Gülmez Padişah

 

Kara gözlü, gülmez insan!

Sen nesin? Anlamadım…

Senin olmadığın günler

İnan ancak yaşadım, gülmez padişah!

 

Gözlüklerinin rengi içine vurmuş

Öyle bir bakıyorsun ki, kar gibi donmuş.

Pek mağrursun; sanki hava, su senin

Simanda tebessüm niye yok? Gülmez padişah!

 

Kulakların delik, yaşın gelmiş yetmişe kara gözlüm!

Bir ayağın çukurda, kafanda kırk tilki dolaşır, şahin adam!

Bakma bize öyle, neşemize limon sıkıyorsun be adam!

Elindeki antik foto makinanla bizi niye çekiyorsun? Gülmez padişah!

 

Ellerin arkada, bir sağa, bir sola dehşet saçıyorsun.

İçin geçmiş halinle hala fitne fucur arıyorsun…

Yok sana ekmek burada, burada kimi ajan sanıyorsun?

Biz dostuz sana, açık gedik bulamıyorsun. Gülmez padişah!

 

Gözlerinin siyahi rengi kalbine, gönlüne vurmuş!

Baktığın her taraf kararmış, sanki buz gibi donmuş!

Tarlada ekilen ekinler, açan çiçekler hemen solmuş!

Benim kara gözlüm, gül artık biraz, gülmez padişah!

 

Rüyeti Şîr Fârûk

1 Temmuz 2000. Tori Hoteli, Tiflis, Gürcistan

 

NOT: Bu şiirim, Gürcü asıllı vatandaşımız Mehmet Ali beyle düet yapılarak Tori Hotelinin lobisinde yazılmıştır. Şiire ilham olan şahıs bizi 10 günlük Gürcistan gezimiz sırasında takip eden 70 yaşındaki, kara gözlüğünü hiç çıkarmayan, Zenit marka antika fotoğraf makinesini elinden düşürmeyen KGB ajanıdır. Bu şiir, tarafımca Gürcistan’ın eski Cumhurbaşkanı Eduard Şvardnadze’nin Başdanışmanı ve Tiflis Emniyet Müdürü Antony’nin de bulunduğu, Gürcü elitinin katıldığı veda yemeğinde Gürcü Sarayında okunmuştur. Gürcü diline hemen orada tercüman tarafından çevrilen şiir, konuklar ve Antony tarafından ayakta alkışlanmış ve ertesi gün Gürcistan’ın devlet gazetesinde yayımlanarak tarihe geçmiştir.