Hızla Amerikanlaşıyoruz!

Bir süredir Kanada kimliği var mı tartışmaları başlatıldı. Kimisi var diyor, kimisi yok görüşünde. Muhafazakar yönetimler tüm dünyada yükselişte ve gittikçe daha fazla yabancı kültür karşıtı, milliyetçi politikalar izliyorlar. 21. yüzyıl kültür ve ekonomi savaşlarına gebe. İnsan merkezli medeniyet kurucuları er geç yeryüzüne mirasçı olacak, ancak halen güçlünün haklı sayıldığı insafsız Batı medeniyeti, kolonileştirme hırsızlıklarından devşirdiği zenginliği ve refahı cepten yiyor, zulmettikçe düşüyor. Sosyal adaleti sağlayamayan her sistem çöker…

Kanada’yı kurduğu varsayılan İngiliz ve Fransızlar, milli ulus inşası projesi için yüzyılı aşkındır ülkede sadece Batı’nın “Beyaz” değerlerini ortak saydı ve çakma yerleştirilen çok kültürlülüğü saçmalık olarak gördü, zoraki kabullendi. Nüfus ve iş piyasasında ucuz işçi gücü ihtiyacı olmasa Kanada’yı ilelebet beyaz Avrupalı ırkın kurtarılmış kalesi olarak saklamak isterlerdi. Son sayım sonuçlarına göre, ülke bir türlü tam Kanadalaştıramadıkları beyaz dışı ırkların nüfus üstünlüğü yıllarına doğru ilerliyor. Toronto’nun yüzde 55’i beyaz ırktan oluşmuyor. Kanada’da doğmamış göçmen kökenli kadın ve erkekler, burada doğanlardan yüzde yüz oranında daha iyi eğitimli, üstelik kadınları daha doğurgan. Telaş erken başladı.

Üç kuşak sonrası nesle tam Kanada kimliği çakma projesi, eğitim sisteminin çoraklaşmasından dolayı sallantıda. Çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlerin üçte ikisi kalitesiz, kimliksiz, kemiksiz, oldukca da narsist! Yüzlerce farklı dilin konuşulduğu ve yüzlerce milletin özgürce, barışcıl biçimde bir arada yaşadığı bir ülkede beyaz kültür merkezli belirgin bir Kanadalı kimliliği oluşturmak elbette zor. 2003’den beri kan kaybeden, eriyen liberaller ortada olmayınca meydan ırkcı “Kırmızı Boğa”lara kaldı. Ekonomi iyi olduğu için herhalde, Başbakan Stephen Harper ve yönetiminin yanlışlarını kimse sorgulayamaz oldu. Ülkenin ana muhalefet ve diğer muhalefet partilerini vekiller yönetiyor, yani rakipleri ufukta gözükmüyor.

Muhafazakar Parti (PC), 2006’dan beri aşama aşama 1971’de Kanada’da ve 1988’de Ontario’da kanunlaşan Kanada’nın çok kültürlülük politikasını çöplüğe attı. Hemde göçmen oylarını alarak göstere göstere yaptı. Beyaz ırkın elitleri ve işadamları, son dört yılda aşırı eğitimli, gözü yüksekte göçmen yerine dört yıllığına kölelik yapacak geçici işçi getirilme politikalarından hoşnut. Değiştirilen göçmen ve iltica kanunları, eski sistemi yok etti, sömürüye dayalı sistem pek çok suiistimale yol açmaya müsait. Farklı kültürlerin kavga etmeden beraber yaşaması denilen mozaik anlayışından artık kimse bahsetmiyor. Çeşitlilik ve sosyal yakınlaşma ifadeleri kullanılarak mozaik politikasının öldürüldüğü gizleniyor!

Kanadalılar gittikçe daha fazla kuzey komşularına benzemeye çalışıyor. Amerikalılar ise, bir potada tüm kültürleri eritip Amerikanlaştırmadan yanadır. Son on yılda Kanada ekonomisi ve borsasındaki paylarını yüzde 35’den yüzde 65’e çıkartan Amerikan firmaları, Kanadalıların Amerikanlaşmasından memnun. Zihinleri kontrol eden medya, ürettiği ”aptallaştırma” haberleri ve “Amerikanca” tüketim kültürü üzerinden bilinçli bir kültürel ve ekonomik işgal yürütüyorlar.  Kanada markası Zellers’da kapanıyor, artık Kanada kimliği taşıyan ne bir marka, ne bir firma nede ürün ayakta kalabiliyor. Amerikan “The Melting Pot” veya Kanada’nın “The Mosaic” modelleri birbirinden seçilemez hale geldi.  Hızla Amerikanlaşıyoruz. Kültürlerini üstün kabul eden Amerikalılar, başka milletleri asimile edilmesi gereken medeniyetsiz barbarlar olarak algılarlar. Milyonlarca Kızıldereliyi de zaten medeni yapmak için katlettiler! Bugünkü Amerikan ve Kanadalı kimliğinde bu toprakların gerçek sahipleri Kızıldereliler yer almaz, folkloriktir! Çok insancıldır Amerikan kültürü ve medeniyeti! Irak ve Afganistan’a demokrasi götürürken milyona yakın insanın ölmesi demokrasi kazasıdır! Medenileşmiyor, benzeşmiyorsa yok et gitsin! Dünyada üretilen her şeyin yüzde 25’ini ve en güzelini Amerikalılar tüketir. Allah korusun, Çinlilerde Amerikalılara benzer, fil gibi tüketirse, dünyanın sonu geldi demektir!

Burnundan kıl aldırmaz, tevazu nedir bilmez bireyselliğe dayalı Batı kültürü! Çok güvendikleri bireyselciliğin insanları firavunlaştırdığını ve medeniyetlerini mezara sürüklediğini göremeyecek kadar sarhoşlar! İnsan kalitesini belirleyen sadece eğitim değildir, moral ve ahlak değerlerini yitirmiş yeni nesil, zirvedeki medeni kazanımları korumaktan aciz. Göçmen nüfus alarak ekonomiyi ayakta tutmaya çalışan Batı ülkeleri, Alman ve Fransızlar gibi homojen kimliklerinden taviz vermek istemedikçe kaybediyor. Çok kültürlülüğe inanmayan bu iki Avrupa ülkesi, Kanada’yı olumsuz etkiledi, Kebek eyaleti zaten hiçbir zaman mozaik politikasını benimsemedi. Aşırı milliyetçi virüs yayılıyor. Hollywood filmlerinde görürüz, dünyaya uzaylılar saldırsa tüm insanlığı kurtaracak tek güç ve değer tek Amerikalılarda vardır. Diğer kültürler ve diller ayrıntıdır. Emirlere tabi olursa kurtulurlar. Bu nedenle “Amerikanca”dan başka dil öğrenmezler. Tabii CIA ajanları ve diplomatlar öğrenmek zorundadır. Kolektif kültürü zayıflık olarak görürler, birey özgürlüğü adı altında kişilik bozukluğuna dönüşmüş bencillik ve egoistlikleri mantıklı, makul, akılcıdır! Başka kültürler geri kalmıştır, insanlarının adam edilmesi gerekir! Asimilasyon mu, entegrasyon mu tartışmaları göz boyamadır.  Gücü yöneten kültür ve ırk, artan farklı gelenekteki nüfusa ve gücü paylaşma talebine rağmen geri adım atmaz. Sınırlı izinleri kontrol edilebilirdir.

Aslında ben iki modelinde sahtekârlık olduğunu düşünüyorum. Daha adaletli, insancıl ve centilmen başka bir model önerim var: Gücü, yönetimi paylaşmak ve farklı kültürlerin değerlerini Kanada kimliğine eklemlemek. Bu model henüz Kanada’da hiç dile getirilmiyor. Çok kültürlülük kanunlarının öngördüğü ana eksen olan mozaik’i parçalamaya çalışanların hali hazırda bu adaletli modeli konuşması mümkün değil. Şu anda Macaristan ve Romanya’da kısmen uygulanıyor. Avrupa Birliği’ne üye olma şartı olarak bu ülkeler azınlık milletlere parlamentoda temsil hakkı verdiler. Romanya’da 17 etnik millet, meclise kendilerine ayrılmış kontenjandan milletvekili veriyor. Kanada’da İngilizcesi zayıf, etnik kimliğinden taviz vermemiş, mesela bir Çinli veya Türk’ün parlamentoya girme şansı yüzde sıfır. Oysa nüfus sayısına göre kendilerine yer ayrılsa durum farklı olurdu. Gücü paylaşma ve kendi kültürel değerlerini Kanada kimliğine katma modeli konusunda bazı Kanadalı akademisyenler doktora tezi yazıyor.

Yaptığım çözümleme, Wilfred Üniversitesi’nde Sosyal Work fakültesinde verdiğim üç saatlik dersin ve sunumun özeti. Öğrencilerin tamamını insan haklarına saygı odaklı bu yeni modeli destekleme konusunda ikna ettim ama Kanadalı politikacıları razı edebileceğimi sanmıyorum.  Eğer ömrümüz varda yaşarsak, 20 yıl sonra farklı bir Kanada atmosferinde bu modeli uygulayacağımız öngörülebilir. Kanada pasaportu dahi almayan ve kendilerinden çalınan toprakları yönetmek isteyen Kızıldereliler de bu modelden hoşlanacak, belki biraz yatışacaklardır. Çinli, Hindistanlı ve Güneydoğu Asyalı milletlerin nüfuslarına göre gelecekte daha fazla güç elde etmeleri kaçınılmazdır. Bir çocuktan fazla doğurmayan beyaz ırkın üstünlüğünü koruyamayacağı açıktır. Hızlı Amerikanlaşmak medenileşme değil, çukurluktur!

Clip to Evernote
1 Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi