Halep orada ise arşın burada! Yıktı Halep’i Süfyan, kalmadı mizan!

Türkiye’nin tekfirci terörden, besleyicileri Erdoğan ve Fidan’dan AKP’den kurtulmak için fazla vakti kalmadı. Suçluları hapsetmek zorundayız. Erdoğan ve Fidan, kurdukları tekfirci terör örgütleri ile son oyunlarını oynuyor. Sihirbazları çürük çarık. Adam olmayacaklarını ispatlıyor! ABD’de Trump, 20 Ocak’ta görevi devraldığında Beyaz Fil harekete geçiyor. Rus lider Putin ile anlaştılar, iki koldan tekfirci terör patronu Erdoğan’a dalacaklar ve ülkemizi Suriye laneti ile yıkmaya başlayacaklar. Bu duruma ülkeyi düşürenlere lanet olsun. Tehlikenin farkında mısınız?

Hitler’in yaptığı konuşmaları aynen yapan, izlediği politikaları izleyen ve yaptığı hataları tekrarlayan Erdoğan, Türkiye’yi yıktıracaktır. Hitler, kendisinin suç işlemeyeceğine dair dokunulmazlık kanunu çıkardığında 1943 idi. Zaferde zirvedeydi. Erdoğan, Aralık 2016’da çıkardı. Kopyalamışlar, ne yaptıysa bu gerizekalılara kasten yaptırıyorlar herhalde! Hitler, Nazilere alternatif bir parti çıkmasın diye muhalifleri Yahudi torbasında yok etti. Erdoğan, paralel torbası ile. TBMM’yi de yıktı. Feshetme yetkisini aldı Tek Adam.  Tüm diktatörler kelle hesabı yapar ve Fear, korku silahı ile milyonların direncini kırarlar. 45 milyon Almanı köle yapan Hitler de yıkmıştı! Süfyan Erdoğan ülkeyi düşman işgaline hazır hale getirdi. Medya yok, TSK ve Emniyet felç. Akademi sıfırlandı. Yargı yok, üyeleri hapisteler!

Erdoğan Hitler, AKP ise Nazi Partisi olmaktan vazgeçmiyor. Hizmet’in gücü bu Gladyo operasyonunu engellemeye yetmedi. Kahramanlar suçlu oldu. Devleti koruyanlar vatan haini ilan edildi. Hercü merce kimse itiraz edemiyor. Ancak bu devran böyle gitmez. Sonuçta ilahi gazap yabancı işgal ile gelebilir. Hitlerin Nazileri ve zalim SS’leri dünyanın değişik ülkelerine kaçsalarda yakalandılar, dışlandılar ve çoğu akıl hastanelerine kapatıldılar. Almanlara sorun size anlatsınlar Hitler ve Nazi partisi zararlarını ve travmasını! Erdoğan ve AKP’nin ülkeyi attığı uçurumun adı: Hitlerizm!

İşgal altındaki ikiye bölünmüş Almanya’da 1995’de kadar vatandaşlar bir şehirden diğerine ABD ve Rusya izni olmadan gidemezdi. Tekfirci terör suçlarıydı! Cezaları ağır kesildi ve dünyada kimse bu cezaya karşı çıkmadı, hak ettiklerini düşündü. Erdoğan ve AKP’nin yıktığı İslam ülkelerinde kimse savunmayacaktır. Katar mı kurtaracak onu? Göt kadar ülke! Suudiler mi yardıma koşacak sanıyor aptal Süfyan! 2017 yılı için ya herru ya merru yılı diyorum. Ya Erdoğan ve AKP defolup gidecek veya Türkiye diye bir devlet kalmayacak. Nefret suçu sonucu faturası milletimize ve devletimize ağır bedelle kesilecektir. Bunu engelleyemedik maalesef.

Erdoğan’ın 1 milyonu ezerim, 6 milyonu döverim, 74 milyon bana boyun eğer mantığı geçerli değil. Almanya’da Hitler virüsü bulaşıcı görüldü ve gangren olmuş devleti yok edilip Alman milleti esaret altında alındı. Güya özgürdüler, aslında ABD ve Rusya, Almanya’yı paylaşmıştı. Almanlar küllerinden dirilmeyi başardı, zira çalışkan bir millet. Hatalarını kabul ettiler. Hitler ve Nazi programının sonu intihardır. Cinnet geçiren toplum farkında değil galiba! Almanya gibi güçlü devleti muma döndürmediler mi? Türkiye neyine güveniyor? Erdoğan ilk kaçan olacaktır.

Hitler ve Nazi virüsünün tedavisi için ABD ve Sovyetler, 70 yıllık sürede 3 neslin değişmesini öngördü, tabi kendi kontrollerinde yaptılar bunu! Bunu bilmeyen var mı? Yalanlar dolanlar, iftiralar, zulümlerle nereye kadar maskeleyebilirsiniz? Tekfirci teröre teslim olmuş bir AKP hükümeri ve Erdoğan’ı dünyada seven kimse kalmadı elbette! IŞİD’in patronu kim sevebilir ki? Nasıl battıkları ortaya çıkmasın diye maksimum güçle medyayı gerçeklere kapattılar. Tıpkı Hitler gibi. Almanlar dünyanın en güçlü, en asil ve konforlu yaşayan insanlarız diyorlardı.

Oysa gerçekte Hitler ve Nazi virüsü 45 milyon Almanı toptan zehirlemişti. Hipnotizma olmuş gşbş davranıyor, Erdoğan’ın yaptığı gibi Büyük Almanya hegemonyası idealine inanmayanlar acımazsızca öldürülüyor, yakılıyor ve canını kurtaranlar kaçıyordu. Sonuçta ABD, 250 bin askerle Batı Almanya’yı, Ruslar 250 bin askerle Doğu Almanya’yı kontrol etti. Hitler, Ruslar Berlin’e 30 km uzakta olmasına rağmen halen kazandıklarını iddia eden şizofrenik bir deliydi. Erdoğan da son saniyeye kadar pes etmeyecektir. Borderline Personality Disorder özelliğidir.

Sanırım yine yazdıklarım açık hava hapishanesindeki okuyucuya ulaşmayacak. Üçe bölünmüş ülkemi ziyaret ettiğimde kimden vize alacağız acaba? Erdoğan ve AKP, derhal istifa ettirilip Milli Güçler duruma el koymazsa, düşman işgali ile terbiye ederler bu tekfirci, hastalıklı insanları! Noel babaya saldıran bir toplumdan herşey beklenir. Trump ve Putin, Erdoğan’ı tekfirci terörün besleyici ve babası görüyor, terörün kaynaklarını kurutmanın çaresi Almanya gibi terbiye etmektir diyecek global güçler. Dış düşman diye diye davetiye çıkardılar. Hitler Erdoğan ve Nazi partisi AKP, ABD ve Rusya orduları tarafından işgale uğrayıp ülke üçe bölündüğü zaman bu yazdıklarımın ehemmiyeti kalmaz. Şimdi müdahale edilmezse bu dediklerimin olduğunu üzülerek izleyeceğiz. Vatan millet sakarya diyenler kurtaramayacak.

ZULÜMLER GAZ KESMİYOR

KIŞ ORTASINDA ZULÜM! Şuan Urfa’da yeni doğum yapmış çocuğu kuvezde olan bir anne gözaltına alınmış… Yeni doğum yapmış ameliyatlı bir anneyi, Aksaraya getirme emri veren savcının amacı anneyi öldürmek mi? Ölüm tehlikesi olan bir hastayı zorla sevkeden savcı suç işliyor.  Bu savcı AKP savcısı Ayhan Demir’den başkası değil. İnsanlığın yüzkarası alçak. Barbaros Şansal’a yapılan gozönünde ve tepkiler var.. Peki karakol ve cezaevlerinde görünmeyen işkenceler, tecavüzle ve infazlar ne olacak? Ergenekoncu Hanefi Avcı ‘RTEye Suikast yapacağız ama bitirdiğimiz Cemaatin üstüne atacağız diyorlar! Ne olur bu numaramızı da yiyin AKMallar’ demiş bazı nifakçı aktrol ve aktroliçeler…. Zira Erdoğan yalancısı böğürüyor:  Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı: FETÖ, Erdoğan’a suikast yapabilir http://t24.com.tr/haber/eski-emniyet-muduru-hanefi-avci-feto-erdogana-suikast-yapabilir,377362 …

CEMAAT KADAR BAŞINIZA TAŞ DÜŞSÜN EMİ!

Hocaefendi ve Hizmet erenleri kadar terör ve şiddetten uzak duran başka insanlar dünyada tanımıyorum. Bu kadar barışçıl, eğitimci ve iyi eğitimli, kültürlü insanları suçlu haline getirmek için olmayan, kalmayan devletin tüm imkanlarını kullanan Süfyan Erdoğani şerefsiz, onursuz bir eşektir. Katırdır. Gorildir. Hocaefendi’yi 33 yıldır tanıyorum, hemde epey yakından sayılır.

Aralık 2003’tü, kampa ABD’deki evde Olimpiyat şampiyonumuz Adem de vardı. Hocaefendi, kalpleri düzgün görürse çok tatlı bir hava eser, o zevk başka yerde yok! Ağzından bal damlar, ilim damlar, ahlak damlar. Peygamberimiz, sahabeler ve Kuran’dan inciler dökülür. Ne siyaset konuşur nede devlet işleri. Yalan söyleyen münafıkları herkes biliyor. Ama neden susuyorlar? Dünya nimetleri bu kadar mı tatlı geldi? Ahirete, hesap gününe, Allah’a inanmıyorlar mı? Hocaefendi gibi hassas, ince ruhlu, nezaketli, nezih üsluplu bir beyefendiye atılan iftiralar beni çok yaralıyor. Bunlara sabretmem imkansız

Hocaefendi, muhataplarına direk yanlışlarını söylemez çoğunlukla, kendisinin farkına varmasını bekler. Kalpleri okur, atmosfere göre konuşur. Hocaefendi, bana 4. fırçayı Temmuz 1993’de sessizce attı. Mahmut Efendi’den evlenmeye kız istemiştim. Vermiş, sonra nedense vazgeçmişlerdi! Hocaefendi’nin karşısına pis kalple gitmeyin; içimden Mahmut Efendi’ye sövüyordum. Hocaefendi, beni her hafta arar, evlenmeye kız bulur dedi. O kadar tabi ve içten konuşuyordu ki, bana hitap ettiğini hemen anladım. Kalpte hastalığı teşhis etmişti doktor. Hocaefendi, Mahmut Efendi ve Kuran cemaatıni, hafızlık eğitimlerini öylesine övdü ki, kıskandım doğrusu! Tabi kızgınlığım gitti, terapi işte budur. Eskiden şeyhler yapardı bunu.

Hocaefendi’nin dış Türk talabeye elini kaldıranı Fizan’a sürerim sözünü test etmek istedim. Romanyalı Atilla’yı taekwando dersimde dövdüm. 2 metrelik dev boyu vardı. Atilla, adam olacak talabe değildi. Mustafa Özcan Hoca, ne yapalım dedi. Ben adam edemedim Hocaefendi etsin, onun yanına koyun, bakın dedim! Romanyalı Atilla, Hocaefendi’nin talabelere verdiği harçlığı dolaplardan soyup barlarda 3 gün yiyip dönmüştü. Hocaefendi, cennet dayağı attı. Hiç kırmadan yapmıştı bunu. Mustafa Özcan Hoca, haklıymışsın, Atilla’yı Hocaefendi tekrar senin yanına yolladı dedi. Çoraptan donuma kadar soymuştu. Postaladık elbette! Atilla, Hocamın vurduğu yerde gül biter, diye yanağını gösterdi ve bu hediyeyi çok sevdiğini söyledi. Mafya lideri olmuş Romanya’da tabi ki! Çamlıca Kuran Kursu’nda revire bakarken Çeçen ve Kafkas talabelerimde zor insanlardı. 30 yaşlarındaki dev adamları sünnet edip (Sünnetçilikte yaptım), taekvando dersimde döverdim! Böyle saygı gösteriyorlardı, Çeçenler benden başka kimseyi yurtta dinlemezdi. Her milletin kendine özgü kültürleri vardır ve terbiye metotu değişebilir.

Hocaefendi’den 3. en büyük fırçayı, Ağustos 1992’de yedim. Cevşenime yazdığım kıyametin kopuş öngörüsüne kızdı. 50 yıl öncedir, çalışın dedi. Kulların gayreti olursa üstadın yaptığı hesaplamalar doğru çıkmayabilir diyecek kadar kritik yapan ve sözünü söylemekten çekinmeyen bir merttir Hocaefendi. Muhatabı kim olursa olsun değer verir ve sorusunu cevaplar. 45 dakikada 10 soru soran benim gibi br densizi de cevapsız bırakmadı. Yanında 5 yıl kalan talabe üç soru soramamıştır edepten. Dışarıdan biri gelsede soru sorsa ve nasiplensek diye beklerlerdi. Bunu biliyordum. 2 yıl Hocaefendinin talabeleri ile İzmir ve İstanbul arası vaazlara 1990 ile 1991 arası gittik geldik. Çoğunu tanırım. Hocaefendi’den fırça yediğim diğer hadise, Alanya Lisesi Müdüründen Azerbaycanlı 30 talabemi kabule dair 1992 mektubuydu! Sorunu orada çöz dedi. Türk okulları artık yurtdışında açılmalıydı. Yurtdışı Türkleri belletmeni olarak sorunları en iyi bilen adamdım. Hocaefendi herzaman olduğu gibi haklı çıktı. Haksız çıktığını pek görmedim.  Hocaefendi ile geçirdiğim dakikalar hayatımın en saadetli zaman dilimleri.Doğal biri. Moğol Kazak Murad hep aynı ilahiyi ve Kuran’dan aşir okurdu, fırça yedik tabi. Başka aşir öğretemediniz mi dedi. 29 Moğol Kazak talabemizle epey maceramız var, kısa keseyim. Hocaefendi, 1991’de Naci Tosun abinin evini Çamlıca’ya taşırken uzun uzun süzdü. Hayat hikayemi dinledi. Kalbime baktığını hemen anlamıştım. Allah yardımcın olsun dedi, derin travmalı 3 yıl geçirmiştim GATA’dan sonra. Okuma haklarım elimden alınmıştı. Çamlıca’da bir çıkış yolu ararken talebe hizmeti yapmaktan büyük zevk alırdım. Tüm angarya işler beni bulurdu. Fatih Hoca müdürümüz, evliyamızdı. Benim densizliklerimi az terbiye etmedi. Şiir okuyarak çözerdi. Nezih, gösterişsiz, tevauz kahramanı bu çilekeş şakird model abimizdi.

Hocaefendi huzuruna pek çok defa çıktım. Bulgaristan, Romanya, Moğolistan talabelerini çok severdi, her gittiğim yere getir görevi vermişti! Bir kere Hocaefendi, huzuruna çıkanların kalbini, ruhunu, zihnini okuma keşfiyatına sahip. Bazı imamlar vardı akıllı, köşe bulup saklanırdı! Hocaefendi huzurunda yalan söyleyenler kıyamete kadar tevbe etsinler. Gavsı azama sorunu göstermeyip mükemmel rapor yazanlar acaba utanır mı? Hocaefendi’ye sorunlar gangren olduktan sonra götürüyorlar ve ne yapsın ‘Siz bilirsiniz’ diyor. Bunu duydu iseniz bir daha huzuruna çıkmayın. Her şey başımıza maske takıp politika yapanlar yüzünden geldi. Hocaefendi’ye rapor verirken bile mükemmel Excel dosyalar hazırlayanlar vardı. İsim yazmaya gerek yok, onlar kendilerini iyi biliyorlar. Oysa Hocaefendi o kadar sade ve kestirme sorun çözerdi ki, corporate adamların işlerine pek akıl erdiremezdi eminim. Bende çözemedim zaten.

Büyük başları kesip doğrayınca beni hemen mecnun filan ilan ediyorlar. Süfyan Erdoğan ve AKP’ye laf çakınca haklı oluyorum. MASKE takmayınız lütfen. Ben sadece ve düz adamım, gayet iyi tanıyorsunuz. Ekrem Dumanlı’ya email yazarak havasını alayım dedim ama yedi düvele karşı savaşıyormuş; haksız olduğu bir konuda beni suçlu ilan ediverdi! Sadece beni niye Hocaefendi’ye şikayet edip afaroz ettirmeye çalışıyorsun demiştm oysa! Kitabımı okumadan şikayet eden okuryazarlardandır! Sağa sola ayar veren, etik anlatan Medya imamı yazıları beni gıcık ediyordu. Muhabir olmadan genel yayın yönetmeni olursa böyle oluyor demek ki!. Maalesef 15 yıl Zaman camiasında kimse E. Dumanlı’ya hata yaptığını söyleyemedi. 2009’da gittim ofisine, fırçalarım diye yokum dedirtmişti. Oysa orada idi. Benden kaçmak kolay mı? Bana havalı diyenlerin havalarını almaya bayılırım. Balonlarını patlatacak iğne taşırım, kendime de çuvaldız batırırım. Ayetullahları hiç sevmem. Hep kendini haklı görenlerin karizmasını çizerim ki, belki terbiye olurlar. Benim hatalarım da çok, çok kabiliyetli biri değilim aslında! Ancak Ekrem Dumanlı, demir leblebi diye sivri gazetecileri kesmeseydi, doğruları çok önceden öğrenecektiniz ama Yozgatlılar asla hata yapmazlar ki! Sülale boyu hata yapmayan kodları var. Umarım Ekrem Dumanlı yaşadığı travmayı atlatır ve Nerede Yanlış Yaptım? diye bir kitap yazar. Son 15 yılın fiyaskolarını yazarsam fena olur! Özünde iyi insan ve dava adamıdır.

28 Şubat sürecinde yaşadıklarımızın bugün 100 kat ağırları yaşanıyor. O zaman kılımıza dokunamadılar. Zira birlik ve kardeşlikte sağlam idik. Corporate adamlar araya girmemişti. Fehmi Koru meselesi halen içime sindiremediğimdir. Temmuz 1998’de Ankara’ya geldiğimde bana cemaatın ajanı dedi, kovdu. Zaman’ın durumu buydu. Hamidullah hocamız iyi bilir. Abdullah Aymaz abiye az çektirmediler. Hüseyin Gülerce’nin programına Ankara’dan konuşmacı ayarlardım. Bakü Ceyhan konusunda beni çağır dedim. Sıranı bekle dedi. Çekilin önümüzden diyemedik bu soytarıya! Oysa Gülerce’nin MGK danışmanı yazar Hasan Ünal’ını posrtalamayı başarmıştım. Kaşıya kaşıya deldim inadını da kendi İzmir Marşı ile defolup gitti hıyaroğlu hıyar! Başörtülü öğrencileri 1999’da sınıfından kovan, sıkmabaş, yobaz diyen Zaman yazarı mı olurdu?

Bugün zulüm daha büyük ve sağ cenahtan geldi. Şanlı tarihimizde hiç örneği yok bu Yezidlerin. Türkler, kadına bebeğe yaşlıya dokunmazlar. Bu zulümleri yapanlar Türk ve müslüman olamazlar. Lohusa kadın, emzikli kadın, hamile kadın dinlemiyor Yezidler. İkiz Bebeklerini hapiste kaybeden annenin travması unutuldu. Moğol zulmü bu! İnsanların nasıl insanlıktan çıktığına dair bariz bir örnek. Bebeklerin hayat hakkı elinden alınıyor. Süfyan Erdoğan deyince kızanlar var! Gazetecilik mesleğini öldüren Süfyan Erdoğan, medyayı hüpletti. Savaşlarda önce gerçekler ölür, çünkü gazeteciler hapistedir veya sürgünde!

Kasım 2000’de Ankara’dan mecburen ayrılırken, 1 yıllıktı niyetim, sonra 5 yıl oldu. Tam 16 yıl olmuş şimdi. Erdoğan Yezidi varken dönmem zaten. Ülke yıkım eşiğinde ve kimse bu enkazı kolay kolay kaldıramaz. Sosyoloji açısından yıkımın tamiri uzun sürecektir. Corporate abiler 2 yılda Erdoğan devrilir, AKP bölünür biter ve eski güzel şaşalı işlerimize, makamlarmıza döneriz, eski tas eski hamam devam ederiz sanıyorlardı. Oysa AKP’nin yolsuzluk ve ihanetleri birdenbire olmadı. Deniz Zeyrek’e 2013’de demiştim; bunları haber yapmazsanız beni Ankara’ya getirteceksiniz. Erdoğan herkesi sıfırlamış sanki ülkede! Sıfırcı Paşa resmen! İbrahim Kalın’a demiştim, 2010 itibarıyla gözümde bittiniz; kendi başınasınız! Mesajımı aldı Kalın. Kılıcımı çekeceğimi biliyordu. Eğer kızdıysam haksız olmadığımı da biliyordu. Girdaba girmişti oda. Yozlaşan müslümanlar, partiler, bürokratlar, siyasetçiler, akademisyenler o kadar fazla idi ki, nereye dokunsam elimde kalıyor, yazık valla! Melih Gökçek’in kirli haram akçelerine tav olup Hizmet’i satan gazeteci dostlarım! Sizlerden bahsetmekten hacalet çekiyorum, tiksiniyorum!

Şamil Tayyar’a derin istihbaratlar verip 5 Ergenekon kitabı yazdırıp milletvekili yapanlar neredesiniz? Size bu alçak sizi satar demedim mi? Tiran Erdoğan binlerce gazeteciyi işsiz güçsüz bıraktı. Gençler gazeteci olmaya korkar hale geldi. Vebalden zamanında ses vermeyenlerde suçludur ve sorumlıdur. Kılımıza dokunamazlardı eğer biz eski biz olsaydık. Ankara’nın derin ve kurt gazetecileri vardır. En derin kalemlerden A.Ü ve tüm partilerde ve heryerde kulağı olan S.K. gibi niceleri neler döndüğünü daha net yazmalıydı. AKP yozlaşırken seyrettiniz. MHP’yi 25 yıllık takip etmiş gazeteci S.K.’den bir kitap yazmasını beklerdim. Seni yıllarca korudum. MHP’yi kimler yozlaştırdı iyi biliyorsun.  Muhsin Başkan, güç sahibine, Ankara güç odağına satılmadı. Mertlikte modelimdi. Arkadaşımdı. Her medya organındaki yazar Ali Alperen bendim. Bunu 2012’de açıkladım. Müstear devri bitti. Üstü kapalı uyarı devri bitti. Tek isimle yazıyorum ve kendi ismimle yazıyorum ki, herkesi yıktıkları bu devirde ayakta duran ismi belli biri kalsın.

Ankara yıllarımda Erkan Mumcu’ya kızardım. Güç onu da zehirlemişti. Genç iken sarıklı cübbeli genç, Karadayı yörüngesinde doğrusunu kaybetti. Doğu Perinçek’e danışmanlığa yamanan Namık Kemal Zeybek, Ankara’da güç odaklarını yakından tanır, biat ederek hep ayakta kaldı. Yeter artık! Namık Kemal Zeybek tanıdığım en tuhaf adam. Doğruyu yanlışı bilir ama hep güç ve güçlünün yanında olma peşinde! MHP’de seni çaycı yapmazlar! Bunu sende biliyorsun. Perinçek’in sana bu yaştan sonra vereceğini ne makamı olabilir? Hizmet’i satmaya değer mi? 3 yıllık Ankara diplomasi, başbakan ve enerji muhabirliği anılarımı henüz yazmadım. Yazarsam, maskesi düşmeyen kimse kalmayacak sanırım.  Siyasetçilerde bürokratlarda Ankara yıllarımdan beni iyi tanırlar. Hiç kimseye pabuç bırakmadım, lafımı sözümü esirgemeden yüzlerine söyledim. Arkadan konuşup gıybet yapmıyorum. Hodri meydan! Bazıları hala enaniyet yaptığımı sanıyor. Özgür gazeteci nasıl olur örnekleriyle göstermeye çalışıyorum. Bulunduğun yerin hakkını vereceksiniz. Doğru zamanda doğru yerde bulunmak kadar doğruları zamanında doğru adamlara söylemekte önemlidir. Her doğru heryerde söylenmez diyerek doğruları askıya aldık. Türkiye’nin kalburüstü pek çok adamıyla tanışıklığım gazeteci olarak var. Her yanlışa zamanında hayır dedim, Erdoğan bundan nasibini alıyor! Yargıtay Başsavcısı iken Vural Savaş’a, Anayasa Mahkemesi başkanı iken Yekta Özden’e demokrasi, insanlık dersi veren fakire sende kimsin diye sorulmaz. Halen soran varsa, Halep orada ise arşın burada! Yıktı Halep’i Süfyan, kalmadı mizan!

Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi