Kod adım ‘Kabak’mış!

Medya Gündem sitesinde Erdem Yavuz adlu meçhul yazarın hakkımdaki psikolojik savaş haberine çok güldüm. Altın neslin “Neo-Ergenekoncu”suymuşum! Anlı şanlı gazetecileri besliyormuşum! MOSSAD ajanımıymışım! Cevap yazıp ciddiye aldığım için belkide hata ediyorum ama matrak geçmesem olmaz.

Hanımın keyfi yerinde, ‘oh iyi oldu, artık zırt pırt Türkiye’ye gitmezsin’ diye seviniyor. Benim korkmayacağımı bilir, ama olsun deneme yapıyor. Yazın ailecek iki ay Türkiye’de doya doya tatil yaptık Alanya ve Gebze’de. ‘Ey Ergenekon, Toroslardayım’ diye yazılar yazdım. Hatta abim Ömer beni facebook’undan ‘burada gelin Ergenekoncular, yakalayın, atın hapse; bizde mirastan pay vermeyelim, kurtulalım’ diye ihbar etti!

Ne gelen var nede giden. İnsan bir defa ifade vermeye çağırır, sorar. Ergenekon’u deşifre eden beş kitap yazmışsın, yüzlerce de köşe yazısı. Kimden alıyorsun bu kadar tiyoyu filan der, ne biliyim. Herhalde merak etmiyorlar. Veya yazdıklarıma pek itibar edilmiyor galiba. Epey alınmaya başlamıştım.

Kod adım ‘Kabak’ imiş. Yahu benim saçlarım var, epeyde gür. Beyazlarım fazlalaştı, çaktırmadan iki ayda bir kına yakıyorum ki, hem peygamberimizin hemde üstadın sünneti ihya olsun maksat, yoksa yaşlı gözükmeyeyim diye değil. Bu konuda spekülasyon yapanlar var, acaba peruk mu takıyorum? Top sakal neden bırakmıyorum falan filan. Malum fitneci(!) tipine uygun görülen bir sakal bıyık durumu!

Meğerse Hocaefendi’nin dizinin dibinde oturup, gizli toplantılara katılıyormuşum saz arkadaşlarımla. Bunu birde Hocaefendi’nin bulunduğu çiftliğe giriş çıkış vizesi veren şakird abilerimize söyleseniz iyi olur. Zira 10 yıldır vize alamadım, çünkü orada siyaset konuşmak yasak, bende biraz fazla siyasiyim galiba. Ne olur yardım edin bana, Hocaefendi’yi çok özledim. Fazla bağımsızım herhalde, ne arayan var nede soran. Bana ne şöyle böyle yaz diyen var, nede sansür yapıp ileri gittin, biraz frene bas hop dedik diyen. Sansürden ve bana karışılmasından hoşlanmadığımı, beynime sansür yaptırmadığımı herkes bilir. Yazma derlerse inadına yazarım! Bu nedenle sanırım Zaman gazetesi bana köşe vermez, hatta muhabir bile yapmazlar! Tam Araf’ta, kimsesiz bir dervişim ben, sahibim Allah ve direkt Allah’a bağlıyım. Yani hem AK Parti hemde camia yetki sınırlarının dışındayım. Özgür bir kalemim…

Baksanıza Mehmet Baransu, Önder Aytaç, Emre Uslu, Yasin Kesen ve Tunçay Opçin benden besleniyormuş. Doğrusu bilmiyordum, gurur duydum. Konuşanları, yazanları susturma girişimi devrede. Hiç birini dünya gözleriyle bizatihi görme şerefine nail olamadım. Emre ile bir kaç telefon konuşması yaptığımızı hatırlıyorum. Hiç tanışamadığım, bir kaç kez epostalaştığım Önder Aytaç’ın halen bana bir sözü var, makalelerime güya değinecekti ama ne gezer! Oda kayıplara karıştı. Mehmet Baransu ile Rasih Yılmaz gibi ortak dostlarımız var ama muhterem ile bir defa bile buluşamadık. Gerçi hiç böyle bir düşüncemizde olmadı. Tunçay Opçin ismini Aksiyon’dan hatırlıyorum, güzel dosya haberlere imza atan başarılı bir gazeteci. Ne hikmetse onlada bir defa bile aynı odayı paylaşamadık. Oysa Ankara’da aynı ortamlarda dolaşırdık, hatta ofislerimiz bile aynı binada bulunurdu. Yasin Kesen ile en son sonsaniye,net adlı, Genelkurmay’ın andıçlaması ve hakkımızda psikolojik savaş yürütmesiyle dava açması sonucu 2006’da kapanan haber sitemizde ortam arkadaşlığı yaptık ama nedense hiç karşılaşmadık. Benden beslenmeleri mümkün mü acaba bu arkadaşların diye kara kara düşünüyorum! Beni gözlerinde büyütenlere teşekkür mü etmeliyim yoksa dalga mı geçmeliyim?

En fazla MOSSAD ajanı olduğum iddiasına güldüm. Meşhur Tuncay Güney bile bu kadarını beklemiyordur. MİT’e sorun bakalım, ben Ankara’dan Zaman diplomasi muhabiri iken niye ayrıldım, beni kimler tehdit etti? Merhum Dışişleri bakanımız İsmail Cem İpekçi bunun nedeninin İsrail ve Mossad’ın beni öldürmek için bir timi görevlendirilmesi olduğunu biliyordu. 28 Şubat’ın kudretli İsrail’in Ankara Büyükelçisi Uri Bar’ı Türkiye’den ‘ persona non grata’ yaptırarak nasıl kovdurduğumu Cem size yaşasa belki anlatırdı. Türk Dışişleri bakanı Cem’e ‘ Daha dünkü çocuk’ diyen büyükelçinin küstahlığını İsrail büyükelçiliğinde bize verdiğ çay kulisinde teybime gizlice kaydedip, tüm diplomasi muhabirleri önünde Cem’e dinlettiğime en az yirmi gazeteci şahittir. Gereği yapıldı. Kelle koltukta haber yazdığımız günlerdi. Evimi Ankara’da tehdit ve güvenlik nedeniyle 3 yılda 3 defa taşıdım, eve telefon alamadım, hem dinlemesinler diye hemde ailemi korumak için. Veya Uri Bar’ın Ankara temsilciliğine bizzat gelerek temsilcimize, ‘Bu muhabir ayağını denk almazsa uzun yaşamayacak. Filistin’e Osmanlı çözümüymüş, pöh! Osmanlı öldü ve bir daha dirilmeyecek. İsrail karşıtı haberlerinden bıktık. Alın size dosyası. Bu kadar aleyhte haberi nasıl yazdığını, bu kadar gerçek gizli belgeyi nasıl topladığını ve bu kadar işimize nasıl engel olabildiğini anlayamıyoruz.’ dediğini belkide hiç yazmayacaktım. Epey kalın bir dosya idi. MOSSAD’ın tüm işlerini tek başıma bozmuşum meğer! Bunları yazmaya sizin kağıttan kaplan gazetecilerinizin yüreği yetmezdi. Şimdi MOSSAD ajanı olduk ha! Bu iddianıza köpekler bile gülmez! Cesur yürekler susmaz sizin hırlamanızla, ucuz tehditinizle… Twitterde aktif oldum diye çatlıyorsunuz, biliyorum.

Komplo teorisi yazan Erdem Yavuz, sanırum amatör bir AKP partizanı veya yeni bir MİT yazarı. Yahu MİT’de bin sayfaya yakın aleyhimde arşiv vardır. Henüz 17 yaşımda iken göstermişlerdi, 52 sayfaydı. Şimdi 44 yaşımda olduğuma göre bin sayfayı bulmuştur diye ümitleniyorum! Fişlenmeyen bu ülkede adam değildir dostum! Bundan hiç gocunmam, en büyük endişem yanlış fişlenmekti! Oda oldu. İşinizi doğru düzgün yapın, anlama, okuma, yazma özürlü müsünüz? Türkçe’yi gayet net kullandığımı sanıyordum, bundan sonra zeka özürlülerin anlayacağı seviyede yazmaya gayret edeceğim! Ama söz vermiyorum buna, zira niyeti bozuk olunca fitneci öküz altında buzağı ararmış… ‘Derin Damar’a operasyon yapacak bizimkiler’ diye sık sık zil takıp oynayan Doç. Dr. Cevdet Akbay, eminim sizin bu haberinize çok sevinecektir. Bozacısının şahidi şıracı olurmuş. Yoksa kaynağınızı buldum mu?

Beni bugün çok güldürdünüz, Allah’ta sizi ıslah eylesin! Kod adım kabakmış ya, hatırlatırım bu kabağın sahibi Allah var ve edenin bulduğu bu dünyada attığınız iftiralar yanınıza kar kalmaz elbet!

Faruk Arslan

16 Aralık 2013

Kitchener, Kanada

Erdem Yavuz Neo-Ergenekoncu Altın Nesil’i deşifre etti!

