Sufilikten gelen Türk İrfan geleneği

Horasan Sufiliğinden gelen Türk İrfan geleneği, Yesevi ve Vefayi tarikatları ile Anadolu’yu 200 yılda Müslümanlaştırdı. Tasavvuf yok olmuyor. Ertuğrul Gazi’nin Osman’a vasiyetini okurken, Hizmet’e zulmetmek için Doğu Perinçek, Rothchild ve Amsterdam’ı kiralayan aklıma hemen geldi. Hiç bir zulümde iyi niyet ve ihlas yoktur. Ertuğrul Gazi oğlu Osman’a vasiyetinde ‘Allah’tan korkmayanlara devleti asla teslim etme’ diyordu.

Osman Gazi’nin ikinci eşi Şeyh Edibali’nin kızı Rabia Bala hatundur, şehzade Alaaddin onun . Malhun Hatun Orhan Gazinin annesidir, bir Selçukludur. Osman Gazi’nin ilk eşi Şeyh Edibali’nin kızı Malhun hatun değildir. Malhun hatun, Selçuklu veziri Ömer Abdülaziz’in kızıydı. Osmanlı soyu buradan geliyor Ertuğrul Diriliş dizisi umarım galatı meşhuru düzeltir. Meşhur rüyayı Osman Gazi değil Ertuğrul bey gördü. Rüyayı yorumlayan Abdülazizin kızını oğluna aldı. Kalenderi, Melami, Haydari, Babayi gibi nice tarikatlar Vefayi tarikatını ilk 5 Osmanlı padişahının benimsemesi nedeniyle erimek zorunda kaldı. Pek çoğu Bektaşilik çatısı altına girdi. Diriliş Ertuğrul, Vefayi tarikatı Anadolu lideri Şeyh Edibali ve hocası Ebu’l Vefa El Kürdi Bağdadi’yi bakalım İbni Arabi kadar seviyor mu?

Mason Bektaşiler kitabımda içi boşaltılan, yozlaşan Bektaşi, Mevlevi ve Yunus geleneğinin, Alevi kültürünü neden dışladığını masaya yatırdım. Mevleviliğin ana Osmanlı tarikatı olması 2. Beyazıt dönemindedir. Vefayi tarikatı, Hacı Bayram Veli’ye bayrağı 2. Murad devrinde teslim etti. Mevlana’nın torunu Mutahhara Hatunla evlenen Yıldırım Beyazıt’a Mehmet Çelebi’yi doğurdu. Timur yıkıntısından Osmanlı’yı toparlayan Çelebidir.

Koreli Kim’in 410 sayfalık doktora tezini okudum. Türk derin devleti de Mevlana, Yunus, Bektaş ekolünü güya sever ama nedense Gülen’e hep düşman oldu. Koreli Kim hanımın doktora tezinde Gülen Sufiliği incelenmiş. Aksiyon merkezli diyaloğa açık modern Sufilik anlayışı Mevlana, Yunus, Bektaş ekolünden izler taşır. Nakşi ve Kadiri geleneği de barındırıyor. Batı’ya son yüzyılda Sufiliği taşıyanlar İnayet Han, Bawa Muhaiyaddeen, Süleyman Loras, Muzaffer Özak, Ali Bülent Rauf, Muhammad Nazım ve İranlı Cevad Nurbakşi’dir. Neo Sufizm devrindeyiz. Boutchichiyya ve Gülen Hareketi karşılaştırılabilir. İkisi de “eclectic, syncretic, and hybrid” barışçı bir sivil toplum sunuyor. Fas’ta Boutchichiyya Hareketi Sufiliği de Siyasal İslam ve selefizme karşı Hizmet hareketi sufiliği gibi alternatif oluşturduğu için hedefte yer alıyor. Gülen Hareketi moden Sufilik. Sufizmde 5 karakter var: Mysticism, Islam, asceticism, sociality, and saint veneration https://www.academia.edu/19864603/Islamic_Mysticism_and_Neo-Sufism?auto=view&campaign=weekly_digest …

Ölmeden ölmek “fena fillah”tır. Bu Hakk’ta fani olmak; yani ene/ben’i öldürmektir. Marifet sırrını elde etme ve gerçek âşık olma şartıdır. Ölmeden öldür öldürüp dirgür.Vaslına irgür ey ulu Mevlam.Gel bu sırra mahrem olmak diler isen ey hâce.Dünyede ölmezden ölmek gerek der Vuslatî. Ölmeden önce ölmek için nefsin eğitilmesi gerek. Bu kolay olmayıp herkesin başarabileceği bir iş değildir. Çileyi ve derdinizi sevmelisiniz. “Hayât âbın içüp ömr-i ebed bulmak nedür ey dil. Düşüp ışk u mahabbet tîgine ölmek durur ölmek” diyen Hayretî‘ye hayret edenlere hayret ediniz.

“Ölmeden evvel ölüp kabre girüp hem haşr olup. Mâlikü’l-mülkün şühûdunda gönül hayrân gerek” diyen Niyazi Mısri’yi anlamak ne kadar kolaydır. İsmail Ankaravi, “Ey güvenilirler! Beni öldürünüz, beni öldürünüz. Hayatım ölümümdedir benim” derken herhalde “ölerek dirilmeyi” itiraf eder. Hatta Sufiler, “Ölmeden önce ölünüz!” emrine dünyada iken uymayan kişinin insan bile olamayacağını söylemiştir. Razı olan ve olunan nefistir.

Yunus “sen aşık olamazsın” diye boş yere demez erenler: “Yüz bin riyâ çerisi bilün vardur bu yolda. Nefs öldürmiş er gerek ol çeriyi kırası” Allah can verir dervişe ve gerçek diriliğe erer: Yunus der “Ol can kaçan öliser sen ana can olasın. Ölmiş gönül dirile anda ki sen olasın.” Tasavvuf yolunda binlerce riya askeri bulunmaktadır, bunlarla nefsini öldürmüş kişiler baş edebilir. Siyaset yoluna girenler Sufiyi anlamaz! Yunus, ölmeden ölmeyi en güzel anlatan şairdir: “Öldür nefsün dilegini ilet teneşür üstine. Yohsa gensüz ölicegez sana fermân olur gassâl.”

Sen seni terk eyle! Ey gönül ağla, gönülde hükmeden sultanı bul. Sen seni terk eyle, sende sâhib-i fermânı bul diyor Hamzavî-Melâmî Kemâlî Efendi. Niyazî-i Mısrî de ölmeden ölmeyi pek güzel izah eder: “Terk it Niyâzî sen beni bir eylegil cân u teni. Tuysam diyen Hak sırrını sırr-ı Hudâ halvetdedür.” Sufiler ölmeden ölmeyi Hakk’ın “Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön” (el-Fecr 89/28) buyruğunu yerine getirmek için iradi yaparlar. “Ölmeden önce ölün” sözünden anlaşılması gereken nefsin sufli taleplerini öldürme türü bir ölümdür. Putlarını kırmaktır. Fecrin son ayetidir. Ölmeden Ölmek, ‘beni’ öldürmektir ve net bir konseptir Tasavvufta. Buna “Birlik” veya “Cem Makamı” da denilmektedir.

İmandan sonra salih amel gelir. İbadetlerini yaptığı halde salih amel işlemeyen çok. İman ve amel ilişkisinde iyi niyetli amel ihlasla olur. Emaneti kabz etme gününe kadar bizi emanetinde emin kıl Peygamberimiz (sav) duasıdır. İnsanlığını kaybeden birey imanı kalbinden sökülendir. Üstad Said Nursi, hayvanlık cihetinde insan bir serçe kuşuna yetişemez diyor. Kalp ve ruhun derecelerine çıkmayan cismaniyeti bırakmayan insan olamıyor. Sufiler, hayvani hususiyeti kişilik yapısı haline getirmiş, vicdanı öldürüp, mühür basılmış bireye insan demiyor, insanlaşmaya aday diyor. Sufilere göre, hayatımız boyu tabiatımızda gizlenmiş 14 çeşit hayvan hususiyetini eğitir, esmaül hüsnamızı bulursak insan olmaya çalışırız.

Üstadın yanından hiç ayrılmayan bir Barla köylüsü hayat hikayemi dinledi ve bir soru sordu: Risale nedir? Taklidi imanı tahkikiye çevirmektir cevabını hemen verdim. Üstadın talabesi başında yeşil sarık, toprak rengi bir cübbe, kara şalvar ve ayağında enterasan bir çarık vardı. Güldü, doğru söyledin, Risaleyi anlamışsın dedi. Üstadın o Barla talabesi ismini Abdurahman dedi. Hayat hikayemde bir noktada sen ölmüşsün şehit olmuşsun, 2. hayatı yaşıyorsun diye şaşırtmıştı beni. O zamandan beri ölmüşler kategorisinden sayarım kendim. Neden böyle söylemişti? Bunu Mustafa Tezcan Uşaki hocama 1990’da Çamlıca’da anlattım. O’da sen ölmüşsün dedi. GATA, 31 Mart 2011’de bana yoksun diye bir mektup yolladı. Mahkemeye verip var olduğumu ispatlamasam Yaşar ne Yaşar ne Yaşamaz sayılacak ve yok olacaktım. Ölü sayılmayı sevdim.

Gladyo hackerleri ve şantaj çetesi, benim gibi ölmüş birini ölümle korkutunca sadece gülüyorum. Ölmüş birinden bu kadar korkulur mu ya HU! İlginçtir, her çalıştığım kurum bana yıllardır ölmüş muamelesi yapıyor, yok sayıyor. Aslında memnunum. Ölü birini mahkemeye veremiyorlardır! Özetle ölmüş bir şehit kategorisinden hayatta bulunduğum için ölüm tehditi vız gelir. Ölüm, Hakiki Dosta, Allah’a kavuşmaktır, bir terhistir. Ölüm, tek Sevgiliye kavuşmaktır.

20 yaşımda Barla’da üstadın sabahlara kadar vird ve zikir çektiği evi ve ağacı seyrederken, üstadın çamaşırlarını yıkayan bacı ile konuştum. Üstadın çamaşırlarını yıkayan bacıya nasıldı diye sordum: Sabahlara kadar arı sesi gibi sesli zikir çeker, vird okurdu. Tam bir Sufiydi dedi. Risale-i Nurlar’la yapılan taklidi imanı tahkiki imana çevirme hizmeti kıyamete kadar devam edecek. Hizmet, 2. ve 3. hizmeti yapan Ferdiyet makamında şahsı manevidir. Süfyanizm’in AKP’yi kullanarak yaptığı savaş ve alg operasyonu kaderin cilvesi ve bir hükmüdür.

Her bireyde aşkı kemalat ve aşkı münteha noktası, zirvesi farklı olduğu için kişilik yapısı üzerindeki egemen esma zikri eğitimi çok önemlidir. Ferdiyet makamını gizlemeniz mümkün değildir. Bunun enaniyetle, kibirle alakası yok. Her yapılan zulüm daha da parlak ve görünür hale sokar. Hz. Üstad Said Nursi, 40 bin esma levhasını tefekkür eden, Ayeteül Kübra’da seyr ü sulük eylemiş, Hakim, Rahman, Rahim, Cebbar, Ferd, Kuddüs ismi galibiyelerini üstünde toplamış gavsı azamdır. Bu nedenle Risale-i Nurlar’da Ferdiyet ve Gavsiyet makamı var. Hz. Zülkarneyn tahtı, Hz. Mesih nefesi, Hatemül Enbiya kürsüsü, teblig makamı da bulunuyor.

Bireysellik ile kolektif kültürün çakıştığı, ayrıştığı noktadayım. Buz Enaniyeti Havuz’a atıp eritmek hünerdir. Ferd ve Habir ismi galibiyelerinin liderlik yaptığı biri için çok zor bir sanat bu. Mütevaziliğin kibrini enaniyetini yapıp gösteriş için tevazu takılmaktansa olduğum gibi olmayı yeğlerim. Fıtri olan tevazuda temrin de, zorlama da lazımdır. Biat kültürüne doğuştan uzağım, Allah’dan başka kimseye biat edemiyorum, elimde değil.

İslam tasavvufu ihsan ve irfan medeniyeti dinin özü, ruhsal yanıdır. IŞİD ile bunu öldürmeye çalışıyorlar. Bu mücadeleyi mana alemi kazanır. Küşeyri, Muhasibiden İmam Gazali, Fahrattin Razi’ye Geylani, İbni Arabi, Mevlana, İmam Rabbani, Said Nursi’den Gülen’e terapi kanalı vardır. Her dinde ruhsallık, yani spirituality ortak paydası vardır. Zaten tahsil aldığım doktora bölümümün adı İnsan İlişkileri Davranışlar Ruhsallık& Psikoterapi. Üstad Said Nursi’nin Protestanlık bir kez daha yırtılacak öngörüsüne şahitlik ediyorum, bu nedenle çok heyecanlıyım, katkı sunarsak ne mutlu bize. Martin Luther Üniversitesi kurulması onayı geçtiğimiz Mayıs alındığı halde ayrışmada Wilfrid Laurier direniyor. Din ve bilim barışacaktır.

Henüz maalesef dünya çapında üniversitelerin Din ve Kültür Kürsüleri 1960’ların sosyal mühendisliği ile akademik eğitim veriyor: Yıkılacak bu düzensizlik ve çakma bilimsellik! Din ve Kültür Kürsüsünde profların tamamı Sufizmi İslam’ın ötesinde insanlık noktası olarak çalışmamı istediği için ayrıldım, saçmalık işte budur. Sufilik, İslam’ın tasavvufudır, üç parçasından biridir, ayrılamaz, üstün de olamaz, eksikte kalmaz. İslam’in üstünde göstermek bir ihanettir. Din ve Kültür Kürsüsünde profesörlerın yüzde 99’ı din ve Allah’ı insanların uydurduğu kültür olarak gördüğü için buradan ayrıldım, bu saçma sosyal mühendislik maalesef sürüyor.

Kanada’daki eğitim sistemi de British tarzı seküler, Fransız tarzı totaliter laik olmasa da Sufi terapi yazmak için şartları aşırı zorladım. Şu da bir gerçek ki master tezleri ve doktora tezi konularını Türk akademisinde bana yaptırmazlardı. Katı, ezici seküler sistem devam ediyor Kimileri bana Mecnun veya deli diyor; kimisi Veli diyor. Her ikisi de değilim. Sıradan bir insanım, abartmaya hiç gerek yok. İlim peşindeyim sadece. Doktora tezimde ismi galibiyenin kişilik yapısı enigma sistemi, oyun terapisi ile 6 ile 17 yaş terapisi ve rüya yorumu terapisi inceleniyor. Sufi terapi tezimde tek kelime politika yoktur, IŞİD ile ilgili tezimde ise, full politika ve din ilişkisi vardır. İkisini karıştırmayalım. IŞİD tezgahında 25 Aralık 2013 davası açılsaydı, şizofreni geçiren Erdoğan rejimi ve algı manyağı yaptığı toplum terapi ve tedavi olabilirdi! Üstad Said Nursi’den Risaleden çıkardığım 40 terapi kuralını Sufi terapi master tezimde Kanada akademisine kabul ettirdim, Türkler direniyor

Her şeyde bir hayır ve hikmet aramak Said Nursi’nin Risalelerde 1. terapi kuralıdır. Tam tevekkül, tam sabır ve tam af etme mutmain kılıyor. Gladyo hackerleri boş yere bana kimlerin bilgi akıttığını bulmaya çalışıyor. 20 bin emalimi okudunuz, hani nerede belgeler? Yokmuş değil mi? Adı, soyadı Gül, 26 yıllık bir dostum var, sakın kalbine gelen, kulağına üfleyen şeytan olmasın diyor; yok diyorum daha çok meleğe benziyor! İsmi galibiyemle müsemma olmaya çalışıyorum. Gül dostuma, Hallacı Mansur halk önünde zalimce infaz edilirken taş yerine Gül atan İmam Şibli gibisin diyorum; gerçekten öldükten sonra mı anlayacaksın acaba?

Vicdanen kalbe geleni yazarım, buna Sufi ilminde, İlham (inspiration), sünuhat (accesses), hads (spiritual analogy), tuluat (offshoots), tahattur (remembering) deniyor. Münzevi bir Sufi dervişim diyorum, kimse inanmıyor. Bu kadar bilgi nasıl akıyor? Hem Kesbi hem belki Vehbi ilimledir, kalp Sufilikte bilgi merkezidir. Erdoğan rejiminin derin askerleri 5 yıldır tecritte bulunan benimle Hizmet arasında bağlantı bulmaya çalışıyorlar. Bulamadıkca kuduruyorlar! Hizmet’in bana uyguladığı tecrit politikası 2 master ve doktora yapmak için zaman bulmamı sağladı çok müteşekkirim. IŞİD ve Sufilik çalıştım. Beni beğenmeyenleri severim, kendimi ben de beğenmiyorum, beni beğenenleri de beğenmiyorum.

İslam’ın özü olan irfan ve ihsanı tasavvuf temsil eder, IŞİD ile çakılan ruhsuz, tasavvufun özün olmadığı ‘Şiddet İslam’ı projesine düşmanımdır. Parti pırtı, sandık, seçimle en başından beri ilgili değilim, şahıslarla da aslında uğraşmıyorum. IŞİD ile kurgulanan kıyamet savaşı derdim! Terapide net bir kural vardır: Gerçek ortaya çıkmadan gerçek travma tedavisi olmaz.

Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi