Niyaz

 

Yârabbi, sâlih kullarına karıştır, kıl niyaz ile kerem

Mübârek ruhun aramızda dolaşır, eyle bol kerem

Ne mutludur Habibini gören, görmüş olanı seven

Ne mutlu âlemde aşkı gören, tecelliyi seyri seven

 

Kur’an gelini peçesini kaldırmaz, kıskançtır

Gıybet eden havada uçsa Furkan kıskançtır

İman ülkesini emniyette görürse peçe açar

Kötülüklerin kalbi değişirse iyiliğe kapı açar

 

Kimi namaz kılan vardır, zihinde meyhânede

Kimi sarhoşun libası çirkin, zihni dosthânede

Hırkası süslü, niyazsız biri cehenneme yakışır

Niyazı sağlam garip ayılamaz, cennete yakışır

 

Bilgine aklı perde, Rabbini tanımaz niyazsız

Ne olurdu bilseydim, kim âlim, kim niyazsız

Şüpheden kurtulsa putlara tapar, sakil içer

Mutmâinne Levvâmeden kıymetli ant içer

 

Her şarap içen sarhoş olur, düğün gereksiz

Binlerce kurbanın kesildiği düğün gereksiz

Kibir fışkırırır, davulcunun yeri yok kalkar

Hevâ ile heves ehliyle oturan şaşı kalkar

 

Müflistir zahir, kendini şah, Karun sanır

Benzi sapsarıdır, gönlü boş, erdim sanır

Ne maldan mülkten razı, ne cüdayı sever

Başkası ne der önemlidir, ne Hakkı sever

 

Zengin, aşk derdine razı, şifayı helak sanır

Gitmez tabibe dermanı derdine zehir sanır

Asrın akılısı iken gönlüne düşen aşkı sever

Rezil rüsva olur, aşk nöbetini Hak’la sever

 

Kiralık ağlayıcı nevvâheler sarmış her yanı

Fazileti yok ki ağıt yaksınlar, harap her yanı

Rasulün ışığı gönle düşerse, cevher nur saçar

Aşkla gözüne baktıysa başkalarına aşk saçar

 

Sevgilim benim içimdedir, özde aşkın zârı var

Hatibi edibinden aşk satın alan âşığın yâri var

İkimiz bir beden içinde tek ruhuz, dilim kurusun

Şânı yüce olanı ululamayan arsız, dilim kurusun

 

Gönlün kadir kıymetini gönülsüz niyazsız ne bilir

Kalp ikrar etmezse birliği, hâfızın zikrini kim bilir

Teşbih ile tesbihi karıştıran tevhîdi çekse boşuna

Rabbini anan dilden ve candan anar, gerisi boşuna

 

Rüyeti Şîr Fârûk

Kitchener, Kanada

14 Ekim 2012