3. Seans Pozitif Düşünce ve Bağışlama

Öncelikle 24 sayfalık yayınım 3. Sufi mektubuna PDF olarak aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

sufiterapinewsletter3Türkçe

Kaçıranlar için 24 sayfalık 2. Sufi mektubum buradan okunabilir.

sufiterapinewsletter2Türkçe

24 Sayfalık 1. Sufi mektubu burada bulunuyor.

sufiterapinewsletter3Türkçe

1. Sufi newsletter 24 Sayfalık İngilizce versiyonu bu dili bilenlere hediye edilebilir.

sufiterapinewsletter1English

Halk psikoterapi teknikleri içinde korku, ümitsizlik ve endişeyi giderici öyküler anlatıp metaforları manevi anoloji haline getirme ve böylelikle yeni pozitif düşünme yolları ortaya koyma önemlidir. Özgüven artırıcı örnekler, önyargıları ortadan kaldıran hikayeler, yanlış düşünceleri düzeltir ve alternatif farkındalık sağlar. Güncellenen sosyal normları bularak Bibliyoterapi yöntemiyle bundan analiz ve çıkarımlar elde edilir ve daha derin ama pozitif düşünmemiz hedeflenir. Travma çözücü çıkarımlar, insanın hayatı boyunca kullandığı hataları fark etmesine yardımcı olur. Ancak bazı insanlar yenilikten, değişimden ölesiye korkarlar. Özellikle belli yaşlardan sonra öğrendiğini farklı öğrenme zorlaşır. Kalp marazı denilen kötü sıfatlarla kararan, mühürlenen kalpler, bulanık zihinler vicdan ihlasını kaybetmiştir.

Ben ötesi psikolojide öncelikle korku ve kaygılarımızla yüzleşmemiz gerekir. “Ben dili” kullanılarak en güzel doğruyu bile anlatsak muhatabınızın egosu incinebilir. Eğer birine “sen” diye cephe hücumu yapılırsa, o kişi nefis savunması yapar ve ego savaşları başlar. Mevlana, Said Nursi ve Fethulah Gülen Hocaefendi Hazretleri, halk tebliğ metodunda şahıslarla uğraşmaz, önce nefsine söyler, iyi ile kötü sıfatları ayırmaya çalışırlar. “Halk içinde Hakk ile beraber” olma bilgeliği işte budur. Bilgi sahibi edindiği bilgiyi ve ilmi kendisine uygulayarak bilge olur. Alim olan bilgiyi başkasına da anlatır. Bilgi kişi önce kendine şekil verir. Arif olan insan ise hem başkasına hem başkasına şekil verir. Mevlana, tıpkı üstad Nursi gibi, “Bir yandan korkuya, bir yandan  ümide düştün mü iki kanadın olur. Bir kanatlı kuş katiyen uçamaz, acizdir” demektedir.

Bir gün İmam-ı Azam’a bir çocuk getirilir, çok bol yediği için her tarafı yara bere içinde kalmıştır, oysa bal yemek Hz. Muhammed’in (SAV) hadisine göre şifadır. Babası çocuğa okumasını talep eder. İmam-ı Azam, 40 gün sonra gelmelerini söyler. Baba ve çocuk çaresiz geri dönerler ve 40 gün sonra tekrar gelirler ve İmam, “Bir daha bal yeme evladım” der. Çocuk, “olur amca bir daha yemem” der. Babası şaşkındır: “Neden 40 gün önce söylemedin” diye çıkışır. Ebu Hanife, “40 gün önce bal yemiştim, eğer o gün söyleseydim sözümü dinlemez, bal yemeye devam ederdi. Ben 40 gün yemedim. Şimdi çocuğun bal yemeyecek ve yaraların kapanacak” diye tarihi bir psikoterapi dersi verir. Gerçektende öyle olur.  Buradan iki ders çıkıyor. Bal yemek her zaman şifa olmayabilir. Üstad Nursi, su içmek bile hastalığa göre bazen haram bile olabilir der. İkinci ders, sadece yapdıklarınızı söylerseniz başkasında etkili olabilir. Yapmadığınızı evladınıza söylerseniz asla etki etmeyecektir. Bugünün psikoterapist, psikiyatrist ve psikologların en büyük sorunu budur. “Ata et, ite ot verilmez”, her bireye özgü psikoterapi tekniği bulunmalıdır.

Toplumumuzda en büyük depresyon, stres ve ansiyete sorunu, bağışlama kültürümüzün bozulmasıdır. Bırakın başkasını kendisini dahi suçlayarak hiç af etmeyen, Allah’ın her günahı tevbe ederse af edeceğini bilmeyen, boğazına kadar bataklıkta yaşayan insanlarımız var. Oysa ümitsizlik müslümanca düşünce değildir. Bir haksızlık, zulüm, eşitsizlik, ayrımcılık ve adaletsizle karşılaştığınızda üç çözüm yöntemi ve stresten kurtulma seçeğiniz vardır:

  1. Unutma  2. Yok sayma. 3. Bağışlama

Bazıları nefret, kin ve intikam duyguları ile hareket eder, öfkesine yenilir ve kendi kübüne zarar verir. Kötü duygular ruhumuzu, kalbimizi ve bedenimizi zehirler.  Unutmak her zaman çare değildir, insan hafızası güçlüdür, bilinç altına atsa bile başka bir olayda eski travma tetiklenir ve tekrar psikolojimizi olumsuz etkiler. Sorunu yok sayarak belli bir zaman kazanmış olabilirsiniz ama halen problem orada sizin çözmenizi bekler. Nice yok sayılanlar hep zihinde var kalmıştır. Kur’an’da ve hadislerde bağışlama, af edicilik en önemli takva ve manevi yükselme unsuru olarak sayılmıştır. Merhamet etmeyene ahirette de merhamet edilmez. Bu nedenle negatif bir düşünceyi pozitife çevirmek için tamamen bağışlamak gerekir. Yunus (AS) peygamberin bağışlanmayı bize öğreten ismi azam duası her gün okunmalıdır. “Ben hatalıyım, yanlış yapanım, bağışla beni, sen noksan sıfatlardan münezzehsin Yarabbi” duası, bir Kur’ani Terapi yöntemidir.

