Türkiye—Ermenistan ilişkilerinin Karabağ’a ipotekli olması Türkiye–Azerbaycan stratejik işbirliğinin de bir sonucu. Azeri kamuoyu ve yönetimi de bu konuda çok hassas. Doğu illerinin ve bazı işadamlarının sınırın açılması yönündeki çabaları Bakü’de, “Azeri—Türk dostluğu üç—beş kuruşa mı değişiliyor? Bizim kardeşliğimiz, ilişkilerimiz paraya satılamaz. Türk ve Azeri kamuoyu buna izin vermez” yorumunun sık sık gündeme gelmesine yol açıyor. Savaş’ın sebebi orman! 1918’de Azerbaycan’da 30 bin Azeri’yi katleden Ermenilerin “Büyük Ermenistan hayali” Karabağ’da başlamıştı. 15 bin mevcuduyla Azerbaycan’ın yardımına giden Türk ordusu Mondros Mütarekesi nedeniyle geri dönerken, Mehmet Emin Resulzade başkanlığında doğunun ilk demokratik cumhuriyeti kuruldu. Kızılordu’nun 1920’de Bakü’yü işgalinin ardından Ruslar, Ankara hükümetiyle 1921’de Kars anlaşmasına imza atarak Nahçıvan’ı Türkiye garantörlüğüne verirken, Karabağ’ın özerklik statüsü ile Azerbaycan’a bağlanması şartını pazarlık yaparak kabul ettirdiler.

Ruslar, SSCB’nin dağılma sürecini Karabağ’ı Azerbaycan’dan kopartma girişimi ile başlattılar. 15 Haziran 1988’de Ermenistan Meclisi’nin ‘Karabağ’ı ilhak’ kararından sonra Ermeniler tarafından Karabağ ormanlarının yok edilmesi nedeniyle miting düzenleyen iki Azeri gencin öldürülmesiyle ilk kıvılcım ateşlendi. Bakü’de oluşan tepkiler, “Karabağ’ı kimseye vermeyiz” şeklini alınca, Ermeniler, Ermenistan’da yaşayan 250 bin Azeri’yi ülkeyi terke zorlayarak tek milletli devlet projelerini başlattılar. Azeriler’in cevabı Azerbaycan’da yaşayan 200 bin Ermeni’yi göndermek oldu. Temmuz 1989’da Azerbaycan Halk Cephesi kuruldu; bu yıl sonuna kadar 216 Azeri Karabağ’da hayatını kaybetti. Ermeni tarafını tutan Gorbaçov, Bakü Azatlık Meydanı’nı dolduran bir milyonu aşkın Azeri’nin tepkisini kırmak amacıyla olağanüstü durum ilan etti. 20 Ocak 1990’da Bakü’ye giren tanklar eşliğinde özel eğitim görmüş, uyuşturucu almış Rus komando birliği, 441 kişiyi katlederken 600’ü aşkın kişiyi de yaraladı. Artık Karabağ’da iki toplumun beraber yaşama ihtimali ortadan kalkmıştı. 13 Ocak 1992’de Azerbaycan Meclisi aldığı kararla “Kurtuluş Savaşı”nı başlattı. Karabağ’a giren Ermeniler, 30 bin Karabağ Azerisi’ni göçe mecbur etti. Ermeniler, 366. Rus Alayı’nın yardımıyla 26 Şubat’ta 7 bin nüfuslu Hocalı kasabasını işgal ederek savaşı resmileştirdiler. Savaş sonunda Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini kaybetmişti. 1,5 milyon Azeri, göçmen ve mülteci oldu. Savaş sırasında 25 bin Azeri genci şehit olurken, 5 bin genç de esir düştü, her kentte bir şehitler mezarlığı kuruldu.
Göçmenler ülkenin her köşesine yerleştirildi, 200 bini aşkın göçmen ise hâlâ çadırlarda. Azerbaycan’ın savaştan gördüğü maddi zarar 40 milyar dolar. Manevi zararı hesaplamak ise mümkün değil. AGİT süreci başlıyor 3 Ekim 1993’te Haydar Aliyev’in cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından başlayan barış süreci, Agdam’ın işgalinden sonra Aliyev’in BM ve AGİT’e başvurusuyla başladı. 16 Mayıs 1994’te Bişkek protokolüne imza atan Ermeni ve Azeri tarafı ateşkes konusunda anlaştı. 1994’te yapılan AGİT zirvesinden tarihi bir karar çıktı: “AGİT’in ilk barış gücü Karabağ’da konuşlandırılacak.” Ancak bu kararın uygulama mekanizması kalıcı barış maddelerinde uzlaşılamaması nedeniyle bir türlü belirlenemedi. Aliyev’in girişimleri sonucu AGİT Minsk grubu kuruldu. Grubun Rus eşbaşkanı Vlademir Kazimirov’un “oyalama’’ taktikleri sonucu, 2 yılda hiç bir ilerleme sağlayamayan Minsk Grubu’nun çalışmaları, eşbaşkanlığına ABD’nin getirilmesiyle ivme kazandı. 2 Aralık 1996’da Lizbon’da gerçekleştirilen AGİT zirvesinde Aliyev, veto hakkını son dakikaya kadar kullanarak, Karabağ sorununun çözüm prensiplerini Ermenistan dışında 52 ülkeye onaylattı. Buna karşılık Ermenistan Minsk Grubu’na Fransız eşbaşkan tayin edilmesini sağlayarak durumu lehine değiştirmeye çalışsa da, Bakü’nün ısrarı üzerine ABD’li eşbaşkan görev başına getirildi.
Minsk Grubu’nun Rus, Amerikan ve Fransız eşbaşkanları bir yandan hızlı bir çalışma sergilerken, diğer yandan Minsk Grubu başkanlığına getirilen ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Strobe Talbott, Karabağ için ‘son ve alternatifsiz’ olarak nitelenen çözüm planını taraflara sundu. ABD’nin devreye girmesinde Azeri petrollerinden pay alması büyük rol oynadı. Fransa’ya da petrol payları veren Aliyev, petrol kartını kullanarak, bu yıl yapılan G—7 Denver zirvesinden de Azerbaycan lehine karar çıkmasını sağladı. Aliyev’in ABD’ye düzenlediği 10 günlük resmi ziyaret ve ABD’li petrol şirketleriyle imzalanan 10 milyar dolar tutarındaki anlaşma, ABD’nin Kafkas politikasında önemli değişiklikler yapmasına neden olması hasebiyle, bölgedeki nüfuzuna darbe vurulduğunu anlayan Rusya’nın tedirgin olmasına yol açtı. AGİT’in sunduğu ve Bakü’nün kabul ettiği çözüm planı şöyle: “6+2 formülüne esasen işgal altındaki Azeri toprakları iki aşamalı koşulsuz boşaltılmalıdır. İlk aşamada 6 kent (Kelbecer, Agdam, Gubatlı, Zengilan, Fizulu, Cebrail) boşaltılırken, göçmenler yurtlarına dönmeli, oluşturulacak tampon bölgeye çok uluslu AGİT barış gücü yerleştirilmelidir. İkinci aşamada Karabağ’a en yüksek statü verilir (Tataristan modeli: Dışişleri ve savunma dışında tamamen özerk), Şuşa ve Laçin boşaltılır. Karabağ ile Ermenistan’ı birleştiren Laçin geçidini AGİT gücü korur. Ermeni ordusu, Karabağ polisine çevrilir. Karabağ’da bulundurulması gereken silah miktarı AKK anlaşması çerçevesinde Ermenistan’a tanınan miktarı geçemez. Ermenistan, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanır.” İki ay önce sunulan sözkonusu çözüm paketini hemen kabul eden Bakü, şimdi MİNSK Grubu tarafından söz verildiği gibi 1997 yılı sonuna kadar kalıcı barış konusunda Ermeni tarafının ikna edilmesini bekliyor. Geçen hafta tarafların plana ilişkin cevabını almaya gelen MİNSK Grubu’nun üç eşbaşkanı, Erivan ve Hankendi’ne 10 gün daha süre tanıdı. Erivan yumuşadı, Hankendi uzlaşmıyor AGİT planının iki aşamalı formülüne Erivan sıcak bakarken, Hankendi savaş ihtimalini öne sürüyor. Yukarı Karabağ Ermenileri, bağımsızlık iddialarından vazgeçmiyor. Bundan sonra; uluslararası baskılar nedeniyle Karabağ’ın bağımsızlığını tanımamış olan Ermenistan’ın doğrudan Bakü—Hankendi görüşmelerinin başlamasını teklif etmesi muhtemel. Ancak Bakü, Hankendi’ni muhatap almıyor. Azerbaycan’ın petrolüyle ABD’nin dış politikasını satın aldığını öne süren Ermenistan’ın Rusya ile askeri müttefiklik anlaşması imzalaması aslında Azerbaycan’ı ve Türkiye’yi hedef alıyor ve bu Kafkaslar’da ABD ile Rusya arasında bir nüfuz savaşının artık başladığını gösteriyor. Rusya’nın Karabağ için sunduğu çözüm planı aslında ABD’ninkinden farklı değil. Rusya’nın AGİT barış gücünün çoğunluğunun Rus askerlerinden oluşturulması yönündeki ısrarı büyük bir handikap olarak değerlendiriliyor. Rusya, Kafkasya’da hakimiyetini Ermenistan’ı maşa olarak kullanarak sürdürmek istiyor; Ermenistan’da konuşlandırdığı 3 üs ve 10 bin Rus askerinden, 2 üssü Türkiye—Ermenistan sınırını koruyor. ABD ise topraklarında Rus askeri ve üssü bulundurmayan, petrol zengini Azerbaycan’ı kendine partner seçti. Geçtiğimiz günlerde Strassburg’daki Avrupa Konseyi zirvesinde Ermenistan’ın Karabağ sorununun çözümünde “AGİT prensipleri”ni kabul ettiğini gösteren belgeyi imzalaması bu ülkenin uluslararası baskılar karşısında geri adım atması olarak nitelendiriliyor. AGİT Minsk Grubu üyeleri Karabağ sorununun 1998’de AGİT prensipleriyle çözümleneceğinden emin görünüyorlar. Yeltsin de önümüzdeki aylarda Moskova’da Rusya, ABD, Fransa, Azerbaycan ve Ermenistan devlet başkanlarının katılımıyla kalıcı bir barış anlaşmasının imzalanabileceği sinyalini veriyor. Dışişleri Bakanı Yevgeni Primakov’un geçtiğimiz hafta yaptığı ani Bakü ziyaretinin ardından Moskova’da, AGİT planının mimarı ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Strobe Talbott’la basına kapalı bir araya gelen Rus yetkililerinin de nihayet “olur” verdiği, Yeltsin—Chirac ikilisinin Strassburg’daki arabuluculuk girişiminden anlaşılıyor. Bakü, uzun süren diplomatik süreçten kazançlı çıktığı için mutlu, ancak karara uyulmayacağını hesap ederek temkini elden bırakmamaya da gayret ediyor. KARABAĞ’I KARIŞTIRAN AZERBAYCANLI Önce Karabağ’ı, sonra Ermenistan’ı karıştıran, cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan’ı istifaya göndermesinin ardından Taşnakların gölgesinde iktidara yürüyen, 16 Mart seçimlerinde cumhurbaşkanlığına en yakın isim olan, aynı zamanda Cumhurbaşkanlığını da vekaleten yürüten Başbakan Robert Koçaryan aslında Azerbaycanlı. 12 adayın yarışacağı seçimin şaibesi işin başında ortaya çıktı. Seçim Kanunu’na ve 1995’te kabul edilen anayasaya aykırı olarak Koçaryan’ın adaylığı uzun süren tartışmalardan sonra 6 Mart’ta Merkezi Seçim Komisyonu (MSK) Başkanı Haçatur Beziryan tarafından onaylandı. Halbuki Seçim Kanunu adayların en az 10 yıl Ermenistan vatandaşı olmasını gerektiriyor. Koçaryan, önceleri Ermenistan’ın 1 Aralık 1989’da Karabağ’ı ilhak kararını aday olabilmesine gerekçe gösterse de hukuki açıdan bu imkansız; Koçaryan da zaten tepkilerden çekinerek bu yola tevessül etmekten vazgeçti. Çünkü bu karar henüz lağvedilmemiş olsa bile, Karabağ’ı resmen tanımayan Ermenistan’ın böyle bir adım atması dünya kamuoyu önündeki ‘masumluk’ iddialarıyla çelişki oluşturuyor. Cumhurbaşkanı adaylarından Grant Haçaturyan, mevcut çelişkiyi ‘’Koçaryan eğer adaysa, niye Karabağ Ermenileri seçmen değil?’’ biçiminde özetliyor. Koçaryan’ın, “Erivan ile Hankendi arasındaki hukuki ilişki Karabağlıları seçmen yapar” iddiası, seçim sonrası izleyeceği radikal çizgiden haber veriyor. Diğer adaylardan Vazgen Manukyan ve Davit Şahnazaryan da, Koçaryan’ın adaylığını anayasanın delinmesi olarak niteliyor. Adaylardan Aşot Bleyan’ın Koçaryan hakkında Anayasa Mahkemesine suç duyurusunda bulunması, şaibenin boyutunu ortaya koyuyor.

Merkezi Seçim Komisyonu, onay gerekçesinde, yabancı ülkelerin Koçaryan’a Ermenistan’ın diplomatik pasaportlu vatandaşı olarak verdiği vizeleri esas gösteriyor. Koçaryan, Mayıs 1997’den beri Karabağ’ın sözde Cumhurbaşkanlığından Ermenistan başbakanlığına terfi etmiş olsa da, sözkonusu gerekçe 10 yıl şartının üstünü örtmüyor. Kanuna göre, seçime katılabilmek için 25 bin imza toplaması gereken Koçaryan’ın, kısa sürede 56 bin imza toplaması da şüpheli; aday olmayacağını açıklamış biri, nasıl bir anda bu kadar imza toplayabilir? Koçaryan’ın AGİT gözetimine yönelik yasal engellerin kaldırılmasına destek olmaması da, seçime gölge düşürüyor. Türkiye’den toprak talebi Koçaryan’ın cumhurbaşkanlığına vekalet ettiği 4 Şubat’tan bu yana geçen 40 gün içinde 1994’te kapatılan ırkçı Taşnak Partisi’ni açması, siyasi suçluları serbest bırakması, Taşnakların 6 yıldır sürgünde yaşayan lideri Eduard Ohenasyan’ın dönüşüne izin vermesiyle verdiği ‘seçim rüşveti’, ülkenin en büyük gücü Taşnak Partisi’nin Koçaryan’a seçimde tam desteğiyle sonuçlandı. Büyük Ermenistan hayalinden bir an olsun vazgeçmeyen Taşnaklar, Kars, Ağrı ve Van’ı Ermenistan sınırları içinde görüyor. Azerbaycan’ın işgal altında bulunan Karabağ dışındaki 6 kenti, bu haritadan daha geniş sınırları kapsasa da bu onları tatmin etmeye yetmiyor. Halbuki, eskiden Karabağ’da yaşayan 80 binlik nüfuslarıyla yüzde 70 çoğunluğu oluşturan Ermeniler bugün çoğu Bakü’den göçme sığıntı Ermenilerden oluşan 50 bin kişiyi Karabağ’da zorla iskan etmişken, Azerbaycan’a ait diğer 6 kenti nasıl dolduracaklarını hesab etmiyor olsalar gerek. Karabağ konusunda realist, Ermeni çıkarlarına uygun ve barışçı yol izleyeceklerini dile getiren Koçaryan’ın, savaştan ve yol açtığı kötü yaşam koşullarından bezmiş halkın nabzını tutarak savaş partisi olmadıklarını vurgulaması ilgi çekici. Koçaryan’ın, daha önceden dışişleri bakanlığı ve Milli Araştırmalar Merkezi Başkanlığında da bulunan ABD vatandaşı Raffi Ovanesyan’ı, Basın ve Enformasyon bakanı ataması ABD’ye göz kırptığını gösteriyor. 40 gündür cephe bölgelerinde sık sık bozulan ateşkes hakkında Ermenistan Savunma Bakanlığı’nın, ‘Biz bozmadık’ savunmasını yapması, halkın savaş endişesinin giderilmesini amaçlıyor. Ermenistan’da bağımsız Logos Sosyoloji Merkezi’nin yaptığı seçim araştırmasında yüzde 35 oyu alarak ilk sırada yer alan Koçaryan’ın en büyük rakibi, Ermenistan’ı 1974—1988 arasında yönetmiş ve Komünist Parti Başkanlığını yapmış olan sürpriz aday Karen Demirciyan. Sovyetler’in son lideri Gorbaçov’un ekonomiden sorumlu yardımcısı Ermeni asıllı Agabekyan’ın baskısıyla, Karabağ konusunda ılımlı politika izlediği için yönetimden uzaklaştırılan Demirciyan, yüzde 34 oyla Koçaryan’ı izliyor. Petrosyan’ın taraftarlarının yanı sıra eskiye nostaljik özlem duyan komünist seçmenin de oylarını alan Demirciyan, ‘eski tüfek’lerden olması hasebiyle Bakü’nün tercihi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’le konuşarak anlaşabilecek, savaş istemeyen, sorunların diplomatik yolla çözümünden yana ılımlı bir isim. Demirciyan’ı Öğrenci Sendikalar Birliği’nin adalet teşkilatı ile Gençler Akademisi de destekliyor. Demirciyan seçime katılmak için 37 bin imza topladı; ikinci tura çıkamaması halinde Koçaryan’ı destekleyeceğini gizlememesi ise ona artı puan kazandırdı. Son kamuoyu araştırmalarında, savaş isteyen kararsız çoğunluğun Demirciyan’a yönelmesi, Koçaryan’ın taraftarlarını, özellikle Taşnakları şimdiden çileden çıkartıyor. Kamuoyu araştırmalarında üçüncü gösterilen Vazgen Manukyan’ın ise topladığı imza rakamı 303 bin. Manukyan’ın popülerliği, eskiye nazaran oldukça azalmış durumda. Eylül 1996’da yapılan son cumhurbaşkanlığı seçiminde sabık cumhurbaşkanı Petrosyan’ın rakibi olmuş, seçimi yüzde 41 oy alarak kılpayı kaybetmiş, seçimde sahtekârlık yapıldığı gerekçesiyle seçimi tanımamış ve tüm muhalefeti örgütlemiş, yönetimi devirmek için mitinglerden mitinglere koşmuş Milli Demokrat Parti Başkanı Manukyan’ın oylarının yüzde 20’lere gerilemesinin sebebi Taşnakların daha radikal bir aday olan Koçaryan’ı desteklemesi. Cumhurbaşkanı adaylarının çokluğu, içinde bulunan kaos ve seçmendeki kararsızlıktan haber veriyor. Kamuoyu araştırmalarının yüzde 21 seçmenin kararsız olduğunu göstermesi, hiç bir adayın salt çoğunluğu tutturamayarak seçimin ikinci tura kalma ihtimalini artırıyor. Bu durumda, Koçaryan’la ikinci turda kozlarını paylaşacağı tahmin edilen Demirciyan’a muhalefetin, özellikle komünistlerin vereceği destek, Demirciyan’ı sürpriz biçimde cumhurbaşkanlığına taşıyabilir. Ermenistan Savunma Bakanı Vazgen Sarkisyan ve Karabağ’ın sözde Savunma Bakanı Samvel Babayan’ın “Karabağ’da taviz vermeyiz. Gerekirse 1999 baharında tekrar savaşırız” şeklinde attıkları çığlıklara Koçaryan’ın da destek olacağının bilinmesi, savaş istemeye kararsız seçmenin Demirciyan’a akmasına yol açabilir. AGİT Planı’nı benimsemediği de bilinen Koçaryan’ın Karabağ sorununu dondurarak zaman aşımına bırakma isteği, Ermenistan’ın daha uzun süre tecritte kalması anlamına geliyor. Bakü, Tiflis ve Moskova’daki idarecilerle eski dostluğu ve kader birliği bulunan Demirciyan, uzlaşma arayan kişiliği nedeniyle, Ermenistan’a denge getirebilir. Yeni cumhurbaşkanını bekleyen tablo hiç de içaçıcı değil. Ermenistan’ın ekonomik durumu BDT ülkeleri içinde en kötü olanı. Dünya Bankası ve IMF’nin sunduğu reçetelerin hiç birini yerine getiremeyerek, sonunculuğa demir atan Ermenistan, insani yardımlarla yaşıyor. Her üç kişiden birinin insani yardım aldığı, sözde 3.5 milyon nüfusa sahip ülkeyi son 6 yılda terkeden 900 bin kişiden çoğunluğunu yüksek öğrenim görmüş, meslek ve sanat sahibi yetişkinler oluşturuyor. Göç edenlerin yüzde 90’ının Rusya’da yaşaması nedeniyle seçimde oy kullanabilmeleri maksadıyla Moskova, Stavropol, Kırım, Sen–Petersburg gibi kentlerde de seçim sandığı kuruldu. Ermenistan’ı terkeden ebeveynler, kaçış nedenlerini yaşam koşullarının kötü olmasının yanı sıra çocuklarını askerden kaçırarak anlamsız bir savaşta ölmelerini önlemeye bağlıyor. Bu nedenle seçim, savaş istemeyen, bezgin çoğunluk ve Büyük Ermenistan hayaliyle ülkeyi ekonomik ve siyasi açıdan dış güçlere muhtaç duruma düşüren, ancak ‘Karabağ’da galip geldik’ edebiyatını kullanan Taşnak zihniyetli azınlık arasında, Ermeni halkının tercihini belirlemesi açısından tarihi bir önem arz ediyor. Erivan yönetimini Karabağlıların ele geçirmesi, Ermenistanlıları rahatsız ediyor. Bir bakıma önümüzdeki yıllarda Kafkaslar’da istikrar mı, kargaşa mı olacağını da gösterecek seçim sonuçları merakla bekleniyor. TAŞNAKLARIN KANSIZ ZAFERİ Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan istifa mı etti, yoksa kansız biçimde devrildi mi tartışıladursun, Karabağ sorununun çözümünde asıl engel teşkil eden Taşnakların legalleşerek yönetimi tamamıyle ele geçirmesi, Karabağ’da dört yıldır süren ateşkes ve barış sürecini, başladığı noktaya getirdi. Aslında herşey 1890’da Taşnak adı altında Ermenilerin örgütlenerek Osmanlı tebası altında 500 yıl beraber yaşadıkları Türklerden ayrılmak istemeleri ve “Büyük Ermenistan” hayaline kapılmalarıyla başladı. Özellikle 1905 ve 1918 yıllarında Doğu Anadolu’da gerçekleştirdikleri katliamlar, “milleti sadıka” unvanı kazanmış Ermeni halkına olan güveni yok etti. 1915’te 1,5 milyon Ermeni’nin toplu olarak sürgün edilmesi (Ermenilerin soykırım iddiasına neden olan olay), o dönemde Osmanlı’yı rahatlattı. Ancak, Azerbaycan, Karabağ ve şimdiki Ermenistan arazisine yerleşen Ermeniler daha sonraları Sovyetlerin çatısı altında devletleşecekti. 1923’te Kars Anlaşması’yla Ermeniler Karabağ’a özerklik koparmayı başardılar. Dahası, Nahcıvan ile Azerbaycan’ı birleştiren Zengezur Azeri bölgesi de Ermenistan’a verilerek Türkiye ile bağlantı tamamen kopartıldı. 1988’e kadar Ermenistan’da Ermenilerle beraber yaşayan 250 bin Azeriyi kötü bir sürpriz bekliyordu. Sevan gölü (Göğgöl) çevresinde en güzel mekanlarda Ermenilerle birlikte yaşamış bu Azeriler, Taşnaklar tarafından otobüslere, trenlere doldurularak kovuldular. Azeriler de Azerbaycan’da yaşayan Ermenileri geri gönderdi. Artık iki milletin bir arada yaşaması imkansız hale gelmişti. Milliyetçilerin zaferi Ermenistan Milli Harekatını, bugün iktidarı ele geçiren 11 kişi yönetiyordu. Levon Ter Petrosyan onlardan biriydi. Petrosyan’ın yönetime gelişi Ermenistanlı olmasındandı. Aslında harekatı yönlendirenlerin tamamına yakını Karabağ Ermenisiydi. Petrosyan’ı deviren radikal kesimin tamamının Karabağlı olması, Ermenistan’ın Karabağ’ı değil, Karabağ’ın Ermenistan’ı ilhak ettiğini gösteriyor. Petrosyan da 1 Aralık 1989’da Ermenistan Parlamantosu’nu Karabağ’ı ilhak kararı alması için zorlamış, halkı örgütlemişti. 1989’da bu nedenle bir yıl Moskova hapishanesinde yattı. 7 dili anadili gibi konuşan Petrosyan, Taşnaklar sayesinde savaş için örgütlediği orduyu Karabağ dışına da taşarak Azerbaycan’ın 6 kentini işgal ettirmek için kullandı. Ülkesinde 30 bin askeriyle iki Rus üssü konuşlandıran, Rusya ile askeri işbirliği anlaşması yapan da Petrosyan’dı. Peki, onu kim devirdi? Moskova mı, Taşnakların desteğini almış Karabağlılar mı? 1991 ve 1996’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Petrosyan, söz konusu haraketin adayı olarak kazanmıştı. Ancak Petrosyan 28 Aralık 1994’te Taşnak partisini, terör eylemlerinde bulunduğu ve dış ülkelerden yardım aldığı gerekçesiyle kapattırdı. Zaten yüzde 52 oy alarak kılpayı cumhurbaşkanı olan Petrosyan’a karşı Taşnaklar ana muhalefetin başkanı Vazgen Manukyan’ı desteklemiş, adayları kazanamayınca 26 Eylül 1996’da parlamantoyu basmışlardı. Seçimde sahtekarlık yapıldığını öne sürerek anayasa mahkemesine başvuran Manukyan, hem muhalefetten hem de ABD’deki Ermeni lobilerinden destek aldıysa da sonuç elde edemedi. Petrosyan, bu olaydan sonra İçişleri Bakanı ve Güvenlik Teşkilatı Başkanı silahdaşı Karen Şahnazaryan’ı görevinden azledip Karabağlı Serj Sarkisyan’ı bu göreve getirerek ilk hatasını yaptı. Başbakan Grant Bagranyan’ın istifasının ardından ise Petrosyan, Mayıs 1996’da bu göreve Karabağ’ın sözde cumhurbaşkanı seçilmiş Robert Koçaryan’ı getirerek ikinci hatasını yaptı. Karabağ harekatının lideri olan şimdi Erivan’da ipleri ele geçiren Robert Koçaryan’ı Petrosyan, muhalefetle iyi dialoğu olduğu için tercih etmişti. Aliyev’in başarılı mekik diplomasisi neticesinde uluslararası baskıya dayanamayan Petrosyan, barıştan başka yol olmadığını kavramış, ancak Karabağlı Ermenileri nasıl ikna edeceğini şaşırmıştı. Taşnak terörü ve istifalar Karabağ sorununun çözümünde AGİT MİNSK Grubu’nun sunduğu iki aşamalı plana sıcak bakan ve ortak bir deklarasyona Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’le beraber 10 Eylül 1997’de Strassbourg’da imza atan Petrosyan’a karşı darbe süreci geniş bir platforma yayılarak başlatıldı. Petrosyan’ın ‘başka çözüm yolu yok’ demesi üzerine Taşnaklar yine terörle sahneye çıktı. Erivan ve Hankendi’nde sürekli mitingler düzenleyen muhalif gruplara Ermeni basını ve dışarıda Ermeni lobisi de eşlik etti. Ermenistan Güvenlik Konseyi’ni toplayan Petrosyan güvenlik birimlerini seferber etti. Terör olaylarının Erivan ile Hankendi arasında AGİT’in Karabağ planı konusunda görüş ayrılığından kaynaklandığı belirtilse de, Petrosyan’ın yakın çevresine karşı düzenlenmiş terör olaylarını Taşnakların işlediğini herkes iyi biliyordu. Karabağ liderleri bu iddialara sert tepki göstererek Erivan’a ültimatom verdi. Petrosyan’ın en yakın adamı olan Erivan Valisi Vano Sıradekyan’ın istifası üzerine işin ciddi olduğunun farkına varıldı. Dışişleri Bakanı Aleksandr Arzumanyan’ın istifa etmesi ve