“Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Etmezse Namussuz, Şerefsiz ve Alçaktır…”

“Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Etmezse Namussuz, Şerefsiz ve Alçaktır…”

Bu söze katılmamak ne mümkün. Bu başlık bir alıntıdır. Seçim meydanlarından hatırlarsınız bu cümleleri. Hani Erdoğan siyasi rakiplerine saldırırken, sivil toplum örgütlerini refüze ederken, kendisine biat etmeyenlerin üzerinden silindir gibi geçerken, medya camiasını sıfırlarken, iş dünyasını hizaya sokarken, sözde kendisi hakkında atılan iftiralara karşı her zeminde ve her mitingde dilinden düşürmediği işte bu meşhur cümleleriydi. “Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. İspat etmezse Namussuzdur, Şerefsizdir ve Alçaktır…” Özellikle son bir kaç haftadır her şeytani hamlesinin başına bela açıp ayaklarına dolanmasıyla öyle çılgınca iftiralar atıyor ki artık kendisine tapan köleleri bile artık “yeter be yalan Usta-sı” diyorlar… Peki müddei iddialarını ispat edebildi mi?..

Beraat-ı zimmet asıldır!

Devam edelim ne diyordu Erdoğan, “Bizim hukukumuzda ve mecellede bir kaide vardır. ‘Beraat-ı zimmet asıldır kaidesi’ Bir insan, için suç sabit olmadıkça o insanı suçlu olarak telakki edemezsiniz. Eğer suç sabit olursa o zaman ona suçlu diyebilirsiniz. Bunun bizim dinimizde de zerre kadar yeri yoktur. Bizim inancımızda yeri yoktur.” İyi de yaptığın bunca haksız ve hukuksuz zulumler karşısında sana sormazlarmı sen hangi dindensin? Sahi sen hangi dindensin?..

Erdoğan bu ifadeleri kendi adına, aile fertleri adına, yandaşları, yaltakları, dalkavukları, soytarıları ve kendine tapanları hakkında kullandı, kullanıyor ve kullanmaya devam edecek. Ama her kim ki Dünya Liderine biat etmemiş, serfüru edip bel kırmamış, boyun büküp elpençe divan durmamış, tez onun elleri kelepçelene, zindanlara atıla… Pers uşağı Reza ise tez zindanlardan salına, ayakkabı kutularındaki haram paralar onları alın terleriyle çalanlara derhal faziyle iade edile, Kur`an`la dalga geçen soytarı Bağış-lana, Efendimiz`e hakaret savuran küstah Ala-sından paklana, Reza`nın önünde yatan saklana ve hak yerini bula…

Erdoğan, “Bir insan için suç sabit olmadıkça, o insanı suçlu olarak telakki edemezsiniz. Eğer suç sabit olursa, o zaman ona suçlu diyebilirsiniz” demişti. Peki sana demezler mi şu anda içerdeki yüzlerce masum insanı hangi ‘sabit şuçlarla’ orada tutuyorsun be hey Yezid…

Türkiye malesef çok ağır bedeller ödeyecek günlere doğru kin, nefret, fitne ve fesatla freni patlamış bir tır gibi gidiyor. Nifak ve şikak şebekesi, bir şirzime-i kalil marifetiyle çok çirkin senaryoları sahneliyor. AKP devlet marifetiyle sünni dünyaya, topyekün islama ve Türkiye`ye büyük bir darbe vuruyor. Tarihe failleri kapkara bir leke ile geçecek kıyımlar imansızca, insafsızca, hukuksuzca yapılıyor. Bu kin ve nefrete bakılırsa yapılan kıyımlar ve zulümler yapılacakların öşrü gibi görünüyor.

MOSSAD/İsrail ile iş tutan kim?

 

Erdoğan döneminde İsrail ile tutulan işler…

Bölgesel Kürt yönetiminin petrollerinin Türkiye üzerinden İsrail’e satışı yapıldı..

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’i TBMM’de konuşturup, milletvekilleri zorla alkışlatıldı..

Türkiye’nin İsrail’le ticaret hacmi tarihinin en yüksek seviyesine çıkarıldı..

Türkiye’de hiçbir iktidarın müsaade etmemesine rağmen 2010 yılında İsrail’in OECD’ye girişine onay verildi.. Manavgat Nehri’nden İsrail’e su satışına ilişkin Türkiye ile İsrail arasında anlaşma imzaladı.. Ocak 2004’teki ABD ziyareti sırasında Amerikan Yahudi Komitesi’nden ilk defa bir Başbakan olarak “cesaret madalyası” aldı.. Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin 49 yıllığına İsrailli şirkete verilmesine itiraz edenleri “Yahudi düşmanlığı” yapmakla suçlandı..

İsrail’in güvenliğini sağlayan Kürecik Radar Üssü’nün ev sahipliğini üstlenildi.. Aralık 2012’de İsrail’in NATO çalışmalarına katılmasına onay verildi.. İsrail`in Türkiye`de altın aramasına izin verildi. İsraile yüzde 25 vergi muafiyeti yapıldı..

 

Her geçen gün tarihin çöp sepetine doğru hızla yuvarlanan Küresel Haydut neredeyse bir yıldır attığı adice, alçakca, kahbece iftiralar beş para etmeyince paranoyanın zirvesine çıkıp histerik hasta edasıyla hareket ediyor. Cumhurbaşkanlığı ile yetinmeyen Küresel Müfsit İslam dünyasının halifeliği hülyaları ve vaatleriyle İslamı, Türkiye`yi feda etti ediyor ve edecek… Son Lawrence devrilip giderken Hocaefendi Hazretlerine attığı bütün iftiralar tek tek başına gelecek ve o iftiralar itirafları’ haline gelecektir. Bu Küresel Haydut bugün çınar görünümlü köksüz bir maydonozdur. Yarın bir nurlu el bu maydonozu koparıp çöpe atınca zavallı yığın ve sürüler “ yıllardır bu maydonozu çınar sanmışız” diyecekler…

Halid Tarık Şener

[email protected]

www.twitter.com/Hld_Snr

 

Clip to Evernote
2 Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi