Zindandayım

Halk içinde adı divâne âşık olmuş pervâneyim

Rıdvân ile Firdevs’e varsam da gönlüm yaralı

Şeyhim Lokman der hak ile yeksân garibeyim

Ölmeden ölenlere hayrân zindanda cenâzeyim

 

Zâhir devleti dünyaya mağlup mağrur ârifim

Hizmeti izzet endişem, kadr-i dürr-i güftârım

Varlık içinde hiç olan Yusuf’um zindan değil

Can adada dili şâhâne Yunus’um sahhâf değil

 

Eşyada görülen esmâya müsemma âyineyim

Nazârla naz niyaz eyler bir gül izâr’a yâreyim

Her yokluğum üstünde âşıka var bir dâneyim

İlâhî aşkıma her dem âhu zâr eden âvâneyim

 

Aldanmışım ağyara, özleyen Yâr’e visâleyim

Yanağımın üstü al, gözleri yaşlı, al risâleyim

Sevenler buldu Yâr’i, direnene âhu bâdeyim

Bülbülün gamını sorana zindanda ziyâneyim

 

Hakikât ilmini okuyan cümle, merdâneyim

Vahdet yerine kesrette boğulan pâk pâreyim

Varlığını mahv edip meydana gelen nâreyim

Çokluğu terk edip zindanı seçen divâneyim

 

Benliğim ayırır aşktan, şehrinde virâneyim

Mest ü mâhiyeti nur Cemâl’inde kemâleyim

Tüm tecellini kalbe koy, zevki mestâneyim

Yâd’a ruhumun meyli az aşka hânendeyim

 

Vahdet denizine talepkâr olmayana zincirim

Vech-î Rahmân’a isyankâr hodbeni neyliyim

Hebâ olmuş, gaflet etmiş nefsime zebâniyim

Gece gündüz işi bülbül olana nâdide inciyim

 

Dile âşık ehli bilmezse birbirini bu insâf değil

Cüzî Türkçem ile söyleşemem sinesi sâf değil

Osmanlıca bu, ne desem anlamayana lâf değil

Zindanda ki Rüyeti Şîr Fârûk’a Hû itilâf değil

 

Rüyeti Şîr Fârûk
Kitchener, Kanada

10 Kasım 2012