Altın Nesil

Aşk u şevk ile neşv ü nema bulursa iman heyhat!
Küfür umman olsa korkma, yine gel ey serhat!
Şu ezanlar, şehadetler ki, mücahedemiz İslam şiarıdır.
Gözyaşlarıyla yoğrulan bu hamur Asım neslinin iş’arıdır.

Bir ben değil, bütün gözler yollarda herkes seni gözler.
Elimde ümit kasem, beynimi kor, kalbimi hicran deler.
Çilesiz, ihlassız derbederim, sinemdeki yük bağrımı keser.
Asırlardır gayrı kalmadı, kurudu ne olur bir tas kevser…

Aşkımız, sevdamız Leyla ve Mecnundan ileri.
İnayet Allah’tan ihsan, yardım gelir gani gani.
İhlas, samimiyet, sabır her kulun azığı, neferi.
Geldik, gideriz bir lahzada, her insan seferi…

Burnun pek büyük, kaşıma, uzatma her işe.
Enaniyetin umman gibi, sanki granitten bir şişe.
İhlas, samimiyet, uhuvvet sana bulunmaz üç ilaç.
Yeis, acele, gıybet her dem beladır, her dem kaç…

Kabım, kabıma sığmıyor, her yanım fokur fokur heyecan, helecan.
Gözyaşım çağladı durmuyor, hizmete susamışım her lahza her an.
Hizmettir ancak şiarım, kalmasa da damarlarımda bir damla kan.
Gayem rıza-yı İlahi, istemiyorum ne makam, ne şöhret, ne de şan…

İlk akıncın şehit oldu, bildin mi nedir, nerede bunun sihri?
Önden giden atlılar felah buldu, verdiler canla diyeti, mihri…
Koş çatlarcasına vakit bu zamandır, kalmasın günahların kiri.
Kınalı kuzulardı altın nesil, belki de onlardı erenlerin Piri…

 

Rüyeti Şîr Fârûk

NOT: 13 Şubat 2012’de www.herkul.org da Sizden Gelenler köşesinde yayımlanmıştır. Şiir değişik tarihlerde, mekan ve ülkelerde parçalar halinde yazılmıştır, aslı aşağıdaki gibidir.

 

Altın Nesil

 

Aşk-ı şevk ile neşvü nema bulursa iman heyhat!

Küfür umman olsa korkma, yine gel ey serhat!

Şu ezanlar, şehadetler ki, cihadımız İslam şiarıdır.

Gözyaşlarıyla yoğrulan bu hamur Asım neslinin iş’arıdır.

 

1988, Alanya

*  * *

Bir ben değil, bütün gözler yollarda herkes seni gözler.

Elimde ümit kasem, beynimi kor, kalbimi hicran deler.

Çilesiz, ihlassız derbederim, sinemdeki yük bağrımı keser.

Asırlardır gayrı kalmadı, kurudu ne olur bir tas kevser…

 

1991, İstanbul, Çamlıca Yurdu

 

*  * *

 

Aşkımız, sevdamız Leyla ve Mecnundan ileri.

İnayet Allah’dan ihsan, yardım gelir gani gani.

İhlas, samimiyet, sabır her kulun azığı, neferi.

Geldik, gideriz bir lahzada, her insan seferi…

 

28 Aralık 1991, İstanbul,  Çamlıca Yurdu

 

*  * *

 

Burnun pek büyük, kaşıma, uzatma her işe.

Enaniyetin umman gibi, sanki granitten bir şişe.

İhlas, samimiyet, uhuvvet sana bulunmaz üç ilaç.

Yeis, acele, gıybet her dem beladır, her dem kaç…

 

22. Şubat 1992, 1. No’lu Komünist Partişkola Yatakhanesi, Bakü, Azerbaycan

 

*  * *

Kabım, kabıma sığmıyor, her yanım fokur fokur heyecan, helecan.

Gözyaşım çağladı durmuyor, hizmete susamışım her lahza her an.

Hizmetdir ancak şiarım, kalmasada damarlarımda bir damla kan.

Gayem rızayı İlahi, istemiyorum ne makam, ne şöhret, nede şan…

 

24 Şubat 1992, 1. No’lu Komünist Partişkola Yatakhanesi, Bakü, Azerbaycan

 

*  * *

 

İlk akıncın şehit oldu, bildin mi nedir, nerede bunun sihiri?

Önden giden atlılar felah buldu, verdiler kanlı diyeti, mihiri…

Koş çatlarcasına vakit bu zamandır, kalmasın günahların kiri.

Kınalı kuzulardı altın nesil, belki de onlardı erenlerin Piri…

 

25 Aralık 1991, İstanbul, Çamlıca Yurdu

 

NOT: Bu şiirimin ilk kıtası Sızıntı dergisinde 1988’de yayımlanmıştır. Şehit olan ilk akıncı olmak arzusuyla yazılan  son sıradaki dörtlük gerçek olmuş, ancak şehit olan ilk akıncı olmak şerefine, beraber yola çıktığımız,  Mart 1992 ortasında, Ramazan ayında Balaken ile Zakatala arasında vaaza, canan sohbetine, tebliğe giderken trafik kazasında Mehmet Selim Tunç ulaşmıştır.