Brahmanizm’den İslam’a Doğru

Brahmanzim dininin; adından da Anlaşılacağı gibi;
B-RAHMAN-IZM (Merhametizm-Merhamet Etmek) anlamına gelmektedir. Sanskritçe içerisinde pek çok Aramice,İbranice ve Arapça sözcükler bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de;
“Abraham(İbrahim)” sözcüğüdür. Sanskritçe dil kuralına göre; Bir başka dilden sözcükler alınacaksa, kelimenin ilk sesli harfi sona alınır.

Brahma -> Abraham (İbrahim)
Saraswati -> Sarah (İbrahim’in Eşi)
Manuh -> Nuh (Tufan Peygamberi)

Pek çok tarihçi; Abraham’ın ve diğer Yahudi kabilelerin Hintlilerden geldiğini ifade etmektedirler. (Soli’li Clearchus, Tomas Doreste, Flavius Josephus, Aristo, Vb.)
Brahmanizm’de; Brahma’nın iki oğlu vardır. Bunlar Atharva ve Angira’dır. Eğer Brahma’yı Abraham(İbrahim) kabul edersek; Atharva: İsmail, Angira ise İshak’tır. Atharva’ya ithaf edilen Kutsal Kitap; Atharvaveda’dır. İshak’a yani Angira’ya ithaf edilen kitap ise; Angiras (Angiralar-Adaçayı) Masalıdır.

KONUYA GİRİŞ
Biz müslümanlar inanıyoruz ki; Dünya’da insanların varoluşundan itibaren, insanın kullanım kılavuzları (ahitler-kutsal kitaplar) Allah tarafından; Cebrail ve akabinden peygamberler aracılığıyla insanlara bildirilmiştir. Bu kullanım Kılavuzun’dan Kur’anda sadece (Kur’an Harici) 3 adet kitap ismi geçmektedir. Bunlar; Tevrat, İncil ve Zeburdur. Tevrat Musa peygambere, İncil İsa peygambere ve Zebur Davut peygambere verilmiştir. Kur’an’ın Bakara Suresinin 136. ve Al’i İmran suresinin 84.ayetinde bizlere şöyle buyrulmaktadır;

[Bakara 136]:”Deyiniz ki, “Biz, Allah’a iman ettik ve bize ne indirildiyseİbrahim’e,İsmail’e, İshak’a, Yakup‘a ve torunlarına ne indirildiyse, Musa‘ya veİsa‘ya ne indirildiyse ve bütün peygamberlere Rablerinden ne verildiysehepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak O’na boyun eğen müslümanlarız.”
[Al’i İmran 84]:”De ki: “Allah’a, bize indirilen (Kur’ân)e, İbrahim‘e, İsmail‘e,İshak‘a, Yakub‘a ve torunlarına indirilene, Musa‘ya, İsa‘ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandık. Onların arasında hiçbir fark gözetmeyiz, biz O’na teslim olmuşlarız”.
Bu ayetlerde Rab’bimiz; Musa ve İsa peygamberin isimlerinin yanında; İbrahim, İsmail, İshak ve Yakup isimlerini de saymaktadır. Bu ayetlerde ki “İndirmek” sözcüğü; sadece Kitap anlamına gelmeyebilir. Ancak Allah’ın insanlara indirdiği din tekdir. O da islamdır. Ancak farklı farklı kitaplarda; Aynı hükümler ile gelmiştir din. Bende bu çalışmamda; “İndirilen” şey’in Kitap olduğunu düşünerekten; bir çalışma yazmış bulunmaktayım. Buyurun okuyalım.
“Hindistanlı ünlü yazar ve Sanskritçe uzmanı Prof. Dr. Pundit Vaid Prakash tarafından kaleme alınan kitap Hindistan çapında büyük tartışmalara neden oldu. Hindu dilinde kaleme alınan ve İngilizcesi yakında “The Last Kalki Avatar” adıyla yayımlanacak olan kitapta Prof. Prakash, “Son Peygamber”in Hz. Muhammed olduğunu söylüyor.Prof. Prakash uzun yılların emeği olan kitabında, Hindu kutsal metinlerinin üzerinden uzun geçmesine, üzerlerinda yorum ve değişim yapılmasına rağmen hâlâ bazı hakikatleri içerdiğini kaydediyor.Hinduların hâlâ bekledikleri son “Kalki Avatar”ın Hz. Muhammed’den başkası olamayacağını belirtiyor.”
[www.yeniumit.com.tr]

avatar-inanci
Avatar, Hint mitolojisine göre tanrıların,meleklerin vb.’nin yeryüzüne indiklerinde büründükleri şekillerdir.Tanrı Vişnu yeryüzüne toplam 10 kez inecektir. 9 kez inmiştir. 10.kez inmesi beklenmektedir. Ancak bazı profesörlere göre aslında 10.kez dünyaya 571 yılında inmiştir.!
1-Matsiya (Balık)
2-Kurma (Kaplumbağa)
3-Varaha (Yaban domuzu)
4-Naraşima (Yarı aslan)
5-Vamana (Cüce)
6-Parşu Rama (Baltalı Rama)
7-Rama
8-Krişna
9-Buda
10-Kalki Avatar

1
Hinduların kutsal kitaplarından biri olan Atharvaveda’da Kalki Avatar’ın adının; “Nar-Ashansah” olacağı yazmaktadır. Ayrıca Mantra 6.bölümde ise; dünya’nın rehberi olacağı yazmaktadır.

