Roman Katolikleri Ekumenik ve Dinlerle İlişkiler Müdürü  Damien MacPherson: Çok katı Katolik söylemler değişti. Eskiden kurtuluş alanı dışındalar diye tüm dünyaya misyonerler gönderilirdi. Papa 2. Jean Paul’un dünyayı değiştirdiğini söyleyebilirim. Önce Katolikten başka Hıristiyan mezheplerde de kurtuluşun olduğu kabul edildi. Daha sonra müslümanlar içindende kurtulan olabileceği benimsenerek asırlardır süren gereksiz çatışma ortadan kaldırıldı. Bugün Katolik dünyası, tüm inançlar içinde kurtuluş yolu olduğunu görüşüne doğru gidiyor, kurtuluş alanı genişletiliyor.

Farklı ve renkli bir sima ile röportaj yapıp, yemek yedik. İsmi Damian MacPherson. Katolik bir papaz olarak evlenmiyor ve üst düzey bekar papazların kalabildiği St. Michael Katedralinde yaşıyor. Toronto Archdiocese Merkezi’nde çalışıyor, Roman Katolikleri Ekumenik ve Dinlerle İlişkiler Müdürü. Yakınlarda hem Toronto Bölgesi Dinler Konseyi’nin (TAIC) ve Ulusal Müslüman Hıristiyan Liaison Komitesi başkanı seçildi. Habitat Ulusal Danışma Konseyi’nin üyesi. 100 yıldır faaliyet gösteren Hıristiyan Birliği ve Ekumenik grubunun aktif papazlarından. MacPherson ile Vatikan’dan Papalara, dünya ve dinlerin nereye gittiğine dair pek çok alanda ilgi çekici konularda konuştuk.

Nerelisiniz? Kaç kardeşsiniz?

Damian MacPherson: Nova Scotia’da doğdum. Ailem aslen İskoç kökenlidir. Aile içinde kendi yerel dilimizde sadece anne ve babam aralarında konuşurdu, biz unuttuk. 10’u erkek, 3’ü kız, 13 çocuklu bir ailenin 8. çocuğuydum. Büyük ve mutlu bir aileye sahiptim. Babam halıcı idi, annem ise ev hanımı. Bu kadar çocuğa bakmak kolay değildi.

Nerede eğitim aldınız, müslümanlarla ne zaman tanıştınız?

Damian MacPherson: Washington DC’de Washington Üniverstisi’nde Teoloji okudum. O yıllarda, hatta 1980’lere kadar pek müslümanlarla ilişkim olmadı. Gençliğimde yetiştiğim eyaletde hiç müslüman yoktu, komşum bile olmamıştı. Şimdi ise durum farklı. Bırakın Toronto’yu, Nova Scotia’da bile her yerde müslüman veya diğer din mensuplarıyla yan yana yaşıyoruz. Geçen gün bir haber vardı; dünyada ilk defa müslüman sayısı Katolik Hıristiyan sayısını geçmiş durumda.

Papalık uzun asırlar Katoliklikten başka kurtuluş yolu görmedi, bugün durum nasıl?

Damian MacPherson: Çok katı Katolik söylemler değişti. Eskiden kurtuluş alanı dışındalar diye tüm dünyaya misyonerler gönderilirdi. Papa 2. Jean Paul’un dünyayı değiştirdiğini söyleyebilirim. Önce Katolikten başka Hıristiyan mezheplerde de kurtuluşun olduğu kabul edildi. Daha sonra müslümanlar içindende kurtulan olabileceği benimsenerek asırlardır süren gereksiz çatışma ortadan kaldırıldı.

Bugün Katolik dünyası, tüm inançlar içinde kurtuluş yolu olduğunu görüşüne doğru gidiyor, kurtuluş alanı genişletiliyor. Sizce halen Katolikliğin reforma ihtiyacı var mı?

Damian MacPherson: Elbette. Roman Katolikler içinde halen reforma ihtiyaç olduğunu her zaman savunuyorum. Ayrılıklar gayriliklar hoşuma gitmiyor. Bugün 300 çeşit Hıristiyan mezhebi ve yolu var. İnanılan Allah bir. Mesela çok büyük bir mezhep olan Evanjelistler, başka mezhep ve dinlerde kurtuluş olmadığını ileri sürerek, fanatiklik sergiliyorlar.

Her dinin fanatikleri tehlikelidir. Roman Katolik ile Katolik arasında ne fark var?

Damian MacPherson: Hiç fark yok. Bizans Katolikleri var. Bu tarihi terimsel bir ayrım, teolojik değil. Asıl bölünme sorunu, teolojik alanda yaşandı.

Hıristiyanlıkta bölünme nasıl başladı?

Damian MacPherson: Roma imparatorluğunun Doğu ve Batı diye ikiye bölünmesiyle başladı. Katolikler, Ortadoksları, onlarda Katolikleri bölmekle suçlar. Bugün Ortadoks nüfusu 300 milyon. Daha sonra Martin Luther, Katolikliği reforme etmek istedi, katı, zihniyetden kurtarmaya çalıştı. Onun reform talebi yeni mezhep doğurdu ve protestanlık oluştu. Aslında Martin, doğru olanı yapmıştı, ancak yanlış yorumladılar. İngilizler Anglikanlığı kurarak ayrıldı, mantar gibi mezhepler çoğaldı. Uzun yıllar süren mezhep savaşlarından yorulan Avrupalılar ABD’yi yeni vatan olarak keşfettiklerinde ilk iş olarak din ile dünya işlerini birbirinden ayırmaya karar verdiler ve laiklik doğdu.

Peki Kanada’da laiklik nasıl yorumlanıyor?

Damian MacPherson: Kanada’da laiklik ABD’den farklı yorumlanır. Çünkü aynı tarihsel süreci paylaşmıyorlar. Dini savaşlardan kaynaklanan bir korku, endişe Kanadalılarda yoktur. Mesela Kanada’da kilise toplumun içinde sosyal faaliyetleri yürütür ve devletden hibe yardım alabilir. Katolik Çocuk Yardım Servisi var, Katolik okullarımız var. Devletle içiçeyiz. Ancak ABD’de bu Avrupa’da olduğu gibi kesinlikle yasaktır. Din kurumları devletin hiçbir işine karışamaz.

300’den fazla mezhebe sahip Hıristiyanların birleşeceğine inanıyor musunuz?

Damian MacPherson: Evet, inanıyorum. 21. yüzyılda bu birliğin oluşacağını ümit ediyorum. Papa Benedict bunun için çalışıyor. Bu ay içinde bu amaçla görüşmeler yapmak için ABD’ye gelecek.

2. Jean Paul ile karşılaştırıldığında yeni papa büyük hatalarla göreve başlamadı mı?

Damian MacPherson: Hemde ne hatalar! Müslümanları kızdırdı, Yahudilerin tepkisini çekti. Hatta protestan hıristiyanların protestosuna yol açan konuşmalar yaptı. Kötü niyetli olduğundan değil tecrübesizliktendi. Sonra hatalarını teker teker düzeltti.150’den fazla müslüman lider diyalog görüşmesi için mektup gönderdi ve öneri kabul gördü. Yeni bilgi vereyim, 40 kadar müslüman lider daha mektup gönderdi. Dünya barışı için iki büyük dinin temsilcileri biraraya gelmeliler, konuşmalılar, yanlış anlaşılmalar giderilmeli.

Papa Benedict’in Kasım 2006’da Fener Patriği ile buluşması ekumeniklik için miydi?

Damian MacPherson: Evet. Fener Patriği Barthelomeous ile yaptığı görüşmede temel esaslar konuşuldu. 21. yüzyılda Hıristiyan birliği için bir temel atıldı. Katolik ile Ortadoks dünyası yakınlaştırıldı.

Papalığın çalışma sistemini anlatır mısınız?

Damian MacPherson: Dünya çapında toplam 115 kardinal bulunuyor. Bunlar Papa’nın tayin ettiği danışmanlar grubu. Papa öldüğünde yeni papayı bunlar seçer. Kardinallerin papazlıktan gelmesi şart değildir. Vatikan’ın maddi gereksinimini çözmek için Papa’nın bazen zengin bir işadamını Kardinal atadığı olur. Kanada’da 3 tane kardinal var. Biri Toronto, biri Kingston biride Quebec City’de oturur. Ontario, 15 ‘Archdiocese’ bulunuyor. Kimse birbirinin görev alanlarına karışmazlar. Hatta bir rahip bile kilisesinde özgür haraket edebilir, özerktir. Rahipler, sorumluluk alanları içindeki faaliyet için ‘Archdiocese’den izin alırlar. Baş papaz bir tane olur. Toronto’ya yenisi henüz atanmadı, bunu Papa atar. 80 yaşında emekli olma zorunluluğu vardır, rahipler ise 70 yaşında emekliye ayrılır.

Peki Vatikan nasıl çalışıyor, politikasını kim belirliyor?

Damian MacPherson: Vatikan, İtalya içinde bir devlet statüsünde, küçük bir toprağı var, sanıldığı gibi çok zengin değil. Eskisi gibi çok büyük vergiler Vatikan’a akmıyor. Papa, Kardinallerinden oluşturduğu danışma kurulları ile karar verir. Yurt dışında büyükelçilikleri var. Her üç yılda bir Papa, dünyadaki tüm ‘Archdiocese’ temsilcilerini gruplar halinde kabul eder.

Katoliklerin dinler arası diyaloğa önem vermesinin nedeni nedir?

Damian MacPherson: Toplumsal barışa inanç gruplarının hizmet etmesi ve dinlerdeki barış misyonunu ortaya çıkartılması gerekiyor. Haçlı seferleri Hıristiyanlığın karanlık bir dönemiydi. ABD’nin Irak’ı işgaline Papa karşı çıktı. Hz. İsa, İncil’de hep barıştan bahsetmiştir. İncil ile savaşın yanyana gelmesine karşıyız. Toronto Bölgesi Dinler Konseyi’nin (TAIC) nasıl ve neden kuruldu? Damian MacPherson: Cami, sinagog, Hindu mabedi veya kilise, hangi din ve inanç merkezine nefret saldırısı yapılırsa, ortak bir sesle kınanmalı. TAIC üyeleri ortak paydalarımızda tek ses olurlarsa toplumsal güvenlik ve barışı beraber koruyabiliriz. TAIC’in temeli 2004’de bir kaç dini lider tarafından atıldı. Geçtiğimiz yıl Toronto Belediye Başkanı David Miller’ın katılımıyla yapılan ilk kahvaltılı toplantısına 190 dini grup ve 45 değişik inancı temsil eden lider katıldı. 22 Mayıs’ta Miller ile kahvaltılı gerçekleştirecek 2. toplantısına daha fazla inanç grubu ve 300 dini lideri davet edeceğiz.

Türkleri nasıl tanıdınız?

Damian MacPherson: Üç sene önce Fehmi Kala ile tanıdım. Türkler, liberal, ılımlı müslümanlar. İranlı müslümanlar ile Türk müslümanlar arasında büyük farklılar var. Özellikle Türklerin misafirseverlikleri ve sıcakkanlılıklarına hayranım. Hıristiyanlığın ilk havarileri Türkiye’de yaşadığı için gidip görmeyi çok arzuluyorum.