BEYİNLERİ KONTROL ALTINDAKİ LİDERLER

koltukDr.Armen Victorian’ın Beyin Kontrolü kitabını okurken hangi yıllarda ne gibi araştırmalar ve 
teknikler geliştirilmiş ve kaç yıllar önceden ne gibi faaliyetler başlatılmış hayretle okudum. Ve 
milletimiz adına endişe ettim. Zira çok ciddi bir güç ile ve amansız bir teknik ile karşı karşıyaydık. İstedikleri liderin zihniyle oynayabiliyorlar mı? Zihinleri nasıl kontrol edebiliyorlar? 

Beyin dalgalarını kopyalayıp saklama nasıl oluyor? Bunların hepsi merak konusu. 

Radar sistemleriyle bir şehir insanına topyekun çeşitli MHz deki yayınlarla negatifleştirici,dumura uğratıcı ve / veya pasifleştirici yayınlar yapılabilirmiydi?

Birtakım ülke liderlerine çeşitli ameliyatlar sırasında belli bir elektromanyetik implant yerleştirilip onlar aracılığıyla o liderlerin zihni faaliyeti yönlendirilebilir mi? Siyasi liderler veya devlet başkanları böyle bir saldırıya maruz kalmışsa ve uzaktan kumanda (telkin-hipnoz-ışın vs)  ile koskoca bir ülkeyi uçuruma sürüklüyor olabilir mi?

Ütopik geliyor belki ama insanda ki kulak zarına yerleştirilen özel bir cihazla o insanın kulak zarının bir mikrofona dönüştürüleceğinden bahseden ve deneyleri yapılmış bir teknikten bahsediyoruz. Dolayısıyla o insanın kendi kulağıyla duyduğu herşeyi kulak zarındaki o cihaz ile  bir takım insanlara kilometrelerce uzaktan masa başında en net bir ses şeklinde iletebildiği iddiası bizleri ister istemez derin derin düşünmeye sevk ediyor.

Bu kitabı okuduktan sonra çok hassas araştırmaların içerisinde olan ve düzenli aile 
hayatları olmalarına rağmen intihar eden mühendislerimizin esasen intihar ettirildiğini  düşünüyorum. (2)

Timaş Yayınlarından çıkan Dr.Armen Victorian’ın Beyin Kontrolü (1) adlı kitabından bu teknik gelişmelerin tarihçesini sizler için özetledim:

 Direkt olarak elektrotları kullanan ilk bilim adamı olan Von Zeyneck tarafından yüksek  frekans akımıyla vücut dokularının ısıtılması anlamına gelen “diatermi” terimi ise  1908’de türetilmişti

 Bernard Bernardovich Kazhinsky,1923’de “Biyolojik Radyo Komünikasyonu” 
(Biological Radio Comunication) adı altında bir rapor yazmıştı.

 Ralph ve Robert Schvvitzgebel kardeşler, bireylerin uzun mesafede izlenmelerini 
sağlayacak bir dizi cihaz geliştirdi.

 Ulusal Güvenlik Ajansı’ndan (NSA) Josef A. Meyer, bu kavramı bir adım daha ilerletti. 
Her akla gelen suçtan dolayı tutuklanan Amerikalıların hemen hepsinde  elektronik implantların kullanılmasını teklif etti. Cihaz takılan kişiler devamlı şekilde izlenebilecekti.

 1950’den beri tekrarlanan çalışmalar sonucunda, insan davranışlarının,işitsel korteksin 
uyarılması, tehlikesiz doku ısınması oluşturulması, beyin ritminin modifike edilmesi  vevmikro-dalgaların başka birçok biyolojik uygulamalarıyla değiştirilebileceği ve istenen tarzda yönlendirilebileceği tespit edilmişti.

 Bunun başarılabilmesi için gerekli olan enerji miktarı, 1 km’den daha fazla uzaklıkta ve 600 metre yükseklikte duran bir böceği bile algılayabilen radarlarda kullanılan enerji miktarına eşitti. İşte bunun için radar tipi enerjinin bir birey veya kalabalık üzerine odaklanabilen bir silah olarak kullanılması mümkün olabilirdi.

 1973 yılında, diğer bir bilimadamı, S. M. Bawin de, beyin dalgalarının düşük güçte üretilmiş VHF (çok düşük frekans) enerjisiyle artırılabilir veya tamamen durdurulabilir olduğunu ispat etmişti. 

 1974 yılma gelindiğinde, California Melano Park’taki Stanford Araştırma Enstitüsü  elektronik mühendisi ve sinir fizyologu Lawrence Pinneo, elektroen sefalografta özel komutlarla beyin dalgalarını orantılı ilişki içine koyarak bir kişinin aklını okuyabilecek bir bilgisayar sistemi geliştirdi.

 21 Mayıs 1991’de ABD ordusunun teftiş bölümünden gönderilen dosyada : Orijinal tarihi 22 Ağustos1975 olan bu dosya, hastaların zihin kontrolü çalışmalarında nasıl kobay olarak kullanıldıklarını gösteriyordu. Elektrodlar görünür şekilde beyinlerinin ilgili bölümlerine yerleştirilmişti.

 Psi-Tech’te görevli Binbaşı Edward Dames, Nisan 1995’te NBC’nin “Diğer Taraf  programınla şöyle diyordu: “ABD hükümeti insanlara dışardan telkinde bulunabilen bir sistem geliştirdi.

 Delgado, 1996’da araştırması üzerinde çalışırken gerçekleştirdiği deneylerin, aşağıdaki tatsız sonucu desteklediğini ortaya koymuştu. Hareket, heyecan, sevinç, keder gibi hisler ve davranışlar, elektrik akımlarıyla yönlendirilebiliyor ve insanlar düğmeye basılarak, tıpkı robotlar gibi kontrol edilebiliyordu. Dalgada daha da ileri giderek “öyle bir zaman gelecek ki, aletli beyin ile bilgisayar arasında iki yönlü radyo komünikasyonu sağlanacak ve beyin,insan dışı operatörler vasıtası ile kontrol edilebilecek”iddiasında bulunuyordu.

 Delgado diğer deneylerinde de önemli gelişmeler kaydetmişti.Kulak davulu (timpan) zarına bir uyarı alıcı yerleştirerek,kulağı bir çeşit mikrofona çevirmeyi başarmıştı. Sonuç olarak uyarı-alıcı yerleştirilmiş bir laboratuvar kedisinin kulağına fısıldanan herhangi birşey hoparlörden duyulabiliyordu. (…..) Victor Marchetti’ye göre, kurum yukarıdaki programı daha da geliştirerek kedinin kokleasına radyo yerleştirmiş ve böylelikle özel konuşmaları daha hassas şekilde dinlemek için kediyi uzaktan

 G. W. Bileş tarafından hazırlanan ABD Devlet Bakanlığı raporu, uzaktan yönlendirilen  bir radarla, bir kişide kalp krizine yol açmanın mümkün olabileceğini öne sürüyordu; zira radar, Frey’in ayrılmış kurbağa kalpleri üzerinde yaptığı bazı deneylerinde kullandığı nabza endeksli dalga enerjisinin aynısını kullanıyordu.

 General Norman Schwartzkopf, ABD Kurmay Heyeti Ortak Başkanları’na, uzaya yerleştirilen “geniş-alan-nabız kapasiteli” böyle bir silahın,düşmanın elektronik sistemini tamamen bozabilecek bir güce sahip olduğunu söylemişti.

Evet tüm bu korkutucu gelişmeler şerrin elinde olduğunda insanlığın nerelere sürüklenebileceğini kestirmek bir hayli zor görünüyor. Ve muhtemelen insanlık bu çılgın projeler kapsamında kendi kendisinin kıyametini hazırlıyor olabilir.  Felak suresindeki ‘En neffasati fi’l ûkad’ ayeti çok sırlı geliyor bu konular çerçevesinde. (3

2. ZEHİRLİ ÜFLEMELER VE SUBLİMİNAL TELKİN https://resitzadesalih.wordpress.com/2014/04/27/zehirli-uflemeler-

3. Üstad Bediüzzaman’ın aslında bundan yıllarca önceleri subliminal (eşikaltı) telkinleri , sesleri nasıl ifade  ettiğini okuyalım: ”…maddî ve mânevî şerlerini, siyasî diplomatların, radyo diliyle herkesin kafalarına sihirbaz ve zehirli üflemeleriyle ve mukadderat-ı beşerin düğme ve ukdelerine gizli plânlarını telkin etmeleriyle bin senelik medeniyet terakkiyatını vahşiyâne mahveden şerlerin vücuda gelmeye  hazırlanmaları (1358) tarihine tevâfuk ederek, ‘enneffasati fi’l ûkad’in tam mânasına tetâbuk eder.” 

ŞUALAR : 11.Şua

Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi