Tevbe

 

Yanıyorum ırak zemherilerde tevbe ateşine, nedir bu vecd u iştiyak

İçi sevgi, ilim, irfan, hasret, özlem dolu derin aşk, bu şevki iştiyak

Başkalarını hayret içinde bırakan hal dehşet, aşk u vecd ve iştiyak

Allah aşkına yanmak, cezbi bağlılık, tevbem kulluğa sevki iştiyak

 

Tevbem iki damla gözyaşımla süslenmeden isyankâr firardayım…

Yapayalnız tenhadayım, dostum yok, dertliyim yine tenhadayım…

Efendisinden kaçan bir köleyim, özü kül Yusuf gibi zindandayım…

Gecenin koyu karanlığında duayla çiçek açan vicdanıma ayineyim

 

Ben kimim, nerdeyim? Bu yabancılar da kim? Ruhânilere yoldaşım

Neden İbrahim(as)’i yakmadı da ateş beni aşkın pek hararetli yakar
Ateşin, aşktır yanarım ne kadar yüreğime zemzemden saf su serpsen,

Susuzluğumu sende fark ederim, suyu da senle aşk şarabı diye içerim

 

Vicdan, kalp, akıl, ruh dile gelir: Affeyle Allah’ım hakkıyla bilemedim!

Af et Allah’ım, sen öğrettin tevbeyi, nisyana müptela beşerim unuttum!

Avuçlarıma yanağıma damlayan acıtan gözyaşı yakıcı, günahı bilemedim

Kalbimi, vicdanımı, ruhumu yakıp kazanmıştı sıcaklığını, şaşarım unuttum

 

Tevbe için dökülen gözyaşı yakıcı bir kezzap, pişmanlık vadisinde nefis

Boydan boya geçmiş, tevbe kapısına gelip Rabb’ine el açmıştır kul nefis

Yanmış, yakılmış, pişmiş ve “olmuş”turda şeytandan meleğe sığındı nefis

Yüce dergâha üzerindeki kirli kaftanı atıp beyazlara bürünmeye geldi nefis

 

Efendimiz (sas) der: Günahtan tevbe eden, bir günah işlememiş gibi temiz

Tevbe, af kapısı sonuna kadar açık, günaha batırmaz, müjdeli mümin temiz

Ne büyük bir çıkış, haber bu, günaha dalan boğulmazda kurtulur, kalır temiz

Ne güzel bir din İslam, bir arınma vadisidir tevbe, Rabbin evi kalp hep temiz

 

 

Rüyeti Şîr Fârûk

Kitchener, Kanada

20 Temmuz 2012