Vefâ

 

Sadi der: Ağyara bağla gözünü

Yoksa Hakk’a mahrem olmazsın

Halvet-i sahiha’da yandır özünü

Vuslatsız Şeb-i Arûs bulamazsın

 

Vefâlı meskundur Harem odasında

Bî hurûfu lafız u savt dili beytî Hüdâ

Bin kusuru olsa af var aşk ocağında

Zira hârı pişirdi kalbi her demi Hüdâ

 

Vefâlılara vefâlıdır masduk-u sâdık

Hatakâr âdemlere tevbekâr kıl ilâcı

Göz yumulan sâfderûn davaya sâdık

Sarih, zımnî bir kuvvet-i zahrdır ilâcı

 

Vefâsıyla Rabbe muhatap olur âşık

Vaadinde huluf yok, azmi cehdi var

Dost dostunu terk etmez, olur âşık

Dert çok, derman yok, kavî ene var

 

Akif der: Ahde vefâ, hürmet meçhûl

Hıyânet sıradan yalan süslü her yerde

Merhamet, şefkât, aşk mahfî meçhûl

Hızır çeşmesi olsa gönle Hû her yerde

 

Rüyeti Şîr vefâlı mülteci, affına sığındı

Sıdk u emâneti ihlâsla örgüler belâgatı

Livâü’l Hamd sancağında aşkına sığındı

Nesimî, aşığı vefâlı bildi, ihsân belâgatı

 

Rüyeti Şîr Fârûk

Kitchener, Kanada

28 Aralık 2012