Prof. Dr. Tözün Bahçeli: Türkiye Türklerindir söylemi kalkacaktır

“TÜSİAD tarafından hazırlanan anayasa taslağında oldukca radikal öneriler var. AK Parti’de bu taslağa benzer bir değişim öngörüyor. Türk ekonomisi ve demokrasisi paralel olarak gelişmekte ve Türkiye bölgesel bir süpergüç haline gelmektedir. Türk ekonomisi öyle iyi gidiyor ki, AB ileride Türkiye’yi üye yapmak için yalvarabilir, Türkiye ise vazgeçtim diyebilir.”

Faruk Arslan / Röportaj/ Haziran 2011

Kanada’da Western Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi Profesörü ve Kürsü Başkanı olan Tözün Bahçeli, 40 yıldır Kanada’da yaşayan bir Kıbrıs Türkü. Kıbrıs sorunu, Türk ve Yunan ilişkileri ve Türk dış politikası konusunda kitapları ve akademik makaleleri bulunuyor. Editörü olarak katılımda bulunduğu ve ortak yazarlarla yayımladığı eserler arasında; “1955’den beri Türk Yunan İlişkileri”, “De Facto Devletler ve Bağımsızlık Arayışı”, “Türkiye’de Milliyetçilik Politikaları, AKP ve Kürt Sorusu” ve “Politik İslam, Kemalizm ve Kürt Sorunu” adlı kitapları ile dikkatleri üzerine çekti. 11 Nisan’da Toronto Üniversitesi’nde Munk Okulu ve Global ilişkiler kurumu ile Çok Kültürlülük Diyalog Enstitüsü’nün (IDI) ve Saygı Türk Kanada Akademisyenler Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği Türkiye’nin Ekseni Batı’ya mı, Doğu’ya mı? başlıklı seminerde konuşan Bahcheli ile akşam yemeğinde Türk Kültür Merkezi’nde buluştuk ve ilginizi çekecek bir röportaj gerçekleştirdik.

İlk önce uzmanlık alanınızdan başlayalım. 1998’de rahmetli İsmail Cem ile Kıbrıs’a diplomasi muhabirleri çıkartması yapmıştık. Eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıslı Rumlara konfederasyon önerisinde bulunmuştu. Nasıl tepki verdiler?

Tözün Bahçeli: Şiddetle karşı çıktılar. Konfederasyon taksimden beter dediler. 1960’da ortak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Şimdi onların daha başarılı bir devleti var. Birde ortada ciddi bir güven sorunu bulunuyor. Toplumlar birbirlerine hasım olarak bakıyorlar.

Peki o günden bugüne, 2002’den itibaren AK Parti ile neler değişti?

Tözün Bahçeli: Çok şey değişti. AK Parti’nin ilk dört yıllık Kıbrıs politikasını çok başarılı buluyorum. İki ayrı devlet politikasının yürümediğini gördü. Avrupa Birliği’ne girmeye dört elle sarıldı. Kıbrıs engelini aşmanın mümkün olduğunu anladı. Kökleşmiş statükocu yaklaşıma karşı bayrak açtı. Bu gelişme Denktaş’ın ve onu destekleyen askeri bürokrasinin ve o zamanin Cumhurbaşkani Sezer’in hoşuna gitmedi.

Nisan 2004’de yapılan BM’nin Annan planı referandumuna giderken neler yaşandı?

Tözün Bahçeli: Annan’ın ekibi Türk tarafının referanduma engel olacağını sanıyordu. O sırada Rum tarafında cumhurbaşkanlığı seçimi vardı Klerides gitti, plana karşı olan Tasos Papadopoulos geldi. AB’ye mülayim görünerek kurnaz bir politika izlediler. 2003’de Yunanistan AB’ye genişleme politikasını veto ederim diyerek şantaj yaptı. Genişlemeden sorumlu bakan Gunter Verheugen’i resmen kandırdılar. AB kandırıldı. Zaten Verheugen’da kandırıldım diye itiraf etti. Rumların AB’ye sorun çözülmeden 1 Mayıs 2004’de alınması büyük bir hataydı.

AK Parti bu devrede kördüğümünü nasıl çözdü?

Tözün Bahçeli: Denktaş ve danışmanı Mümtaz Soysal, o güne kadar çok katı biçimde en iyi çözüm çözümsüzlüktür politikasını dayatıyordu. Abdullah Gül’ün Dışişleri bakanlığı döneminde statüko kırıldı. Denktaş önce Annan planına karşı çıktı. Türk ordusuda Denktaş’ın yanında yer aldı, AK Parti’nin otoritesini sarsmak istediler. Bu karmaşadan yararlanan Rumlar ve Yunanistan AB’nin 2003’deki Hollanda toplantısında Kıbrıs Rumlarının önünü açtılar. Çok kritik bir toplantıydı. Tek yürek olamadık. Ama AK Parti ümidini kaybetmedi. Ankara’nın sabrı Denktaş’ı hizaya getirdi.

Bu nasıl oldu?

Tözün Bahçeli: Referandum için AK Parti bastırdı ve Türkler birleşmeye Evet, Rumlar Hayır dedi. Hemde nüfus sayısına göre Türk askeri sayısını 650, Yunan askeri sayısının 950’ye düşürülmesini öngörmesine rağmen! Böylece uzlaşmaz tarafın kim olduğu anlaşıldı, Rumların foyası ortaya çıktı. Referandum sonrası KKTC’de koalisyon hükümeti vardı, bu sırada Denktaş çekildi. AK Parti ile Mehmet Ali Talat çok iyi anlaştılar. İsviçre’de yapılan ikili görüşmelere Talat gitti ve adada iki tarafın birleşmesinden başka çözüm yolu görmediğini samimi biçimde dile getirdi. Referandum sonucu Türklerin imajını tüm dünyada düzeltti.

AK Parti ve KKTC referandum kartını iyi kullanabildi mi?

Tözün Bahçeli: Siyasette kozlar ilelebet kullanılamaz. Kaç sene Rumların iki yüzlülüğü anlatılabilir? Şu anda hiç bir taraf bastırmıyor, dolayısiyle sorunun çözümü rafa kalktı. Rumların, masaya oturmaya niyeti yok. Türkiye, AB üyeliğinde önüne engel olarak çıkartılan Kıbrıs şartını ‘de facto’ olarak ortadan kaldırmıştır.

Diyelim ki 2015’’de AB üyeliğimiz onaylanacak, Kıbrıs’da verilecek tavizler nelerdir?

Tözün Bahçeli: Garanti devlet anlaşmalarından taviz verilebilir. Halen İngiltere, Türkiye ve Yunanistan garantör devletlerdir. Asker sayısında taviz Annan planında da vardı. Maraş ve Güzelyurt’un bir kısmı, Rumlara verilebilir, zaten bu topraklar diplomaside pazarlık için 1974’de fazladan alınmıştı. Toprak tavizi kaçınılmazdır. Bakın, ODTÜ, Kıbrıs’da tamda Güzelyurt’da bir kampüs inşa etti. Bir şeyler biliyor olmalılar ki, kampüsü Türk tarafında kalması muhtemel kısımda inşa ettiler.

Rahmetli Özal’ın suikastla öldürülmeden hemen önce KKTC ve Kuzey Irak’ı Türkiye ile birleştirip Türkiye Anadolu Federe Devleti adıyla federasyona geçme projesi vardı. Sizce AB, Türkiye’yi almazsa bu formül tekrar gündeme gelebilir mi?

Tözün Bahçeli: Özal’ın Kuzey Irak’la birleşme önerisini duymuştum ama KKTC’yi de plana kattığını bilmiyordum. Türk ordusu Özal’ın Kürt planına karşı çıktı. Bu arada Türkiye bugün 1990’ların zayıf ülkesi değil. Türk ekonomisi öyle iyi gidiyor ki, AB Türkiye’yi üye yapmak için yalvarabilir, Türkiye ise vazgeçtim diyebilir. Yunanistan battı, Portekiz ve İspanya’da zor durumda. Kürt sorunu ve insan hakları konusunda AK Parti, Türkiye’ye önemli aşamalar kaydettirdi. Türkiye’nin ekseninin doğuya kaydığı abartılmaktadır, İran başta olmak üzere Ortadoğu, Afrika, Avrupa ve Asya politikalarında Türkiye denge politikaları izleyerek büyük devletliğine yakışır biçimde davranmaktadır. Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Henry Kissenger’idir. Türk ekonomisi ve demokrasisi paralel olarak gelişmekte ve Türkiye bölgesel bir süpergüç haline gelmektedir. Türkiye İran olacak diyenler Türkiye’nin önünü kesmek isteyen iç ve dış mihraklardır.

Mükemmelleşen imajımıza katılıyorum, ancak AK Parti’nin Kürt açılımı paketinin içinin boş olduğu konusunda eleştiriler var… Sizce açılım paketi başarıya ulaştı mı?

Tözün Bahçeli: AK Parti, Kürt sorununu çözse tarihe geçer. Son 9 yılda muazzam gelişmeler oldu. Kürt kimliği ortaya çıktı ve resmen tanındı, baskılar ortadan kaldırıldı. Faili meçhul cinayetler durdu, bir suç şebekesi yargı önüne çıkartıldı, yargılanıyor. Açıklar kapatılıyor. AK Parti’nin milliyetçi Kürtlere verebilecekleri ile onların talep ettikleri arasında uçurum bulunuyor. Ne AK Parti nede başka bir parti BDT’ye istediklerini verebilir. Federasyon istiyorlar, bu imkansızdır. Üniter devlet yapısı bozulamaz ancak bazı yetkilerin yerel yönetimlere devredilmesi kaçınılmazdır.

AK Parti başka iktidar olacak herhangi bir parti Kürt vatandaşlarımıza neler verebilir?

Tözün Bahçeli: Merkezi Ankara yönetimi anlayışı yetersiz kalıyor. İnsiyatifin, maddi destekler artırılarak şehirlere, yerel idarelere verilmesi gerekiyor. Bazı konularda devletin imkanları da yetersiz, Kürtçe eğitimin ana okulu, ilk, orta, lise ve üniversite seviyesinde verilmesine yakında gelecekte bu nedenle gerçekleşmeyebilir. Harran ve Bilgi üniversitelerinde Kürt Enstitüleri açıldı, daha da açılacaktır. Özel televizyon ve radyolar Kürtçe yayın yapıyorlar. Kürt politikacılar Kürtce faaliyet gösterebiliyor, hapishanelerdeki mahkumların ve ziyaretçilerin Kürtçe konuşmasına izin veriliyor. Bunlar daha önce tabu olan şeylerdi. AK Parti’nin Kürt seçmenin yoğunlukta olduğu yerlerden yüzde 75 oranında oy alması, Kürt halkın AK Parti’ye olan güvenini gösteriyor. AK Parti, Türkiye’nin bölünemeyeceğinin teminatıdır.

Peki BDP ve PKK neler istiyor veya isteklerinde makuliyet var mı?

Tözün Bahçeli: Geçtimiz yıl, bazı Cengiz Çandar ve Hasan Cemal gibi liberal aydın ve gazetecilerinde katıldığı bir toplantıda BDP taleplerini açıkca gündeme getirdi. Katılımcıların bircogu  hayret ettiler. Yerel yönetimlerin bayrağı olsun, silahlı teşkilatları bulunsun istiyorlar. Kürtçenin anayasal güvenceyle resmi ikinci dil olmasını ve kültürel haklar, devlet destekli Kürtçe eğitimini talep ediyorlar. Abdullah Öcalan’da kapsayan PKK militanlara genel af gündemlerinde. Yüzde 10’luk seçim barajının kaldırılması Öcalan’la masaya oturulması da şartlar arasında. Fikir üretelim diyorlar ama bunlar çok radikal öneriler AK Parti ve devletin güç merkezlerini bunlar korkuttu, Bunların asıl niyeti nedir acaba sorusu ortaya çıktı. Elbette teklifleri ciddiyetden uzak, kabul edilemez talepler. Belki Öcalan’ın İmralı’dan çıkartılıp cezasını ev hapsinde doldurması sağlanabilir.

Yeni dönemde yeni anayasa hazırlanacak,sizce Türkiye hangi değişimlere gebe?

Tözün Bahçeli: TÜSİAD tarafından hazırlanan anayasa taslağında oldukca radikal öneriler var. AK Parti’de bu taslağa benzer bir değişim öngörüyor. Yeni dönemde Türkiye Türklerindir söylemi kalkacaktır. AK Parti, Kürtlerin çoğunluğuna eşitlikci ve özgür bir Türkiye için samimi adımlar attığını ispatladı.

Bu süreçte PKK’nın tavrı da önemlidir. Öcalan, acımasız ve bencil kişiliğine rağmen halen PKK üzerinde ve Kurt halkının onemli bir kesiminde etkilidir. AK Parti akıllı davranarak Öcalan ile devleti görüştürüyor, parti yönetimi olarak direkt görüşmüyorlar. Daha öncede zaten Öcalan ile devlet görüşüyordu ancak bu gorusmelerden halen somut netice alınamadı.

Değişen CHP yeni yüzüyle Kürt sorununun çözümüne katkıda bulunabilir mi?

Tözün Bahçeli: CHP, 1992’de Kürt sorunu çözüm planı hazırladı, ancak uygulamaya koymadan rafa kaldırdı. Ne kadar hata ettiklerini görüyorlar. Kürt seçmeninden CHP oy alamıyor. Kürt ve Alevi kökenli Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına gelmesi, CHP’nin statükocu damarının yumuşamasını simgeliyor. Sezgin Tanrıkulu gibi Kürt politikasında etkili olabilecek bir ismi vitrine taşıyorlar. Kürt sorunu konusunda açılım yapmazlarsa AK Parti ile rekabet yapamazlar. CHP, öncelikle kendi kimlik sorununu çözmeli sonrada Kürt kimliği meselesine sağlıklı katkıda bulunmalıdır. Kürtlere ‘dağ Türkü’ denildiği, Kürtlerin 2. sınıf vatandaş sayıldığı, işkence, baskı ve yasaklara maruz kaldıkları darbe dönemleri geride kalmıştır. AK Parti, Kürtlere bugüne kadar gelen Türk hükümetlerinin hepsinin üstünde haklar vermiştir ve  Kürt açılımını anayasaya taşıyacaktır.