parlamentoda 50 milletvekilinin muhalefete geçmesinin ardından, kendisine karşı darbe düzenleyen üçlü grubu; Başbakan Robert Koçaryan, İçişleri Bakanı ve Güvenlik Teşkilatı Başkanı Serj Sarkisyan ve Savunma Bakanı Vazgen Sarkisyan’ı yanına çağıran Petrosyan, kan dökülmeden istifa edeceğini açıkladı. Ve ertesi gün 3 Şubat’ta Ermenistan Televizyonu’ndan istifa ettiğini duyururken, barış çağrısında bulunmayı ihmal etmedi. Petrosyan, savaş partisinin kazandığını ifade ediyordu. Şimdi ne olacak? Ermenistan Meclis Başkanı Babken Aratsiyan ve yardımcılarının Petrosyan’ın istifasının parlamentoda onaylanmasının ardından istifa etmeleri ve yeni Meclis Başkanı seçtirilen Koçaryan’ın müşaviri Hosrov Artunyan’ın cumhurbaşkanlığı vekilliğini Koçaryan’a teslim etmesi, Ermenistan’a bundan sonra Koçaryan takımının yani Karabağlıların hükmedeceğini gösteriyor. 16 Mart’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Koçaryan aday olmayabileceğini açıklasa da bu, kanunların hali hazırda imkan vermemesinden kaynaklanıyor. Koçaryan Azerbaycan vatandaşı. Kanuna göre ise cumhurbaşkanı adayının en az 10 yıl Ermenistan vatandaşı olması gerekiyor. Meclis’in anayasada değişiklik yapması Koçaryan’ı aday yapabilecek. Koçaryan, beklenenin aksine savaş kararı almadı; Petrosyan’ın imzaladığı anlaşmaların ve Karabağ’da AGİT MİNSK Grubu sürecinin devam edeceğini duyurdu. Bakü’de Haydar Aliyev de barıştan yana tavır koydu. AGİT sürecine ümidini ve güvenini ifade etti. Bu 40 günlük aşamada savaş beklenmese de, yeni cumhurbaşkanının izleyeceği politika, durumu daha da netleştirecek. Koçaryan, Karabağ’a önce statü verilsin, sonra toprakları boşaltırız diyor. Pazarlığa yukarıdan başlayacağı ise kesin. Bağımsızlık iddiasından başlayarak Karabağ’a konfederasyon statüsünde ısrar edecek Koçaryan’la Bakü’nün uzlaşması mümkün görünmüyor. BM Güvenlik Konseyi’nin yaptırım uygulamayacağını iyi bilen Koçaryan, AGİT’in tasfiye kararlarına da aldırış etmeyerek, Filistin ve Kıbrıs örneklerinde olduğu gibi sorunu yıllarca sürüncemede bırakması da muhtemel. Koçaryan’ın en radikal adımı kendisini başa getirenleri unutmayarak Taşnak Partisi’nin faaliyetini legalleştirmesi ve siyasi mahkumların tümünü serbest bırakması oldu. Yani son seçimde Petrosyan’a karşı Demokrat Parti Başkanı Vazgen Manukyan’ı destekleyen Taşnaklar artık Koçaryan’ı destekleyecek. Seçim için adaylığını şimdiden koyan Vazgen Manukyan yine ciddi bir rakip. Diğer aday Komünist Parti Başkanı Sergey Badalyan’a yine fazla şans verilmiyor. Kısacası, Taşnak destekli Karabağlılar Ermenistan’a hakim olarak kansız bir zafer kazandı. Karabağ sorununu iyice düğümleyecek yeni yönetim tabii ki Rusya ile iyi ilişkiler kuracak. Bakü–Ceyhan petrol hattına karar verileceği Ekim 1998 öncesi, Kafkasya’daki istikrarsız ve güvensiz tablo kime hizmet ediyor dersiniz? Ermenistan petrol oyununun dışında kalmak istemiyor. Bu hattın kendi arazisinden geçmesini istiyor. Barışa karşılık boru hattı tavizini Bakü verirse, Moskova bu işe ne der? Bu denklemin cevabını Erivan’daki yeni yönetim verecek…