Rü’yeti Aşk

 

İlâhî aşk, yakdı cismü cânımı

Âlem-i misâlde rü’yeti aşkımı

Hâsıl olan kalbe yakîn sanımı

Yıktı yaktı yok etti ünü şanımı

 

Sûreti hakîkat sanır, kanar idim

Rü’yetimde hâsıl görünürdü asıl

Zıllerinden uzak zıllin sûreti idim

Sevdi bu gönül, ölse ele yârdı asıl

 
Gizli denizleri âşıklar bilir izhâr oldu

İlmel yakin insu cinne etti aşkı zuhur

Remzini gören âşık rü’yete âgâh oldu

Kendini bildirmek için etti Hû zuhur

 

Herkese nasîb olmadı, huzûrun neşesi

Ebedî hâtıradır zamanlarda doğan ânlar

Serdârsan mahremde doyulmaz neşesi

Kadrini Sofi derviş bir nebze belki anlar

 
Gizli bir miftâh çevirdi kalbimi güle

Nefsimin isyânları gayri nâfile çabası

Her bülbül âşık olur böyle vefâlı güle

Zemherîrde  ılık bir behâr sesi çabası

 

Her rü’yetin kalbime âb-ı hayât katresi

Başka rûhumun yok hiç kurtuluş çâresi

Hu cihânın ukbânın bir teki, bir dânesi

Günâhkârlar için tevbe kâr merdânesi

 

Ateş denizinde mumlardandı gemin

Ciğerimi yakardı ateş koru çıkıverdi

Nice mumyadan devler şeytan gemin

Başa gelen çekilir der Hızır geliverdi

İnsan küçülür hep büyüyünce endişe

Akmıyor ruhuma deli rüzgârın Hû eli

Yangın ıslatır gözyaşımı binbir endişe

İlhâm kaleminde aşkımın Hû rü’yeti

 

Kan damladı iki damla iki yanağıma

Akan iki nehir arası iste bir damla su

Gökyüzü dolar, boşalır iki yanağıma

Yağan yağmur rahmet iki damla su

 

Derdimi sevdim demedim sevdâma

Âvâreyim, başımı vurup taştan taşa

Ne yanar kimse bana nede sevdâma

Rüyeti Şir’e her dem sılâ yastan yasa

 

 

Rüyeti Şîr Fârûk

7 Nisan 2013

Kitchener, Kanada