Yolcu

Ezelden Ebede yolcuyuz, ümitliyiz elbet nurun yarını var
Her kışın baharı, yazın güzü, leylin umut dolu neharı var
İniş bitti, zaman tükendi, çıkış vakti yakın, onca iş’arı var
Milletimin yıkılmaz imanı, muhkem şi’arıyla yılmaz gideriz

Yol uzun, yol bozuk, tepe engebeli, çetin has yolcu dertli
Manzara herc ü merc, bilmem ki insanlar niye boş niyetli
Para, söz, makam, şan, şöhret, ihtiraslar kopkoyu kasvetli
Güven tarumar olmuş, dini ahlak sükut, nazlı nazlı gideriz

Sorarız eşe dosta ne ola, nedir bu keşmekeş, bu hal
Derler: Evlad, yüzyıllardır ışık yoktu, dilimiz tutulu lal
Boş avuntu idi bizimki, ne eşitlik, adalet kaldı ne de mal
Ayağınızda pranga, öz vatanınız da parya, ağlar gideriz

Gözyaşımız Kür olur, Aras olur, yanar ciğer paremiz
Yeter çektiğimiz acılar, bitsin çile, dinsin artık yaremiz
Yürekler yahşi yek atsa, Fizandan duyulur gür naremiz
İhlaslı gayretimiz, ay parçası nurumuzla parlar gideriz

Bilirim nutkumuz tutuk, malı da mülkü de yalan dünyaya
Hazar yeli yaman esti uyutuldun, dön artık o eski hülyaya
Mazlumlar yolunu gözler, es deli rüzgar, çevir bizi o rüyaya
Aşkımız pek kavi, önümüzdeki tepe aşılmaz olsa da gideriz

Rüyeti Şîr Fârûk

NOT: Bu şiirim www.herkul.org’da Sizden Gelenler’de 16 Nisan 2012’de

yayınlanmıştır.

 

Şiirin 1992’de yazılan ilk hali aşağıdaki gibidir.

 

Arzuhal

 

Bakü’den yolcuyuz Kürdemir’e, sık sallanan.

Hoplaya zıplaya, çukurlarda eli kolu bağlanan.

Beşikteki bebe gibiyiz, çaresiz halimize ağlanan.

Aslında arzuhalimize dağlanan sinemizle gideriz.

 

Yol uzun, yol bozuk, engebeli,  has yolcu dertli.

Manzara vahim, bilmem ki insanlar neye niyetli!

Para, söz, makam, herşey olmasa ki tam senetli.

Güven tarumar olmuş, ahlak sükut, nazlı gideriz.

 

Sorarız eşe dosta ne ola, nedir bu keşmekeş, bu  hal.

Derler:  Evlad, yüzyıllardır ışık yoktu, dilimiz tutulu lal.

Boş avuntu idi bizimki, güya herkes eşitti, müsavi mal.

Ayağınızda pranga, öz vatanınızda parya, ağlar gideriz.

 

Gözyaşımız Kür olur, Aras olur, yanar ciğer paremiz.

Yeter çektiğimiz acılar, bitsin çile, dinsin artık yaremiz.

Yürekler tek yahşi atsa, Fizandan duyulur gür naremiz.

İhlaslı gayretimiz, ay parçası nurumuzla parlar gideriz.

 

Bilirim nutkumuz tutuk, malı da mülküde yalan dünyaya.

Hazar yeli yaman esti uyutuldun, dön artık o eski hülyaya.

Mazlumlar yolunu gözler, es deli rüzgar, çevir bizi o rüyaya.

Aşkımız pek kavi, önümüzdeki tepe aşılmaz olsa da gideriz.

 

Güneş doğmuş, batmış ne çıkar, elbet nurun yarını var.

Her kışın baharı, yazın güzü, leylin umut dolu neharı var.

İniş bitti, zaman tükendi, çıkış vakti yakın, onca iş’arı var.

Milletimin yıkılmaz imanı, muhkem şi’arıyla yılmaz gideriz.

 

Rüyeti Şîr Fârûk

3 ve 7 Nisan 1992, Bakü ile Kürdemir arası otobüs, Azerbaycan