Ateş Hattındaki Gürcistan/2000

By yazı dizisi, Zaman Gazetesi’nde Ağustos 2000’de 3 gün yayınlanmıştır.

Problemsiz komşumuz: Türkiye’nin sorunu olmadığı tek komşusu belki de Gürcistan. Türkiye için bu ülke Orta Asya’ya açılan bir geçiş kapısı; Gürcistan için ise Türkiye, Batı’ya açılan bir köprü. Sınır komşusu olmasına rağmen Türkiye’nin Gürcistan’la ilişkileri Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra başladı. 9 Mart 1990’da bağımsızlığını ilan etmesinden sonra geçen sürede, değişen jeopolitik ve jeoekonomik politikalar nedeniyle iki ülke arasındaki ilişkiler stratejik zemine oturdu. Ankara, Gürcistan’ın önemini Hazar’ın enerji rezervlerinin üzerinde bulunan koridor haline gelmesinden sonra daha iyi fark etti. Çeçenistan savaşı ve enerji savaşının ateş hattında yer alan ülkesi olan Gürcistan’a, askeri, siyasi, ekonomik teminatlar, Ankara tarafından Washington’un devreye girmesiyle 8 yıl gecikerek verildi. NATO, üstü örtülü biçimde Gürcistan’ı koruma kapsamına aldı. Gürcistan Savunma Bakanı David Tevsadze de Gürcistan askeri sisteminin 2004 yılında NATO standartlarına uygun olacağını söylüyor. Putin’in Rus liderliğine seçilmesinin hemen ardından Tiflis’de Şevardnadze ile görüşen CIA Başkanı George Tenet, muhtemel Rus provokasyonlarına karşı teyakkuza geçtiklerini Tiflis’e bildirdi. Bu sırada arka bahçesini kaybetmenin acısını yaşayan Moskova, Gürcistan’ı karıştırmak için geleneksel etnik ayrımcılık kartlarını yeniden açtı.

Gürcistan, gerçekten dört bir yandan ateş hattında yer alıyor. Türkiye’nin bölgedeki kaderini etkileyecek Gürcistan’ı bu nedenle her yönüyle masaya yatırarak daha iyi tanımak zorundayız. Eduard Şevardnadze Türkiye -Gürcistan Dostluk ve Dayanışma Vakfı ile bu ülkeye Ağustos 2000’de yaptığımız 15 günlük gezide, bu yakın; ama meçhul kalmış ‘uzak komşu’muzu tanımaya çalıştık.
Gürcü soydaşlar buluştu

1. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar sadece Hıristiyan olan Gürcülerin bir bölümü Müslüman olduktan sonra iki ayrı coğrafyada iki ayrı dinde yaşamlarını sürdürdüler. Türkiye’deki Müslüman Gürcülerin geçmişi 300 yıllık. Artvin’in Borçka ilçesinin Murgul kasabasında Gürcüler tarafından ilk cami yapıldı. Gürcüleri de devşirmek isteyen Osmanlılar, yetenekli çocukları devşirerek Müslüman Gürcülerin atalarını yetiştirdi. Daha sonra Müslümanlaşan bu Gürcüler, Türkiye için kanlarını döktüler ve Türk kimliği ile bu vatanın ayrılmaz harcı haline geldiler. Hatta en iyi Türk milliyetçileri Gürcü Müslümanlar arasından çıktı.

Türkiye’deki Gürcü akrabaları ile Sovyetler’in dağılmasından sonra buluşan Gürcüler, iki farklı kültürle büyümüş soydaş olarak kucaklaştı, birbirlerinin farklılığına saygı duydu. Türkiye ile Gürcistan arasındaki ilişkiler son dönemde her alanda doruğa çıktı. Halktan halka dostluk kuran Türkiye’de yaşayan Gürcüler, Abhazya’dan gelen 300 bin mültecinin dertlerine bir nebze olsun deva olabilmek için Gürcistan’a insani yardım götürdü. 26 kişilik kafile ile Gürcistan’a turistik bir gezi düzenleyen Eduard Şevardnadze Türkiye–Gürcistan Dostluk ve Dayanışma Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri, zor şartlar altında yaşayan Gürcü mültecileri de unutmadı. Kobuliti, Batum, Poti, Kutaisi, Bakaroni, Borjomi, Gori, Mestheka,Telavi ve Tiflis’in tarihi ve turistik mekanlarını gezen heyeti yerel yöneticiler karşıladı. Yıllar önce ayrılmak zorunda kaldıkları akrabaları ile buluştu, ata baba topraklarını tanıdı. 93 Rus harbinden sonra 2. Abdülhamit ile Rus Çarı Aleksandr arasında yapılan anlaşmaya göre Batum, Rusya’ya bırakılmış, ancak halk nerede yaşamak istiyorsa tercih yapması için serbest bırakılmıştı. Türkiye’deki Gürcülerin çoğunluğu bu hazin terk ediş öyküsünün çocukları, torunlarıydı.

Rus liderler hep Gürcü’ydü

Gürcüler, Rus tarihine de şekil veren önemli şahsiyetleri yetiştirdi. Küçük bir Moskova prensliğinden Rus imparatorluğunu kuran Deli Petro, Sovyetleri kurup ayakta tutan Stalin ve en son olarak Rusya’yı yeniden kalkındırmak isteyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin birer Gürcü… Moskova’da ‘ pazar mafyası’nı elinde tutan Gürcüler, kendilerine özgü dil, kültür ve medeniyet anlayışlarıyla Slavyen kökenli olmadıkları için deyimin tam ifadesiyle ‘ iki arada, bir derede ‘ kalmış durumdalar.

Kafkasya tarihi, kültürel bir kavram olmaktan çok coğrafi bir kavramdır. Bu bölgede yaşayan birçok ulusun ne tarihi, ne ırkı ne de kültürel bakımından ortak değerleri ve geçmişleri yoktur. Bölge, değişik adet, dil ve kültürlere sahip ulus, milliyetler ve kabilelerden meydana gelen bir etnoğrafya müzesini andırmaktadır. Ancak Gürcüler, aşırı denebilecek milliyetçilik duyguları ile vatanlarına oldukça bağlılar. Nitekim Stalin, ölüm döşeğinde ayakkabı tamirciliği yapan babasına gönderdiği vasiyet niteliğindeki mektupda, “Baba, ben SSCB’yi yönettiğim dönemde ve hayatımda hiçbir zaman Gürcü milletine ihanet etmedim.” diye yazıyordu. 2. Dünya Savaşı’nda 600 bin Gürcü’nün ön cephede ölümüne yol açmakla suçlanan Stalin, ne olursa olsun Gürcistan’da yüzde 90’a yakın bir çoğunluğun takdiriyle milli kahraman. Savaş sırasında Almanlara esir düşen oğlu Yakubov ile Almanların generalini ‘ birbirlerinin dengi değiller’ diye değişmeyen ve oğlunun kurşuna dizilmesine göz yuman Stalin, bu anlamda adil, idealleri uğruna kan dökmekten çekinmeyen bir dava adamı olarak görülüyor. Bin çeşit elması ile meşhur Gori kentinde doğan Stalin’in doğduğu ev müze yapılmış. Stalin’i 2. Dünya Savaşı sırasında gezdiren 80 ton ağırlığındaki kurşun, top geçirmez zırhlı trene girenlerin ‘Komünist ‘ çıktığı esprisi yapılıyor. 15 yaşında devrim için faaliyete başlayan Stalin tam 6 defa hapse atılmış, kaçmış; 7 defa ise sürgün edilmiş, ama yılmamış. Lenin ölüm döşeğinde Stalin’e, “Biliyorum yerime geçmek istiyorsun. Ancak halk arkandan gelmez.” deyince gözü kara şahin adam Stalin, hazır olan cevabını vermiş: “Üzülmeyin. Onlar arkamdan gelmezse, ben onları senin yanına gönderirim.”

Polütbüro’daki toplantılarında hapşırarak sessizliğini bozanları kurşuna dizdiren, aksıranın ortaya çıkmasından sonra ise “Geçmiş olsun” diyen ilginç bir otorite. Stalin olmasa idi, Sovyetler’in kısa sürede dağılacağı, atom silahının olmayacağı, uzaya çıkılamayacağı ve Rusların 2. Dünya Savaşı’nı kaybedeceği görüşünü eski Sovyet topraklarında herkes kabul ediyor.

Sovyetleri yıkan kan

1918 Mayıs’ında bağımsızlığını ilan eden Gürcü Cumhuriyeti’ne Şubat 1921’de işgalci Kızılordu son verdiğinde Bolşevik yönetiminin Rus oyunları da start alıyordu. 1922’de SSCB’ye giren Gürcistan’da özerk yönetim yoktu. Rus yanlısı Gürcü lider, Sovyet lideri Gürcü asıllı Stalin’in habersiz 5 Aralık 1936’da Abhazya ve Acarya ile Güney Osetya’ya özerklik statüsü verince kızılca kıyamet koptu. Stalin’den ağır fırça yiyen Gürcü lider, o gün intihar ederek yaşamına son verdi.

Sovyetler’de ilk bağımsızlık rüzgarları Baltık ülkeleri ile birlikte Gürcistan’da başladı. 9 Nisan 1989’da Tiflis’te bağımsızlık isteyenlerin üzerine tankları süren Rus birlikleri 21 kişiyi öldürdü. Bu dökülen ilk kan bağımsız ateşini tüm SSCB’de yaktı. 31 Mart 1991’de yapılan referandumda halk yüzde 98 oranında 1918’deki cumhuriyetin onarılmasını istedi. 9 Nisan 1991’de Gamsahurdia, parlamentoya bağımsızlık deklarasyonu sundu ve kabul edildi. Halkın yüzde 86,5 oyuyla mayıs ayında cumhurbaşkanı olan Gamsahurdia, muhalefete bağlı birliklerin parlamentoyu kuşatması üzerine 6 Ocak 1992’de ülkeyi ailesi ile terk etti. Daha sonra bir suikasta kurban gitti.

Ekim 1992’de yapılan seçimlerde yıkılan Sovyetler’in son Dışişleri bakanı Eduard Şevardnadze devlet ve parlamento başkanı, 1995’de ise resmen cumhurbaşkanı oldu. 9 Nisan 2000’de yeniden devlet başkanı seçilen Şevardnadze, Rusya, Türkiye, İran, Ukrayna, ABD ve Azerbaycan’la dengeli ilişkiler kurarak kurtlar sofrasına dönen ülkesine istikrar getirmeye çalıştı.

AB’nin TRACEKA programı çerçevesinde planladığı Avrasya koridoru– Büyük İpekyolu projesi – ve ABD’nin Bakü–Ceyhan ile Bakü–Supsa’ya verdiği destekle hayat bulan Şevardnadze, 9. cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından ortaya atılan Kafkas İstikrar Paktı’na umutlarını bağladı.

Gürcistan’a terör tezgâhı

Gürcistan Cumhurbaşkanı Eduard Şevardnadze’ye 3 defa suikast düzenlendi. 9 Şubat 1998’de düzenlenen suikast sonrasında ortaya çıkartılan suç örgütü, Kafkaslar’da istikrarsız bir düzen hedefleyenlerin iç yüzünü de ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Şevardnadze de, suikastın asıl nedenini, ”Hazar petrolünün ülke arazisinden taşınmasını istemeyen güçlere” bağladı. Gürcistan Vatandaş Birliği Parti Başkanı İrina Şareşvili’ye göre ise, Kafkaslar için aynı merkezden yönetilen bir tezgahın düğmesine basılmış, petrolün Gürcistan’dan geçmemesi için suikast düzenlenmiş, Ermenistan’da yönetim ise bu nedenle değiştirilmişti. Gürcistan İçişleri Bakanı Kaha Targamadze’nin açıkladığı suç örgütünde kimler yoktu ki; eski Cumhurbaşkanı Zviad Gamsuhirdia’nın taraftarları, eski Güvenlik Teşkilatı İgor Georgidze taraftarları, Çeçenistan savaşında bulunmuş Kuzey Kafkasyalılar. 20 kişiden oluşan bu örgütün Kafkasya’da bir askeri üste talim gördüğü, yakın bir komşu tarafından finanse edildiği ve ortak maksadının Eduard Şevardnadze’yi ortadan kaldırarak yönetimi ele geçirmek olduğuna dikkat çekildi. Gürcistan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze’ye 9 Şubat’ta düzenlenen suikast girişiminin zanlıları arasında bulunan eski bir Gürcü bakan Rusya’da tutuklandı. Şevardnadze’nin Rusya’yı, kendisine suikast girişimi düzenleyen teröristlere sığınma imkanı vermekle suçlaması, bu nedenle Moskova ile ilişkileri gerginleştirmesi sonrasında, Rus güvenlik güçleri, Gürcü makamlarının aradığı kişilere karşı ilk operasyonu gerçekleştirdi. Gürcistan’ın önceki lideri Zviad Gamsahurdiya döneminde maliye bakanlığı yapmış olan Guram Absandze, Rusya’nın Smolensk bölgesinde tutuklandı. Gürcistan İçişleri Bakanlığı basın merkezine göre Rusya, Absandze’yi Gürcistan’a iade etmeyi planlıyordu. Absandze’nin, Şevardnadze’ye suikast girişiminin arkasındaki kişilerden biri olduğu, ayrıca devlete ait para ve malları zimmetine geçirdiği öne sürülüyordu.

Etnik savaşlar zayıflatıyor

1992’de başlayan Abhazya ve Osetya savaşları Gürcistan’ı çok zayıflattı. Gürcü–Abhaz gerginliği ateşkese rağmen devam ediyor. Gürcistan’a bağlı Güney Osetya da ülkeden ayrılarak Rusya’ya bağlı Kuzey Osetya ile birleşmeye çalışıyor. 1993’te Gürcü ordusu Suhumi’den çekilmek zorunda kaldı. Evlerini, yurtlarını terk eden 300 bin Gürcü göçmen, kötü şartlar altında yaşıyor, evlerine dönecekleri günü bekliyor. Eduard Şevardnadze, Türkiye–Gürcistan Vakfı Genel Müdürü Mevlüt Artvinli ve beraberindeki heyet geçtiğimiz günlerde, İnegöl Belediyesi Başkanı Hikmet Şahin ve Magari Tekstil’in sahibi Adem Zengin’in verdiği giyecek ve yiyecek yardımlarını Gürcü göçmenlere verilmek üzere Şevardnadze’nin eşi Nanuli Şevardnadze’nin kurduğu Tüm Dünya ve Gürcü Kadınları İçin Vakfı’na teslim etti. Artvinli, Türkiye’deki tüm Gürcü kökenli vatandaşlarımızı Gürcü göçmenlere yardıma çağırıyor. Vakfın iki ülke arasındaki halklar arasında köprü kurduğuna değinen Artvinli, Mesheteka ile Ünye arasında kardeş şehir ilişkisi kurulduğunu, yakında Fatsa ile Kobuliti arasında da aynı ilişkinin kurulacağını ifade ediyor. MÖ 5. yüzyılda kurulan Mesheteka, antik İberya’nın başkenti, Tiflis’e 20 km uzaklıkta 60 bin nüfuslu bir şehir olarak kalmış. Belki de dünyanın en iyi metrosuna sahip Tiflis’in ise nüfusu bir milyona yakın. Kafkasya’nın kalbi Tiflis’te atıyor.

Abhazya ile Gürcistan arasında oluşturulan sınırda şu anda Rus Barış Gücü askeri bulunuyor. Abhazya savaşında 6 bin kişinin komutanlığını yapmış Şevardnadze’nin Batı Gürcistan danışmanı Anzor Margiani, etnik savaşların Gürcistan’ı zayıflattığını, savaşın Rusya’ya yaradığını söylüyor. Margiani, “Asırlardır kız alıp verdiğimiz kardeşlerimiz Abhazları Ruslar bize bir günde düşman yaptı. Abhazyalıyım, silah çektiğim akrabam, kardeşim benim. Kimseyi öldürmedim. Babamı savaşta kaybettim. Bu savaşın bitmesi için dua ettim. Tüm savaşlar çirkindir.” diyor. Savaşta, bin beş yüz Gürcü, 2 bin Abhaz, 2 bin de Rus ölmüş. Savaştan önce 100 bin olan nüfus şimdi 40 bin kalmış. ‘Benim karnım tok, ama Abhaz kardeşlerimin aç.’ diyen Margiani, Türkiye’den savaşmaya gelen Abhazların ortada Müslüman–Hıristiyan savaşı var sandığına dikkat çekiyor ve ekliyor: “Böyle bir savaş yok. Abhazların sadece yüzde 10’u Müslüman.” Abhazya Rusya’ya giden yolları kestiği için Batum, Kobuliti gibi turizm kentleri ve meyve ambarlarının ticari bağlantıları yok olmuş. Kobuliti belediye başkanı da, çay, turunçgiller ihraç eden ve yılda 3 milyon turist ağırlayan kentin gelirinin 3 milyon dolara düştüğünü belirtiyor.

Abhazya Türkiye’yi de vuracak!

Abhazya savaşı, Karabağ savaşı kadar Türk kamuoyunun dikkatini çekmedi. Ancak Rus kayığına binen Abhazları, Moskova bölgedeki Türk–Amerikan nüfusunun sona erdirilmesi için son zamanlarda araç olarak kullanmaya başladı. ‘Tiflis’e Abhaz sorununu bir günde çözerim’ mesaj gönderen Rus lider Putin, buna karşılık, Gürcistan’ın Türkiye ve ABD ile askeri işbirliği yapmaması ve ülkede görev yapan Türk askerlerinin geri gönderilmesini istedi. Tiflis yönetimini korkutan öneriler bununla kalmıyor. Putin, bir yandan Gürcü vatandaşlarına vize uygulama tehditinde bulunurken diğer yandan 300 bin Gürcü mülteciye Rus vatandaşlığı vermeyi de önerdi. Putin, bu girişimiyle Gürcistan’da bulunan 4 askeri üssünün sürekli kalması için geçerlilik kazandırmaya çalışıyor. 1994’te bu üslerin 25 yıl kalması için Şevardnadze’nin imzaladığı anlaşmayı Gürcü parlamentosu onaylamıyor. Parlamento 2001 yılına kadar Batum’dan 2005 yılında ise diğer iki üsten Rus askerinin geri gönderilmesi için oldukça kararlı. Daha önce Batum’da bulunan Rus Hava İndirme Tugayı, 26. ve 53. Piyade alayları, 1992 ve 1995’te bölgeden gönderilmişti. 10 bin askerin bulunduğu Korpi kod adlı Batum üssü, Sovyetler döneminde Türkiye’yi hedef alan en önemli askerî birim olarak kullanıldı. Şimdi yerinde yeller esiyor. Buna rağmen Rus 3. ordusu Tiflis’te, 28. Zırhlı Tümen Ermenilerin yaşadığı Ahalkaliki belgesinde, Abhazya’da çıkarılacağı iddia edilmesine karşın 5. ordu duruyor.

Borjomi şifa dağıtıyor

Ölüm hariç her hastalığın şifası kainatta mevcut. Uzun yıllardır çare bulunamayan diyabet, şeker hastalarına müjde. Diyabetin şifası Gürcistan’ın Borjomi kentinde yerin altından 180 C0 ‘de çıkan şifalı suda bulundu. Sindirim sistemi bozuklukları, ülser ve gastrit’i kesin tedavi eden Borjomi suyu, akciğer ve karaciğer rahatsızlıklarında da etkili oluyor. 35 C0’de çıkan başka bir kaynaktan çıkan Borjomi natural ve maden suları da mide rahatsızlıklarına iyi geliyor.

1890’da keşfedilen son 110 yılda tam 7 defa uluslararası yarışmalarda ‘altın madalya’ ile ödüllendirilen Borjomi suyu şimdi dünyaya açılıyor. Sovyetler Birliği döneminde yılda 5 milyon şişelik üretimi ile kapalı bir dünyada pazarlanan Borjomi suyunu ihraç etmek için yabancı firmalar harekete geçti. 35 değişik şişeleme yapmak ve yıllık kapasiteyi 70 milyon şişeye çıkarmak için girişimde bulunan bir İngiliz firması, Tiflis yönetiminden ve parlamentosundan cevap bekliyor. Borjomi suyu, Gürcistan’ın stratejik fabrikası sayılması nedeniyle, yabancı yatırımcı TBC Group için Gürcistan Parlamentosu’nun onayı gerekiyor. Gürcistan Şişe ve Maden Suyu Şirketi ile TBC Group’un ortak üreteceği Borjomi, Avrupa’ya ve diğer ülkelere “Real Borjomi ” adıyla pazarlanacak.

Borjomi kentinin her tarafı kaplıca ve otellerle dolu. Halk, suyun çıktığı Uluslararası Park’tan şişelerini ücretsiz olarak doldurabiliyor. Borjomi Şifalı Suyu Kaplıcalarının başhekimi Tengiz Chkoıa, hastalığın derecesine ve çeşidine göre 14 gün ve 24 günlük iki ayrı seans halinde uygulanan Borjomi tedavisinin kesin sonuç verdiğini söylüyor. Chkoıa, “Borjomi suyu 110 yıldır şifa dağıtıyor. Kaplıcada uzman doktor kadromuz var. Sindirim sistemi bozuklukları, diyabet hastalığı, akciğer ve karaciğer rahatsızlıklarına Borjomi suyu iyi geliyor. Buraya Rusya’dan çok hasta ve turist geliyor. Türkiye’den de gelmesini bekliyoruz.” diyor. Borjomi kaplıcasının içinde yer alan Stalin’in evi yurtdışından gelecek üst düzey konuklar için kullanılıyor.

Ermenistan’a taşeron ticareti

Tiflis’te henüz 4 ay önce kurulan Türk İşadamları Derneği, 50 işadamını üye yapmış. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Yıldırım, Türk işadamlarının Ermenistan pazarını keşfetmesinin ardından taşeron firmalar kurulduğunu anlatıyor. Gürcistan ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 330 milyon dolar, ancak bunda Ermenistan’a yapılan ticaret de var. Türkiye’nin Ermenistan sınırını Karabağ ihtilafı çözümlene kadar kapatması ticareti durduramamış. Yıldırım, “Türkiye’nin Ermenistan’a ambargosu işe yaramıyor. Ermenistan pazarını keşfeden Türk firmaları Gürcülerle ortak Tiflis’te taşeron firmalar kurdular. Bunların sayısını bile hesaplayamadık. 1999’da 150 milyon dolarlık Türk malı Ermenistan’a satıldı. Bu yıl bu rakamın da üstüne çıkılır. ” diye konuşuyor.

Batum’u by–pass

Abhazya’nın başkenti olan Batum, Poti Limanı’nın geliştirilmesine ilişkin Tiflis’in çabalarından sonra Avrasya koridoru projesinde by–pass edilmiş. Batum Limanı’nda ölüm sessizliği var, kapasitesinin yüzde 10’u ile çalışıyor. Bunda Şevardnadze ile Acaristan Cumhurbaşkanı Aslan Abahidze arasında cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında tırmanan gerilimin de katkısı var. ANAP lideri Mesut Yılmaz’ın devreye girerek Abahidze’den 9 Nisan’da yapılan seçimden Şevardnadze lehine çekilmesini istemesi nedeniyle Abahidze, Ankara’ya biraz kırgın. Rusların Abahidze ile Şevardnadze arasında çatışma çıkması planını bozan Ankara, Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün korunması için her türlü güvenceyi de Tiflis’e veriyor. Abahidze’nin yeni bir anayasa taslağı hazırlaması ve Acarya’nın serbest bölge yapılması için hazırlıklarına hız vermesi, Tiflis’te tartışmalara neden oluyor. Ancak Türkiye’den de TIR, kamyon gibi nakliyat araçları Sarp Sınır Kapısı ve Acarya’da alınan rüşvetler nedeniyle güzergah değiştirmesi Acarya’ya ağır darbe vurmuş. Her gün 500 Türk TIR’ı artık Ro–Ro gemisi ile Samsun’dan Poti Limanı’na gidiyor. Poti Limanı’nın geliştirilmesi için Avrupa Kalkınma Bankası 150 milyon dolar, Japon Eximbank’ı ise 160 milyon dolar kredi ayırmış. Bakü–Supsa hattının hemen yakınında olan Poti Limanı ayrıca demiryolu ile getirilen Hazar’ın enerji rezervleri ve Orta Asya’nın diğer zenginliklerini de Batı’ya taşıyor. Supsa ve Poti limanları, Ermenistan, Azerbaycan ile Romanya, Ukrayna, Bulgaristan, Yunanistan gibi ülkelerin ve AB’nin de dikkat merkezinde yer alıyor. Liman harıl harıl çalışıyor. Azeri, Türk, Rus ve İngiliz tanker gemileri Hazar petrolünü buradan teslim alıyor.

Laz ve Ermeni kartı

Moskova’nın kullandığı kartlardan biri de ‘Laz kartı’. 1992 yılında eski cumhurbaşkanı Gamsuhirdia’nın taraftarları Laz’dı. Batı ve Doğu Gürcistan’ı birbirine bağlayan dünyanın en büyük tünellerinden biri ile Lazların yaşadığı Kutaisi, Bakaruni kentlerine geçiliyor. 3 km uzunluğundaki tüneli, bugünün imkanları ile Gürcülerin yapmaya mali güçleri yetmez. Batum, Kobuliti, Supsa, Poti, Kutaisi üzerinden ulaşılan bu bölgenin manzarası, kendinizi Karadeniz Bölgesi’nde hissetmenize neden oluyor. Her taraf ağaçlarla dolu. Bakaruni’deki kış sporları merkezi ve teleferik, İsviçre’nin Alplerini andırıyor. Bu mekan uluslararası kayak yarışmalarında kullanılmak için yapılmış; bugün bakımsızlığa terk edilmiş durumda.

Moskova, Lazistan kartını unutmuş değil. Şevardnadze’den sonra Tiflis’e “ihraç” etmeyi planladığı Gürcistan’ın eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı İgor Georgidze Moskova’da ‘hazır asker’ olarak tutuluyor. Rusların, kullanmaya başladığı en önemli kart ise şüphesiz Ermeniler. Ahalkalaki bölgesine ‘inzibati özerklik’ verilmesi için Ermenileri kışkırtan Rus askeri istihbaratı, bu konuda bildiriler hazırlayarak uçaklarla halkın üzerine atmış. Ermeniler de özerklik talebi ile Tiflis’e başvurusunu yapmış. 400 bin Ermeni’nin yaşadığı bölge ile Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan da yakından ilgileniyor. Ermenistan’daki Ermeniler, bu bölgeye şimdiden ‘Kuzey Ermenistan’ demeye başladılar. Gürcüler bu girişimden yeni bir münakaşa ocağının açılacak olmasından dolayı çok rahatsız. Bakü–Ceyhan hattının bu bölgeden geçecek olması endişeleri daha da artırıyor. Ahıska Türklerinin asıl vatanı olan bölgede aslında pek çok yerleşim yeri boş. 1944’te 350 bin Ahıskalıyı 3 gün içinde vagonlara doldurarak Özbekistan’a sürgün edilmesinden bu yana 56 yıl geçti. Ancak bölgenin dengesi kurulamadı. Şevardnadze, bölgeye 5 bin Ahıska Türkü’nün pasaportlarına Gürcü yazdırmak kaydıyla yerleşmesi için Mart 1998’de bir kararname imzalasa da, Ahıskalılar, kimliklerinden Türk isminin silinmesine razı olmuyor. Ankara’nın bu konudaki girişimleri de bugüne kadar sonuç vermedi.

Enerji savaşının görünmeyenleri

Gürcistan’da 370 bin civarında da Azeri Türk’ü yaşıyor. Gamsuhirdia döneminde büyük sıkıntı çeken Azerilerin 80 bini 1992–1994 yılları arasında Azerbaycan’a göç etti. Bu oyun Rusların bir taktiğiydi. Enerji hatlarının bölgeden geçmesini istemeyen Moskova, Azeriler ile Gürcülerin arasını bozmak istedi. Şevardnadze ile Azeri lider Haydar Aliyev arasında dostluk ilişkisi kurulduktan sonra sorunlar ortadan kaldırıldı. Göçmenlerin büyük bölümü geri döndü. İki ülke GUUAM birliği çerçevesinde stratejik ilişki kurdu. Şevardnadze ve Aliyev sık sık bir araya geldiler. Yaptıkları resmi ziyaretlerde Sovyet usulü üst düzey karşılama töreni ile krallar gibi ağırlandılar. Rusların Azeri kartı ile oynama şansı ortadan kaldırıldı. Bakü–Supsa ve Bakü–Ceyhan hatları ve Hazar gazının pazarlanması projeleri iki ülkeyi birbirine sımsıkı bağladı, kenetledi. Bakü–Ceyhan hattının yapımı için Gürcistan’da 15 bin kişiye istihdam sağlanacak; yıllık 200 milyon dolar transfer ücretinden gelir elde edilecek.

Şu sıralar Gürcistan’ın gaz, petrol ve elektrik şebekeleri üzerinde yabancı ülkeler büyük bir rekabet içindeler. Rusların Gazprom ve Lukoil şirketleri, eski gaz hatlarını satın alıp Rusya’nın malı yapmaya çalışıyor. Bu plana karşı BP–Amoco ve ABD’li şirket Chevron kendi projelerini ortaya koydu. Şahdeniz’de bulunan Azeri gazının Türkiye’ye pazarlanması BP–Amoco için Bakü–Ceyhan’dan daha fazla ve daha önce gelir getirecek öncelikli bir proje. Azerbaycan’da gaz hatları hazır olduğu için, Gürcistan’da 269 km’lik yeni bir boru hattı yapımı için çalışmalar sürdürülüyor. Ayrıca mevcut gaz şebekesinin rehabilitesi ve Gürcü elektrik sisteminin uluslararası hatta konnektesi, Rusya’ya bağlılıktan kurtulunması için önemli projeler arasında yer alıyor. Bu arada Chevron, 1934 yılında kapatılan Bakü–Batum petrol boru hattını rehabilite ederek yılda 10 milyon ton petrol nakletmek için çalışmalarına devam ediyor.

Özetle, Gürcistan enerji savaşlarının tam ortasında yer alması hasebiyle ateş hattında yer alıyor. Rusya’nın geleneksel karıştırma politikaları Tiflis’i tedirgin ediyor. Ankara ve Washington’un verdiği teminatlar, Gürcistan’ın Ankara Büyükelçisi Tarıyel Lebanidze’nin deyimiyle “Tiflis’i çok rahatlattı.” Ancak mücadele daha bitmedi, yeni başlıyor. İçinde bulundukları ekonomik kriz nedeniyle Sovyet dönemine nostaljik bir özlem duyan Gürcü halkı, Türkiye’ye çok güveniyor. Umdukları yerden bekledikleri desteği bulamamaları halinde rotanın Moskova’ya çevrilmesi kaçınılmaz gözüküyordu.

ABD Gürcistan’da 2000’li yıllarda elini koydu ve ülkeyi  baştan sona yeniledi. Bu başka bir makale konusudur.

Komşu soydaşlarımız mültecilerimizi unutmamıştı. Abhazya’dan gelen Gürcü mültecilerine Türkiye’deki Gürcülerden soydaş yardımı ulaştırıldı. Türkiye’de yaşayan Gürcüler, Abhazya’dan gelen 300 bin mültecinin dertlerine bir nebze olsun deva olabilmek için insani yardım getirdi Ağustos 2000’de.

26 kişilik kafile ile ülkemize turistik bir gezi düzenleyen Eduard Şvardnadze Türkiye–Gürcistan Dostluk ve Dayanışma Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri, zor şartlar altında yaşayan mültecileri unutmamıştı. Kobuliti, Batum, Poti, Kutaisi, Bakaroni, Borjomi, Gori, Mestheka,Telavi ve Tiflis’in tarihi ve turistik mekanlarını gezen heyete, Tiflis Opera ve Balet Devlet Tiyatrosu’nda Müzik resitalı sunuldu. Ögrencilerden oluşan Gürcü folklor ekipleri heyete neşeli anlar yaşattı. Özellikle kılıç kalkan oyunu büyük beğeni topladı. Konuklar, Gürcü musiki ve folkloruna hayran kaldılar.

Yardımı getiren Ulusoy Turizme ait Türk otobüsünden giyecek ve yiyecek oluşan malzemeler ilk önce bir kamyona boşaltıldı. Yardımı teslim töreninde konuşan Eduard Şvardnadze Türkiye–Gürcistan Dostluk ve Dayanışma Vakfı Genel Müdürü  Mevlüt Artvinli, Türkiye’deki tüm Gürcü vatandaşlarını zor şartlar altında yaşayan 300 bin Gürcü mülteciye yardım etmeye çağırdı. Dost ülke Gürcistan’a yapılan yardımların iki ülke arasında köprüler kurduğuna dikkat çeken Artvinli, ” Gürcistan Cumhurbaþkanı Eduard Şvardnadze’nin eşi Nanuli Şvardnadze’nin başında bulunduğu Gürcü Kadınları Dünya İçin Vakfı hayırlı çalışmalar yapıyor. Getirdiğimiz yardımı muhtaç olanlara dağıtmaları için bu vakfa teslim ediyoruz. Bu yardımları veren İnegöl Belediye Başkanı Hikmet Şahin ve Magari Tekstil sahibi Adem Zengin’e teşekkür ediyorum. ” dedi. Artvinli, İnegöl Belediye Başkanı Hikmet Şahin’in Gürcistan Cumhurbaşkaný Eduard Şvardnadze’ye gönderdiği mektubu da teslim etti.

Yapılan yardımı ve mektubu, Gürcü Kadınları Dünya İçin Vakfı Başkan Yardımcısı Maya Kvezereli teslim aldı. Kvezereli, teslimat töreninde yaptığı konuşmada, yardım gönderen belediye başkanı ve hayırsever iş adamına teşekkür etti. Kvezereli, ” Vakfımız Nanuli Şvardnadze tarafından 1992’de kuruldu. Yoksullara, ruhi ve fiziki eksikliği olan çocuklara ve yardıma muhtaç insanlara yardımcı ediyoruz. Türkiye’den bugüne kadar çok yardımlar aldık. İnegöl belediye başkanı Hikmet Şahin ve Magori Tekstil sahibi Adem Zengin’e de teşekkür ederiz. ” dedi. Getirilen yardımın tabii ki tüm mültecilere yetmeyeceğini dile getiren Kvezereli, şöyle konuştu : ” Bizde ihtiyacı olanlarýn listesi var. Şu anda herkes tatilde olduğu için yardımları Eylül ayından itibaren dağıtmaya başlayacağız. Aileleri seçeceğiz, sonra çağırıp yardımı teslim edeceğiz. ”

Kamyona yüklenen yardım malzemeleri daha sonra Vakfın deposuna götürüldü ve sayılarak teslim edildi. Unutulmaz bir geziydi, geride bir çok dostluklar ve anılar bıraktı.