Tarih: Aralık 16, 2013 Kategori: ANALİZGENEL | Yorum : 2
Erdem Yavuz Neo-Ergenekoncu Altın Nesil’i deşifre etti!
NEO-ERGENEKONCU ALTIN NESİL
ERDEM YAVUZ YAZDI
twitter.com/erdemyavuz549
Fethullah GÜLEN’in yıllar yılı ektiği Altın Nesil’in tohumları meyve vermeye başladı dünyanın dört bir tarafında, bu meyvelerden biri de Kanada Toronto’da yaşıyor. Kabak kod adlı Faruk Arslan adıyla.
Camia içinde dar bir kadro tarafından Kabak takma ismiyle de bilinen Faruk Arslan, Fethullah Hoca’nın dizinin dibinden ayrılmadığı için onun gübresinden beslenme ayrıcalığını yaşıyor.
Sadece Hoca’nın değil, önemli ajanlarını anavatanlarından uzak tutmasıyla meşhur Mossad’ın verdiği taze inek tezeği ile de beslenen Faruk Arslan yine, küresel Neo-Ergenekon çetesinin Türkiye’deki elemanları Mehmet Baransu, Önder Aytaç, Tuncay Opçin ve Emre Uslu ile yurtdışındaki gizli toplantılarda aldığı topsecret eğitimlerin ardından, sosyal medyada bir anda piyasaya giren @sosyalpencere kullanıcısı Yasin Kesen’i de besliyor.
erdem-yavuz
Nasıl mı, işte Faruk Arslan’ın 14 Aralık’ta yazdığı talimatnamesi http://www.farukarslan.com/genel/mitdeki-istihbarat-baronlari/ ve Mehmet Baransu’nun şak diye yapıştırdığı bugünkü yazısı. “Kopi-pest” gazeteciliğine ne kadar güzel bir örnek. Feyz almış canım. Esinlenmiş sadece.!
Korkudan Türkiye’ye gelemeyen Kabak kod Faruk Arslan, Türkiye’nin anayasal kurumlarını nasıl da tehdit etmiş küstahça.
Kimsin kardeşim sen, gelsene Türkiye’ye yiyorsa. Kendini güvende zannediyorsun İsrail’in sıcak kucağında ama öyle değil.
Kanada’nın banliyölerindeki sinemalarda popcorn yiyip, Starbucks’ta kafeinsiz Caffè Americano içmeye benzemez bu işler. İşlediğin suçların hesabını verirsin bugün yarın Türk adaletine.
Hoca da bu arada, bir yandan Zaman ve Aksiyon okuyan, Samanyolu seyreden, camiaya maddi destek sağlayan ve AKP’ye oy veren mütedeyyin kitleye yönelik “Hükümetle kavga etmiyorum” anlamına gelen ılımlı mesajlar verip savaşa son diyor, diğer yandan da İsrail’e ajanlık eden Faruk Arslan gibi Altın Nesil meyveler üzerinden, aba altından sopa gösterip, Hükümetin ve fişleme yaptığını iddia ettikleri devletin kurumlarının yargılaması gerektiğinden bahsederek, “Savaşa devam” diyor.
Son Altın Nesil Ürünü Yasin Kesen de piyasaya hızlı giriş yapanlardan. Hizmet’i eleştiren basın mensuplarının enselerinde boza pişirerek, onları tehditle sindiren Post Medya adlı internet sitesinde bir analiz yayınlamış Başbakan’ın Küfürbaz Müşavirleri diye, devamı gelecek diye de tehdit ediyor kuş beyniyle..
Hem fişlemeden şikayetçi olup, yargıya yol göster, hem de işi gücü bırakıp, Twitter’da Hizmeti eleştirenleri fişleyip, afişe et, bu ne yüzsüzlük, arsızlıktır anlamak zor, ar damarı çatlamış bunların, hukuku istedikleri gibi eğip, bükmeleri bunlara sonsuz bir ego vermiş anlaşılan, kafaları bulutlara değiyor artık ne içiyorlarsa.
Deşifre oldunuz, bu Halk Sizi 2002’de diğerlerine yaptığı gibi ÇÖPLÜĞE süpürecek. Süpürgenin kimin elinde olduğunu çok iyi bilirsiniz. Görüş gününüz yakınlarda..

http://www.medyagundem.com/erdem-yavuz-neo-ergenekoncu-altin-nesili-desifre-etti/

Clip to Evernote
1 Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi