Altın Kafes

 

Rüyamda sonsuz kevserin başındasın

Kana kana su içiyorsun, doyamıyorsun

Bembeyaz atlın gelir, saf pınar başındasın

Yana yana seviyorsun, hiç doyamıyorsun

 

Nur doğmuş etrafında, ebedi sevgin mayası

Fıtrilik, samimi sade ihlasdır davanın mayası

Aldatmazsın, şiarın doğrulukla o ilim mayası

Özün sözün bir ama yetmez, hani aşk mayası

 

Sevdiğini seni sevdiği kadar çokca seviyorsun

Biraz küsse aşka, saçma kaprisle darılıyorsun

Yılana, akrebe, domuza küsmeyen aşkımsın

Pozitif enerji, sevginle acılı acısız yakıyorsun

 

En katı kalpliler vicdanında bile o aşkı dinlersin

Bir tek kendini seven narsiste olsa, hissedersin

Aşk çeşmenle aşk sanatınla aşk u zehri içersin

Sırrın ifşa oldu diye aşıkı kırıp niye fizuli yıkarsın

 

Ölümsüz sevgi, aşk neydi peki, bir anlık mıydı?

Yıldırım gibi kalbine düşen tek bir şimşek miydi?

Ölmek istiyorsun, yoksa ölen itibar, izzet miydi?

Çok mu önemli rezil rüsvay olman, peki aşk neydi?

 

Yalnızlığa sığınıp kaçarsan şefkat tokadı yersin

Bahanelere takılıp kalırsan, zecr tokadı yersin

Ne mi yapmalısın, aşk u şevk ile Allah’ı yersin

Fanide bakilik bekalık arardın, şefkatle yersin

 

Hem beni yenmek istersin, hem inkar edersin

Samimi gönlünle çatışır, boşuna inkar edersin

Zafiyetin yok sanırdın, sökülürde inkar edersin

Davul bile dengi dengine der aşkı inkar edersin

 

Ruhun boğulur, sıkılır, aşksız koskoca  bir hiçsin

Çok gururlu, onurlusun, kimseyle dertleşmezsin

Bir çıkış arıyorsun kırık kalpden, aşkı tariften belli

Yorgunluğun verdiği mahkum, altın kafeste esirsin

 

Akıllı mantıklı kalpli bir delisin ama mutlu musun

Yaşatmak için yaşarsın, başkasına avuç açmazsın

Çileni ötekine söylemez, deva merhem sormazsın

Ayrılık, gurbet, kurbet, tecridle kendini avutursun

 

Layık görmezsin kendine garibi dikenli al Gülüm

Solmak istemezsin, solmaz aşka sevdalı bülbülüm

Bülbülü şakıtan gülün kokusu, tertemizsin  Gülüm

Sana kınama yok, altın kafeste gurura esir Gülüm

 

Rüyeti Şîr Fârûk

Kitchener, Kanada

04 Temmuz 2012