Ârife târif mi lâzım?

 

Terk eden kuru lâfı, ucb ile riyâyı atan ârif lâzım

Derviş olan hem sâdık, vefâlı, hem hiç âşık lazım

Yok olmayan var olamaz, varını yağmalatan lâzım

Hakkı zikirle mâkbûl olan, tevhîde boyanan lâzım

 

Bilmez ârif olmayan kıymetini ancak ârif olan bilir

Nefsini bilen erer tükenmez servete sâde âşık bilir

Cümleden evvel lâzım erene cümleyi bir vedâ bilir

Sıdk ile girdiği yola eylemez isyân, kizbe vedâ bilir

 

Ârif kişi dünyaya secde etmeyen debdebe bilmeyen

Bağrı yanık, cânı, ruhu, gözü açık şan, nam bilmeyen

Yüzünü yere tevâzuyla süren, harama yol  bilmeyen

Cânından ümidi kesen, cefâya şerbetli, şer bilmeyen

 

Sûret gözetmez gelir içeri sîrete cânânda ruha bakar

İnanmaz eşrâf, gelir insânı okur, ihlâsla irfâna bakar

Lisan lâl olur hâl dili söyler vechi üzre Rahmân bakar

İsm-i azam zuhurdur, sanâtı lütuf üzre Rahmân bakar

 

İlmiyle mağrur olamaz, bergüzârın iddialı olur mu hiç

Çıkmaz asla mürşîdin izinden, aksini iddia eder mi hiç

Târ u mar eyler izzeti, lâzım değil gurur, didinmez hiç

Gözyaşından yapar âsâ, akıtır içe, nefsi beğenmez hiç

 

İrfân kelâmını duymaya ârifin zevk ile vicdan lâzım

Hasîs mâlik olmaz, dalmaz nehre, sâfi sazan lâzım

Gönlü halkla, kalbi Hakk’a bağlı ârife târif mi lâzım

Hak hücceti bürhân divâne aşka âşığa illâ ne lâzım

 

Nefis elinden kurtulan ârife cennet pek müştâk olur

İlmin nuru gönle işler, ruh cevheri altını mutlak olur

İsrâf eyleme riyâ ile ömr-ü nâzenini cânın dilhor olur

Bu dâvâya giren ârif namzetine varlık lâf-ı güzâf olur

 

Arıtır pâk eyler gönlünü, varsın sarrâflar duymasın

Kâmili, hâlisi, sâfı tanır sarrâf, âlem bilip duymasın

İktidârı yok gönül ehlinin, dâvânın merdî duymasın

Kararı yok, derindir sevdâlı, ayarı dar, Pîr duymasın

 

Hak yolu dil tahtının serveri ârifte kâmil nefesi zâr

Nefhi hayât eyler nefsine, ruhunda kâmil nefesi zâr

Diri tenleri zinde kılan âb-ı hayât, kâmil nefesi zâr

Feyz-i necât olur cânlara hakşinâs kâmil nefesi zâr

 

Kalpleri onarır arif, her onarılan kalpte bir Kâbe

Harranlığı ateş gülü, her samimi gönüle aşk Kâbe

İnzivaya çekilse bile takvâsıyla kalbin ibresi Kâbe

İnsanlık mertebesine ulaştıran arif, cennete Kâbe

 

Sırat üstünde ârife Hakk’a taşıyan bir Burak lâzım

Kuru söz, amel değil kalp evinde tek Matlub lâzım

Yolda bırakmayan Rehberi Ekrem’in şefaatı lâzım

Mâşûk, âşık, ser lâzım, evvelâ Rabbin rızâsı lâzım

 

Âdemde olan esrar nokta imiş bulan âdemdir ârif

Kim bulur ise görünmeyen gölge imiş sırrı bil ârif

Diyâr-ı gurbete düşen ârife târif ne gerekmez ârif

İhtiyârı, gülizârı yok, Rüyeti Şîr Fârûk olmaz ârif

 

Rüyeti Şîr Fârûk

Kitchener, Kanada

2 Kasım 2012