Enâniyet

 

Yaş otuz beş enâniyetin firavundan beter

İnce, tel tel dökülen koca hiç Elifdir nefsin

Surete âşık zevk ü sefa peşinde mi koşarsın

Mabud’un hevân esnam, şan ü şeref nefsin

 

Siyah zülfün peçesi örter yüzünü çukur eder

Kâfir bile ağlar haline istihzâ eder, hayâ eder

Müslüman Kur’an nuruna perde olursa eğer

Kime kâfir kime münâfık demeli, şaşar değer

 

Diploma, makam mülk boş yoksa rıza-yı ilâhi

İhlâs hizmet eder lüb ile hünerdir rıza-yı ilâhi

Niyetin şüheda kanına denk belagat makamın

Hüküm ve hikmet yoksa çalım ilmin vakarın

 

Harf harf yağar ilim sağnak sağnak üzerinden

Kimisi gül, kimisi zehir, kimi diken aferinden

Kimseye kalmadı ölümlü dünya size mi kalacak

Değmez gurura kibre geriye sanki ismin kalacak

 

Elbet put olur övülen fâniler, öpülen eller etekler

Elbet öpen oldukca olur el baş ayak öptürecekler

Yüzüne öven arkadan söverse münâfık üretirsin

Cennete ehil değil cehenneme odunlar üretirsin

 

Manaya isimsiz baksan cümle mahlûk hasarlı olur

Bak o zaman harfiyle manaya Sâni-i Zûl Celâl olur

Harf harf bakarsan manaya ol ruhsuz manasız olur

Bak o halde kelimenin manasına harfi manalı olur

 

Bak yaşın kırkı geçti şimdi hani aklın ermişti kemâle

Fecr-i sâdık çıktı, başın göğe erdi mi be insan-ı kâmile

Kur’an akıl, ilim ve fenle hükmederken o enen nerede

Beyt-i Hüdâ olmazsa dilin imânın iki arada bir derede

 

Yaş oldu altmış, kalbine teselli ver, koca ömrün heder

Deccalane vahşet nefsi kabartırken duymadın vicdanı

Garbın Şarkın Sâni-i âleme imandan başka çaresi yok

Enâniyetli Rüyeti Şir’in nefsine iki âleme faydası yok

 

Rüyeti Şîr Fârûk

Kitchener, Kanada

19 Aralık 2012