Kışta cihâna doğan Pîr, yeni devran idi

Ten sarayı engin, ümmi gönlü yaşlı idi

Bahar oldu, cümlesi haşre aç cevher idi

Kimi çorak kimi ruhsuz kimisi insan idi

 

Yaz geldi, ihlâslı dost, âhin fidana su idi

Hâline ahvâline nâciz, şeytana şeytan idi

Güz vakti, İbn-i Edhem tahtı terkeden idi

Sırrı nâdâna veren yâd hizmete vebâl idi

 

Garip derviş derdini ins ü cin bilmez idi

Deccâl, Süfyân ümmete belâ cebbâr idi

Beşere sanemler baş tâcı, erene şirk idi

Yezîdler kahraman, nice ayaklar baş idi

 

Akıl tutulu, kalp mühürlü, kulak sağır idi

Makbul veli deli, belki aşkın yeli ednâ idi

Güneş balçıkla sıvalı, Pîr-i Muğan nur idi

İlim ehli tınmaz, Hızır esrâra vâkıf kul idi

 

Gül yüzlü, ince bıyıklın bülbüle nâlân idi

Ashâb-ı Kehf yuvada aşk pîri, handân idi

Keçeli alnı pâkize, yalın ayak koşan az idi

Mücerret kınalı kuzu meleklerle yarışır idi

 

Her yan gül gülistân herkes yâr, cân idi

Kalpler hâr ateşine küldü, ağyar yok idi

Ölüleri diriltirdi muhabbet, rıza esas idi

Bağ u bostânı istemeyen irfân şâkird idi

 

Rüyeti Şîr Fârûk
Kitchener, Kanada

25 Kasım 2012