Rüyamdasın

Yine seni gördüm rüyamda, sabaha karşı.
Hüzün kokusu duydum, gözlerimi silerek.
Katlar beşten sekize çıkmıştı, ufka karşı.
Umut yeşerdi dudaklarımda, feyzini bilerek.

Yine sen tulu ettin ruy-i hayalimde, fecr vakti.
Mahzun siman nurluydu, hedefine doğru emin.
Seninle görüşmek yasaktı, her günün her vakti.
Başı önde, bağrı yanık Fatih’in duruşundan emin.

Yine sen gönüllerimizde umman oldun, şafaka doğru.
Bu nura muhtaçsınız derken gözlerin doldu, buğu buğu.
Etrafında dolaşan fitne, dedikodu yakıyordu, içe doğru.
Başın dik ama boynun eğikti, sanki hicap duyan bir kuğu.

Yine senin soluklarını duydum ensemde, sabah namazına yakın.
Kalk yiğit, irkil ve kendine gel der gibi idi, buruk çehrendeki iz.
Pencerende perden yoktu; yolunu gözleyenlere ne uzak ne yakın.
Yıllarca yoğurduğum hamurda tutmayan ne? der gibiydi, o sır iz.

Yine seni gördüm rüyamda; aynı gecede iki kez, bilmem niçin.
Can ada dediğin üç okyanusa komşu adan seni bekler için için.
Sana hesap veren elçin derdi ki, sözleştiğimiz gibi işlem tamam.
Bir eksik kaldı, sabah namazından sonraki kelam, o da tamam.

 

Rüyeti Şîr Fârûk

2002, Toronto, Kanada

www.herkul.org’da yayınlanmıştır.  Linki

http://m.herkul.org/sizdengelenler/index.php?view=article&article_id=8635