Kanada’ya Göç Etmeyi Planlamak ve Bu Konuda Doğru Yönlendirilmek

Kanada Ontario eyaletine İngilizce dil eğitimi için gelen bir çok öğrenciyle tanıştım. Bu öğrencilerin Kanada göçmenliği kurallarını belirleyen Kanada Göçmenlik ve Mülteci Koruma Kanunu (Immigration and Refugee Protection Act, IRPA) ile ilgili bir çok sorusuna cevap vermeye çalıştım.

Ayrıca bu öğrencilere bazı göçmenlik belgelerinin doldurulması ve Kanada’da ehliyet alabilmeleri konusunda yardımcı oldum ve hatta içlerinden bazılarını da Kanada’da evlilik hususunda aydınlatmaya çalıştım. Kanada’da yetkili Göçmenlik Danışmanı sıfatımın yanında yetkili tercüman olmam sebebiyle de bu öğrencilerin diploma, transkrit ve bitirme belgesi gibi okul belgelerini tercüme ettim.
Kanada Göçmenlik ve Mülteci Koruma Kanunu (IRPA)’na göre ‘uluslararası öğrenciler’veya ‘ziyaretçiler’ diye tabir edilen bu öğrencilerle çok derin arkadaşlıklar kurdum. Hiç duymadığım okulların hiç duymadığım bölümlerinden mezun olan bu arkadaşların çoğunun eğitimlerinin ve mesleklerinin aslında Federal Nitelikli Eleman (Federal Skilled Worker) Programı başvurusu için uygun olduğunu ve bu başvuruyu kendileri daha Türkiye’de iken yapabileceklerinden haberdar olmadıklarını üzüntüyle gördüm.
Her ne kadar Kanada’ya öğrenci olarak gelmiş ama aslında ne olursa olsun Kanada’ya yerleşmek isteyen bu öğrenciler bana Kanada Göçmenlik konusunda sorular sordular. Tabii bende yaptıgım tetkiklerde Nitelikli Eleman başvurusuna uygun olduğu halde neden Türkiye’de iken bu program altında başvurularını yapmadıklarını sordum. Cevap tabii ki tahmin edebileceğim bir cevaptı. Çoğu böyle bir başvuru kategorisinin varlığından habersizdi. Yanlış yönlendirilmişlerdi. Onlara ilkin bir şekilde Kanada’ya girmeleri ve Kanada’da iken orada kalma yollarının araştırılması gerektiği anlatılmıştı. Bazı yurtdışı eğitim kurumlarına göre de Kanada’ya girmenin tek koşulu Kanada’da bir dil okuluna ya da bir üniversiteye kayıt yaptırıp öğrenci olmaktı. Maalesef çok yanlış!
Karşımda master yapmış, ingilizce seviyesi çok iyi ve puan sistemine göre 67 ve üstü puan alacağı garanti yüksek mühendisler, eğitimciler ve ekonomi mezunları da aynı soruyu soruyorlardı. Bir sürü para verip öğrenci olarak ne işleri vardı Kanada’da? Madem Nitelikli Eleman Başvurusuna uygundular neden böyle bir başvuru yapmamışlardı neden onlara böyle bir başvurunun varlığından bahsedilmemişti ve madem ki artık burdaydılar öğrenci olarak bulundukları Kanada’da bundan sonra ne yapabilirlerdi?
Kanada’ya daimi olarak kalma niyeti ile öğrenci olarak gelen bu öğrenciler izledikleri yolun yanlış olduğunu ve yanlış yönlendirildiklerini nereden bilebilirledi ki? Danıştıkları yurtdışı eğitim firmalarındaki elemanlar tamamen acentası oldukları okullara öğrenci göndermek için yarışıyorlardı. Öğrenciye bir yabancı dil okulundan belli bir süre İmgilizce eğitim paketi sattıklarında eğitim danışmanlığı şirketi okuldan komisyon almaktaydı. Komisyon ödenen okul ücretinin yüzde 10-30 arasında değişmektedir.
Yani siz Kanada’ya göç etme fikrindesiniz ve diyelim ki mesleğiniz ve eğitiminiz Federal Nitelikli Eleman başvurusuna uygun olduğu halde bir yurtdışı eğitim danışmanlığı şirketine gidip bu konuyu araştırırsanız Kanada’ya sadece öğrenci olarak gidilebileceği ve Kanada’da daimi olarak kalmanın yollarının sadece Kanada’da iken araştırılması gerektiğine inandırılacaksınız. Ne yazık!
Şahsen bir yurtdışı eğitim danışmanlığı şirketine gittim. Yanımdaki arkadaş eğitimini, mesleğini, yaşını ve diğer bazı bilgileri verdikten sonra eğitim danışmanı arkadaşa sordu, ¨Kanada’ya göç etmek istiyorum, ne yapabilirim?¨ Cevap gecikmedi ¨Bu tür başvuruları Kanada’ya vardığınızda daha rahat yapabilirsiniz. Biz sadece dil eğitimi için Kanada’ya öğrenci gönderiyoruz vs.¨ Söylediği sözü tekrar ediyim, ‘Bu tür başvurular sadece Kanada’da yapılabilir’ Peki doğru mu? Maalesef değil.
Halbuki Kanada’ya yapılacak bir çok göçmenlik başvurusu kurallar gereği Kanada dışından yapılması gerekiyor. Çok az bir kısım başvurular (eş sponsorluğu vb.) Kanada içinden yapılabilir.
Kanada’da öğrenci veya ziyaretçi olarak bulunan ve Nitelikli Eleman olarak başvurmaya uygun adaylar başvurularını ya Türkiye’den yapabilirler (bu da Türkiye’ye dönmek demek) ya da ABD’nin Buffalo kentindeki Kanada Konsolosluğuna yapabilirler. Tabii konsolosluğa görüşmeye çağrıldıklarında ABD’ye giriş yapmaları gerekiyor ve buda alınması hiçte kolay olmayan ABD vizesi demektir.
Anlaşıldığı üzere Türkiye’de iken basitçe yapılabilecek bir başvuru maalesef Kanada’da iken sadece Buffalo kentindeki Kanada Konsolosluğuna yapılabilir. Tabii bu başvuruyu yapabilenler hem maddi kaybı, hem ABD vizesi sorununu hem de daha uzun bekleme süresini göze alabilirlerse. Aksi takdirde bu başvuruyu yapacak aday Türkiye’ye geri gelmek zorundadır.
Kanada’ya göçmen olarak başvurmayı düşünen adayların bir Kanada barosu ‘LSUC’ üyesi Göçmenlik Avukatına ya da Kanada Göçmenlik Danışmanları Odası, ‘CSIC’ üyesi bir Yetkili Göçmenlik Danışmanına danışmaları gerekir. İnanın bana bu deyim yerindeyse onların zamanını, parasını ve umutlarını kurtaracaktır.

Toronto Yasadışı Göçmenlere ‘Sığınak’ Oldu

Toronto kendisini ‘sığınak şehir’ olarak ilan ederken yasadışı göçmenlere statüsüne bakılmaksızın hizmet götürecek ilk Kanada şehri oldu.
Toronto İl Meclisinde görüşülen Birlik Şehri (Solidarity City) yasa teklifi Perşembe günü toplanan şehir konseyinde yapılan oylama sonrası kabul edildi. Şimdi tüm belediye çalışanları eğitimden geçirilecek ve artık illegal göçmenler polise teslim edilme korkusu yaşamadan çeşitli belediye hizmetleri alabilecek.
Toronto’da yaklaşık 200,000 kişinin yasa dışı olarak yaşadığı sanılıyor.
Toronto kendini ilk sığınak Kanada şehri ilan ederek Chicago, New York City ve San Francisco gibi şehirlerin de yer aldığı bu statüdeki diğer 36 ABD sığınak şehri liginde yerini aldı.
Alınan kararın bir şehir için doğru yolda olduğunun bir kanıtı olduğunu düşünenler de var. Şehir Konseyinin büyük çoğunluğu tasarıyı kabul ederek desteklerini gösterdiler.
Konu ile ilgili fikirlerini belirten Ryerson Üniversitesi Göçmenlik ve Yerleşim Araştırmaları programı Doçenti Harald Bauder’de kararın bir şehrin doğru yolda olduğu gösteren dev bir adım olduğunu ve artık Toronto’nun hak sahibi olanlarla olmayanları ayırmayan ve sürekli gelişimde bulunan bir şehir olmasına katkıda bulunduğunu düşünüyor.
Ayrım yapmanın parçalamaya sebep olacağını ve bunun da bir ikinci-sınıf vatandaş sınıfını yaratacağını düşünüyor. Toplum içinde diğer problemlerin ardından geleceğine inanan Harald bunun sonucunda her türlü istismarın olacağına inancı tam.
İl meclisinin bu kararının zamanlaması da çok manidar çünkü 2015 yılında ülkede çalışan birçok işçinin dört yıllık çalışma izinleri bitmiş olacak ve bu sürede göçmenlik statüsü elde edemeyenlerin büyük çoğunluğu yasadışı olarak ülkede yaşamaya devam edecek.
Karara karşı itiraz edenler de az değil. Toronto şehrinin kafasını kuma sokmadan etrafındaki realiteye göre davranması gerektiğini düşünerek kararı eleştirenler de var.
Toronto sokaklarında aslında önceden benzer bir uygulamaya yürürlüğe konmuştu. Ülkede illegal yaşayan fakat statüsü olmadığı için polise başvuramayan ve her türlü istismara uğrayanların olması üzerine –özellikle sınır dışı edileceği korkusu ile polise başvuramayan aile içi şiddete uğrayan eşler için– “sorma, söyleme” (dont’t ask, don’t tell) isimli bu uygulama geliştirilmiş ve bu proje ile insanların yasal statülerine bakılmaksızın polis hizmetlerinden yararlanabilmeleri hedeflenmişti. Fakat uygulama birçok yerde yetersiz kaldı.
“Sığınak” olarak ilan edilen Toronto artık iltica davasını kaybedip ülkeden sınır dışı edilmeyi bekleyenlerin ve oturum müsaadeleri bittiği halde hala ülkede kaçak olarak bulunanların yakalanıp sınır dışı edilme korkusu yaşamadan şehrin sunduğu sağlık, parklar, kütüphane, güvenlik gibi hizmetlerinden yararlanabileceği bir şehir oluyor.
Oylamada kabul oyu verenlerden meclis üyesi Joe Mihevc kabul edilen yeni şehir politikası konut, gelir, maddi sosyal yardım ve iş güvenliği gibi eyalet ya da federal sorumluluklarda verilen hizmetleri kapsamayacağını da ifade etti.
Önceden beri göçmenlik konusunda hizmet veren sivil toplum kuruluşları şehrin “sığınak” statüsü alması için çaba gösteriyordu.
Kararı şiddetli şekilde eleştirenlere göre belgesiz olarak Kanada’da yaşayanlar hükümetin hiçbir hizmetini hak etmiyorlar. Yasayı eleştirenler böyle bir politikanın ülkede yasadışı yaşayanları yüreklendireceğini ve Kanada’ya resmi yollardan gelenlere haksızlık olacağına inanıyorlar.
Hatta böyle bir uygulamanın dünyaya “Kanada’ya gelmek için kanunları çiğneyebilirsiniz. Merak etmeyin Toronto şehri sizin suç ortağınız olacak” mesajı verildiğini iddia ediyorlar.
Şehir konseyi aynı zamanda Ottawa’dan belgesiz göçmenlere ilişkin sağlık hizmetlerine, acil servis ve devlet konutlarına ulaşım gibi konularda af programı oluşturmasını istedi.
Kararın güzel tarafı şehirde yaşayan illegallerin varlığını resmi olarak kabul etmek anlamına gelmesi. Bir şekilde bu şehri seven insanlar oturumları bittiğinde ülkelerine dönmek istemiyorlar. Kanada’da bulundukları sürede bu şehirde bir hayat kuruyorlar. Kurdukları düzeni bozup ülkelerine geri dönmeyi göze alamıyorlar.
Bu şehri seven ve çalışıp ailesine bakanların en azından temel hizmetlerden faydalanması gerekiyor. Sosyal bir şehir tüm sakinlerini kucaklamalı ve en temel ihtiyaçlarını karşılamalı diye düşünüyorum.

KANADA’NIN YENİ MÜLTECİ BELİRLEME SİSTEMİ

Giriş
15 Aralık 2012’den itibaren yürürlüğe giren Yeni Mülteci Belirleme Sistemi Kanada’da artık hayatımızda olacak. Bu yazımda yeni mülteci sistemini detaylı olarak ele almayı uygun buldum. Bu yeni sistemle birlikte bazı yeni terimlerde (DCO, BOC, RAD vs.) hayatımıza girmiş bulunmakta.
Kanada iltica sistemi Göçmenlik ve Mülteci Koruma Yasası, IRPA (Immigration and Refugee Protection Act), Göçmenlik ve Mülteci Koruma Yönetmeliği, IRPR (Immigration and Refugee Protection Regulations) ve Mülteci Koruma Şubesi Genel Kurallar (Refugee Protection Division Rules) çerçevesinde yürütülür.
Kanada’nın yeni iltica sistemi ise Haziran 2010’da kabul edilen Mülteci Reform Yasası (Balanced Refugee Reform Act) ve Haziran 2012’de kanunlaşan Kanada Göçmenlik Sistemini Koruma Yasalarına (Protecting Canada’s Immigration System Act) ile son halini almıştır.
Yenilikler
Revize edilen sistemde birçok yenilik bulunuyor. İltica davaları artık hızlı bir şekilde gerçekleştirilecek. Eskiden iltica edenlerden doldurulması istenen Kişisel Bilgi Formu, PIF’in yerine şimdi İltica Talebi Formu, BOC (Basis of Claims Form) var. Bazı kişilerin mahkeme ret kararının temyiz etmesi engelleniyor. Artık iltica talebi ret edilenlerin sınır dışı edilmeden önce başvurup en azından zaman kazandıkları Sınır dışı Öncesi Risk Ölçümü, PRRA (Pre-Removal Risk Assessment) başvuru hakkı da yok. Bence en önemli yenilik Kanada Göçmenlik Bakanlığı’nın (CIC) oluşturduğu Menşe Ülkeler Listesi, DCO (Designated Countries of Origin). Bu listeyi aşağıda detaylı inceleyeceğiz. İltica sistemindeki tüm bu yeniliklere elimizden geldiğince değinelim.
Birleşmiş Milletlerin Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Anlaşması’na (CRSR) (UN Convention Relating to the Status of Refugees) taraf ülkelerinde kabul ettiği üzere özetle mülteci tanımı: “dini milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm gören veya göreceği korkusu taşıyan bu sebepten ötürü ülkesinden ayrılan ya da ayrılmak zorunda bırakılan ve korkusu nedeniyle de geri dönemeyen ve dönmek istemeyen kişiler” dir.
Birleşmiş Milletlerin mülteci sıfatına uygun olan kişiler Kanada’da sınırında veya içinde siyasi sığınma talebinde bulunabilir ve kabul edildikleri takdirde Kanada Hükümeti tarafından korunurlar.
1-KANADA’DA SİYASİ SIĞINMA TALEBİNDE BULUNMAK
Siyasi sığınma talebi sınırda görevliye (CBSA officer)ifade ederek ya da Kanada içinde bir CIC ofisine giderek yapılabilir. Sınırdaki görevli ya da Kanada içinde CIC ofisindeki görevli siyasi sığınma talebi ön değerlendirmeye alır ve “uygun görülen” siyasi sığınmacı adaylarının taleplerini Göçmenlik İltica Kurulu’na (IRB) gönderir.
Kanada’da –sınırda veya ülke içinde– yapılan tüm siyasi sığınma başvuruları bağımsız olarak işleyen Göçmenlik İltica Kurulu, IRB’nin (Immigration and Refugee Board) Mülteci Koruma Şubesi RPD (Refugee Protection Division) tarafından ele alınır.
Sınırda iltica talebinde bulunulursa CBSA görevlisi talepte bulunan kişiye bir form (BOC) verir ve bu formun en geç 15 gün içinde doldurulmasını ve teslim edilmesini ister. Kanada içinde iltica talebinde bulunulduğunda CIC görevlisine doldurulmuş ve imzalanmış BOC formunun o an teslim edilmesi gerekiyor. Her iki durumda da “uygun görülen” başvurular görevli tarafından RPD’ye gönderilir ve siyasi sığınma talebi süreci başlar.
RPD’de yapılan iltica talebinde gerekli olan formlar doldurulmalı ve süreç yakından takip edilmelidir. Avukat tutmak iltica talebinde bulunan kişinin yararınadır. Siyasi sığınma talebi sürecinde gerekli adımlar yerine getirilmezse (BOC formu zamanında teslim edilmezse, mahkeme günü gözükmeme vs.) RPD iltica talebini terk edilmiş olarak değerlendirilir. Eğer bir siyasi sığınma talebi terk edilmiş olarak belirlenirse iltica talebi davasında herhangi bir işlem yapılmaz ve dosya kapanır. Davanızla ilgili herhangi bir değişiklik talebi (tercüman, mahkeme günü değişikliği vs.) RPD’ye mahkemeden en az 10 gün önce bildirilmelidir.
İltica talebinde bulunulduktan sonra RPD siyasi sığınmacı adayından iltica davasının temellerini öğrenmek üzere BOC (Basis of Claim Form) doldurmasını ister. Bu form oldukça detaylı olarak hazırlanmış olup içinde talepte bulunan kişinin siyasi sığınma talebi ile ilgili sorular vardır. Hayati öneme taşıyan bu formun eskizsi olarak doldurulup teslim edilmesi gerekir.
Aşağıda detaylı olarak inceleyeceğimiz BOC formunda sığınmacı adayının ve ailesinin kimlik bilgileri, kendisini iltica etmeye iten nedenler, avukat ve kendisinin iletişim bilgileri vs. gibi bilgiler yer alır.
Sınırda ya da Kanada içinde herhangi bir CIC ofisinde yapılan ilk iltica talebi başvurunuzda BOC formunuzu teslim ettikten sonra yapılacak ilk iş iltica talebinizin uygunluk değerlendirmesidir. Görüşme yaptığınız görevli iltica davanızı uygun bulduğunda sizi davanızın asıl inceleneceği RPD ofisine havale eder.
Mahkeme Ne Zaman Olacak?
Nerede iltica talebinde bulunulduğuna ve sığınmacı adayının ülkesinin DCO listesine dâhil olup olmadığına bakılarak siyasi sığınma talebinde bulunan kişiye mahkeme günü ve saati yazıyla bildirilir. DCO listesinde bulunan bir ülkeden gelinmiş ve iltica talebi Kanada içinde bir CIC ofisinde yapıldıysa 30 gün, DCO listesindeki bir ülkeden gelinmiş fakat iltica talebi Kanada sınırında yapılmışsa 45 gün içinde mahkemeye çıkılması beklenir.
DCO listesinde olmayan bir ülkeden gelinmişse dosya RPD ofisine gönderildikten 60 gün içinde mahkemeye çıkılması beklenecektir. Tabii IRB bürosunun iş yükü mahkeme günlerinin belirleyicisi olacak ve standart mahkemeye çıkma süresini aşabilecektir.
Duruşma Nasıl Olacak?
Yarım gün kadar süren, dışarıya kapalı ve daha küçük salonlarda gerçekleştirilen iltica duruşmalarında siyasi sığınma talepleri iltica konusunda deneyimli duruşma üyeleri, (RPD member) tarafından incelenecek ve bir karara bağlanacaktır. Bazı duruşmalar davanın doğası gereği ya da CIC veya CBSA’nın da taraf olması yüzünden daha uzun sürebilir veya birçok nedenden dolayı ertelenebilir. Hatta bazı duruşmalar RPD üyesinin başka bir şehirde olması yüzünden video konferans şeklinde düzenlenebilir.
Tercüman olacak mı?
İltica talebinde bulunulduğunda doldurulması gereken BOC formunda 10. kısımdaki soruda mülteci adayına tercümana ihtiyaç duyup duymayacağı sorulur. İhtiyaç duyulduğu belirtilirse mahkeme günü adayın kendi dilinde konuşan bir tercüman duruşmada hazır olacaktır.
Mahkemeye Çocuklar Gelmeli mi?
İlticacının çocukları da iltica talebinde bulunuyor ise mahkeme günü duruşmada hazır olmalıdırlar. Yapılacak kimlik tespitinden sonra mahkeme dışında bekleyebilirler. Yaşı büyük olan çocuklara duruşmada soru sorulabilir.
Tanık Getirilebilir mi?
Davaya yardımcı olacağına inanılan bir tanık varsa duruşmaya getirilebilir. Tanık dava hakkında bilgi sahibi olan ve daha fazla bilgi sunabilecek birisidir. Duruşmada gerekirse tanığa soru sorulabilir. Tanık getirilmesi düşünülüyorsa bu durum RPD’ye en az 10 gün öncesinden bildirilmeli.
Mahkemede ne olacak?
Doğru söyleneceğine dair yemin edildikten sonra duruşmadaki RPD üyesi ve sonra sığınmacı adayının avukatı davanın daha iyi incelenmesi açısından iltica eden adaya bir takım sorular yöneltir. Bazı nedenlerden dolayı davalara CIC ya da CBSA yetkilileri de katılabilir. Eğer onların temsilcileri de duruşmada hazırlarsa onlardan da sorular gelecektir.
Mahkemede tanık hazır bulunuyorsa onlar da dinlenir. Tanıklar genelde bekleme salonunda beklerken ifadesine başvurulmak istendiğinde duruşma salonuna alınırlar. Mahkemede  ilticacı duruşma üyesini mülteci tanımına uygun olarak Kanada Devletinin korumasına muhtaç olduğuna ikna etmeye çalışır. Mahkeme sonucunda eğer RPD üyesi bir karara ulaşırsa siyasi sığınma hakkı isteyen kişinin bir mülteci olup olmadığını açıklar. Mahkeme sonucu duruşma da sözle olabileceği gibi daha sonra ilticacı adaya yazıyla da bildirilebilir.
Karardan Sonra Ne Olacak?
Siyasi sığınmacı adayı mahkemeyi kazandığında mahkemenin gerekçeli kararı kendisine yazılı olarak bildirilir. RPD’nin yazdığı yazıda mahkemeyi kazanan kişinin artık “mülteci” olduğu belirtilir. Gerekçeli dava sonucu CIC ve CBSA’ya da gönderilir. CIC veya CBSA kararı bozmak için temyiz başvurusunda bulunabilir. Siyasi sığınma talebi mahkemede onaylanan ve mülteci olarak kabul edilen kişi varsa ailesiyle birlikte CIC’ye daimi ikamet başvurusu yapabilir.
Siyasi sığınmacı adayı RPD’de görülen mahkemesini kaybederse davayı kaybettiğine ilişkin gerekçeli kararı kendisine iletilir. Gelen yazıda dava sahibine kararı yine IRB altında hizmet veren Mülteci Temyiz Şubesi’nde (RAD) temyiz edip edemeyeceği bildirilir. Davasını kaybeden çoğu mülteci adayları RAD’a temyiz başvurusunda bulunabilirler. Fakat DCO ülkelerinden birinden gelenler, IRB’nin iltica talebini “asılsız” gördüğü kişiler ya da Üçüncü Ülke Anlaşması uyarınca başvuramayacaklar RAD’a temyiz başvurusunda bulunamazlar. Davasını kaybedenler ayrıca olumsuz karar için Federal Mahkeme’de temyiz başvurusunda bulunabilirler.
    
2-BASIS OF CLAIM (BOC) FORMU
Kanada’da sınırda ya da ülke içinde siyasi sığınma başvurusunda bulunanların doldurmak zorunda oldukları bir formdur. Basis of Claim ya da kısa adıyla BOC -iltica talebi temeli- formu olarak tercüme edilebilir. BOC formu ilk iltica başvurusu yapıldıktan 15 içinde teslim edilmek zorundadır. Siyasi sığınma talebinden sonra yasal süresi içinde BOC formu teslim edilmezse iltica talebi sahibi tarafından terk edilmiş sayılacaktır. Siyasi sığınma talebinde oldukça önemli bir yere sahip olan bu formu bölümlerini inceleyerek yakından tanıyalım.
Form şeklinde hazırlanan BOC’un 1-Who You Are başlıklı ilk kısmında ad, soyad, doğum tarihi ve cinsiyet gibi basit kimlik soruları sorulmaktadır.
2-Why You Are Claiming Refugee Protection başlıklı ikinci kısımda adaya neden siyasi sığınma talebinde bulunduğu ile ilgili sorular sorulmaktadır. Bu kısımda verilecek cevaplar detaylı olarak eskiden yeniye doğru kronolojik sıra takip edilerek bir hikaye örgüsü şeklinde anlatılmalıdır. 2(a)’dan 2(j)’ye kadar olan 10 adet soru adayı siyasi sığınma talebinde bulunmaya iten sebeplerin anlaşılması için sorulmaktadır. Bu grup sorulara verilen cevaplarda siyasi sığınmacıya ve ailesine herhangi bir kişi veya grup tarafından eziyet veya işkence de veya kötü muamelede bulunulup bulunulmadığı, bulunulduysa ne tür bir kötü muameleye maruz kalındığı, kimin ya da kimlerin böyle bir davranışta bulunduğu, maruz kalınan kötü muamele yüzünden devlet koruması talebinde bulunup bulunulmadığı gibi konulara detaylı olarak değinilmelidir. Ayrıca başka güvenli bir ülkede iltica talebinde bulunup bulunulmadığı, adayın ülkesini en son ne zaman terk ettiği, adayın tüm aile bireyleri gibi bilgiler de yer ve tarih belirtilerek detaylı olarak anlatılmalıdır.
3-Countries Where You Are At Risk of Serious Harm kısmında geri gönderildiği takdirde mülteci adayının ciddi olarak hayati tehlike yaşayabileceği ülke(ler) listelenmeli. 4-Your Citizenship kısmında vatandaşlığına sahip olunan ülkeler listelenmelidir. 5-Your Family kısmı ise eş, çocuklar, anne-baba ve tüm erkek ve kız kardeşlerin kimlik bilgileri işlenmelidir.
6-Previous Protection Claims bölümünde eğer daha önce Kanada veya başka bir ülkede siyasi sığınma talebinde bulunulmuşsa bu talep(ler) hakkında detaylı bilgi istenir. 7-Visa Applications to Canada kısmı mülteci adayı Kanada’ya -eğer yapmışsa- vize başvurusu hakkında bilgi ister. Vize ile Kanada’ya girilmişse vizenin türü, tarihi ve hangi vize ofisinden aldığınız gibi sorular cevap bekler.
8-Where You Can Be Contacted In Canada kısmında adayın Kanada’da ki ev adresi ve kendisine ulaşılabilecek telefon numaralarının yazılması gereken yerdir. 9-Your Counsel bölümünde mülteci adayının avukatı, göçmenlik danışmanı ya da kendisine iddiasında yardımcı olacak diğer temsilcinin bilgileri yazılmalıdır.
BOC formunun 10-Language and Interpreter isimli son bölümünde iltica duruşmasında tercümana ihtiyaç duyup duyulmayacağı sorulmaktadır. Aday İngilizce veya Fransızca dillerinin dışında bir dil konuşuyorsa ve savunmanızı o dilde yapmak istiyorsa konuştuğu dilini açıkça burada belirtip IRB’den tercüman isteyebilir.
11-Your Declaration As a Claimant bölümünde aday artık tüm formda verdiği bilgilerin doğru ve eksiksiz olduğu beyan ederek imza atacaktır. Declaration A’da formu kendisinin doldurduğunu ve soruların hepsini anladığını beyan ediyorken Declaration B’de ise formu bir tercüman aracılığı ile doldurduğunu ve tüm soruların kendisine tercüme edildiğini beyan etmektedir. 12-Interpreter’s Declaration’da kısmı adaya formdaki soruları tercüme eden tercümanın tüm soruları iddiacıya doğru bir şekilde tercüme ettiğine dair beyanını imzaladığı yerdir.
Doldurulan BOC formunda beyan ettiğiniz tüm bilgiler ve ekinde sunduğunuz davanızı destekleyen belgeler IRB’nin Mülteci Koruma Şubesi’nde iltica talebinizde temel olarak kullanılacaktır.
Bu forma ek olarak IRB’ye iltica talebinde davayı destekleyeceğine inanılan tüm belgeler de (kimlik kartı, pasaportlar, sahte belgeler, illegal şekilde elde edilmiş tüm belgeler, siyasi veya kültürel dernek/sendika üyeliği kimlik kartı veya üyelik belgesi, tıbbi veya psikolojik raporlar, polis belgeleri, tutanaklar, vizeler, uçak/tren/otobüs biletleri, ticaret belgeleri, haber kupürleri vs.) eklenmelidir.
BOC formu ne zaman teslim edilecek?
Kanada içinde siyasi sığınma talebinde bulunuluyorsa göçmenlik görevlisiyle olan yüz yüze görüşmede tamamlanmış ve imzalanmış BOC formu görevliye teslim edilmeli. Kanada sınırında iltica başvurusunda bulunulursa sınır görevlisinin doldurulmak üzere verdiği BOC formu doldurulup imzalandıktan sonra IRB ofisine en geç 15 takvim günü içinde iletilmeli.
Form IRB’ye bizzat götürüleceği gibi posta yoluyla da gönderilebilir. Postada oluşabilecek gecikmeler göz önüne alınması önemlidir. Eğer bir avukat tutulmuşsa BOC formunu avukat taahhütlü olarak IRB’ye gönderecektir.
BOC formu zamanında teslim edilmezse?
Sınırda iltica başvurusu yapılmış ve verilen 15 günlük süre içinde BOC formu IRB’ye iletilmemişse sonraki beş gün içerisinde düzenlenecek özel duruşmaya çıkılıp davanın terk edilmiş olarak ilan edilmemesi için IRB ikna edilmeli. Duruşmada siyasi sığınma talebi sürecinin devam etmesi gerektiği anlatmalı. IRB bu durumda davayı kabul edebilir ya da verilen ifadeden sonra reddedebilir. Eğer ifadeden sonra IRB açıklamayı kabul etmezse iddia terk edilmiş kabul edilecek ve iltica davası devam etmeyecektir.
BOC formunda değişiklik yapılabilir mi?  
Mahkeme gününüzden en az 10 gün önce olmak kaydıyla BOC formunda verilen bilgiler değiştirebilir, güncellenebilir varsa sonradan edinilen başka belgeler IRB’ye iletilebilir. Avukat bilgi değişikliklerini zaman faktörünü dikkate alarak yapacaktır.
3-MENŞEİ ÜLKELER LİSTESİ (DCO)
CIC tarafından Designated Countries of Origin (DCO) isimli bir ülke listesi oluşturuldu. Bu listede yer alan ülkeler Bakan tarafından ülkenin demokratik olduğuna inandığı ülkelerden oluşuyor bu listede yer alan ülke “güvenli” ülke kabul ediliyor. Bu ülkelerden gelen kişilerin iltica başvuruları “hızlandırılmış” şekilde inceleniyor ve iltica sürecinde bu kişilere çalışma izni verilmiyor, sağlık kapsamları olmuyor ve Mülteci Temyiz Şubesi olan RAD’a temyiz hakkı verilmiyor. Ayrıca davalarını kaybetmiş bir çok mülteci adayının son şansı olan Sınırdışı Etme Öncesi Risk Başvurusu’nu, PRRA (Pre-Removal Risk Assesment) da üç yıl süreyle yapamıyorlar.
15 Şubat 2013 itibariyle DCO listesinde bulunan ülkeler alfabetik sırayla şunlardır: Almanya, Avustralya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Birleşik Devletler (ABD), Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Güney Kıbrıs, Hırvatistan, Hollanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İzlanda, İrlanda, İsrail (Batı Şeria ve Gazze Şeridi hariç), İtalya, Japonya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Meksika, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovakya Cumhuriyeti, Slovenya, Yeni Zelanda ve Yunanistan.
DCO Listesine Alınma Kriteri  
Bir ülkenin DCO listesine alınmasına karar verilirken iki araç kullanılıyor. Birinci araç o ülkeden Kanada’ya gelen mülteci davalarının seyri. IRB’de görülen davalarda belli bir ülkeden gelen iltica davalarında başarı, dava sahibinin davasını herhangi bir zamanda geri çekme oranı, siyasi sığınma talebi davasının dava sahibi tarafından terk edilmesi oranı ve IRB tarafından o ülkeden gelen iltica taleplerinin ret oranı ülkenin DCO listesine eklenip eklenmemesini belirliyor.
Bir ülkenin CIC açısından güvenli sayılabilmesi için o ülkeden Kanada’ya gelen yıllık mülteci sayısına ve kayıtlara bakılıyor. Son üç yıl içinde her 12 aylık sürede 30 ve daha fazla mülteci dosyası verileri kullanılıyor. Eğer bir ülkeden gelen siyasi sığınma başvurularının en az yüzde 60’ı dosya sahibi tarafından geri çekilmişse veya dosya terkedilmişse ya da yine bir ülkeden gelen basvuruların en az yüzde 75’inin siyasi sığınma talebi başvurusu geri çekilmişse, dosya sahibi tarafından terkedilmişse ya da IRB tarafından siyasi sığınma talebi reddedilmişse o ülke “güvenli” ülke olarak sayılıyor ve DCO listesinde yer alıyor.
DCO listesine eklemede kullanılan ikinci araçta o ülkenin siyasi ve sivil dinamiklerinin değerlendirilmesiyle belirleniyor. IRB’nin elinde bir ülkeden gelen iltica davası düşük ise ya da karar vermede ilk kriter kullanılamıyorsa bu sefer ilgili ülkenin siyasi ve sivil oluşumlarına bakılarak ülkenin DCO listesine eklenmesine karar verilir. Bir ülkede bağımsız adalet sistemi varsa, ülke temel demokratik hak ve hürriyetlere saygılı ise ve bu hürriyetlerin herhangi birisinin kısıtlanması halinde vatandaşın başvuracağı hukuk yolları bulunuyorsa ve son olarak ülkede sivil toplum kuruluşları faal olarak hizmet verebiliyorsa o ülke Menşe Ülkeler Listesine ekleniyor.
Ülkenin DCO Listesinde Olmasının Sonuçları Ne Olacak?
Yukarıda bir ülkenin DCO listesinde olması için gereken kriterleri gördük. Şimdi DCO listesinde olan birisi Kanada’ya iltica başvurusu yaptığında kendisini ne bekliyor onu görelim. Bir ülkenin DCO listesinde olması aslında Kanada’nın o ülkeye bakış açısını belirliyor.
Bu ülkelerden gelen siyasi sığınma talepleri IRB tarafından hızlıca değerlendirilecek. Kanada içinde iltica edenlerin dava duruşmaları 30 ve Kanada sınırında siyasi sığınma talebi yapanların dava duruşmaları 45 gün içinde görülecek. DCO listesi dışında ülkelerden gelenlerin siyasi sığınma talepleri ise 60 günde görülecek. DCO ülkesi başvurularının hızlı görülmesinin arkasındaki asıl neden o ülkelerden gelen siyasi sığınma taleplerine “asılsız” olarak bakılması ve “hızlıca” değerlendirilmesi denebilir. Ayrıca DCO listesindeki ülkelerden gelenler siyasi davaları ret olunduğunda Mülteci Temyiz Şubesi RAD’a başvuramayacakları gibi en az ret kararından sonra üç yıl süreyle PRRA başvurusunda da bulunamayacaklar. DCO ülkelerinden gelenlere davaları görülene kadar Kanada içinde çalışma izni verilmeyecek, federal sağlık kapsamından yararlanamayacaklar. Ret kararı aldıktan sonra federal mahkemeye temyiz başvurusu yapmaları ülkeden gönderilmelerine engel olmayacak. Son olarakta ret kararı alan DCO ülke siyasi sığınmacılar bir yıl süreyle insan hakları temellerinde (H&C Applications) başvuru yapamayacaklar.
Sonuç
Bu kadar kısıtlı bir çerçevede -tabiri caizse aceleye getirilen bir süreçte- siyasi sığınmacı için adil bir duruşma hayal gibi görünüyor. 30 günde davanın görülmesi bir siyasi sığınmacı adayına gerekli evrakları toplaması, avukat tutması ve avukatıyla mahkemeye hazırlanması için yeterli değil..
Ülkeleri DCO listesine alarak “güvenli” ve “demokratik” sayıp o ülkeden gelen herkesin yaptığı siyasi sığınma taleplerini de “asılsız” olarak görmek keyfi olarak yapılmış ayrımcı bir uygulama olarak görülüyor. DCO ülkelerinden gelip de “mülteci” sıfatına uyan kişilerin iltica dosyaları da DCO ülkelerine olan “güvenli ülke” ve “asılsız iltica” önyargısına kurban gidecek.
DCO ülke iddiacılarının avukatları süre kıstı yüzünden davalarını ertelemek isteyecekler ve dava sonrası kanıt sunma hakkı isteyeceklerdir. Hatta zaman kısıtı yüzünden birçok dava tekrar açılmak istenecektir.
Murat Kandemir
Yetkili Kanada Göçmenlik Danışmanı, CCIC
http://muratkandemir25.blogspot.ca
Clip to Evernote
10 Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi