Hepsi manyağa dönmüşler, hangi manyaklarla yolları ayıracak! Diktatör komedisi!

 

Cem Küçük televizyon programında konuşuyor ve açık açık diyor ki;

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin başına geri döndükten sonra radikal İslamcılarla, Mavi Marmara’daki manyak tiplerleyolunu ayırmalı… Erdoğan bunları iyi yapar… Kafadan İsrail düşmanı, kafadan Batı düşmanı, kafadan her şeye düşman bir tip var, garip garip tipler var…”

Küçük, İsrail’in Filistin ablukasına karşı çıkan radikal İslamcılar ve Mavi Marmara’dakilere ‘manyak tipler’ diyor…

***

Küçük’ün ‘büyük sözleri’ anında tepki çekti.

Akit gazetesi kendisini ‘kripto siyonist’, bazı siyasal İslamcı yazarlar da ‘kripto f..öcü’ olmakla suçladı.

Küçük, Mavi Marmara şehitlerini kast etmediğini sonradan attığı tweet’lerle iddia etse de, ‘manyak tipler’ konusunda geri adım atmadı…

Hatta listesine eski AK Parti Genel Başkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu da ekledi;

‘Davutoğlu’nun ideolojik Batı düşmanı politikası Türkiye’ye zarar vermiştir. Türkiye yeni dönemde çok daha akıllı ve gerçekçi olacaktır…’

Küçük’e göre, Davutoğlu ‘ideolojik batı düşmanı’ ve ‘akılsız ve hayalci’ politikalar izlemiş!

***

Saray’a yakın kalemler ister ‘mühürsüz oylar’ konusunda gündem saptırmak isterse kamuoyunu büyük tasfiyeye hazırlamak için olsun referandum sonrası vites büyüttü.

***

Ömer Turan da referandum sonrası attığı tweet’lerde AK Parti’nin önde gelen isimlerine hakaretler savurup şöyle hedef gösterdi;

‘Kabine değişikliği istiyoruz. Nihat Zeybekçi’nin de içinde bulunduğu 8 bakan görevden alınmalı. Bu ivedilikle hemen bugün yapılmalıdır.’

‘Bu partide Gül-Davutoğlu-Atalay troykasını istemiyoruz. Arınç, Hüseyin Çelik, Sadullah Ergin, Suat Kılıç ve Zeybekçi’yi istemiyoruz. Nokta.’

‘Ahmet Davutoğlu ve başta (Ali) Sarıkaya-Taha Özhan-Hatem (Efe)-Talip (Küçükcan)-(Abdurrahim) Boynukalın-Ertan (Aydın) olmak üzere tüm kadrosu tamamen ve hemen tasfiye edilmeli.’

‘(Bülent) Arınç ve ekibi Manisa’dan silinmez hatta daha ötesi kazınmazsa, AK parti Manisa’yı unutsun. Manisa’da Arınç’a yönelik müthiş bir tepki var.’

‘Almaya gerek yok, zaten 2019’da aday gösterilmez denilerek Kadir Topbaş hemen alınmazsa, AK Parti İstanbul’u ebediyyen unutsun. Tepki çok büyük.’

‘Referandumdan önce f..öcü eski AK partili bakanlar tutuklansaydı, İBB’ye kayyum atansaydı, Şükrü Karatepe alınsaydı, evetler %55’i geçerdi.’

***

Tüm bu tweet ve açıklamalara yönelik ne AK Parti yönetiminden ne de Saray’dan dişe dokunur tek bir tepki gelmedi.

***

‘AK Parti’de büyük operasyon yolda’ başlığıyla 24 Mart’ta bu köşede yayımlanan yazıda, ‘evet’ de çıksa ‘hayır’ da çıksa AK Parti’de ‘siyasi temizlik’ olacağını belirtip, ihtimalleri şöyle sıralamıştım;

‘Tek Adam’ın Tek Parti’de tam hâkim olması, parti içi tüm muhalifleri yok edip, tamamen kendisine sadık isimleri göreve getirmesi eşyanın tabiatının gereği…

Tek Adam’ın Tek Parti’de tam hâkimiyet sağlaması, MHP ve HDP’nin yüzde 10 barajının altına itilmesi, CHP’nin bitirilmesi yeni sistemin kaçınılmaz sonucu. 

Tek Adam yönetimleri bağımsız medyaya nasıl tahammül göstermiyorsa, parti içi demokrasiye de, siyasi muhaliflere de tahammül göstermez…

Hedefteki isimler de yaşanacakların farkında ancak ‘kurbanlık koyun’ gibi sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlar…

16 Nisan sonrası AK Parti ne zafer sevincini ne de hezimetin hüznünü yaşamaya fırsat bulamayacak.

Dudak ısırtacak gelişmeleri, saç baş yolduracak ‘Keşke zamanında demokrasiyi tahrip etmelerini önlemeye çalışsaydık, hukuksuzluklar ve zulümlere destek olmasaydık’ şeklindeki faidesiz ahu figanları birlikte yaşayıp duyacağız…’

***

‘Evet’ sonrası, kaçınılmaz hesaplaşma yaklaşıyor.

AK Parti ya kurucuları, içinden çıkardığı Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, başbakanlar, bakanlar, genel başkan, genel başkan yardımcıları, belediye başkanları, birçok teşkilat yöneticisi ile yollarını ayıracak ya da ‘manyak tipler’ ile…

Bakalım hangisi tercih edilecek!

REFERANDUM YOK HÜKMÜNDE

 

[Erhan Başyurt, yazdı – @Erhan_Basyurt]

Türkiye, tarihinin en önemli sistem değişikliğini ve en kritik referandumunu maalesef demokrasi ve hukuka uygun tamamlayamadı.

Demokrasilerde, yöneticilerin meşruiyetini sağlayan en temel unsur, ‘eşit, adil ve şeffaf’ seçimle iktidara gelmeleridir.

***

16 Nisan referandumunda YSK’nın kanuna aykırı verdiği ‘mühürsüz oylar geçerlidir’ kararı nedeniyle sonuçlar şaibeli hale gelmiştir.

2 buçuk milyon mühürsüz oy olduğu iddia ediliyor.

240 kişinin oy kullandığı sandıktan 400 oy çıktığı resmi tutanaklara geçti.

Mühürsüz oyların yoğun kullanıldığı illerde, AK Parti’nin eski oylarına kıyasla ‘evet’ artışı yaşanması şüpheleri güçlendiriyor.

***

AK Parti ve MHP’nin ittifakına, HDP’li eş başkanlar ve vekillerin tutuklanmasına, şehir merkezlerinin operasyonlarla yıkılıp 500 bin kişinin göçe zorlanmasına, Kürtçe şarkının yasaklanıp Kürtçe eğitimin kısıtlanmasına rağmen, Doğu illerinde ‘evet’ artışı da mantıkla izah edilebilir değil…

***

Referandum oylamasının şaibeli hale geldiğini uluslararası gözlemciler ve AGİT de doğruluyor.

AGİT referanduma ilişkin resmi ön raporunda, sandık kurul başkanlarına müdahale edildiğini, YSK’nın 3 üyesinin seçim öncesi hapse atıldığını, fırsat ve propaganda eşitliği olmadığını, iktidarın devlet imkânlarını kullandığını ve seçmen kayıtlarında sorunlar olduğunu kaydediyor.

Daha önemlisi de, YSK’nın son dakikada verdiği ‘mühürsüz oylar geçerlidir’ kararının kanuna aykırı olduğunu ve hileye kapı araladığını ifade ediyor, AGİT.

***

YSK Başkanı Sadi Güven, benzer kararların daha önceki seçimlerde de verildiği ifade edip, 2004 ve 2009’dan örnekler veriyor.

Doğru, o yıllarda bu tarz kararlar alınmış.

Ancak 2010’da AK Parti kanuni düzenlemeyle mühürsüz oyların sayılmayacağına hükme bağlıyor.

YSK da, 2014’te bu yasaya dayanarak, Bitlis Güroymak, Muş Serinova ve Aydın Buharkent’te seçimleri ‘mühürsüz oy’ itirazlarıyla iptal ediyor.

saibe spot

***

O dönem YSK Başkanı Sadi Güven… İtirazların ikisini de AK Parti yapıyor.

Aradan 3 yıl geçmiş, kanun aynı kanun başkan aynı başkan, itiraz eden de yine AK Parti ve bu kez YSK ‘mühürsüz oylar geçerli’ diyor.

***

2010’da AK Parti’nin çıkardığı yasa maddesi aynıyla yerinde duruyor.

YSK’nın kanun koyma ya da ilga etme yetkisi veya hakkı yok.

Tüm anayasal kurumlar gibi kanunlar çerçevesinde hareket etmek zorunda.

Nitekim YSK, seçmenlere yönelik oy kullanım kılavuzunun en başında ‘mühürsüz oylar kabul edilmez’ diyor…

YSK’nın ‘mühürsüz oylar geçerlidir’ demesinden sadece 2 saat önce Yurt Dışı Oylar Sandık Kurulu ‘mühürsüz oylar kanunen geçersizdir’ diyor.

Aynı seçimde yurt dışı oylar ve yurt içi oylar farklı sayılıyor. YSK’nın son anda aldığı karar keyfi ve hukuksuz…

***

YSK’nın kanunsuz kararı, AGİT’in gözlem raporu, uluslararası gözlemcilerin açıklamaları,  CHP ve HDP’nin belgeli itirazları, Türkiye Barolar Birliği, Oy ve Ötesi’nin açıklamaları seçimin şaibeli olduğunu şüpheye mahal bırakmayacak şekilde somut delilleriyle ortaya koyuyor.

***

YSK’nın kanunsuz karar skandalı az da olsa demokrasiyle yönetilen ve hukukun kısmen de olsa özgür olduğu bir ülkede gerçekleşseydi, kanunsuz kararı keyfi şekilde son dakikada oybirliğiyle alan YSK Başkanı ve üyeleri istifa eder ve referandum mutlaka yenilenirdi.

***saibe spot1

Siyasi baskılar hukukun ve demokrasinin işlemesine izin verir ya da vermez ama gerçek değişmez; seçimler adil ve eşit şartlarda gerçekleşmiş olsa ve başka hiçbir suistimal olmasaydı bile YSK’nın kanunsuz kararı tek başına referandumun tekrarı için yeterlidir ve referandum sonuçları şu haliyle ‘yok’ hükmündedir.

Referandum yenilenmezse, AK Parti ve Erdoğan için 16 Nisan ‘astarı yüzünden pahalı bir Pirus Zaferi’ olacaktır.

Aşırı kutuplaştırılmış bir ülkede şaibeli bir seçimle iktidarda güçlü kalmak ve istikrarlı bir yönetim ortaya koymak neredeyse imkânsızdır.

Uluslararası itibarın ardından ulusal ve uluslararası meşruiyetin de yitirilmesi ‘mağluptur bu yolda kazanan’ sözünün hayata geçirilmesinden başka bir sonuca hizmet etmez…

Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi