Kendi Ülkelerinin Çehresini Karartıp Zift Saçanlar…

Kendi Ülkelerinin Çehresini Karartıp Zift Saçanlar…

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi geçen haftalardaki bir sohbetinde şu ifadeyi kullanıyordu. “Kendi Ülkelerinin Çehresini Karartıp Zift Saçanlar…” Tarihte hiçbir hükümet ülke ülke gezip kendi bayrağını alaşağı etme hainliğine düşmemişti. Hiçbir parti diyar diyar gezip hırsızlıklarının üstünü örtme telşesiyle böyle bir rezilliğe imza atmamıştır. Bir avuç yandaş yığın New York`ta utanıp arlanmadan çıkıp diyorlar ki, “Paralel devlet istemiyoruz.” Kim diyor bunu? Asırlık devletimize sızıp ele geçiren “Paralel AKP devleti” diyor. Türkiye`yi dünyanın nabzının attığı Amerika`da ve Amerika`nın nabzının attığı New York`ta asrın yolsuzluk ve hırsızlıklarını temize çıkarma operasyonu ile Protesto organize ederek Türkiyemizi itibarsızlaştırma halkımıza ve devletimize yapılmış en büyük ihanettir. Devletin uluslararası itibarına zift saçmaktır. Ülkemizi hırısızların yönettiğini tescil etmektir…

Evet İddia ediyorum ki Türkiye tarihinde, hatta Osmanlı, Selçuklu ve topyekün islam tarihinde hiçbir devirde ülkemizin ve islamın çehresi bu denli karartılmadı. İslamın gülen çehresine hiçbir zalim, münafık, bu denli zift çalmamıştır. Çünkü Türkiye tarihinde bu karartmayı yapan dinsiz şebeke bu işi sadece Türkiye`de yapıyordu. Nifak şebekesi Osmanlı ve Selçukluda yine kendi coğrafyalarında bu kalleşliği yapıyor ve islamın dırahşan çehresine zift saçıyorlardı. Ve bugün bu şirretliği yapan din düşmanları yine bu işi islam coğrafyasında yapıyorlar. Ama tarihte hiç bir dönemde bir lider milletimizin 170 ülkede diktiği bayrağımıza kastetmemişti. Hiç bir lider 170 ülkedeki islama, Kur`an`a, Türkiye`ye el uzatmamıştı.Zehirli dili ile iftiralar, yalan ve tezvirler kusmamıştı. Efendimiz`in (SAV) “Benim adım güneşin doğup battığı her yere gidecektir/ulaşacaktır.” Nurlu beyanlarını tahakkuk ettiren yeryüzü mirasçılarına savaç açmak talihsizliği dünyada 192 ülke lideri içinde sadece sana düştü. Daha ne diyeyim…

Bu millet tarihte kendi topraklarında bayrağına ve istiklaline kast eden kahpe düşmanlarla savaşmış şehit vermiş bir necip millettir. Bugün Türkiye`de direklerden bayrak indiren teröristlere tek cümle, tek kelime edemeyenler, utanmadan, sıkılmadan, şerefsiz ve ahlaksızca 170 ülkede bayrağımızı onuru, şerefiyle dalgalandıran, yetimlere sahip çıkan gönüllülere “ajan, örgüt ve terörist” diyorlar. Burada bir kere daha haykırayım ve diyeyim. Sizde katılırsanız aşk ile amin deyin. Ajan, örgüt, paralel, virüs, hain, sülük, kahpe, hırsız, yolsuz, müfteri, rüşvetçi ve yalancıların Allah (cc) en kısa zamanda belasını versin. Seslerini soluklarını kessin. Kollarını kanatlarını kırsın. Hem o kara kıta Afrika`da, buzul Sibirya`da sadece üç beş garip muhaciri vesile ederek amin diyorum…

Dünyayı menfaatlerine bağlayan, midelerinin ve işkembelerinin esiri, paranın kulları, makam, şöhret, şehvet, muta ve humus`un kölelerinin bu yiğitleri anlamaları mümkün değildir. Bu dava ve sevdayı, gözleri sevgiye kapalı, kulakları insanlığa tıkalı, dilleri kem sözlerin sözcüsü, yakalarını ve paçalarını şeytana kaptırmış, nefislerinin kulları ve köleleri duyamaz. Hayatlarını menfaat üzerine bina eden, makam, mansıp ve şöhretin esirleri bu duyguyu anlayamaz ve idrak edemezler. Haset ve fesata kilitlenmişler bu duyguyu sezemezler, bu coşkuyu yaşamak bir yana, yapılan bunca güzellikler karşısında kıskançlık ve hasetlerinden hırçınlık ve inatlarından sadece ve sadece kendilerini yer bitirirler ve netice de öyle olacaktır..

Bediüzzaman`ın “Dikkat ettim, bana zulmeden, eziyet veren ve ta’ciz eden kimselerin hakiki Türk olmadıklarını anladım” sözünü daha iyi anladım ve bu söze iman ettim.  “Her yerde olmayan Türkiye bir yerde olamaz” diyen, sevgi okullarının fikir mimarı Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi`nin tavsiyeleriyle Türkiye`yi bir sevda haline getiren bu yüreği yanık garip muhacirlerin huzur veren seslerini ve solukları kesmek isteyen, emniyet vadeden duruşlarını yıkmak isteyen, okullarını yok etmek isteyen, camilerini dinamitleyen, yurtlarını başlarına yıkan, evlerini yakıp yıkan, müesselerinin kökünü kazıyan ve kazımak isteyen, muhataplarının gözlerinin içine baka baka iftira atan, yalan söyleyen, aldatan, yalancı, diktatör bir şarlatan adamın asla ve kat`a Türk olmayacağına bende inandım ve iman ettim…

Şahsi menfaat, heva, heves ve saltanatları uğruna topyekün bir ülkeyi ve islam dünyasını felakete sürükleyen ve Ülkemizin asırlık itibarını beş paralık eden, milletimize, devletimize, bayrağımıza, dinimize ve tarihimize zift saçanları bu millet asla affetmeyecektir. Bakın Muhterem Hocaefendi ülkemizin ve insanımızın ne halde olduğunu nasıl ifade ediyor. Milletin gözlerine adeta zift çalanları, insanımızı adeta dini, milli, ahlaki değerlerinden koparıp mankurtlaştıranların nasıl bir toplum inşa ettiklerini nasıl gözler önüne seriyor.

“Toplum her gün, kıyamet alâmetleri gölgesinde sabahlıyor, akşamlıyor ve âdeta bir Sûr sesi bekleme heyecanı içinde.. huzur ve sükûnumuz bütün bütün hayal oldu.. bugüne kadar en birinci tahassungâhımız olan millî ruh ve millî düşüncemiz yamuk-yumuk.. ümitlerimiz şimdiye kadar hiçbir dönemde olmadığı ölçüde delik-deşik.. iradelerimizde üst üste kırılmalar; azimlerimiz meflûç.. ve toplumca sürekli hafakan solukluyoruz. Özümüzden o kadar uzaklaştık ki, ihtimal bir köşe başında kendi ruhumuzla karşılaşsak onu bile tanımayacak gibiyiz. Tarihin hiçbir döneminde kendi değerlerimize karşı bu kadar yabancılaşmadık.. hiçbir zaman ruhumuzu bu ölçüde aç-susuz ve havasız bırakmamıştık. Şimdilerde, değişik telden her yanda bir hayli patırtı-kütürtü var; duyamıyoruz bizi biz yapan ruhumuzun sesini; ne olduğumuzu, nerede durduğumuzu, neye namzet bulunduğumuzu göremeyecek kadar hayret, dehşet daha doğrusu şaşkınlık içindeyiz. Zannediyorum, kendi inanç ve düşünce kurnalarımız altında zihin ve ruh kirlerinden arınacağımız âna kadar da bu öldürücü kaostan kurtulmamız imkânsız gibi”.

Halid Tarık Şener

[email protected]

www.twitter.com/Hld_Snr

 

Clip to Evernote
7 Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi