Yakîn

 

Ufkum, hülyam ukbâda, bir ayağım pergelse yerde

Dervişim, tecellini, işaretini okurum, şâhidim yerde

Kâinat kitabını, Furkân’ı zikreyler dilim, şâkir yerde

Vicdan hazinem Sen’i konuşur, nâmerde her merde

 

Sorgulamam sonsuz ilmini, esman ilmin bana yakîn

Taklit değil safî imanım, meydan okur tahkîke yakîn

Hak bir Ehad, İlme’lyakîn, Ayne’lyakîn, Hakk’el yakîn

Alem-i Gâyb’da Şehâdet’te inancım Rahman’a yakîn

 

Kim sual edebilir ilmi amelini var iken kudreti izzetin

Gölgeler gölgesidir kullar ilmi, âlimin yanında izzetin

Sîreti sûreti bilen Sen’sin, bilinmez Azîm olan izzetin

Hamd Celal-i vechinle yüce sultanlığına, büyük izzetin

 

Bilirim, ölümsüzlük şerbeti ki içimde gizlenen bir tohum

Dileklerim küçük, davan büyük, dilersen saçarım tohum

Mûridîm muradına, izninle atılır ukbâna dünyada tohum

Sen’den başka güç arayan nâdân küf eker, çürük tohum

 

Aç, genişlet göğsümü, dest-î kudretinden bol inşirâh ver

Sonum, başlangıcım, âh kalbim  elinde, ne olur felâh ver

Yeminler olsun, Sen Rabbim ben aciz kulunum, salâh ver

Artır yakînimi, çaresiz aşkıma, dermansız derde bî ilâç ver

 

Sadık, vefâlı, garip yolcun yolda şaşmaz, kutlu davan emin

Niyetim, ihlâsım, kalbim kâvî, adım Rüyeti Şîr Fârûk’ul emin

Kulaklarım sadece Sen’i duyar, damarda dolaşan kan emin

Gözlerim görmez başkasını, tek aşkım Allah’a yakînim emin

 

 

Rüyeti Şîr Fârûk

Toronto, Kanada

03 Haziran 2012

NOT: 11 Haziran 2012′de Herkul.org’da Sizden Gelenler bölümünde yayınlanmıştır.