Sefer

 

Ok yaydan çıktı, gayri sebep kalmadı
Ay, gökyüzü, güneş, dünya kalmadı
Evren ahirette mekan, ben kalmadı
Cemalinden başka aşk, aşık kalmadı

Zaman durdu, çok söze hacet kalmadı
Ölümsüzlük yolcusuyum, yolcu kalmadı
Özgür uçan kuşum, dert deva kalmadı
Beden ve ruh tekleşti, derman kalmadı

Doğdun kalbime dosdoğru, yok kalmadı
Birlik zikreder nefes, kelam-ı nefs kalmadı
Şükre hamde doymadım, mecal kalmadı
Ben Sende Sen bendesin, ayrım kalmadı

Tek ses duyarım, işitecek başka ses kalmadı
Duyularım hissetmez oldu, kısık ses kalmadı
Bilemedim bilinmezi, cüz’i akılda yer kalmadı
Derin yüzüm Hakk’la yüzleşince, ikilik kalmadı

Uyanık kulağı, gören gözüyüm, enaniyet kalmadı
Kalbim O’nu sever tek, saza söze gerek kalmadı
Kölesiyim bir Rabbin, kula kulluğa gerek kalmadı
Emrolduğum gibi söylerim, kibre gerek kalmadı

 

Rüyeti Şîr Fârûk

Toronto, Kanada

22 Nisan 2012

NOT: Herkul.org’da Sizden Gelenler’de 30 Nisan 2012’de yayınlanmıştır.