor. Bilği, iletişim ve kültürel etkiletişim çağına girdiklerini hatırlatan Sarbi, bugünün çocuk ve gençlerine, özellikle kadınlara eğitim yatırımı yapılması halinde Çuvaşistan’ın geleceğinin çok parlak olacağını kaydediyor.
Rusya Federasyonu’na bağlı Özerk Cumhuriyet olan Çuvaşistan’da faaliyet gösteren Suvar Teşkilatı Başkanı Oleg Tspyonkev, Çuvaş şairi’nin, ” Biz olmuşuz, varız ve olacağız. ” sözlerini hatırlatarak , ilelebet var olmayı sürdüreceklerini, kendilerine Çeçenleri örnek aldıklarını belirtiyor .Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra hızlı bir şekilde özlerine dönen Çuvaş Türklerinin artık kendi dillerinde eğitim yaptıklarını,kültürel varlıklarını korumak için yoğun çaba içinde olduklarına dikkat çeken Tspyonkev,yenilmez sanılan Rusları mağlup eden Çeçenlerin, Çuvaşlara bağımsızlığın nasıl korunmasıgerektiğini göstererek örnek olduklarını vurguluyor.
NOSTALJİK HAYALLERİ ÇEÇENLER BİTİRDİ
Rusya Federasyonunda hala demokratik bir sistem yerine ‘ Büyük Rusya hayalleri ‘ peşinde koşanların bulunduğunu ifade eden Oleg Tspyonkev, ”Bu Rus milliyetçisi geçinen güruh, özerk cumhuriyetlerin lağvedilmesini, tekrar valilikler vasıtasıyla Moskova’ya bağlanılması gerektiğini ileri sürüyordu. Eğer Çeçenleri yenselerdi, bu süreç kaçınılmaz gözüküyordu. Bu nedenle Çeçenlere minnetdarız .Nostaljik hayalleri Çeçenler bitirdi. ” dedi. İmperatorluk zihniyetinin tüm milli halkların haklarını yıllardır gaspettiğini, püskürtülenlavların henüz soğumadığını, Rusya’nın da Sovyet mantığı ile hareket etmesi halinde saatlerinin sayılı olduğunu savunan Tspyonkev, ” 1991’de bağımsızlığımızı ilan ettik, özerk cumhuriyet statüsü aldık, kendi cumhurbaşkanımızı seçtik, Milli Kongremizi kurduk. 1997’deyapılan seçimde Vjaceslav Timofeev cumhurbaşkanı seçildi. Ancak kazandığımız hakları gerialmak isteyenler var. Tehlike sürüyor. Bu nedenle Çuvaşların mücadele etmeye hazırlıklı olması gerekiyor. ” uyarısını yaptı.
GENÇLERE GÜVENİYORUZ
Çuvaş gençlerinin artık Çuvaşça konuşmaktan utanç duymadığını, 1991’den berikazanılan hakları gençlerin tepkileri yardımıyla elde ettiklerini anlatan Oleg Tspyonkev,Çuvaşistan’ın geleceği için gençlere çok güvendiklerini söyledi. Rus basın organlarından bazılarının , uyanan gençliği ve öz kültürüne dönmek isteyenleri ‘ Çuvaşları hiristiyanlıktan müslümanlığa döndürecekler; bunların Türkiye casusu ‘ diye iftira attığına dikkat çekenTspyonkev sözlerine şöyle devam etti : ” Bunların hepsi yalan. 1960’da Çuvaşistan’da Çuvaşça eğitim yasaklandı, bilim dili Rusça olacaktı; Rusça bilmeyen yükselemezdi, işe giremezdi.Şimdi Çuvaşlar dillerine ve kültürlerine sahip çıkıyor. Din ayrımı yapmıyoruz. Biz Hiristiyanız, ama bu unsurun bizi Türk dünyasından ayırmayacağını ümit ediyoruz. Enformasyon ablukası altındayız. Türkiye’den, Türk dünyasından bilği alamıyoruz. TümTürk dünyasının ortak bir televizyonu, gazetesi olursa aramızda iletişim kurulabilir. Umudumuzu gençlere bağladık.
Faruk Arslan,  29 Eylül 1999, Yeni Şafak Gazetesi

 

Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi