Kanada’dan görünenler

Kanada’nın Waterloo şehrinde Laurier Üniversitesi’nde ‘insancıl kapitalizm’ konusunda bir araştırma yapmak üzere bulunuyorum. Şehir, üniversite sıralamalarında Kanada’nın en iyi teknik üniversitesi olarak çıkan Waterloo Üniversitesi’ne ve işletme yönetimi konusunda en üst sıralarda çıkan Laurier Üniversitesi’ne ve Blackberry’ye ev sahipliği yapıyor.

Bir öğrenci şehri görünümündeki bu şehirde gezdiğinizde Asyalı (Çinli, Hintli, Koreli vb. gibi) öğrencilerin çokluğu dikkati çekiyor. Anladığım kadarıyla varlıklı Asyalı ailelerin bir kısmı çocuklarını Amerika’ya değil, Kanada’ya göndermeyi tercih etmiş. İklimini bir kenara bırakacak olursak Kanada, genel olarak Amerika’dan daha huzurlu. Suç oranı daha düşük, insanlar ülkenin hemen her yerinde kibar ve yardımsever. Bir adres sorduğunuzda neredeyse herkes sizi sorduğunuz yere kadar götürme eğiliminde.

Bu üniversite şehrinde McDonald’s, Burger King, Subway, Starbucks gibi fast food ya da kahve zincirlerinde lise ve üniversite öğrencileri çalışıyor. Açıkçası bu gençleri gördüğümde gıpta ediyorum. Çünkü bu gençler harçlıklarını çıkarmak için saatlerce ayakta durulan bu işlerde çalışmaktan imtina etmiyorlar. Hem buralarda bir işletme sistemi öğreniyorlar hem de disiplin kazanıyorlar. Geçenlerde Ramazan ayında yaptığım bir sohbette Ramazan’da İslami kavramlarla söylersek nefis terbiyesi, Batı kavramlarıyla söylersek disiplinli olmayı öğrendiğimizi paylaşmıştım. Okumaya, öğrenmeye ve üretmeye odaklanmak ve genel olarak çalışkanlık nefis terbiyesinin ve disiplinin bir sonucu. Disiplinli olan insanlar ve toplumlar bu dünyada başarılı oluyorlar. Japonya, Almanya ve Kanada gibi toplumsal disiplin kültürü gelişmiş ülkeler, ekonomik ve teknolojik ilerlemeyi yakalıyorlar.

Kanada’da şimdilik gözlemlediğim kadarıyla çocukluk yıllarında gayet saygılı ve yardımsever görünen gençler üniversite yıllarında içki ve içkiyle birlikte gelen âlemlerde kendilerini kaybediyorlar. Ancak üniversitenin ardından bir işe girip evlenmeyi başardıklarında mazbut birer anne-baba ve mazbut birer vatandaş olmayı başarıyorlar. Çocuklarının iyi eğitim alması için, iyi bir yaşam kalitesiyle yaşamak için ve toplumun örnek bir üyesi olmak için uğraşıp duruyorlar. Kanada’da çevremde hep akademisyenler ya da iş güç sahibi kültürlü insanlar var. Bu da bu konuda tüm toplumu temsil etmeyen bir çıkarımda bulunmama yol açmış olabilir.

Oğlum Sanat, burada sekizinci sınıfı okuyacak, sekizinci sınıfı okuyacağı ilköğretim okulunun bahçesinin bir benzerine Türkiye’de birçok devlet ve özel ve üniversite sahip değil. Şehirlerdeki yeşil alanların genişliğine ve çokluğuna hayran oluyorsunuz.

Amerika ve Kanada’da U-Haul diye bir şirket var. Bu yıl ilk kez bu şirketten ev eşyası taşımak için bir minibüs kiraladım. Amerika ve Kanada, neye ihtiyacınız varsa kolaylıkla buna erişmeniz için bir sistem kurmuş. Birkaç saat için araba, kamyon ve hatta TIR bile kiralayabilirsiniz. Türkiye’de böyle bir ihtiyaç var mıdır bilmiyorum ama henüz saatlik ya da günlük olarak kiralayabileceğiniz bir minibüs ya da kamyon kiralama sistemi yok.

Üniversitede olağanüstü bir spor kompleksi olmasına rağmen, Sanat ile birlikte büyük bir zincir spor kompleksine gittik. Uzay üssü büyüklüğünde yok yok olan bu kompleksin iki haftalık bedeli 40 TL. Neden iki hafta, çünkü üçüncü hafta gidemezseniz para ödemiyorsanız, yani gitmediğiniz günleri sizden tahsil etmiyorlar. Ayrıca üyeliğinizle iş için gittiğiniz başka şehirlerde de aynı firmanın salonlarına gidebiliyorsunuz. Hem çok lüks ve zengin bir spor tesisi, hem de fiyatı ve kurallarıyla çok müşteri dostu. Sonuç binlerce üye.

Kanada’ya gelmemize vesile olan değerli dostum Engin Sezen, benim Kanada ve başka birçok yer hakkındaki olumlu yorumlarımı duyunca, “Sizin bir yer hakkında olumsuz düşünme şansınız yok, her yerde olumlu ve güzel şeyleri görüyorsunuz.” diyor. Kanada’dan tüm okurlarıma kucak dolusu sevgiler…

Melih Arat, Zaman, 19.07.2014 Zaman

Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi