Âşık cânı neyledi

Âşık’ın cânı boğaza geldi

Arş-ı azam ihtizâza geldi

Sevdi inâyeti cân eyledi

Mâşuk cânını kor eyledi

 

Nice âdem aşkı demi buldu

Kalem kaş okladı âhı buldu

Kaynayan ateş râm eyledi

Nefesi nefse zebûn eyledi

 

Cânım içinde cânânı kıldı

Hakk’a mahbub âşık kıldı

Hak Ahmed’i kelâm eyledi

Aşkı âşıklara harâm eyledi
Firâkı sevdi göz yaş doldu

Derdi gam ile gönle doldu

Koca can adayı dar eyledi

Bahr-i âşıkları didâr eyledi

 

Rengin sarardı damı yandı

Kendi etti köz buldu yandı

Âh ile vah ile cevlân eyledi

Hâs ihlâsı ol rahmet eyledi

 

Girdi sivâyı buldu kayboldu

Seyri billâh’ta aşk kayboldu

Hiçleşti mahv-u fenâ eyledi

Aşkını Hû fenâ fillâh eyledi

 

Geçti candan ef’âlini bildi

Buldu kendi oldu saz bildi

Nuruyla müstağrak eyledi

Rabbini tevhid-i zât eyledi

 

Meyl-i aşk ile ruhu cânı ağladı

Kavline inanmadı kalbi ağladı

Vâhittir vahdette kâni eyledi

Rüyeti Şîr’i ol vefâsız eyledi

 

Rüyeti Şîr Fârûk
Kitchener, Kanada

15 Kasım 2012