7 Nefis, 7 İnsan Kalitesi!

7 Nefis, 7 İnsan Kalitesi!

Hizmet Hareketi’ni zorla devletleştirmeye çalışmak sivil toplumu öldürmektir. Ülkemizi dünyada en iyi temsil eden, en etkin sivil toplum örgütü olan Hizmet Hareketi, devletin ajanı olmadığını bu süreçle ispatlamış oldu. Yüksek İnsani Değerler Etrafında Gönüllü Toplanmış Hizmet Hareketi gibi sosyal devrim gücünü oluşturmak kolay değildir, yıkmak şeytan işidir. Yurt dışında Hizmet’in en çok karşılaştığı soru Türk Derin devletinin ajanı veya lobi gücü olup olmadığıdır! Bu soru cevabını buldu ve Hizmet’in tüm dünyada sivil toplum liderliği kesinleşti.

Klasik Sufi tarikatlardan biri olmayan Hizmet, Sufi disiplininde nefis terbiyesi ve otokontrol mekanizmasıyla, Hakkın Şahsı Manevi’sinde cemaat veya camianın muhkem gücünü hiç bir ayrım yapmadan tüm insanlığa sunuyor. Bir camia olduğu kadar postmodernitede özgürleşen Allah’ın sade kullarına bireysel Sufilik anlayışı da sunuyor. En başta vahdette kesreti, kesrette vahdeti bulan Gülen Hocaefendi, bireysel Sufiliğin zirvesini, kamil insanı temsil ediyor.

Hizmet’i sosyolojik kalıplar ve teoriler içine sokmaya çalışan Batılı akademisyenler zorlanıyorlardı. Gülen Hocaefendi, ‘mecbur muyuz bir kalıba girmeye?’ dedi bunlara. Hizmet Hareketi, örnekleri kendinden ve Asrı Saadete dayanan yüksek insani değerleri tüm dünya milletlerine taşımaya azimle devam ediyor. Sosyologlar, Hizmet Hareketi’ni ‘constructive’ kalıplara oturtamıyor, her analizleri eksik kalıyor, ‘bu işleri yapan, yaptıran Allah’ diyemiyorlar.

Kanada’nın Wilfrid Laurier Üniversitesinde Kalbin Zümrüt Tepeleri’ne Sufi terapi tezimi savunurken, ‘objektif olmak zorunda değilim, Kur’an bize taraf olmamızı emrediyor, tarafım’ dedim. Despot, totaliter bilimsel laiklik çarkları, baskısı altında ezilen Türk akademisi, böyle tez savunmasını asla kabul etmezdi, Kanadalılar ise, ‘nihayet doğru söyleyen biri çıktı, doğrusun’ dedi. Akademik bir tez savunmasında subjektif olduğunu kabul eden birine ilk defa rastlıyorlardı; objektif olmaya mecbur değilim sözünü Gülen Hocaefendi’den ödünç almıştım. Psikoterapi ve sosyal hizmetler alanında Kanadalılar akademide, insanların taraf olduğunu öğretir, ben tarafsızım diyen en büyük yalancıdır. Her insan, sosyokültürel lokasyonuna ve inancına göre taraf tutar, ya hakkın yanındadır, yada batılın borazanı olur.

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Sufi yaşamına adapte ettiği ve altını çizdiği dört ana karakteristik özellik gözlemlenmektedir. Bunlar,  İslami ruhsallık, Sufi tarikatlar olmadan Sufizm, Sosyalleşerek katılımcı Sufizm ve Diyaloğlu Sufizm” .  Gülen, Said Nursi’nin tarikat olmadan yaşanan Sufizm fikrini yeniden formüle etmiş ve temsil etmektedir. Gülen’e göre Sufiler ruhsal gelişimleri sırasında arayışta olan ve başkalarını yaşatmak için yaşanan adanmış ruhlardır. Gülen bir acz, fakr, şefkat, aşk, sabır, şükür ve şevk kahramanı olarak  mistik İslam’ın yeni Mevlana ve Yunus Emre meşrep modern temsilcisi olarak görülmektedir.  Gülen’in yazılarında ve konuşmalarında görülen dört ana kaynağa önem verildi. Bunlar: Kur’an, Hz. Muhammad (sas), kainat kitabı ve vicdan.

Üstad Said Nursi Risalede Kur’an tilmizi ve Felsefeci şeytanın avukatını konuşturur, münazarada Kur’an ahlakı, aklı üstün tutana felsefeyi yener, çünkü kalp ve vicdan her zaman galip gelir. Şeytanın elinde yalan dolan, evham, kin, nefret, abartı, dedikodu, korkutmadan başka araç yoktur, Kur’an ve Sünnet caddesi yolcusunun gücü doğruluktur. Sıdk, yani doğruluk makamı Peygamberlikten sonra gelir, cennete girecek 2. kafiledir, Hizmet camiasının gücü ve korkusuzluğu doğruluktandır.

Sufi terapide 1. insan kalitesi, temiz, ihlaslı, samimi kalbi niyettir, tüm ameller ve aksiyonlar sevapa dönüşür; niyeti kötü olan şeytandır. Sufi terapide 2. insan kalitesi, Tefekkürdür. Rabbin tecellilerini kainat kitabında temaşa ve Kur’an’ı Batın ve Batının Batını ile okumadır. Sufi terapide 3. insan kalitesi hamd ve şükürdür, şekur olmak şakirlikte kalmamaktır. Her halukarda şükreden kahır ve nimet ayrımı yapmaz.

Sufi terapide 4. insan kalitesi, sabırdır. İman etmeyen ve salih amel işlemeyen aldanmış ve ziyandadır, sabır ilk bela geldiğinde dinginlik, öfkeyi yenmek vardır. Sufi terapide 5. insan kalitesi, tam Tevekküldür, Hz.İbrahim gibi hıllet ehli Haliliye olmak ateşe atılırken bile Hasbinullah ve Nimel Vekil diyen kul olmak esastır.

Sufi terapide, güvenirlik, emin amanlık, emanete vefa ve sadakat 6. insan kalitesidir. Bu insan kalitesi olan krediye ve güvenilir olmaya ancak Rabbimiz bizden razı olduğu zaman ulaşır, razı olan olursunuz. Sufi terapide 7. insan kalitesi, tebliğ makamında hal ve kal lisanını konuşturan, sövene elsiz, incitmeyen, incinmeyen yüce gönül gereklidir. Bu kalite, yani tebliğ, irşad olmadan insan olamazsınız ve insanlık makamı eksik kalır.

Benlik ötesi Sufi terapide aşırı özgüven feraset ve basireti ortadan kaldıran, zalim firavun nefsi emmareyi kabartan bir tuzaktır, insanı açık veya gizli şirke götürür. Şeytanın insanları aldattığı en önemli kötü hususiyet kıskançlıktır, kardeşi kardeşe öldürtür, bugün yaşandığı gibi Hak olana çamur attırır.

1. nefiste Kelime-i Tevhidin ateşi kalpleri sarmış kirleri, pislikleri yakar, kül eder, o kül içinde gül biter. Görülen nur rengi mavi olur. 1. nefiste kötülüğü emreden tuli emeller doludur. İçgüdüsünün çemberini kıramamış, ’onlar hayvan gibidirler, dahada şaşkındırlar’ (Araf 179) ayeti tecelli eder. 1. nefis aşktan mahrum, tevhidden habersiz, benliğe mahkum olmuş, dünya sefasına dalmış, ma’nevi feyzlerden nasipsizdir, hak hukuk tanımaz. Nefsi emmare, dünya ziynetlerine kanmış, altına, gümüşe tapmış, kadını veya erkeği şehvetinin mimarı yapmış, ilkelliğin heykeli zirve nefsin içi dışı hava civadır. 1. nefsin insanları başkasının hakkına, hukukuna, ırzına, namusuna hiç değer vermeyip hayvanları bile şaşırtan davranışlar sergilerler. 1. nefsin terbiyesi, acemi ve yoz atın terbiyesinden daha zordur. Bunların yapışacakları, tutunacakları kurtuluş ipi “La ilahe illallah’tır”

İnsanların çoğu, hep kendini haklı gören, başkasını suçlayan, özür dilemeyen Tiran nefsi ile kendini suçlayan Levvame arasında gel git yaşarlar. 2. nefis, Kur’an-ı Kerim’de “kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim ki (dirilip) hesaba çekileceksiniz” meailindeki ayeti okur. Eğer hesap kitaba, ahirete ve Allah’a imanda zayıflık varsa, inkar süreci başlar. Şeytan, sürekli günah işleyen ve hiç tevbe etmeyen nefsi levvamede zaten batmışsın, sen bir şeytansın der ve şeytan kendi varlığını inkar ettirir. Rabbini tanırsa ve bozulmamış vicdan şeytanı susturursa tevbe eder. 2. nefiste zikir ismi Celal olup, rüya aleminde tecellisi sarıdır.

3. nefis mülhimeye geçmeyen zühd ile takvayla Rabbine ibadet, ubudiyet ve ubudet içinde olmayan nefis kendisi ve dış ile barış içinde olamaz. Hıristiyan ve Yahudilerde 3. nefis mertebesinde Hümanistliği yakalayan cennete gider inancı var, Müslümanlar için bu aşama yetersiz kalır. Nefsini kınayan, pişmanlık duyan 2. nefse, 3. nefisten düşüş sık görülür. Tekrar Mülhimeye belki çıkarsın; iyiliklerin ve kötülüklerin neler olduğu ilham edilir, hayrı şerri teşhis eder ve kötülüklerden sakınırsın.

Birdenbire 4. Nefis tevbe nasuh olursa uyanır: İnkara zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır. İyice inanmış, şüpheden arınmış, Hakk ile tatmin olmuş 4. nefis Mutmeinne’ye vicdan da diyebiliriz. Hz. Musa kalbidir, şeriat ve hukuk ister. Gönlü imanla dolu olduğu halde büyük azabı hak edenler, inandıkları halde kafirlere yardım eden ve zulme ortak olanlardır, iki arada bir derede şaşar kalırsın. Ya dünyada haramları helal sayarak cenneti tercih edeceksin yada kul hakkı, kamu hakkı, yetim yemiyecek, kul hakkı ve cemaat hakkına girmeyeceksin. İraden kararını hak ve hukuktan yana kullanınca bir nida duyarsın: Ey mütmain olmuş, huzuru bulmuş nefis, sen O’ndan, O senden razı olarak Rabbine dön kulların arasına katıl ve cennete gir. Nefsi Mutmainne’nin zikri “hakk” olup, rüya aleminde rengi siyahtır. Renkler kaybolmuştur, Allah’ın Sıbgatullah’ı tek boyadır, sürersin.

Nefsi Marziye ve Merdiyye’ye doğruluk, sıdk makamı, mertebeye de Hz.Ebubekir mertebesi de denir. Bu nefsin zikri Kayyum, rengi ise beyazdır. Gülen Hocaefendi, Nefsi Raziye ve Marziyye’nin yerlerini değiştirdi. Allah’ın rızasını kazanmış nefis Allah kendisinden razı olmuş nefistir ve önce bu nefis mertebesi insanda olmalıdır. Dualarımızı kabul eden Allah, insanda razı olacağı kalite oluşmuşsa bize değer verir. Bu nefiste zirveyi temsil eden bir savaş öncesi malının hepsini Allah yolunda infak eden Hz. EbuBekir’dir. Geride sadece “Allah’ın Rasulünün rızasını bıraktım” diyecek ve “Ya Rasulallah, Allah benden razı mıdır?” diye tevazu gösterecektir. Melekler bile gıbta ederler, Allah rızasından başka bir menfaat gütmeyen nefistir. Marziye olmak kolay değildir. Böylesine yücelebilmek için sahabe fedakarlıkları, böylesine bir mefkurenin eri ve hizmetkarı olmak gerekir.

Allah’ın sizden razı olacağı insan kalitesine ulaşmadan razı olunan nefis marziye mertebesi oluşmaz, kulun razı olması sonraki nefis Raziye gelir. Nefsi Raziyye veya Radiyye adını “ey Allah’tan razı olan nefis..” Fecr suresi ayetindeki raziyeden alır. Allah’tan razı olan nefis demektir. Raziyye nefsi, Allah’ın her hükmünü sağlık olsun, hastalık olsun, her tecellisini büyük bir teslimiyet ve tevekkül ile karşılayan nefistir. Raziye’nin zikri Hayy olup tecelli rengi yeşildir. Yeşil murat rengidir. Bu mertebe ve renkle salikin mana iklimine bahar gelir, şenlik olur. Allah’tan razı nefis kahrı da hoş, lütfu da hoş der. Ruhu, kalbi, zihni, gönül alemi renklenir, çiçeklenir, güllük gülistanlıktır, mutludur.

7.Nefise, Zekiye veya Kamile denir. Adı Kuran’da “nefsi kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, kötülüklere gömende ziyan etmiştir” ayetidir. Safiye nefis, iyice arınmış, gönlünde, ruhunda leke kalmamıştır. Ruh, Allahtan geldiği gibi olmuş, masivadan kurtulmuş ve muradına ermiştir. 7. nefiste nefsin iradesi yok olmuş, Allah’ın iradesinden başka ortada bir şey kalmamış, nefis, fenafillah, bekabillah duraklarını aşmıştır. Kamil insan nefsinde, nefis hak ile hakk olmuş ve mutlak sukûnu bulmuştur. Bu mertebedeki nefsin zikri Kahhar olup, rengi renksizdir. Kahhar ism-i şerifinde Allahın kendi özünden başka her şeyin fani olacağı, mevcut her şeyin helake uğrayıp yalnız zatının baki kalacağı var.

Adanmış bir ruh için velayet ve cennete gitmek ana hedef değil. Rabbin rızasını ve hoşnutluğunu kazandıktan sonra cihan düşman olsa ne yazar. Sufi terapide, kamil insan noktasında egonun tamamen sıfırlanması, başkasını yaşatma zihni, İsar kıvamı kalbi, melekleri geçmiş ruh gereklidir. Pek az insan nefsi safiye, ‘the perfected soul’ noktasına çıkar veya ayağı sabit kalır. Razı olunan ve razı olan mutmain nefis cennete girmek için yeterlidir.

Sufiler bilirler ki, masivanın helakı yüce Rabbimizin “Kahhar” ismi şerifi vasıtasıyla meydana gelir. Firavun ne kadar azarsa azsın kaybeder, kaybetmeye mahkumdur. 7 Nefis’te yolculuk yapıp 7 insan kalitesine ulaşmadan bu dünyada sarp tepe, yokuş aşılmaz, sahili selamete çıkılmaz. Sizden öncekilerin başına gelenler başınıza gelmeden felaha ereceğinizi ve Allah’ın yardımını size hemen göndereceğini mi umuyordunuz? Bu uzun ve ince yolda, velayet ufku, Peygamber sabrı ve tam tevekkülü gerekir.

Allah, Kadri Mutlak ve Adli Mutlak’tır. Celali vechi ile Azim Sultanlığında O’na hamd olsun.

farukarslanallahlogo

 

Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi