Kalmış, Kalmamış

 

Kalmış bir avuç Hak delisi, yolunu açan hâdîmler kalmamış

Kalmış önden, sonradan giden atlılar, duymayan kalmamış

Kalmış zulmeti dağıtan Şahs-ı Mânevî, bâtıla çare kalmamış

Kalmış beklenen kutsîler ordusu, bahaneye gerek kalmamış

 

Haksızlığa hiç mi hiç tahammül, Hz. Eyüp sabrı kalmamış

Adalet çatlamış, haram ve helal dengesi, terazi kalmamış

Mutlâk adalet kalmış ukbâya, vefâlı adîl hâkân kalmamış

Dalkavuklara kanan nâdânlarda, itibar, metelik kalmamış

 

Kalmış esmânı okuyan talihliler, mârifete vâkıf kalmamış

Kalmış duru kalplere inen sekîne, sulh adacığı kalmamış

Kalmış tecelline müştâk gönüller, zikirde ısrar kalmamış

Kalmış ilim için Çin Maçin koşanlar, kitap okuyan kalmamış

 

İmanlar tûrâb olmuş, hakiki tevhidi eken eren çiftçi kalmamış

Dünya sevgisi sarmış, ahirete hâyrân zâhid alperen kalmamış

Paraya tapanlar türemiş, makamı, şân şöhreti tepen kalmamış

Haksızlığı, adaletsizliği, eşitsizliği hoş gören, kimse kalmamış

 

Kalmış yaşatmak için yaşatanlar, sahabe îsâr kıvamı kalmamış

Kalmış razı olunan ve olanlar, duâda ızdırâr, gözyaşı kalmamış

Kalmış dünyada cennet kokulular, hamdle şükreden kalmamış

Kalmış A’raf’ta gözleyen dostlar, kurtarmaya mecâl kalmamış

 

Öbür tarafta zebanilere anlatacak yalan, masal kalmamış

Basireti, feraseti, gözü kapalıya çok söze hâcet kalmamış

Merkep yerine konan gönül sıkılmış, nâîf aptal kalmamış

Abdâl’da bile aldatan dosta düşmana verecek gül kalmamış

 

Kalmış ölümün yüzüne gülen atlılar, korku kalmamış

Kalmış adanmış ruhlar, sevdâlılarda endişe kalmamış

Kalmış dünyayı, mezarı cennet edenler, tasa kalmamış

Kalmış Allah’tan korkan yiğitler, korkakta îzân kalmamış

 

Asâleti, dirayeti kavrayan hakiki dost, yâren kalmamış

Mertlik havada dövülen su olmuş, ölçü mîzân kalmamış

Hakkı söyleyen deli âşıka meydan, divânda söz kalmamış

Samimi dostluk, kardeşlik ölmüş, dost cankuşu kalmamış

 

Kalmış özü sözü düz aynalar, safî Hak aşka tâlip kalmamış

Kalmış içi dışı bir nice Hak dostları, sevip sayan kalmamış

Kalmış sağlam duruş erleri, her doğruyu duyan kalmamış

Kalmış işimiz inayeti veren Dost’a, başka güven kalmamış

 

İnkarcıda edep, hâyâ yok, küfrânda insanlık, fûtur kalmamış

Arsıza açık gönül, dövene elsiz el, sövene dilsiz dil kalmamış

Namert de şeref, onur, alçaklıkta set, sınır, serhad kalmamış

Safî dervişe saygı yitmiş, susan Rüyeti Şîr Fârûk, âr kalmamış

 

Rüyeti Şîr Fârûk

Toronto, Kanada

2 Haziran 2012

NOT: 9 Haziran 2012’de herkul.org’da yayınlanmıştır.