Leylâ’m Mevlâ’dır

 

Bî-nâm nişânla inşa eder şiiri

Fenn-i şî’r tevbeci, âciz sözü

Sukût et, yak Leylâ dolu şiiri

Leylâ kastı yaktı meçhûl özü

 

Leylâ dersem Mevlâ’dır kastım

Yâr ile yârî ikiz hakîkî aşk aynı

Kalpde iki sevgi durmaz aşkım

Mecnûn gönlündeki Leylâ aynı 

 

Nefesi rahmân olsa Leylâ aşkı

Hâlıka avazından tutkusu gelir

Üfleyen ilâhî nutkunla kıl aşkı

O zaman kelâmi dölleyen gelir

 

Semâ Leylâ etrafinda dönmekse

Teklif ile tekvîni dinlemek semâ

Beş duyudan ötesini duymaksa

Dilsiz, kulaksız dinlemek semâ

 

Derviş aşkında dudak olmazmış

Başkasında kusur aramak kusur

Düzeltmeden özü aşk olmazmış

Suskun kalbin aramazmış kusur

 

Dil ile söz yüktür, cefâ ezâ verir

Mârifet, kalpte güneşi bulmakta

Dilden fayda yok belki belâ verir

Lâl Leylâ sözü kalır âh kursakta

 

Mânâlar gönle harf ile hiç sığmaz

Mevlânın sıfatı ismi ebedi sonsuz

Kifâyetsiz şiir ifadeye pek sığmaz  

Yırt eski püskü sözü, aşkı sonsuz

 

Şâirin kafası kalındır, söz işlemez

Kozadan kabuktan çıkamaz garip

Sûreti, sîreti yanarda laf dinlemez

Şî’r ü gazelden vazgeçemez garip

 

Rüyeti Şîr Fârûk

27 Nisan 2013

Kitchener, Kanada