Ergenekon operasyonundan tam iki sene önce eski Ergenekon’dan yeni Ergenekon’a geçen süreci detayları ile bu kitapda anlatmıştım. Toplatılan daha doğrusu Sedat Peker mafyası tarafından engellenen bu kitabı heyecanla okuyacaksınız. Türkiye’nin tarihini değiştiren bu eser, Ergenekon’u şu andaki haliyle ilk kimin ortaya çıkardığına delil teşkil ediyor.

Aslında Evreca yayınevleri tarafından Temmuz 2005’de basılan ‘Vadi’nin Şifresi Çözülüyor’ adlı kitabım bir oyunun ortasına düştü. Kitabevinin daha sonra Ergenekon sanığı olacak Sedat Peker’e ait olduğunu geç öğrendim. Kitabı SEKA’ya gönderdiklerini iddia eden Sedat Peker’in kardeşi Atilla’ya inanmak zorundaydım, kitabı hiç basmayıp beni kandırdıklarını biliyordum. Ergenekon’un ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyorlardı, kamuoyu Ergenekon ile ilgili hiç bir şey bilmiyordu. Tuncay Güney daha ortaya çıkmamıştı. Daha doğrusu benim onu ortaya çıkarıp, meşhur edeceğim 1 Ekim 2006’ı bekliyordu.

Vadi’nin Şifresi Çözülüyor veya Kurtlar Vadisi Fenomeni kitabını

Buradan Tıkla Hemen Bedava İndir

kurtlarvadisifenomeni

 

TAKDİM

FARUK ARSLAN   ,

Türkiye’yi yöneten kuvvet dengeleri arasında gözle görülmeyen büyük bir mücadele var. Susurluk tipi yapılanmalara açık ve kendilerini Ulusalcı- Milliyetçi-solcu Kemalist olarak tanımlayan, AB’ye ve yabancı etkinliğine karşı bir grup ile dış etkenlerin kontrolünü kabullenmiş benzer özelliklere sahip diğer grup arasında. Esasında birinci grup da içlerine sızmış dış etkenlere bağlı yönlendirici elemanların tesiri altında ama onlar farkında değilmiş gibi davranıyorlar. Asıl soru: Türkiye’yi gerçekten kim yönetiyordu?

Güçlü mafya örgütlenmesi, Türkiye’nin bir iddiaya göre 125 milyar dolarını, bir iddiaya göre 60 milyar dolarını yönetiyordu. Dolayısıyla Türkiye’de kimin iktidar olacağına karar veren bu yolsuzluk ekonomisi, Konsey kurup her alana etki ediyorsa hepimizi yakından ilgilendirmeliydi. Show Tv’de yayımlanan, son 10 yılın en çok izlenen ve sevilen dizisi ‘ Kurtlar Vadisi’ bu çarpık düzeni ortaya çıkarıyordu. Nitekim diziye halkmız büyük ilgi gösterdi.
Kurtlar Vadisi’nde simgelenen şahsiyetler, esasen son 20 yıllık derin devlet-mafya geçidiydi. Ancak sırlar üzerine kurgulu dizide kimse gerçek hayatdaki benzeriyle aynı hayatı paylaşmadı, sadece sembollerle seyirciye tiyo verildi. Bu kitap, gerçeklerini anlatıyor. Derin devletin kim olduğunu araştıran bu kitapda, eski Ergenekon- Kontrgerilla-Gladio’nun 28 Şubat süreciyle yeni Ergenekon’a dönüştürülmesi de irdeleniyor. Derin devletle bağlantılı mafya, gizli örgütler, masonlar ve Türkiye’deki uzantıları masaya yatırılıyor.

Kurtlar Vadisi, derin devlet- mafya-kontragerilla ve derin örgütler ilişkileri çerçevesinde
verilmesi gereken mesajı topluma verdi. Asıl patronları adresiyle birlikte çok güzel gösterdi. Bu olguyu ilk ortaya çıkaran bir dizi olarak fenomen olmayı hakediyordu. Seyircinin müthiş ilgisi gözönüne alınırsa , sanırım bu konu sosyolojik olarak master ve doktora tezlerinde işlenmelidir.

Derin devletimizin acaba Kurtlar Vadisi Operasyonu gerçekten var mıydı ? Kimbilir… Belki de yüzü değiştirilen Yeşil veya Abdullah Çatlı halen yaşıyordu. Derin devletin operasyonuna göre, mafya diye sembolize edilen, ucu dışarıda gizli örgütlerin ülkemizdeki masonik yapılanmasının operasyonel ayağını ele geçirmek üzereydi. Ve bu ülkenin Sebataycılara ait olmadığını ispatlamaya çalışıyordu. Veyahut bu dizi Sebataycıların ne kadar güçlü ve altedilemez olduğunu göstererek, bu ülkenin gerçek sahiplerini bu diziyle korkutuyor ve sindiriyordu.

Ülkemizin derin masonları kimlerdi? Evren ve Demirel’in var dediği, Ecevit’in Kontrgerilla
olarak tanımladığı derin devlet kimlerden oluşuyordu? Tüm sorularınızın cevabını bulacaksınız…

Star Tv, ATV derken TNT’ye transfer olan dizi pek çok defa konsept değiştirdi.  15 Ekim 2009′da Canadatürk gazetesinde yayımlanan Polat, Ergenekoncu mu olacak şimdi! başlıklı yazımda dizi yapımcılarının izlediği yolu özetledim ve yapıcı biçimde eleştirdim.

Polat, Ergenekoncu mu olacak şimdi! yazım dizi ekibini çok etkiledi ve konsept değiştirmelerini sağladı. İşte o yazı…

Ergenekon davası, yeni sezonu başlatan popüler televizyon dizilerinde farklı açılımlarla ekrana yansıdı. Star Tv’ye transfer olan Kurtlar Vadisi Pusu dizisi, Ergenekon’u yok sayan bir medyanın ve patronun kucağında, konsept ve çizgi değiştirdi.

Samanyolu Tv’de 3. sezonunu yaşayan başarılı polis dizisi Kollama, ‘Erkenkondu’ adıyla Rus ‘Matruşka’sı ile simgeleyerek konuya odaklandı. Ergenekon içindeki ikinci paralel gücü gündeme getiren dizi, bu açılımıyla Kurtlar Vadisi’ni solladı.

Kurtlar Vadisi’ni ilk bölümünden beri dikkatli izliyorum ve hakkında 2005’de ‘Vadi’nin Şifresi Çözülüyor’ kitabını yazdım. Dizi, parayı verenin kullandığı ve sadece para kazanmak için çekilen bir psikolojik savaş aracı görüntüsüne büründü. İlk 55 bölümünün konseptini kurgulayan danışmanlar Soner Yalçın ve eski Gırgır çizeri Hasan Kaçan, ‘eski sosyalist’, yeni ‘sosyete kapitalistleri’ olarak diziyi fenomen haline getirmeyi başardılar. Mafyayı çökertmek için çalışan Polat Alemdar’ı görevlendiren Aslan bey, meşhur kayıp Jitemci Yeşil ve Susurluk kazasında öldürülen Abdullah Çatlı karışımı bir karakterdi. Yüzü değiştirilen Polat, kirli mafya düzeni çökertirken, özellikle gençleri mafyaya özendirdi ve halkı korkuttu. Ergenekon belgelerinde askeri danışmanlar tarafından yönlendirildiği ortaya çıkan dizi, Ergenekoncuların beş askeri darbe planladığı dönemde ortamı hazırlıyordu.

Soner Yalçın’ın işine son verildiği 2. Kurtlar Vadisi döneminde, dizinin konsepti, yayın yönetmeni, senaryo yazarları değişti. Aydınlık’ta 7 yıl çalışmış, Doğu Perinçek’in yetiştirmesi Yalçın’ın Susurluk’u ülkücü faşistlerden ve mafyadan ibaret gösteren konsept sona erdi. 45 bölümden oluşan yeni konseptin mucitleri, Pana Film’in kurucuları Kaçan’a ek olarak artık işinde uzmanlaşan yayın koordinatörü Bahadır Özdener, Raci ve Necati Şaşmazdı. Baronun masonlarla irtibatını ortaya çıkartan dizi oldukca sükse yaptı. Polat’ın ABD’ye gidip dünya derin devletini yönetenlere ve masonlara rest çekmesi, Türk milliyetçiliğini kabarttı.

Amerikan düşmanlığının körüklendiği bir dönemde çekilen Kurtlar Vadisi Irak filmi, askerimizin başına çuval geçiren stratejik müttefikimize yönelik bir intikamdı. 2006 yazında yeni konsept hazırlıkları yapan dizi senaryo ekibinden email aldım. Son zamanlarda derin devlet konularını yazmadığımı, oysa onlardan çok yararlandıklarını belirtiyor, tavsiye soruyorlardı. Doğrusu küsmüştüm. Hasan Kaçan’ın kitabımın basılmaması ve Şaşmaz kardeşlerin kitabımın toplatılması için verdiği çabadan rahatsızdım. Ergenekoncu Sedat Peker ve Adil Serdar Saçan’ın Şaşmazların üstüne çökerek kitabımın basılmaması karşılığında yüklü bir miktar haraç kopardığını geç öğrendim. Ergenekoncuların halen güçlü olduğu bir dönemdi. Yeni konsept için ekibe, toplatılan kitabımdaki İstanbul baronları merkezli derin devlet ve yeni Ergenekon’a geçiş sürecini işlemelerini önerdim. 63 bölüm sürecek yeni konsept başladığında tavsiyeme uyduklarını şaşkınlıkla gördüm. Ergenekon operasyonları ve davasıyla örtüşen derin bilgiler veren dizi popülerliğini korudu. Diziyi senaryolaştıranlar Elazığlı, Emniyet istihbaratda Elazığlı dolu olduğu için bazı bilgileri erken elde etmeleri normaldi. Ancak bu süreçte daha önce masonları ret eden Polat’ın ‘İhtiyarlar Heyeti’ denilen masonlarla ilintili ‘Encümeni Daniş’ tarafından görevlendirilmesi çelişki oluşturdu.

Bu sezon başlayan yeni konseptin mimarları arasına derin konuların usta yazarı, ‘derin devlet yok, derin çeteler var’ görüşündeki Ömer Lütfi Mete’de eklendi. Hürriyet yazarı olarak ödüllendirilen, dışladıkları danışman Soner Yalçın ile aynı medya grubunda birleştiler. Ergenekon’u yönlendiren Gladio’nun yıllarca kullandığı Veli Küçük’ü temsil eden İskender Büyük’ün artık çözüldüğünü simgeleyen ve kahramanlaştıran Gladio filmi sonrası, Polat Alemdar ile dizide ortak hedefe karşı çalışmaları öngörüldü. Suikast yapılan başbakanı aciz, çaresiz gösterme eğilimini ve Gladio’ya karşı birlikte savaşılması konseptini, Ergenekon’u sulandırma ve hükümete şantaj girişimi olarak görüyorum. Polat, Ergenekoncu mu olacak şimdi! Ortadoğu’nun yeni Lawrence’ı tiplemesini abartılı buldum. İlginçtir, gerçektende Türkiye’nin son 15 yılına şekil veren, ancak İstanbul değil Ankara’da oturan Amerikalı diplomatın soyadı Lawrence. ( Kartı bende halen duruyor) ‘Bağımsızlık mücadelesi veren derin devlet ( güya Ergenekon) ile Amerikalıların yönettiği Gladio veya CIA kontrolündeki yapı çatışıyor’ tezi gerçeklerle bağdaşmıyor. Veli Küçük ve benzeri Ergenekoncuları kutsayan bu yaklaşım, bilinçli bir çarpıtma. Günahlarını böyle ucuz affettiremezler. Polise saygı göstermeyen ve küçümseyen dizi, ülkede sanki Emniyet Teşkilatı yokmuş gibi davranıyor.

Kollama dizisinin yeni konseptini daha mantıklı ve oturaklı buldum. İlk yılında halka polisi sevdirmeye ve imajını düzeltmeye çalışan dizi, 2. sezonunda mafya kirli düzeninin arkasındaki karanlık elleri deşifre etmeye gayret gösterdi. ‘Yediler’ kadrosundaki Veli Küçük’ün muadili ‘ Dokuz Parmak’ kodlu liderin ele geçirilmesinin ardından yeni sezonda, Ergenekon içindeki veya karşısındaki ikinci güç ortaya çıkarıldı. Bu konuyu önceki yazılarımda işlemiş, adreste vermiştim. 125 milyar doları bulan kara para trafiğini kimin yöneteceğinin Ergenekon davasından daha önemli olduğunu vurgulamıştım. Nitekim İstanbul polisi son bir ayda bir tondan fazla uyuşturucuyu baskında ele geçirdi. Bunun anlamı şudur: CIA bağlantılı çetelerin derin devletciklere aktardığı kara para damarı kesildi. İki gücünde esasen Amerikancı olduğu, farklı Amerikan derin devletlerinden ve ideolojilerden beslendiği, Emniyet istihbaratdan tutunda MİT ve Askeri istihbaratlara kadar herkes tarafından biliniyor. Derin devlet çeteleri yapısı içinde siyasi güç ve ekonomik pastayı elde etme kavgası olduğu, yıpranan Ergenekon’un yerini almaya çalışan daha derindeki paralel gücün fırsatı kaçırmayacağı açık.

Kollama’da bahsedilen 2011’deki kanlı hesaplaşma yakınlaşıyor. Bu süreçte Ergenekon’u bağımsız Türk derin devleti göstermesi beklenen Kurtlar Vadisi Pusu’yu, göz boyamadan gerçekleri tarafsız biçimde işleyen Kollama’yla karşılaştırmalı izlemelisiniz.

Kurtlar Vadisi Fenomeni kitabımı okumadan bulmacadaki parçaları birleştiremezsiniz. 2004′de kaleme almam itibariyle pek çok konu ve kişiyi el yordamı, kalp gözü ve mantıkla bulmamdan dolayı yanlışlar ve hatalar yapmış olmam mümkündür. Ancak unutulmamalı ki, bu kitabı henüz kimsenin Ergenekon’un A’sını B’sini bilmediği ve bazılarınında halen inkar ettiği zor bir dönemde yazmıştım…