Ashâb-ı Kehf

Hallac-ı Mansûrluk devri mi geçti
Gönülden kopan gerçek hora geçti
Ashâb-ı Kehf nesli mağarasını özler
Alanlar alsın cihânı cân Yâr’i özler

Sözde mânâ, mânâda söz kalmadı
Söylediklerine pişman yâr kalmadı
Dervişe mâlum oldu aşka ceza yok
Aşk âleminde lütfun var, kahır yok

Cehennemi geçersen ötesi cennet
Ateş uzaktadır âşıka yakın cennet
Hakk razı ise abdâlın yüzünde nur
İki mutsuzluktansa ölüm aşka nur

Nefsine zarar verenin faydası ne
Alçakgönüllüye alçağın zararı ne
Elif bağımsız, Allah lafzı başında
He derler Hû olur cümlesi başında

Lam dediki Elif gibi dosdoğru ol
Sen lamsın kendini lam bil ve ol
Halkı tanımak kolay değil, zor iş
Hakkı tanımak kolay, Elif düz iş

Tensever şirk hayalini Allah sanır
Utanmaz nefsi sorsan erdim sanır
Kullarına lütfedicidir varı Yaradan
Fazlı, merhameti hoş, bol Yaradan

Tok gözlerde vuslatı sorar Sevgili
Senden ayrılıktır zulüm ey Sevgili
Zulfü aslana yaraşır yolun Kıtmiri
Gayri dost aramaz Ashâbın Kıtmiri

Her taraf bomboş diri zombileşmiş
Dervişe yakışan ölüm, sessizlikmiş
Oniki tür hayvan insan gibi gezer
İşledikleri günahtan kılıkla gezer

Kimi maymun, domuz, köpek, kurt
Kimi fil, fare, kertenkele, kirpi, ayı
Bazısı kaplumbağa, yengec ve tilki
Müslümanlar uysal deve ipi yılanda

Dere, derya tükendi Kıtmir biçâre
Çıksan kartalın üstüne, nedir çâre
Yuvaya dönüş kaderi, geri kalamaz
Ashâb-ı Kehf dünyevîlerle kalamaz

Rüyeti Şîr Fârûk

27 Mart 2013

Kitchener, Kanada