“O, ‘Narashansah’tır.”(Atharvaveda Kitap 20, Hymn 126 1-14 arası ayetler.)
“O, dünyaların efendisi, bütün beşerin en iyisi ve rehberidir. (Mantra 6)

Sanskritçe diline göre; “Narashansah” sözcüğü; “Övülen ve Tanrıya Dua Eden” anlamına gelmektedir. Övülen sözcüğünün Arapça karşılığı Muhammed‘tir. Vişnu’nun yeryüzüne gelecek olan son avatarının yani son peygamberin adının; Muhammed olacağı açıkça belirtilmiştir.
Mantra 6.bölümde, gelecek olan peygambere ithafen; “o dünyaların efendisi, bütün beşerin en iyisi ve rehberidir” şeklinde bir ifade bulunmaktadır. Bu ifade Dolaylı yoldan Kur’an’a işarettir. Çünkü dünyanın en iyi rehberi Kur’andır.

2
Brahmanizm Kutsal metinleri olan Bhavishya Purana’nın Prati Sarg 3 bölümünün 3,5.ayetinde; Gelecek peygamber’in; Ashabıyla beraber Zuhur edeceği, adının “Mamah” olacağı, Arabistan bölgesinde doğacağı ve Şeytan ile savaşacağı bildirilmiştir.
—“Bir malekha, yabancı dil konuşup yabancı bir ülkeye ait olan bir ruhanî rehber, ashabıyla beraber zuhur edecek. Onun adı “Mamah” olacak. Ey sen beşeriyetin efendisi, Arabistan’ın sakini! Sen, şerri yok etmek için büyük bir güç topladın ve Melekhalı düşmanlardan kendini korudun. Ey sen, en büyük Rab olan Tanrı’nın en mü’min görünüşü! Ben senin kölenim; beni ayaklarının altına yatır!’” (Bhavishya Puran, Prati Sarg Parv III: 3, 3,5)

Brahmanizm kutsal metinleri olan; Puranalar’ın 24.bölünün 79. ve 80.ayetlerinde; Karanlık Çağların sona ermesi yaklaşınca, Allah’ın son elçisinin yeryüzüne geleceğini bildirmektedir. Allah’ın son elçisi Hz.Muhammed’tir. Gelecek olan elçinin; (Sanskritçe) “Sambla Dib” yani Kumlu bir bölge de dünyaya geleceğini bildirmektedir. Yine bu zat’ın Arif ve namlı bir aileden dünya’ya geleceğini ve annesinin adının (sanskritçe);”Sumati” olacağını ve babasının adının ise; “Vişnuyasa” olacağını bildirmektedir. Sumati sözcüğünün karşılığı; “Emin Olunan Kişi” ‘dir. Arapça karşılığı ise; Amine’dir. Vişnuyasa sözcüğünün karşılığı ise; “Tanrı’nın Kulu” ‘dur. Arapça karşılığı ise; Abdullah’tır.
—“Vedalar tarafından öğretilen hareket ve fiiller, hakîkî müesseseler, mevcudiyetlerini tam kaybedecekleri sırada, bu karanlık çağların sona ermesi yaklaşacak ve Tanrı’nın son tenâsühü, bir cenkçi, muharip şeklinde tezâhür edecektir. Bu muharip, Sambla Dîb (Kumlu Ada)’de, ârif ve namlı bir aileden dünyaya gelecek. Babasının adı ‘Vişnuyasa-bhagat’, anasının adı ‘Sumati (emîn olunan kişi: Âmine)’ olacaktır.” (Vişnu Purana,24,79-80.ayetler.)

. Brahmanizm’in kutsal metinlerinden biri olan; Kalki Purana’nın 12.bölümünde; Peygamber’in; annesinin ve babasının ismini vermesinin yanısıra; Kureyş kabilesinde dünyaya geleceğinden; ayın 12’sinde pazartesi günü dünyaya geleceğinden, Cebrail tarafından mağara’da vahiy alacağından ve miraç olayını gerçekleştireceğinden bahsedilmektedir.
—“Bir öğretmen (ruhani lider), Amine (Sumati) ve Abdullah (Vishnuvagat(yasa))’dan dünyaya gelecektir. Pazartesi günü ayın 12’sinde doğacaktır.(12.Baishaklı) Babası doğumundan bir süre sonra ölecektir. Kumlu yerin (Salmal) prensesi ile evlenecektir. Cebrail (Pars-Ram) tarafından mağara’da öğretilecektir. O öğretilerini huzur verici yerde (Sambala) akrabalarına anlatacaktır. Akrabaları ona karşı gelecektir. O devam eden işkence ve zulümlerden dolayı Medine’ye (Yathrib) göç edecektir. Ama bir süre sonra; o elinde kılıç ile yeryüzü fethetmek üzere Huzur verici yer’e (Sambala-Mekkah) geri dönecektir. Daha sonra; bir ata binerek 7 göğe çıkacaktır. (Kalki Purana, XII)

MANTRALAR
“Maleckha Dharma”
Brahmanizm metinleri olan; Athavaveda’nın 20.bölümünün içerisinde yer alan mantralar vardır. Bu mantralar; 20. bölümün 1’den 13.ayete kadar olan ayetlerini kapsar.

Mantra 1: “Ey insanlar, şunu dinleyin! Takdire değer bir zat övülüp takdir edilecek. Ey Kaurama, Rushama’lardan (düşmanlık yapan putperestlerden) 60.090 kişiyi teslim aldık.”
*Ayetin orijinali (Sanskritçesi) ‘nde zikredilen “Ovülüp” sözcüğünün karşılığı ise; Nar-Ashansah’tır. Nar: Yaratana Dua Eden, Ashansah: Adam demektir. Hindu inanışına göre ise dolaylı yoldan; Tanrıya Dua Eden kişiler; övülmektedir.
*Birinci Mantra da ki “Kaurama” sözcüğü; Sanskritçe’de “Barışsever Mühacir” anlamına gelmektedir.
*Rushamalar; Hint tarihine göre, düşmanlık yapan putperestlerdir. Mekke’nin o zaman ki nüfusu yine tarihi verilere göre; 60.090 Kişidir.

Mantra 2: “Yanındaki eşleriyle beraber O’nun yükünü yirmi deve taşır. Yüklerin ya da arabanın en üstünde O, başı semalara değmesin diye boyun eğip iki büklüm olur.”
*İbn Hişam, 4:47–48’den rivayetle; Hz.Muhammed Mekke’nin Fethi sırasında mütavazi bir hareket sergiler.

Mantra 3: “O, Mamah Rishi’ye (Muhammed’e) yüz altın para, (çiçekten yapılmış) on taç, üç yüz savaş atı ve on bin inek verdi.”
*Ayette belirtildiği üzere;
Yüz Altın Para= 100 Sahabi,
Çiçekten Yapılmış On Taç= Cennet ile müjdelenen on güzide sahabi,
Üç yüz savaş atı
On bin inek= 10 bin sahabi
Peki bir inek nasıl sahabi olabilir? gibi sorular gelecektir. Bilindiği üzere; Hintçe-Sanskritçe; Hint-Avrupa dil ailesine mensuptur. “Cow” sözcüğü; “Go” ‘dan yani gitmek fiilinden türemiştir. Ashab veya Sahabiler; Peygamber’in dostudur. Peygamber bir savaşa katılacağı zaman onlarda peşlerinden giderlerdi. Hz.Muhammed 10 bin sahabi ile Mekke’nin fethi sırasında Mekke’ye girmişlerdir-gitmişlerdir. Dolayısıyla; Dil bilgisi bakımından da Bu ayette kullanılan İnek sözcüğü; sahabi manasına gelmektedir. Hele ki; zaten ayette Savaş Atları da geçmektedir.

Mantra 4: “Hakikati tebliğ et, ey ibadet eden Ahmed!; aynen meyveye durmuş ağacın başında şakıyan bir kuş gibi, etrafına tatlı nağmeler söyle. Senin dudakların ve dilin bahçe makasının keskin ağzı gibi hızlı hareket eder.
*Ahmed sözcüğü Sama Veda 2:6 ‘da geçtiği gibi bu ayette de geçmektedir. Ondan; Gerçeği Tebliğ etmesi; dünyaya yayması istenilmiştir.
“Ahmed, Rabb’inden dinî bir hukuk sistemi (Şeriat) aldı. Bu hukuk sistemi serâpa hikmettir. Ben, aynen güneşten alıyormuşum gibi O’ndan (Ahmed) ışık alırım.” (Sama Veda 2:6)
*Ayrıca;Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Hz. Cebrâil aracılığıyla vahiy aldığı zamanki hâline işaret vardır. (Kıyamet/75: 16–18)).

Mantra 5: “Ey onların ibadetleriyle dua ve ibadet eden Zât, (kutsal) güçlü boğalar gibi çabuk ol. Evde sadece onların çocukları var ve evde onlar (kutsal) ineklerin gelmesini bekliyorlar.”
*Yukarıda da yazdığım gibi; İnekler hindoloji bilimine göre insandır. Ashabtır.
*Ayrıca; “Bu âyet Bedir, Uhud ve Ahzab (Hendek) savaşlarına da telmihte bulunmaktadır.”
(Buhari, megazi 17; Müslim, cihad 67, 83)
[www.yeniumit.com.tr]

Mantra 6: “Ey (Tanrı’yı) senâ eden, sana inekleri ve hayırlı şeyleri kazandıracak hikmet ve bilgeliği çabucak elde et. İyiliğe istidadı olanlar arasında hikmet tohumları saç, tıpkı okunu tam hedefine isabet ettiren bir okçu gibi.”
*Bu ayette; Gelecek olan peygamber’in; hikmeti yayması anlatılmaktadır.

Mantra 7: “Dünyanın Kralı veya Kâinâtın Nuru için en üstün övgüleri söyle; (O’nu sena et ki) O çok sevilen bir kimsedir ve insanlar arasında en yüce olandır. O bütün insanlara bir rehberdir ve herkesi (bir sığınak gibi) bağrına basar.”
*Bu ayette ise; gelecek olan peygamber’in sıfatları bildirilmektedir.

Mantra 8: “O, herkesi görüp gözeten zât, tahta çıkar çıkmaz dünyaya barış ve güven hediye etti. Kuru ülkesinin halkı, O’nun, Beyt’in inşası sırasındaki arabuluculuğunu anlatıp duruyorlar.”
*İbranice’de, bir evi koruyana Kuru, o eve de Kore denilir. Bu kelime Sanskritçe’ye “Kuntap” olarak geçmiştir. Kuntap sözcüğü günah ve sefaleti yakıp kül etmek mânâsına gelir; (günah ve sefalet demek olan) “Kun” ve (tüketmek, bitirmek anlamındaki) “Tap” kelimelerinden türetilmiştir. Dr. Vidyarthi, Kuntap tabirinin “Bekke” (Mekke) kelimesinden türetildiğini belirtmektedir. Aynı mânâya gelen Sanskritçe ve Arapça kelimeler tahlil edildiğinde, Arapça’daki “b” harfinin Sanskritçe’de “p” olarak kullanıldığı görülecektir. Arapça’daki bir çeşit “t” harfi, yazıldığı hâlde “t” gibi okunmaz ve kelimedeki durumuna göre “h” olarak telâffuz edilir. Pek çok Sanskritçe sözcük, Arapça’dan alınmıştır ve geriye doğru tersten okunduğunda arapça sözcükler çıkmaktadır. İşin ilginç yanı, Bekkeh (Mekke) ve Kâbeh (Kâbe) kelimeleri de aynı temel harflerden oluşmaktadır.[www.yeniumit.com.tr]

*Kuru sözcüğü; Kore olarakta denildiğinden ötürü; “Koreish” sözcüğüne ulaşılır. Ve bununda Arapça Telaffuzu “Kureyş” ‘tir.

Mantra 9: “Herkese barış ve güven dağıtan Kral’ın ülkesinde, bir kadın kocasına, sofrasında lor mu yoksa başka bir içecek mi tercih ettiğini sorar.”
[Nisa Suresi 34]: “Erkekler, kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar”
*Yukarıdaki ayette; Kur’anda ki Nisa Suresinin 34.ayetine işaret edilmektedir.

Mantra 10: “Olgun arpalar, yarıklardan başlarını çıkarıverir ve semalara doğru yükselir. Herkese emniyet dağıtan Sultan’ın ülkesinde insanlar zenginleşir.”

*Yukarıda ki ayette; Hakın zenginleştiği dönem yani Ömer bin Abdulaziz dönemine işaret edilmektedir.

*Ayrıca Kur’an da ki Fetih Suresinin 29.ayeti ile benzerlik gösterir.

[Fetih Suresi 29]: “Filizini çıkaran sonra onu kuvvetlendiren, böylece kalınlaşan, sonunda gövdesi üzerinde yükselen, çiftçilerin hoşuna giden ekin gibidir.”

Mantra 11: “Indra (Hinduizm’de Tanrılar kralı, fırtına ve gök gürültüsü Tanrısı), kendisine medhiyeler dizen aşığı uyandırdı ve ondan her taraftaki insanlara gitmesini istedi. Ondan, Yüce Indra’yı senâ etmesi istenmişti; bütün dindar insanlar müteşekkirâne onu takdir eder ve Tanrı, ona nimetlerini ihsan ederdi.”
*Ayette; Her taraftaki insanlara gitmesi istenilmektedir. Yüce Indra’yı sena etmesini istemektedir. Hz.Muhammed’de de Tebliğ için; 4 bir yana mektuplar göndermiştir. İslama davet için.

Mantra 12: “Bu ülkede, inekler, atlar ve insanlar çoğalmış ve artmıştı; çünkü burada, sadaka ve kurban olarak binlerce para veren cömert ve olağanüstü eli açık bir Zât idarecilik yapmaktadır.”
*Ayette; Hz.Muhammed’in vasıfları ve Mekke-Medine halkının zenginliği anlatılmaktadır.

Mantra 13: “Ey Indra, izin ver de bu (kutsal) sığırlar emniyette olsun; onların sahibinin incinmesine müsaade etme. Ve hiçbir düşmana, ey Indra, ya da hiçbir hayduta onları ezdirme.”
*İndra Tanrı demektir. Sığırlar ile de Yukarıda anlattığım gibi; Ashab kastedilmektedir.

BRAHMANİZM’İN İSLAM KEHANETİ

[Bhavishya Purana Prati Sarg Parv III Khand III Adhay III Shloka 10-27. Maharishi.]
Yukarı’da verdiğim ayete göre;
I. Kötü zalimler yüzünden Malekha (Arap) Toprakları Bozulmuştur.
II. Arya Dharma (Hak Din) ilk önceleri o topraklarda olmamıştır.
III.Malekha Dinine tabii olanlar “Musalmaan” denilecektir.
IV.Gelecek olan Peygamber, Tevhid’i tasdik edecektir ve yanlış yoldaki insanları doğru yola iletecektir.
V.Peygamberin takipçileri sünnet edilecektir. Sakal bırakmayla ünlenilecektir.
VI.Onlar “Aadhaan” yani Dua edeceklerdir.
VII.Onlar Domuz eti yemeyeceklerdir.
VIII.Onlar dinsiz insanlar ile mücadele edeceklerdir.
IX.Onlar Müslüman olmaya diğer insanları da çağıracaklardır.
X.Onlar et yiyen ulus olacaktır.

RİGVEDA

“Kervan sahibi, doğru sözlü, hakikat aşığı, son derece bilge (hakîm), nüfuzlu ve cömert olan Mamah (Muhammed) sözleriyle beni memnun etti. Her şeye gücü yeten (Muktedir) Tanrı’nın halifesi, âlemlere rahmet olan Zât, bütün güzel sıfatlarla mücehhez olarak yanındaki on bin ashâbıyla ün saldı.” (Rig Veda V,27)
*Rig Veda’nın Beşinci bölümünün 27.ayetinde; Bilge ve cömert kişinin adı; Mamah olarak geçmektedir. Yine kelime kökü aynıdır. (MMH).
*Tanrının Halifesi olarak geçmektedir.
*Alemlere rahmet olarak geçmektedir. Ve Allah’ın da Kur’an’da bildirdiği üzere Hz.Muhammed Alemlere Rahmetir.
*Yanında ki On Ashabından bahsedilmektedir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla

“De ki: O, Allah birdir.”
[Brahma Sutra]: “Sadece BİR Allah, ikinci değil, yok; hiç, hiç!”
“Allah Sameddir.” [Rig Veda Mandal 10 sukta 129] “Tanrı yaratır ama hiç kimse tanrıyı yaratamaz.”
“O, doğurmamış ve doğmamıştır.” [Svetasvatara Upanişad 6: 9]: “Onun ne annesi ne de babası vardır.”
“Onun hiç bir dengi yoktur.” [Svetasvatara Upanişad 04:19]: “O’na benzer hiç bir şey yoktur.”

https://peacesselam.wordpress.com/2016/01/25/brahmanizmden-islama-dogru/

ARAŞTIRMACI YAZAR @BERKAN EREN

Kaynakça

*Dr.Zakir Naik’in Hinduizm’den İslama isimli konferansı,
*Hindistanlı ünlü yazar ve Sanskritçe uzmanı Prof. Dr. Pundit Vaid Prakash’ın The Last Kalki Avatar isimli kitabı.
*Deputy of Sanskrit Visha Bharati Cenral Üniversitesi’nden Dr. Niranjan Jena
*http://farukarslan.com/genel/kalki-avatar-peygamberimizdir/
*http://www.yeniumit.com.tr/…/hindu-kutsal-metinlerinde-hz–…
*berkaneren.blogspot.com.tr *http://gizliilimler.tr.gg/Hindistan-h-da-Kalki-Avatar-%26%23304%3Bnanc%26%23305%3B-ve-Hz-.–Muhammed.htm

Sonsuz Nur pırıltıları

Kalküta’daki bazı arkadaşlarımız Hindistanlı bazı Müslümanlarla birlikte, M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Sonsuz Nur kitabını hiç fark gözetmeden herkese dağıtıyorlar. Bir Hindû profesör de alıyor ve hemen okuyor.

Kalküta’ya trenle 4,5 saat mesafesindeki Deputy of Sanskrit Visha Bharati Cenral Üniversitesi’nden Dr. Niranjan Jena, büronun adresini internetten araştırıp buluyor ve arkadaşlarımızın yanına geliyor. Hindû ve Budistlerin önce tek cilt, daha sonra dört cilt halinde basılan Veda isimli kitaplarının birinci cildinde, Âhir Zaman’da geleceği ifade edilen ve adının Muhammed kelimesinden daha farklı şekilde telaffuz edilen bir peygamberden bahsederek; “Sizin dağıttığınız kitapta anlatılan kişi ile Veda isimli kitapta bahsedilen kişinin vasıfları çok uyuşuyor. Ben Âhir Zaman’da geleceği söylenen Peygamberin bu kişi olduğuna inanıyorum.” diyor. Hindû profesör, dört tane doktora öğrencisinin bulunduğunu bunlardan birisine dört Veda’yı ve Sonsuz Nur’u inceleyerek, doktora tezi çalışması yaparak konu üzerinde daha ciddî duracağını belirtiyor. Elinde Hz. Muhammed’in (sas) sîretini anlatan kitaplar bulunduğunu fakat bu Sonsuz Nur’un analiz etme yönünün çok farklı olup çok hoşuna gittiğini de söylüyor.

Yunus Hoca’mız diyor ki: “Kalküta’dan 70-80 km uzaklıktaki Barakpoor isimli bir köye, yatılı bir okula Muhammed Mutasab’la birlikte daha önce gidilmiş. Okulda 400 erkek, 80 kadar da kız öğrenci eğitim görüyor. Bizi oraya, önce kaymakamlık yapan, şimdi Batı Bengal eyaletinde hacca gidecek Müslümanlara tahsis edilen ve Hac Evi (Haj House) denilen bir yerin başında görev yapan birisi götürdü. Dört-beş saat süren yorucu bir yolculuktan sonra köye vardık. Bütün öğrencileri bir salona topladılar. Ayrıca köyün önde gelenleri ve öğrencilerin aileleri de davete gelmişti. Biz böyle bir merasim olacağından habersizdik. Yanımızdaki zâta ve bize çok önem veriyorlardı. Sunumlar yapıldı. Sonsuz Nur kitapları dağıtıldı ve yapılacak yarışmadan bahsedildi. Ama bir problem vardı. Sonsuz Nur’un İngilizce, Hintçe ve Urduca tercümeleri yapılmıştı. Ama bunlar Bengalce konuşuyorlardı. Bu üç dili bilmiyorlardı. Bizim de Bengalce kitabımız yoktu. Ben kendi kendime “Kitaplar boşa gitti!..” diyerek hayıflandım ve yanımdaki kişiye dönerek “Bu çocuklar, bu kitapları anlayamaz.” dedim. O ise bana “Merak etme, bunlar buranın en zeki seçme öğrencileri… Göreceksin, yarışmada buradan dereceler çıkacak!.. Zaten devlet okullarına giriş imtihanlarında, genelde bu okuldan kazananlar daha çok oluyor. Çünkü bu öğrencilerin tek derdi okumak. Onun için çok çalışırlar.” dedi. Ben de tamam, dedim ama tatmin olmadım. Bir hafta sonra bu zat dedi ki: “Bu okul için beş tane İngilizce öğretmenini yatılı olarak tutmuşlar. Sonsuz Nur kitabını beşe ayırarak öğretmenlere paylaştırmışlar. Hemen kitabı Bengalceye çevirmeye başlamışlar. Okula her gün bir saat ders koyarak Efendimiz’in (sas) hayatını Sonsuz Nur’a göre anlatmaya başlamışlar… Bir aydır da devam ediyormuş. Duyunca çok şaşırdım. Bu kişi daha sonra bana gülümseyerek, “Sana söylemiştim, işte göreceksin dereceye girenler buradan çıkacak!” dedi.

Öğrencilerin eleme imtihanlarını da Hac Evi’nin müdürü Muhammed Mutasab “Bizim orada dört-beş bin kişilik bir salon var orada yapabiliriz.” diye üzerine aldı.
Diyar-ı Hind’de Sonsuz Nur

Yunus Hocamız yine seyahate gitti ve etekleri mücevherlerle döndü. Getirdiği haberler inşirah verici ve gönül serinletici muştularla doluydu. Ondan dinlediklerimi, onun diliyle anlatmaya çalışayım:

Hindistan’da 300 doktor bir araya gelerek MESCO isimli bir vakıf kuruyorlar. Bu vakfın hastane, üniversite ve okulları var… Ayrıca âlim yetiştiren iki ekol daha bulunmaktadır. Bunlardan birisi NEDVÎLER, diğeri de DEOBANDÎ’ler… NEDVÎ’lerin başında 90 yaşında Muhammed Hasan Nedvî bulunmaktadır. O yaşına rağmen her gün üç-dört sohbet yapıyor. Üniversitede yaptığı sohbetler de ikişer saate yakın sürüyor… Sohbetlerinde M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Sonsuz Nur isimli eserini nazara vererek, “Sonsuz Nur çok okutulmalı. Zira Efendimizin (sas) okunduğu yerde çok bereket olur. Bunun bereketini inşâallah ileride çok göreceksiniz!..” diyor.

Hindistan’daki eğitime adanmış gönüllüler de Sonsuz Nur kitabını, İngilizce, Hindce ve Urduca dillerinde ayrı ayrı bastırmışlar.

DEOBANDÎ’lerin de pek çok okulları ve üniversiteleri bulunmaktadır…

Bu cemaat ve vakıfların mensuplarından ileri gelen pek çok şahsiyet, Türkiye’ye gelmiş ve eğitim hizmetlerini, medya ve hastane faaliyetlerini yakından görüp, tanıyarak ülkelerine dönmüşlerdir… Hepsi de Efendimiz’i (sas) yepyeni bir açıdan ele alan ve günümüze ışık tutan Sonsuz Nur kitabına hayran olmuşlar… Bu mübarek eserin tanıtılması ve okutulması için ellerinden gelen her türlü desteği vermekteler…

Sonsuz Nur’un zihinlerde yer etmesi için 15 Ocak’ta yapılan yarışmada, imtihan için âlimlere iki bin tane test usulü soru hazırlatılmış. Final ise her eyalette 9 Şubat’ta yapıldı… İlk ona girenlere para ödülü verilecek… 15 Mart’ta ödül töreni yapılacak, M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin mesajı da törende okunacak…

Sonsuz Nur yarışmasının ikinci organizesi NESCO tarafından yapılacak. Bunun için yarışmaya katılacak grupların kıyafeti, reklâm işi, tanıtımı, katılımcılar, konuşmacıların temini ve TV kanalları için gerekli 500.000 dolar masrafın finansörleri bile hazır. Yarı final, çeyrek final ve final 52 ülkeden izlenilebilen bir kanalda canlı olarak yapılacak.

Ayrıca televizyonlarda birer saatlik 26 program yapılacak. Bu programlar beş-altı kişiden oluşan gazeteci, akademisyen ve kanaat önderi tarafından gerçekleştirilecek. Her programda farklı kişiler: İslam nedir? Peygamberimiz (sas) kimdir ve vasıfları nelerdir? Sonsuz Nur kitabı nelerden bahsediyor? Sonsuz Nur’un yazarı Muhammed Fethullah Gülen kimdir? Ve yarışma konuları hakkında bilgi verecekler… Yeni Delhi’deki kültür merkezine 72 yaşında, Mucîbullah isminde bir kişi geliyor. Mehmet Ağsak Bey’le tanışıyor. Mehmet ismini duyunca, “Ne güzel isim, Efendimizin (sas) ismi” diyor ve Mehmet Bey’in elini öpmeye çalışıyor. Sonra “Ben Peygamber Efendimiz’i anlatamıyordum. Sizin dağıttığınız Sonsuz Nur sayesinde, anlatma imkanı buldum. Arabam olmadığı için tren ve rikşalara (üç tekerlekli bisikletlere) binerek 70 medrese ve koleje gittim, bu kitapları götürdüm. Bu olay, benim hayatımın en önemli meselesidir. Allah sizden razı olsun.” diyor.

Abdullah Aymaz, Zaman 10 ve 11.02.2013

KALKİ AVATAR PEYGAMBERİMİZDİR
Bugün Zaman’da Abdullah hocamınızın makalenizde bahsettiğiniz konuyu 2006’da çıkan Keşmir’de Hz. İsa Efsanesi adlı kitabımın 8. bölümünde yazmıştım. Acaba aynı isimden mi bahsediyoruz diye merak ettim. Veda kitabından bu kısımları çıkartan şahıs benim bildiğim Hindu Profesör Pundit Vedaprakash Upadhyay idi. Karakutu yayınlarından çıkan kitabımın tamamının pdf nüshasına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Bu kitapda meçhul bir Hintli peygamber olma ihtimali bulunan Yuz Asaf’ın neden Hz. İsa ile karıştırıldığını incelemiştim. İlginizi çekecektir.
http://www.farukarslan.com/wp-content/uploads/2011/10/mechukhintlipeygamber.pdf
Kitabdan bu 8. bölüm aşağıda. Bahsedilen kitabın pdf nüshasını bana Yemenden bir alim zat 7 yıl önce göndermişti. Kitapdan peygamberimizle ilgili bariz şu 10 işareti çıkarmıştım.
Hindu kutsal kitabında peygamberimiz Hz. Muhammed’den (SAV) apaçık bahsedildiğini ve
son kurtarıcı olarak beklendiğini öğrenecekseniz.
Hindu Profesör Pundit Vedaprakash Upadhyay, 2006’da çıkan kitabında, Hindu
dininde “Avatar” adlı peygamberin tanımı yaptı, tanım sadece peygamberimize uyuyordu.
Kitapda tüm Hindistan’da yaygın bir söylenti ve tartışma konusu üzerine odaklanmıştı. Eğer bu
kitabı yazan bir Hindu değilde müslüman olsa öldürülebilir veya tutuklanabilirdi. Bu kitabın tüm
kopyaları toplatıldı ve yeni baskısına izin verilmedi. Müslümanlara karşı
şiddeti durduracak ve Hindularda müslümanlığa geçişe vesile olabilecek derecede sağlam bilgiler
içeriyordu. Bengali kökenli olan Hindu Brahman dininden olan Allahabad Üniversites’inde
araştırma görevlisi Profesör Vedaprakash Upadhyay kitabının ismini ’Kalki Avatar’ koymuştu.
Yıllar süren araştırmalardan sonra Hinduların rehber ve lider olarak beklediği peygamberin
‘Kalki Avatar’ adlı kurtarıcı olduğunu anlatan Vedaprakash Upadhyay, peygamberimizin Hindu
kutsal kitabında Veda’da yer alan tarifini yaptı. 8 delil ile görüşünü anlatan yazar, Hinduların halen
sabırsızlıkla büyük peygamberi beklemesini anlamsız bularak, ‘Kalki Avatar’ın 14 asır evvel
geldiğini ve dünyadan ayrıldığını kaydetti. Upadhyay, şu delillerini Hinduların kutsal kitabı
Vedalardan ve diğerlerinden çıkardı.
1. Hinduların en eski Tanrı saydıkları Puranas’ın kutsal belgeleri, Kalki Avatar’ın Allah’ın son
peygamberi olduğunu yazıyor. O, tüm dünyanın, belki de kâinatın rehberi olacaktır.
2. Hindu dini kaynaklarında geçen ‘Kalki Avatar’ın doğumu Arap bölgesinde gerçekleşecektir.
3. Hindu kutsal kitaplarında son peygamberin anne ve baba isimleri verilmiştir. Babasının adı ‘
Vishnubhagat’ annesinin adı ‘Sumaani’ olacaktır. İki kelimenin anlamına bakıldığında karşımıza
sonuç çıkmaktadır. Vishnu, Hint dilinde Allah manasına gelirken, Bhagat, kul-köle anlamında
kullanılıyor. Arapça karşılığı Allah’ın kulu oluyor, yani Abdullah adına tekabül ediyor.
Peygamberimizin babasının ismi ortaya çıkıyor. Sumaani, Hint dilinde barış ve huzur
anlamındadır. Peygamberimizin annesinin ismi Amine’dir ve Arapca barış demektir.
4. Yine Hindu din kitaplarında Kalki Avatar, son peygamberin yiyeceği, gıdasının hurma ve
zeytin olacağı belirtilirken, doğruluğundan emin olunan, herkesin saygı duyduğu, üstün bir
ahlaka sahip kamil bir insan olacağı vurgulanıyor. Peygamberimizin ifade edilen kalite ve
seviyede bir insane olduğu dost ve düşman her kesim tarafından kabul edilmiştir.
Peygamberlikten önceki lakabı ‘ Muhammed-ül Emin’ idi. Yalan söylediği kimse duymadı.
Düşman amcası Ebu Leheb bile bunu kabul etti. Şefkatli ve merhametliydi. Kim ne istediyse geri
çevirmedi. Hayatı boyunca azığı sadece bir parça hurma ve zeytin oldu. Şatafatlı bir hayat
sürmedi. Oysa henüz ölmeden hazinesi dünya servetleriyle dolmuştu. Eşleri, aylarca evinde
kazan kaynamadığını belirtir. Açlıktan ibadetini oturarak yaptığına ve karnına taş bağladığına Hz.
Ömer şahit olmuştur. Öyle adaletli idi ki, ölmeden iki gün önce çıktığı hutbede üzerinde hakkı
olanın almasını istedi. Bir sahabe müslüman olmadan önce ona kırbaç vurduğunu iddia etti.
Doğru olmadığını bildiği halde eline kırbacı verdi ve sırtını açtı. Mütevazılıkte zirvedeydi.
Sahabe sırtındaki peygamberlik mührünü öpmek için bunu yapmıştı. Kimseyi kırmadı, incitmedi.
Hindu kitabında bahsedilen Kalki Avatar’da bu özellikler anlatılıyor ve sadece peygamberimize
aynen uyuyor.
5. Hindu dinin kutsal kitabı Vedalarda, son peygamber Kalki Avatar’ın asil bir kavmin içinde
doğacağı belirtilir. Peygamberimizin doğduğu Kureyş kavmine işaret ediyor.
6. Allah, son peygamberi Kalki Avatar’a mesajını melekleriyle bir mağarada göndereceği ifade
ediliyor. Ayetleri getiren Cebrail aleyhisalam ve vahiy inen Hira mağarası tarif ediliyor.
7. Allah’ın Kalki Avatar’a çok hızlı atlara bindirerek, semanın 7 katında dolaştıracağı
belirtiliyor. Bu işaret açıkca Miraç hadisesinde peygamberimizin Burak adlı ata binerek, semanın
7 katını aşması ve cennete varmasını anlatıyor
8. Allah’ın Kalki Avatar’a en kötü savaşlarında dahi yardım elini uzatacağını dile getiriyor. Bu
delil, Uhud harbinde yaşananları tarif ediyor.
9. Kalki Avatar’ın doğum tarihi ayın 12’si olacağı kaydediliyor. Peygamberimiz Hicri takvimine
göre Rebiül Evvel ayının 12’sinde doğdu.
10. Kalki Avatar’ın mükemmel at binicisi ve kılıç kullanan olacağına dikkat çekiliyor. Yazar bu
kısımda at binme ve kılıç kullanma devrinin eskilerde kaldığını ve bugün onların yerini silahlar
ve füzelerin aldığına değiniyor. Halen Kalki Avatar’ı hızlı ata binen ve kılıç kullanan olarak
beklemenin anlamsızlığına işaret ediyor. Hindu kutsal kitaplarında hususiyetleri anlatılan Kalki
Avatar’ın tanımına sadece peygamberimiz tıpatıp benziyor.
Faruk Arslan, 11.02.2013

Clip to Evernote
4 Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi