Kanada’da lalenin anlattıkları

Şehriyara buldı âlem devletinde itidal 
Lâlelerle geldi bağa başka bir hüsn ü cemal 
Ruz ü şeb kılmakda gülşen lutf-ı teşrifin hayal 
Lâle faslı iyd hengamı bahar eyyamıdır.
Nedim

Yağmurlu bir günde, laleler arasında dolaştım. Sinesine kor düşmüş beyaz laleler, bende gam gussa bırakmadı.

Başkent Ottawa’da festivaller mevsimi başladı.

Mayıs, Lale devridir, payitaht-ı Kanada’da; Lale bayramıdır.

Dünyanın bu en kendi halinde başkenti, dünyanın en büyük lale festivaline ev sahipliği yapar her mayıs.
Başkentin kısa süren baharlarının üç nadide misafiri vardır, üç çicegi: Rengarenk laleler, tahtını yeşilliklere kurmuş sarı çicekler ve mosmor kesilmis leylaklar…Üçü birden gelir ve kaşla göz arası gidiverirler.

Doğu’nun nazdar ve niyazdar çiceği lale, bu Kuzey Amerika şehrinin sokaklarını, bağını bahçesini tezyin etmekle yetinmez, ruhunu da inceltir adeta.

Japonya, Türkiye, Hollanda derken, Kanada’ya uzanan bağrı yanık lale, Ottawa’nın simgelerindendir.Hollanda’lılar, Kraliçelerini, 2. Dünya savaşının zor günlerinde bağrına bastığı için, Kanada’ya teşekkür babında yüzbin lale göndermisler 1945’te. İşte o günlerde atılmış bugünkü devasa festivalin tohumları. Gerisi tarih.

Bizim kültürümüzde de lalenin özel  yeri vardır, müstesna güzellerimizdendir.

Tasavvufta Allah’ın remizlerindendir mesela… Osmanlıca’da Elif, Lam ve He harfleriyle tahrir olunan lale, tezhip ve tezyin sanatında muteber bir mevki ihraz etmiştir. Ebcet hesabında, Allah, Hilal ve Lale kelimelerinin herbirinin 66 sayısına tekabül etmesi de ne manidar bir tevafuktur. Nitekim, lalede Hu’yu temaşa eden sufilerimizin lale ile olan muaşakası boşuna değildir :

Mazhar-ı ismi celal olmasa aya lâle
Bulamazdı bu kadar rutbe-i vala lâle…

Ve lale-endam Şeyhimiz Galib efendi, Sultan-ı Lalezar için yazdığı kasidesinde Efendi’sinden boynu bükük bir lale gibi medet dilenmektedir:

Şehid-i aşkın oldum lale-zar-ı dağdır sinem
Çerağ-ı türbetim şem’-i mezarım varsa sendendir

Kanada çokkültürlülüğü içinde de lale, “umut”u temsil eder benim lügatçemde. Bedbin bir dünyanın bağrına serpilmiş rengarenk bir ümidi..Karın buzun ardından gelen bahar, en sıcak ve dostane tebessümlerini lale ile çakar. Laleninki öyle bir umuttur ki, “her gecenin bir neharı, her kışın bir baharı” dirilticiğindedir. İmmigrant duygular ile last and found  gelgitler arasındaki insanlara “ümidvar olunuz” neşideleri söyler rengarenk laleler; ümit aşısı yapar baharla birlikte.

Uluslararası Lale Festivali, Kanada’nın marka etkinliklerinden, binlerce turist çekiyor. On günlük festivalde, şehrin farklı noktalarında, ülke tanıtım çadırları açılıyor, yazar söyleşileri, konferanslar, tiyatro gösterileri, sergiler, konserler, havaifişekler, sokak gösterileri. Tüm mekanlar, yekpare lale bahçeleri, mayısta Ottawa’da.

Çocukluk baharları,  kızılca kıyamet gelincik tarlalarında, alabildiğine hür  geçmiş biri olarak, biçim biçim, renk renk, koku koku binlerce lalenin arasında gezinirken, yine daussıla ile dolup taştığımı farkediyorum. Bir ilkbahar yağmurunda laleler arasında gezinmek iyi geliyor, adeta bir laleterapi oluyor. Eve dönerken dilimde bir lale türküsü:

“Ne mateme, ne de melâle benzer
Bir türkü tutturdum lâle üstüne.
Elif elif ism-i Celâl’e benzer
Bir türkü tutturdum lâle üstüne.

Açar mihrabda ilâhî lâleler
Sırr-ı Hüdâ’dır billâhî lâleler.
Zikreder her dem Allah’ı lâleler
Bir türkü tutturdum lâle üstüne”
Abdullah Satoğlu

Engin SEZEN / Rotahaber

Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi