Türklükten utandırdılar! Ömür boyu Kemalist ve Atatürkçü geçinen zorba yobazlardan çektik. Sıra Siyasi İslamcı yobazlarda! Ne bitmedik çilemiz var! İnsan olun insan!

Eger toplum Alpaslan, Osman Gazi veya Yavuz Selim gibi evliya komutanlari hak etseydi, TSK’da bir tane bulunurdu ve Erdogan at oynatamazdi! Erdogan gibi diplomasiz sahtekar munafik yobaz cahil bir topcu Cingene cakma kabadayi Gurcu artigini hak etmis toplum ki basiniza tebelles oldu! Oyle koru korune Ataturk’u tanrilastiranlardan degilim! Devrinin insani ve kulturune gore bicilmis kaftandi ama ideal lider tipim olamazdi! Geminin kaptanları rotayı terse çevirdi 1000 Ali ! “Hedef 2023” deyip, dümeni 1943’e çevirdiniz! Miço’dan kaptan olursa böyle olur! Yok hedef 1925! Aslinda 1875 gibi de duruyor! Cadi avina bakarsan Ortacag Avrupasi! Tek adam diktatörlüğü, Süfyanizm’in Atatürk modelidir… BOP ANAYASASINA, BOP BAŞKANLIĞINA HAYIR diyorum.

Bu makaleme cevap verecek bir haliniz var mı?
Savcılara tavsiyem, merak ettikleri her soruyu her konuda sorabilirler. Konsolosluğa iletsinler, uzun uzun cevaplarım. Vallahi kaçan değilim. Havuz medyası, Ağustosta Firari gazeteci olduğumu ilan etti. Ben kaçmadım, 16 yıldır burdaydım. Adresim de belli. Soru sorsunlar cevaplayayım. Vatandaşlıktan çıkartacaklarmış! Zaten konsolosluk 3 yıldır mahkeme tebligatlarını vermiyor. KHK zemini hazırlamış, Türklükten utandırdılar! Ömür boyu Kemalist ve Atatürkçü geçinen zorba yobazlardan çektik. Sıra Siyasi İslamcı yobazlarda! Ne bitmedik çilemiz var! İnsan olun insan!

Erdoğan’a Hitler ve Nazi programını bilerek ve sistemli biçimde uygulatıyor Süfyanizm kurmayları! Sonuçta Hitler ve Nazi biter, bunlar kalır. Mustafa Kemal, faşist bir lider olmak istemedi, Hitlere ve Nazilere karşı çıktı. Süfyanizm ise severdi Hitleri, Nazileri.Geri döndü domuzlar! Faşizmin yol verdiği her dünya savaşında masum milyonlarca hayat kaybolur, bir hiç uğruna ölürler, analar ağlarlar. Travmalar belinizi büker! Dünyada faşizmin yükseldiğinin farkındayım. Tehlikenin farkında mısınız? Kin ve nefret dolu her cinnet faşizminden sonra dünya savaşı gelir! Erdoğan döndü dolaştı, yolsuzlukla hainliklerden yakayı sıyırmak için Atatürk’e sığındı. Ne büyük adammış, kim sığınsa onu kurtarıyor Atamız!

Osmanlı padişahları bile Atatürk kadar yetkiye sahip değildi. Erdoğan bunca yıl laik zorbalar kullandı, yedi domuzlar gibi, sıra bizde diyor. Eğer aydınsanız ve aydınlaşmışsanız, Atatürk modeli başkanlık sistemine karşı çıkar ve takıntılarınızdan kurtulursunuz. Yoksa Erdoğan ezecektir. 2017 yılındayız Efendiler! 1925 model faşizmle ihya mı olacaksınız? Atatürk döneminde Süfyanizm, tek parti ile her zulmü kanunsuz yapmıştı. Erdoğan işte alın size Atatürk dönemi modeli başkanlık diyor. Kuvvetler ayrılığı yok. Tek adam herşeye karar veriyor, sizde hep ağlıyorsunuz. Atatürk dönemindeki Süfyanizm diktasının tartışılması için faydalı başkanlık dayatması! Hadi Atatürk dönemine dönelim diyordu laik yobazlar! Kemalizm hastaları, Erdoğan, Atatürk modeli başkanlık getiriyoruz diye konuşmalarına başlayınca, bakalım ne diyecekler? 1925 model taka bu! Bekir Bozdağ başkanlık diktatörlüğü için Atatürk modeline sığınmış. Bu kadar kafası çalışmaz. Tarihçi İ. kalın vermiştir bu aklı. Uzmanıdır!

Ergenekoncu ve Balyozcuları Hizmet’ten intikam için salan Süfyanizm, en başından Erdoğan’ın patronu. Göktürk, ülkenin patronu. Ne intikamı bu kardeşim? Ergenekon sürecinde yaşananlar da bir Süfyanizm tiyatrosuydu. 2011’de farkedince yazılarımı bu konuda kestim. Ateşe odun atıyorduk sadece! Hocaefendi’nin dediği gibi, idam edeceğinizi bilsem bir gün yine dönerim ve idam sehpasında zalimlerin yüzlerine tükürür, Allah adil derim. Zalimler için yaşasın cehennem diyoruz ama zalimlerin nasuhla tevbe etmesi ve ıslah olması, Allah’ın hidayet vermesi için de dua ediyoruz.

Bazıları soruyor, Tuncay Güney gibi bir adama neden yardım ediyorsun? Hz. Hızır kuralı: Sadece yardım isteyene yardım ederim, kimlik sormam! Tuncay Güney’in ayrıca kimseyle paylaşamadığı ve sadece benim bildiğim bir sırrı var, bir gün açıklayacağım. Her insan cennete gitmeli bence ve her insanı cennete aday görürüm, cehenneme giden yollardan sakındırmaya çalışırım. Kulların iradesine karışmam, bireysel özgürlüğe inanırım. İslam da zorlama yoktur, tekllifi tanıtmak vardır, ısrar yoktur.

Savcılar öyle çakal ki Ergenekon sürecinde Tuncay Güney’e hiç cevaplaması için soru göndermedi. Neden? Ergenekon süreci zaten intikam için planlanmıştı ve daha fazla deşifre etmeyeceklerdi. Bana gönderin yazılı olarak, dönsem ne olacak sanki! Aynı cevapları alacaksınız. Bir itirafta bulunayım. Eğer Tuncay Güney’e savcılar soru gönderseydi, Çorumlu hemşerim ilk bana getirecekti ve doğru cevapları verecektik! Benden yalan çıkmaz, öyle işkence ile itirafçı da çıkmaz. Dünya metalarına satılık ta değilim. Bunu anladınız.

Tuncay Güney, Veli Küçük’ün Ergenekon kuryesiydi. Yaşlı, beş vakit namazında annesi var. Her mazluma, hayata yardım ederim, ayrımcılık yapmam. Acıdım garibe. Ergenekon mağduru aslında. Tuncay Güney, iltica davasında yalan söylediği için ret yemişti. 2. davada Yahudi ve gayliğe yine inandıramadı. Kitap yazmamı talep etmişti! Daha doğrusu karşılıklı talep vardı. Ona yardım etmek istiyordum, nasıl çıkacağını bilmediği bir kuyuya kendini atmıştı.

Bazen bir hayatı, yaşamı kurtarmak için bir kitap yazarım. Tuncay Güney’in yalan hayatını 2008’de kitap yaptım, 45 dkda ilticaya hak kazandı. Mahkemeye yetiştirmek için kitabı bir haftada bitirdim ve 2 gün içinde basıldı. Süper bir hızdı. Çok satsın diye yazmadım, yayınevi para kazanmak istiyordu, ben ise bir zavallının hayatını düzene sokmaya niyetliydim. Tuncay Güney’in sadece yalancı olduğunu kitabımda ispatladığım için Kanada mahkemesi sığınma hakkı verdi. Doğru olan hakkı böyle elde eder! Tuncay Güney’e Kanada göçmenlik statüsü vermiyor, çünkü Ergenekon terör örgütüne üye. Ayrıca burada sahte diploma satıp, kadın pazarlıyor! Daha başka kötü işleri de var, kaç defa onu kurtardığımı da bilir. Benim bakışımda kötü yoktur, düzelmesi gereken insanlar vardır. Asit kuyularini ortaya cikartan ve dava actiran benim bu Karakutu kitabim! Çakal Sari Selim’i hapse tiktiran öldürdükleri avukat Tahir Elci kitabimi kaynak gostermişti. Ruhu şad olsun. Barış insanıydı.

HDP’yi de ignore yaparsak Kürt kardeslerimizle toplumsal barisi kimle oturup konusacagiz? Yavuz, Idrisi Bitlis’iye guvendi! Var mi boylesi? Bu konunun doktorasini 2012’de ruyamda yazdirdi Hak Dostlari Meclisi! Sunumunu yaptim, Abdullah Öcalan orada ağlamıştı! Çözüm yolu ortak türkülerimizdir. Kürt Alevi Seyit Riza’yi Ataturk idam ettirmedi mi, CHP, 50 bin Dersimliyi infaz edip surmedi mi?Seyit Riza’nin torunu mert insan, dostumdur. Tuncelili Asiret reisi Kamer Genç, Ankara’da en iyi dostumdu! Ikimizde resepsiyon kuşuyduk; o bedava içerdi, bende onu guzel konustururdum! Tuncelili Kamer Genc icmesin, yobazlara sovmesinde ne yapsaydi? Hakliydi cogu konuda! Mert adamdi! Kalbine ne gelirse maskesiz net konusurdu. Galiba mertleri cekme cazibem var, hangi davada olursa olsun bulurlar beni! Maskeli munafik degiller, saftir gonulleri! Insani sevdim mertlerle. Benle polemik yapmak, domuzluk yapmak ve sidik yarışı yapmak istiyorsanız, önce eğitim ve tecrübeniz yeterli olacak savcılar!

Hapishanedeki Yusuflara hac ve umre sevabı verildi. Allah, Rahman ve Rahimdir. Cömerttir. Umre’nin son günündesiniz, Yusuflara imreniyorum. Kaderin dört boyutu vardır, her boyutta dört şube bulunur. Kur’an’a göre zaman farklı dilimlerdir! Insani yasatma ideali ile her irk, renk, dil ve kulturden insanlara baris ve sevgiyi goturen Hizmet’i taslatan Deccalizm&Sufyanizm utansin!

 Her konuda soruya açığım. Faruk Arslan notu buraya kadar…
 DÖNMÜYORUZ KARDEŞİM!

12 Eylül döneminde 13 Şubat 1981 tarihinde çıkartılan kanun ile ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin iç ve dış güvenliği ile iktisadi veya mali güvenliği aleyhine faaliyette bulunanların” Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlıktan çıkarılabileceğine ilişkin hüküm’ getirilmişti. Darbe döneminde bu kanuna dayanarak Yılmaz Güney, Şanar Yurdatapan ve Cem Karaca’nın da aralarında yer aldığı 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkartılmıştı.

Yeni KHK ile 36 yıl sonra bu madde tekrar diriltildi. Hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen ve yabancı ülkede bulunması nedeniyle kendisine ulaşılamayan vatandaşlar, “yurda dön” ilanına rağmen 3 ay içinde yurda dönmemeleri halinde vatandaşlıktan çıkarılabilecek.
İNSAN HAKLARINA AYKIRI
Vatandaşlıktan çıkarma tartışmasını ilk olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan gündeme getirmiş o dönemde bir çok gerçek hukukçu buna karşı çıkmıştı.
Vatandaşlıktan çıkarma tartışmasını yorumlayan eski İstanbul Barosu Başkanı Prof. Yücel Sayman vatandaşlıktan çıkarma tartışmasının hukuki değil siyasi bir tartışma olduğunu belirterek, “Hiç kimseyi kendi rızası dışında vatandaşlıktan mahrum bırakamazsınız. Vatandaşlığın kaybettirilmesi, ek bir ceza olarak kullanılamaz. Bu Anayasa’mızda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde var.” ifadelerini kullanmıştı.
Sayman’ın işaret ettiği hükümlere göre; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1968’de Türkiye’nin de imzasıyla yürürlüğe giren 4 Numaralı protokolünün üçüncü maddesinde “Hiç kimse, tek başına ya da toplu olarak, uyruğu bulunduğu devletin ülkesinden sınır dışı edilemez” ve “Hiç kimse, uyruğunda bulunduğu devletin ülkesine girme hakkından yoksun bırakılamaz” ifadeleri yer alıyor.
Hukukçu Turgut Kazan vatandaşlıktan çıkarmanın hukuki hiçbir dayanağının olmayacağını bunun uluslararası sözleşmelere de aykırı olduğunu belirtmişti.
12 Eylül döneminde 13 Şubat 1981 tarihinde çıkartılan kanun ile ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin iç ve dış güvenliği ile iktisadi veya mali güvenliği aleyhine faaliyette bulunanların” Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlıktan çıkarılabileceğine ilişkin hüküm’ getirilmişti. Darbe döneminde bu kanuna dayanarak Yılmaz Güney, Şanar Yurdatapan ve Cem Karaca’nın da aralarında yer aldığı 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkartılmıştı.
Yıllar sonra tekrar getirilen bu uygulama ile akıllarda bir çok soru işareti var. TR724.com internet sitesinde Mehmet Yıldız’ın kaleme aldığı yazıda sorulara cevap veriliyor.
 VATANDAŞLIKTAN ÇIKARMA MESELESİ…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5 Nisan 2016 tarihinde, Beştepe’de yaptığı bir konuşmada ‘Terör örgütünün yandaşlarını devre dışı bırakmak için vatandaşlıktan çıkartma dahil gereken tüm önlemleri almakta kararlı olmalıyız.’ demişti.
O günlerde bu konu çokça tartışıldı. Ceza Hukukçusu Profesör Dr. İzzet Özgenç, 11 Nisan 2015 tarihinde twitter hesabından yaptığı açıklamada bunun sakıncalarını dile getirmiş, vatandaşlığın kaybettirilmesi halinde şayet kişi vatansız kalacaksa, bu yönde karar alınmaması gerektiğini belirtmişti. Öte yandan Profesör Özgenç’e göre ‘kişilerin vatandaşlıktan çıkarılmasının suçla ve suçlulukla mücadele bakımından hiçbir olumlu katkısı bulunmamakta. Aksine, özellikle terör suçları ile suçlananlarla bağlantılı olarak devletin uluslararası alanda çok daha zor durumlara maruz bırakılması sonucunu doğurmaktadır.’
Erdoğan’ın çok istediği düzenleme KHK ile geldi
Nihayet Erdoğan’ın istediği düzenleme, 6 Ocak 2017 tarihinde yayınlanan 680 sayılı KHK ile yapıldı. Bundan sonra Devlet isterse bir kişiyi kolayca Türk Vatandaşlığından çıkarabilecek.
Bir grup hukukçu tarafından hazırlanan Yargı İçin Adalet sitesi editörleri KHK ile getirilen bu düzenlemelerin hayatımızı nasıl etkileyeceğini yorumladı:
Vatandaşlığın kaybettirilmesi konusu, 29.05.2009 tarih ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununda (TVK) yabancı bir devlet hizmetinde bulunma ya da yabancı devlet hizmetinde gönüllü askerlik yapma nedenleri ile sınırlı bir şekilde düzenlenmişti (m. 29).
6 Ocak 2017 tarih ve 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 29. maddeye aşağıdaki kaybettirme nedeni eklenmiş:
“(2) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 nci, 309 uncu, 310 uncu, 311 inci, 312 nci, 313 üncü, 314 üncü ve 315 inci maddelerinde yazılı suçlar nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen ve yabancı ülkede bulunması nedeniyle kendisine ulaşılamayan vatandaşlar, bu durumun soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı veya kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde vatandaşlıklarının kaybettirilmesi amacıyla Bakanlığa bildirilir. Bakanlıkça Resmî Gazetede yapılan yurda dön ilanına rağmen üç ay içinde yurda dönmemeleri halinde, bu kişilerin Türk vatandaşlıkları Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla kaybettirilebilir.”
 
Buna göre Türk vatandaşlığının kaybettirilmesi kararı verilebilmesi için aşağıdaki koşulların yerine gelmiş olması gerekir:
Maddede düzenlenen suçlar nedeniyle ilgili hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülmesi,
İlgilinin yabancı ülkede bulunması nedeniyle kendisine ‘ulaşılamaması’,
Bu durumun soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı veya kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından ‘öğrenilmesi’ üzerine Bakanlığı bildirilmesi,
Bakanlıkça Resmî Gazetede yapılan yurda dön ilanına rağmen üç ay içinde yurda dönülmemiş olması,
İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı.
Bu düzenlemeyle; devlet birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (m. 302), anayasayı ihlal (m. 309), Cumhurbaşkanına suikast veya fiili saldırı (m. 310), yasama organına karşı suç (m. 311), hükümete karşı suç (m. 312), silahlı isyan (m. 313) veya silahlı örgüt (m. 314) suçlamalarıyla haklarında soruşturma ya da kovuşturma yürütülen ve yabancı ülkede olması nedeniyle kendisine ‘ulaşılamayan’ (yani yakalanamayan) ve yabancı ülkede olduğu ‘öğrenilen’ kişilerin yapılan ilana rağmen Türkiye’ye dönmemeleri durumunda Türk vatandaşlığını kaybettirmeleri amaçlanmaktadır. TVK’nun özellikle darbe dönemi sonrası yoğun tatbik edilen bir kısım eski düzenlemelerinde (403 sayılı mülga TVK) ‘vatandaşlıktan çıkarma’ ya da ‘kaybettirme’ nedeni olarak kullanılan bir hükmün TVK’ya yeniden ithal edildiğini görüyoruz.
Ancak, önceki düzenlemelerde (403 sayılı mülga TVK) ilgilinin yurt dışında olması nedeniyle soruşturma, kovuşturma veya hükmün infazının mümkün olmaması koşulu aranırken, KHK’daki düzenlemede ilgilinin yurt dışında olması nedeniyle kendisine ulaşılamaması (yani yakalanamaması, teslim olmaması vb.) bir kaybettirme nedeni olarak düzenlenmektedir.
Türk vatandaşlığının kaybettirilmesi hangi sonuçları doğurur?
Türk vatandaşlığının kaybettirilmesi kararları Resmî Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren hüküm ifade eder (TVK, m. 30(1)). Kaybettirme kararı niteliği itibariyle cezai nitelikte bir işlemdir. Ancak, sonuçları açısından diğer vatandaşlık kayıp hallerinden bir farkı yoktur. Türk vatandaşlığını kaybeden kişiler kayıp tarihinden itibaren yabancı statüsüne geçerler. Bu kişiler Türkiye’de bir yabancı olarak Türk yabancılar hukukunun kendilerine sağlamış olduğu hak ve yükümlülüklere tabi olurlar. Bu nedenle, kanunlarda yabancılara getirilmiş sınırlamalara (giriş, ikamet, çalışma gibi) tabiidirler, yabancılar için yasaklanmış (siyasi haklar gibi) hak ve özgürlüklerden yararlanamazlar. Sahip oldukları taşınmazlar ve sosyal güvenlik hakları açısından ilgililerin bireysel durumlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Haklarında kaybettirme kararı verilen kişilerin Türk vatandaşlığını yeniden kazanabilmeleri mümkündür. Kanun, vatandaşlığı kaybettirilmiş olan kişilerin tekrardan Türk vatandaşlığını kazanabilmelerini yeniden vatandaşlık kazanma olarak düzenlemiştir (TVK, m. 14). Bu durumda olan kişiler, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak ve Türkiye’de üç yıl ikamet etmek koşulu ile Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığını yeniden kazanabilirler (TVK, m. 14).
 
Türk vatandaşlığını kaybettirilen birinin eş ve çocuklarının durumu
Kaybettirme kararları cezai nitelikte olduğu için sonuçları şahsidir. İlgili kişinin eş ve çocuklarına hiçbir şekilde tesir etmez. TVK, m. 30 (2). Türk vatandaşlığına sahip olan eş ve çocuklar Türk vatandaşı olarak kalmaya devam ederler.
Vatandaşlığın kaybettirilmesi kararlarına karşı yargı yolu açık olup (Anayasa m. 66(5)) karar merci Bakanlar Kurulu olduğundan Danıştay’da iptal davası açılabilir (Danıştay Kanunu, m. 24). İdari yargı mercileri genelde devletin egemenlik hakkına ve idarenin takdir yetkisine sahip olduğu gerekçesiyle talebin reddi yönünde karar verebilir. İlgilinin yabancı ülkede olduğunun öğrenilmesinin somut delile dayanmadığı ya da hukuki dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle iptali istenebilir. Ayrıca, Anayasanın 66. Maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine dayanarak kaybettirme kararlarının iptali istenebilir. “Vatandaşlık kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir” (m. 66(3)). Özellikle KHK ile getirilen kaybettirme nedeninin geçmişe etkili olacak şekilde KHK’dan önce yapıldığı ileri sürülen eylemlere tatbik edilemeyeceği itirazı ileri sürülebilir.
Uluslararası hukuk açısından vatandaşlığın kaybettirilmesi
Böyle bir düzenleme başta Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi olmak üzere vatandaşlıkla ilgili temel uluslararası hukuk ilkelerine tamamen aykırıdır. Ayrıca, kaybettirme kararının verilmesinde ilgilinin yabancı ülkede olduğunun ‘öğrenilmesi’nde nasıl bir delil kriteri aranacağı belli değildir. İlgilinin yabancı ülkede olduğunun öğrenilmesinin; ülkeden çıkış kayıtlarına göre mi, resmi belgelere dayanılarak mı, yoksa sadece istihbari ya da kulaktan duyma bilgilerle mi olacağı belirsizdir. Hatta ülke içinde olduğu halde kendisine ‘ulaşılamadığı’ (yani yakalanamadığı ya da teslim olmadığı) için yabancı ülkede olduğu varsayımı ile vatandaşlığı kaybettirilen kişilerin olması mümkündür. Bu durum Türkiye’yi vatandaşlarının vatandaşlık hakkını keyfi olarak ortadan kaldıran bir ülke konumuna getirecektir.
Bu şekilde Türk vatandaşlığını kaybetmiş olup herhangi bir ülkenin vatandaşlığına sahip olmayanlar vatansız konuma düşerler. Bulundukları ülkenin iç hukuk düzenlemelerine ve uluslararası antlaşma taahhütlerine göre değişen ölçülerde hak ve özgürlüklerden yararlanırlar.
Vatansızlık konusunda Vatansızlık Hallerinin Azaltılmasına ilişkin Sözleşme (1961), Vatansızların Hukuki Statüsüne ilişkin Sözleşme (1954) gibi düzenlemeler bulunmaktadır. Bulunulan her ülke hukuku açısından vatansızların hukuki statüsünün, başvurulacak mercilerin, yapılacak işlemlerin ve vatansızlık statüsünden kaynaklanan hakların (vatansız kişi belgesi, seyahat belgesi, ikamet ve çalışma hakları) ayrıca ele alınması gerekir. Vatandaşlığın kaybettirilmesi kararlarının olası iltica ve göç hukuku talepleri açısından ilgililere ek kolaylık sağlaması ya da durumlarını izahta ilave delil oluşturması söz konusu olabilir.
Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi