Gülen’le demokrasi kazandı

Teksas Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, Teksas Sivil Hakları Başkanı Dr. James Harrington, Kanada’nın Kitchener kentinde Anadolu Kültürleri Federasyonu’nun (AHF) sponsorluğunda düzenlenen “Konuşma Özgürlüğü, Dini Özgürlükler, Demokrasi: Politik Mahkemeler ve Fethullah Gülen Zamanları” başlıklı toplantıda kamu konuşması yaptı. Bir Katolik olarak en fazla Gülen’in Papa’nın gizli Kardinali olduğu yönünde uydurulan suçlamaya güldüğünü belirten Harrington, 9 yıl süren ve çok sancılı geçen Gülen’in yargı sürecinden aklanarak çıkmasını Türkiye’de demokrasinin zaferi olarak niteledi.

Kitchener’da Condrad Grebel Üniversite Kolej’inde CIGI’da 15 Ekim akşamı konuşan Dr. Harrington, 1999’da Dünya Bankası’nın Türk hazinesinden kaybolan 25 milyar doların hesabını sorduğu sırada Türk medyası, askeri ve yolsuzluğa karışan İstanbul sermayesi tarafından Gülen’e kurgu bir medyatik infaz tezgahlandığını söyledi. Türkiye’de mevcut derin devletin bir gerçek olduğuna değinen Harrington, 1982 anayasasıyla yerleştirilen devlet kontrollü din, ekonomi ve toplum anlayışını Gülen’in öncülük ettiği sivil toplum haraketi dönüştürdüğü için sistemden nemalanan küçük bir azınlığın Gülen’i cezalandırmaya çalıştığını dile getirdi. Harrington, “40 yıllık insan hakları avukatıyım. Teksas’da devleti defalarca mahkemeye verdim. Devletin her zaman doğru karar vermediğini ABD’deki uygulamalardan biliyoruz. Ergenekon ve Balyoz mahkemeleri, kendi halkını provokatif kanlı eylemlerle istikrarsızlaştırıp, darbe yapmak isteyen askerlerin halen var olduğunu ortaya koydu. Avrupa Birliği kriterlerine uymaya çalışan Türkiye Gülen’in dava sürecinde inanılmaz bir transformasyondan geçti. Bu gidişle 10 yıla kadar bize demokrasi dersi vermeye başlayacaklar. Gülen davasını kazanması ile aslında demokrasi kazandı.” dedi.

Bir soru üzerine, Gülen’in dava sürecini kitaplaştırdığını, ancak karşıt gruplardan hiç bir tepki almadığını kaydeden Harrington,”Çünkü herşey çok açık biçimde kamuoyu önünde gerçekleşti. Söyleyecek sözleri yok. Sadece bol bol çamur, iftira atmaya devam ediyorlar. Defalarca 28 Şubat ‘yumuşak’ askeri darbesinde askerlerin güdümüne girdikleri için bugün utanan bir kesim Türk medyasının aynı yalan haberleri yayınlaması halen çok kemiksiz olduklarını ispatlıyor. Gülen’in beraatına ve masumluğuna dair haberleri ısrarla görmemelerini anlayamıyorum.” diye konuştu. Türkiye’ye yedi defa gittiğini ve iki defa dönüşünde Amerikan sınırında sorguya çekildiğini ifade eden Dr. Harrington, “Neden bu konuda kitap yazdığımı sordular. Çok kısa ve centilmen sorgulamalardı. İslam karşıtı paranoya devam ediyor.” diye sitem etti.

Gülen’in Sufi gelenekten gelmesi nedeniyle kurumlarında hiyerarşik bir organizasyon yapılanmasının bulunmadığına işaret eden Harrington, “Finansal anlamdada organik bağlantılar ve tepeden bakan bir yöneticilik anlayışı yok, yani kontrol edilmeleri zor, hatta imkansız. Bu nedenle korku meydana getiriliyor. Oysa Gülen kesinlikle politik hayata girmiyor. Camiden fazla okul yapmalıyız vurgusuyla ideal bir laiklik anlayışı oluşturuyor. Üst Türk yargısı Gülen’i tam aklayarak adaleti yerine getirdi ve yargının namusunu askeri vesayetin elinden kurtardı.” dedi.

‘Global Ergenekon’ konusunda bir soruyu Harrington şöyle yanıtladı: “Yıllardır Amerikan askeri endüstrisi Türk ordusunun üst düzey komuta kadrosunu ücretle eğitiyor, sıkı bir askeri işbirliği söz konusu. Demokrasiye en büyük engel askerin sivil topluma müdahalesidir. Gülen grubu, bu denli olumsuz şartlara sahip, askeri darbe kültürü olan bu ülkede Anadolu kaplanlarını harakete geçirerek pastada adaletsiz paylaşım kurallarını değiştirmiştir. Tepkili olmaları normal.”

Harrington, 16 Ekim’de Toronto Üniversitesi’nin Munk Global Araştırma Merkezi’nde  bir konuşma yaparken, akşamda Çok Kültürlülük Vakfı’nın organize ettiği yemekte Kanadalı ve Türk okuyucularıyla buluştu.

‘Fethullah Gülen’in Hukuk Serüveni’ Kitabının Yazarı Harrington:

Gülen Hareketi daha fazla demokrasi istediği için tehdit olarak görülmüş

Harrington Kanada’ya Almanya’dan bir dizi konuşma serisinden sonra gelmişti. Süd Dialog e.V. ve Begegnungen e.V.’nin organize ettiği programda ‘Fethullah Gülen’in Hukuk Serüveni’ kitabının yazarı Prof. Dr. James C. Harrington, Tübingen’de okuyucuları ile buluştu. Hocaefendi ile ilgili 2000 yılında başlayıp 2008 yılına kadar süren ve beraatı ile sonuçlanan dava sürecinin ele alındığı programda Harrington davayı; “İddianameyi okuyunca görüyorsunuz ki, o dönemde bazı kişiler hareketi, orta […]

Prof. Dr. James C. Harrington 9 Ekim’de Berlin ve Hamburg, 11 Ekim’de Köln ve 12 Ekim’de Frankfurt’ta (Bockenheim Saalbau’da) yapılan kitap tanıtım programlarına katıldı. Prof. Dr. Harrington 13-14 Ekim tarihlerinde Frankfurt Kitap Fuarı’nda Main Donau Yayınevi standı 3.1 salonundaki G146 nolu reyonda kitaplarını imzaladı.

Süd Dialog e.V. ve Begegnungen e.V.’nin organize ettiği programda ‘Fethullah Gülen’in Hukuk Serüveni’ kitabının yazarı Prof. Dr. James C. Harrington, Tübingen’de okuyucuları ile buluştu. Hocaefendi ile ilgili 2000 yılında başlayıp 2008 yılına kadar süren ve beraatı ile sonuçlanan dava sürecinin ele alındığı programda Harrington davayı; “İddianameyi okuyunca görüyorsunuz ki, o dönemde bazı kişiler hareketi, orta sınıf ile Anadolu insanını yükselttiği, devleti şeffaf olmaya yönelttiği ve aslında Türkiye’ye daha fazla demokrasi getirdiği için tehdit olarak görmüş. Bu sebeple de ona karşı berbat bir medya kampanyası icat edilmiş. Zaten ortada bir suç unsuru da yok.” cümleleri ile açıkladı.

Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilgili 2000 yılında başlayıp 2008 yılına kadar süren ve beraatı ile sonuçlanan dava sürecinin ele alındığı ‘Fethullah Gülen’in Hukuk Serüveni’ kitabının yazarı Prof. Dr. James C. Harrington, Tübingen’de okuyucuları ile buluştu.

Kültürlerarası diyalog faaliyetleri ile tanınan Süd Dialog e.V. ve Begegnungen e.V. tarafından organize edilen kitap tanıtım programında Prof. Dr. Harrington kitabı yazma amacını ve kitabın içeriği ile ilgili önemli bazı konuları okuyucuları ile paylaştı.

Türkiye için 2000 sonrası dönemi dikkate değer tarihsel bir dönem olarak tanımlayan’ Prof. Dr. Harrington, süreci ‘2002 ile 2010 yılları arasında Türkiye’de demokratik açıdan çok gelişme oldu. Demokratik değişimin Türkiye’ye nasıl geldi? Yerleşik yapı onu nasıl reddetti. Türkiye ́nin Avrupa Birliği’ne üye olma isteği sistemde nasıl hayırlı değişikliklere yol açtı. Tüm bunlara baktığınızda karşınıza yaşanmış büyüleyici bir süreç çıkıyor. Nihai olarak hem davanın kendisi, hem de davanın devam ettiği 8 yıllık tarihi süreç Türkiye’yi daha iyi bir demokrasi haline getirdi. Bu süreç bir sivil toplum anlayışı oluşmasına, dini ve ifade özgürlüklerinin gelişmesine yardımcı oldu. Bence takdire şayan bir hikaye ve Türkiye için dikkate değer tarihsel bir dönem” sözleri ile özetledi.

Prof. Dr. Harrington, kitabı yazma fikri ile ilgili olarak ise, ‘İnsan haklarıyla ilgili çalışmalarım sebebiyle dünyanın çeşitli bölgelerini gezdim. 3 yıl önce Türkiye’ye geldiğimde kimsenin davayı yazmadığını gördükten sonra kitaplaştırmaya karar verdim. Türkiye’nin AB’ye girme isteği ile AB’nin bireysel hak ve özgürlüklerin kuvvetlendirilmesi için hukuk sisteminde yapılmasında ısrar ettiği değişiklikler arasında ilginç bir etkileşim vardı. 1 yıl süren yazım aşamasında çok araştırma yaptım. Türkiye’ye iki kez daha gittim ve pek çok kişiyle 8 yıl süren davayla ilgili mülakatlar yaptım. Davanın diğer politik davaların aksine iyi bir şekilde sonlanması “en çok Türkiye için” oldukça faydalı bir netice oldu” dedi.

Fethullah Gülen Hocaefendi aleyhine açılan davanın siyasi bir dava olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Harrington, bunun sebebini de, Yargının o dönem bağımsız olmadığına bağlıyor. Askeriyenin işdünyası ile yakın ilişkisinin tehlikeli olduğuna vurgu yapan Harrington, davanın vuku bulduğu dönemi ise ”Bu gerçek o dönemde de kendisini gösterdi. Medya aynı dönemde bu meseleyi gündeme getirdi, Gülen’i hedefe yerleştirdi. Ardından askeriye duruma müdahale etti. Siyasi davalar kişinin görüşlerinin düzene bir tehdit oluşturduğunu iddia eder. Fethullah Gülen’in de görüşleri sebebiyle dava açıldığında bazı kişiler onun dini bir devlet kurmak istediğini iddia ediyordu. Tabii itibarını düşürmeyi hedefleyen daha pek çok mesnetsiz iddia ile birlikte. Suçlu bulunsaydı doğrudan bağları olmasa da, devlet bütün okullara el koyabilecekti. İddianameyi okuyunca görüyorsunuz ki, o dönemde yetkili bazı kişiler bu hareketi tehdit olarak görmüş. Çünkü hareket Türkiye’nin dinamiklerini değiştiriyor, orta sınıf ile Anadolu insanını yükseltiyor, devleti şeffaf olmaya yöneltiyor ve aslında Türkiye’ye daha fazla demokrasi getiriyordu. Tabi bu da var olan kurulu düzene tehdit demekti. Bu sebeple de ona karşı gerçekten berbat bir medya kampanyası icat edildi ve bir yıl sonra da dava açıldı. Dolayısıyla davanın siyasi olduğundan hiçbir şüphem yok. Zaten ortada bir suç unsuru da yok”cümleleri ile açıkladı.

Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilgili açılan davada kendisine isnat edilen suçlamaların tutarsızlığına da değinen Prof. Dr. James Harrington, ‘İddianamedeki suçlamalara baktığımız zaman CIA ajanı, İran’ın ajanı, Çin’in ajanı, Moon tarikatı üyesi gibi aklınıza gelebilecek her türlü suçlama görülebiliyor. En çok güldüğüm ise, Papa tarafından görevlendirilen gizli bir kardinal olduğu iddiası. Ben bir katoliğim ve bu iddialar gerçekten gülünç ve absürt. Sağlık sorunları sebebiyle buraya geldiğinde ABD onu sınırdışı edebilmek için tam 2 yıl uğraştı. Dolayısıyla hem ABD tarafından sınırdışı edilmeye çalışılıp hem de CIA ajanı olamazsınız.” dedi.
Prof. Harrington, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin diyalog konusundaki çalışmalarına da değinerek “Toplumlararası diyalog bu hareketin önemle üstünde durduğu çok önemli bir konu. Tabi kaynağını da her insanın içinde bulunan maneviyattan alıyor. Bir Hıristiyan olarak bunu etkileyici buluyorum. Temel olarak bu, insanı merkeze alan, Türkiye’nin ve dünyanın birçok ülkesinde insanların gönüllü hareket ederek daha iyi bir hayat yaşamalarını ve aynı zamanda etrafındaki insanlara yardım etmelerini sağlayan merkezi olmayan, hiyerarşisi olmayan bir hareket. Bence etkileyici ve hem ABD’de hem de dünyanın diğer ülkelerinde desteklenmesi gereken bir hareket’ sözlerini tamamladı.

JAMES C. HARRİNGTON FRANKFURT’A DA KONUŞTU

Main Donau Yayınevinde Almanca‘ya çevirilen kitap, “(Un)abhängige Justiz – Die Gerichtsverfahren um Fethullah Gülen im Zuge der Demokratisierung der Türkei” adı altında 10 Ekim’de Frankfurt kitap fuarında Literatür Paschensalon da yazar Prof. Harrington tarafından tanıtıldı.

Ayrıca 12 Ekim Cuma günü saat 19:30’da, Schwälmer Straße 28, 60486 Frankfurt am Main adresinde bulunan Saalbau Bockenheim’da yapılacak bir programa da katıldı.

Faruk Arslan, Kitchener, Toronto 16.10.2012

 

Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi