Edep ya Hû!

 

Cevâhir kadrini ancak cevher-fûruşân bilir

Edep ya Hû, buda geçer; hikmeti zîşân bilir

Hastalığı, şifayı afiyeti veren, def’ eden bilir

Edep ya Hû! Edebi, imânı derûn edipler bilir

 

Edepten mahrum olan lütfundan mahrum

Edep ya Hû! İnkârcı olur edepten mahrum

Kâmil insan, ahlâkın en yücesiyle serfirâzdır

Edep ya Hû! Akıl kalbe fısıldar edebin azdır

 

Görüyorsun, kalbi saran kibir, gurur dil-i belâ

Edep ya Hû! Hayâ imândan, edepsizliktir belâ

Süslü püslü sözler değil, kalbe hâlin tesir eder

Edep ya Hû! Sefahât fenâdır, insanı rezîl eder

 

Hayâsızın hayâtı zehir zemberek yılandan beter!

Edep ya Hû! Utan! Bilemedin Hakkı ömrün heder

Evvelâ anlat nefsine sonra halka vaaz ver, et hayâ

Edep ya Hû! Heybet, hayret, minnetle oluşur hayâ

 

İhlâsı ihlâl hayâsı vefâsız temkinle Hayiy bulur

Edep ya Hû! İlâhî ahlâk olsa fıtrat hayâyı bulur

Kendine Hakk’ın nazarıyla bakan Hayyı bulur

Edep ya Hû, buda geçer; hayâ, Kayyum’u bulur

 

Rüyeti Şîr Fârûk

Kitchener, Kanada

31 Aralık 2012