Hoş gör yâ Hû

 

Yalanla mümin bir yürümez

Müminse, kizb doğrulur zira

Yüzü ak ile kara bir yürümez

Beyaza siyah yakışmaz zira

 

Ayna, hatırına yalan söylemez

Onurlu, güzeli çirkin eylemez 

Yansıtır ayna, aksi söylemez

Akseden kalbi aforoz eylemez

 

Gülü dikensiz seven düz değil

Yavaş es, Hû sesli deli rüzgâr

Darağacındaki odun düz değil

Esintin hoş gül kokulu rüzgâr

 

Gama, kedere neşelenir ayna

Hor görülsen seviyen yükselir

Felâketlere sevinir kırık ayna

Mutluluk yıldızın bak yükselir

 

Bu hâli dedikodu ile vermezler

Yokluk kapısında biraz bekle

Hiçliğe uçmadıkça el vermezler

Hak kapısından ayrılma, bekle

 

Hâlis niyeti Nâ-hak eğriltemez

Sabreden derviş erer murâda

Razı olunanı dürzü eğriltemez

Mutmâin razılar erer murâda 

 

Sevabıyla övünen nâra koşar

Nedamet çeken makbul zira

Dünyayı terk eden aşka koşar

Kalbî selim gönül taşkın zira

 

Diri kalpli içindekini sızdırır

Ejderha nefsi dondurur keza

Su testisi ancak su sızdırır

Uyanık gönül incitmez keza

 

Bir lütuf rüzgârı derûnî eser

Aynada kalmaz yalan dolan

Yanıkta olmaz ikilikten eser

Elde güle âşık bülbül solan

 

Libasın süslü, kalbin tamtakır

Ruhun çıplak, hoş gör yâ Hû

İncinen gönül fakir aşka bakır

Vefâ, sadâkat, edep ol yâ Hû

 

8 Mart 2013

Brantford, Kanada

Rüyeti Şîr Fârûk