“Üzülme” der, Mevlana… “Eğer istediğin bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için… Yada gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur…”

Haddini bil!
İnsanları küçük görme,
Allah büyük işleri küçük şeylerden yapar…

Küçük şeye takılma ki kaybetme.
Allah’ın lütfu.
İstediğine verir, istediğinden alır.
Allah alır da verir de…

Başkasına verdi diye o en iyi demek değildir ki,
O küçücük işlerle büyük şeyler yapar.
Küçük şeylerle baş döndürücü şeyler yapar ki,
Kendi büyüklüğünü göstersin.

Sen evvela nasihati kendi nefsine söyle:
Hayalı ol, edepli ol.
Yaratan bilir.
Dilediğine dilediğini verir…

İnsan hakları merkezli Sufizm toplum vicdanını aydınlatır, kişisel ruhsallık ile toplumun ruhi vicdanı arasında köprü kurar. Modern terapi yöntem ve tekniklerini etkileyebilir, zengin ve alternatif bir manevi tedavi metodu sunar. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Sufi yorumunu gösteren en önemli eseri “Kalbin Zümrüt Tepeleri” Sufizm terminolojisi konusunda yararlanılması gereken  birincil kaynaktır.  Kişisel olarak Sufi tecrübeleri yaşamak ve izlenimlerimi pozitif Sufi terapi ve iyileştirme yöntemi olarak ortaya çıkarmak gençlik hayalimdi.

Orta yaş kemale erince  25 yıldır sürekli ertelediğim, zihnimin derinliklerinde yaşayan projeyi gerçekleştirmeye Wilfrid Laurier Üniversitesi Sosyal Hizmetler bölümü Psikoterapi uzmanlik tezimde karar verdim ve tezimi kabul ettirdim. Bunda Gülen’in  son beş yıldır konuşmalarında bireylerin gelişiminde kalp ve ruhsallığa, iç manaya büyük önem vermesi etkili oldu. İnsanlık, kültürel ve ahlaki hassasiyeti olan yeni bir pozitif psikoterapi modeline sevgi ve kabul edilme merkezli olarak ihtiyaç duyuyor.  İnsanın gerçeğe yolculuğu ve arayışı sürekli engellerle karşılaşıyor. Bireyselciliğe dayalı kapitalizm kültür işgali altında olduğumuz 21. yüzyılda nefis terbiyesi daha fazla önem kazandı.

Sufizm içinde insan sevgisi ve kültürleri kabullenme vardır ve insan haklarına saygıya dikkati çeker. Sufi terapi ile ruhsal boyutu teşvik ederek akıl, ruh, kalp ve zihnimizdeki diğer fakültelerin içselleştirilmesi gerekiyor. Eşrefi Mahluk olan insanda Allah’ın esmaları ve tecellileri gizlidir. Ruh ile kalp arasında bağı sağlayan bu tecelliler öldürülürse insan insanlıktan çıkar. Hangi eğitim durumu ve statüye sahip olursa olsun ‘Latifeyi Rabbaniye’sini yitirmiş birey, Sufi geleneğe göre 14 ayrı hayvanın karakteristik özelliğine bürünür. Temiz insan fıtratı bozulur. Oysa Latifeyi Rabbaniye, Rabbimizin esması gibi sonsuz sayıdadır ve ruh kumaşımızı işleyecek terzidir.

Sufi terapi modelinin Risale-i Nur’dan 40 Sufi tekniğini çıkardım. ‘4 kapı, 40 makamda müftü gerekmez’ diyen Yunus Emre, insanın ulaşabileceği zirveyi, meleklerden üstün hale gelme kıvamını göstermiştir. İnsan hayvanlardan aşağıda düşebilir, meleklerden yukarıda çıkabilir. Çünkü, akıl, şehvet ve öfkesine sınır konmamış, son nefesini verene kadar nefsi ile büyük savaş yaparak terakki etme şansı verilmiştir.

Bu sayıda nazar duaları, “Mühr-ü Şerif Hicab” adıyla meşhur “Kara Büyü, Nazar, Cin Musallatı ve Kazadan Koruyan” duaya yer verdim. Ebu Dücane’nin(ra), Allah Rasulü(asm)’nden aldığı cinlere karşı “Nâme-i Peygamberî” adıyla bilinen dua çok etkilidir. İbni Abbas’tan rivayet başağrısı, ateş ve sair hastalıklara karşı peygamberimizin (sas) duası da yapılabilir. 3. Seansta pozitif düşünme ve bağışlama ufkunu işledim ve “Mevlana Terapi” denilen “Bibliyoterapi” yöntemine başladım. Yunus (AS) peygamberin Kur’an’da geçen ismi azam duasını ezberlemenizi ve günde 3 veya 7 defa okumanızı istiyorum. Risale perspektifinden terapi sunuyorum. Gizli kalp ilimlerinin sahibi Şemsi Tebrizi’den kesitler veriyorum.

 

Selam ve Dua ile

 

Faruk Arslan

MSW, RSW, Psikoterapist

Clip to Evernote
5 Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi