Çok kültürlülük mü, mozaik mi, sosyal uyum mu!

Çok kültürlülük mü, mozaik mi, sosyal uyum mu!

2006 yılından beri Kanada Başbakanı Stephan Harper’ın izlediği model ‘diversity’, çok çeşitlilik değildir; ‘social cohession’, yani sosyal uyumdur. İkisi arasında ne fark var? Devletin epey zorlama sosyal mühendisliği sırıtmaya başladı; Kanada kimliğine uyum gösteremeyenlere çaktırmadan devlet kontrolü ve baskısı artık kendisini çok belli ediyor. Kuzey Amerika Budizm’i ve Hinduizmin ortaya koyduğu derin tepkiyi incelersek, Kuzey Amerika İslam’ı modelinden ne bekleniyor belki anlarız. Neden Müslümanlar tek ve ortak bir ses çıkartamıyor? IŞİD “neofundemantalizm”ine sempati ile bakan müslümanlar kimlerdir? IŞİD, çok kültürlülüğü yok ederken, mozaik kalmıyor.

Serbest bırakılan din, mezhep, kültür ve kültler, ruhsal markette var olabilmek için günlük pratik yaşamın ihtiyaçlarına cevap veren yeni modeller sunuyorlar. Mesela Pentecostalizm hareketi, dünyada Vatikan’a, bir Papa ve merkeze bağlı olmadan hızla büyüyen Hıristiyan kiliseleridir. Katolik ve Protestan versiyonları var, çoğu Latin Amerika, Asya ve Afrika ülkelerinde 250 milyon takipçiye ulaştılar. Karizmatik liderler bu kiliselerde lokal ve doğal olarak ortaya çıkıyor; Vatikan’ı takmıyor ve kendi kilise kongresini kuracak sayıya ulaşıyorlar. Doğrusunu isterseniz, Kongre modeli İslam dini ve çok çeşitli müslüman kültürleri açısından pratikte çalışmıyor. Kanada’da Yahudiler tek bir ses geliştirip Kongre sisteminde tek güç olurken, Müslümanların her biri ayrı bir telden çalıyor, kimse kimseyi takmıyor. Müslüman olmuş beyaz Kanadalı aydınların önderlik yaptığı Kongre politik kurumları pek işlemiyor, temsil kabiliyetleri çok zayıf.

3. Dünya ülkelerinden ABD ve Kanada’ya gelen milletlerin özgür diyaspora kültüründe ülkelerindeki yaşamlarına göre daha fazla dindarlaştığı bir gerçektir. Yeni atmosferde, Amerikan Budizm’i kültü oluşturdular. 1981 ile 2011 arasında ABD’de 800 bin orta direk ve elit sınıfa mensup Anglo Sakson beyaz Amerikalı Budist oldu. ABD’de 2012 rakamlarına göre, 367 merkezde Tibet’in sürgündeki karizmatik Budist lideri Dalai Lama’nın dini öğretileri anlatılıyor. Ancak Budizm’i bilimsel biçimde Davranış Bilişçi Farkındalık terapi yöntemi ‘Mindfulness-Based Stress Reduction’ (MBSR) olarak pazarlayan Japon Kabad Zenn, son 30 yıldır geliştirdiği laik modelle Budizm’i din olmaktan çıkartıp kültür olarak kabul ettirdi. Tıp ve Psikoloji dünyası bir dinin içinden çıkan Farkındalık (Mindfulness) metotunu laikleştirerek popüler kült olarak geniş kitlelere yaydı. Waterloo Üniversitesi’nin Sosyoloji profesörü Jeff Wilson’ın son kitabı ‘Mindful America: The Mutual Influence of Meditation and American Culture’, Amerikan Budizm’inin din olmadığı, ‘Farkındalık Terapi’ ile kültür olduğu sonucuna varmış. Budist olan beyaz Amerikalıların aslında Hıristiyanlığı da bırakmadığını savunuyor. Wilson ile bu konuyu 3 saat tartıştım; Kuzey Amerika’da herşeyin laiklik anlayışına zorla ve bilimsel kisvede uyum sağlatılması ve piyasada tüketilecek bir ürün haline getirilmesinin dinin ruhu, özü, esası ve gerçek pratik anlayışı ile çeliştiğini savundum. Wilson’a bakış açısının oryantalist bir önyargı olduğunu yüzüne söylemek istemedim. Çünkü Wilson, tarafsız, dini olmayan bir bilimsellikle araştırma yaptığı ve objektif gözlemler sunduğu konusunda ısrarcıydı. Sosyal Çalışanlar ve Sosyal Work alanı akademisyenleri için objektif insan ve tek doğru yoktur demekle yetindim. Wilson, diyaspora Budizm’inin ana vatanındaki Pali kutsal kitabı ve koyu dindarlığa dayalı Budizmi etkileyeceğini umuyor. Sosyal uyum bir potada eritmeye dönerse üstünlük taslanır.

Öte yandan 1998 ve 2004 arası iktidarda kalan Hindistan’da aşırı devletci Hindutva Hareketi partisi BJP, 2014’de “Hinduizm tek dünya dini olacak, Müslümanları, Hıristiyanları ve laikleri kovacağız. Dışarıdan geldiler” dedi ve geri döndü. Hindistan’a Hıristiyanlık Nestura tarikatı, Havari Thomas Philip ile girdi, yani 2000 yıllık. Büyük Komutan Kaka ile Hindistan’ı feth eden Müslümanlarda en az 1300 yıllık. Militan Hindu milliyetçiliğini hortlatan Hindutva Hareketi ve partisi, ‘madem nüfusun çoğunluğu bize ait, ötekileri düşman yapar ve iktidarda kalırız’ düşüncesinde. Oy vermeyenler öteki, yani düşman oluyor. Hinduizm’in evrensel ve hoşgörülü olduğunu savunan Hindutva ve BJP, kendiyle çelişiyor. Evrensel hegemonik güç, en azından diyasporadaki Hinduları yönetmek için bir sistem kurdu. Hindutva, Hindistan’da her türlü kötülük için Müslümanları ve eski Batılı kolonicileri suçluyor. Hindutva’nın çakma ulus devlet merkezli Hinduizm eski Vesfelya düzeni, laiklik yerine ‘İndik’, aşırı Hindu milliyetçisi, faşist bir ulus dini çakıyor. BJP’nin sunduğu devlet dini Hinduizm ile popüler pratik yaşayan Hindu kültü, kültürü veya bireysel dini yaşam savaşıyor. BJP, Müslüman Hıristiyan ve laikleri düşman ilan ederek büyüdü. Tüm dinlere laiklikle eşit statü veren Gandi ve Neru’yu ihanetle suçluyor. BJP, Müslümanların olmadığı bir Hindu milleti ve Hinduizm dini icat edince zulümler arttı. Oysa Gandi, Neru ve Neru’nun kızı İndira Gandi, Müslümanları baştacı etmiş ve bugün 150 milyona yaklaşan Hintli Müslümanları korumuşlardı. Hindutva Hareketi, diaspora Hintlilerini aşırı politize etti, FHA, VHPA, AHAD, HİCAD ve GHEN networkü ile diasporayı aşırı Hindu milliyetçisi yaptılar. Hindistan laiklik modeli, Türk ‘despot laikizm’ modeli gibi çatırdıyor.

younanTürkiye başta olmak üzere Ortadoğu’da benzer gelişmeler yaşanıyor, sanki bir herc ü merc, 3. dünya savaşı yaşanmadan çoğunluğun kafasına Hitlervari çılgınlıklar dank etmeyecek! Lutheran World Başkanı Filistinli Münib Younan, 22 Ekim’de Kitchener’da CIGI’de Swis Mundi Global Vatandaş ödülünü alırken tarihi bir konuşma yaptı. Younan, Türkiye hayranı biriydi, Ürdün’de yaşıyor. Younan, konuşmasında, ‘tüm sorunlar ve cahillikler eğitimle ancak çözülebilir’ dedi, bu nedenle Fethullah Gülen Hocaefendi’yi çok takdir ettiğini vurguladı. Younan, adalet ve barış için dua çağrısı yaptı ve ilginç bir noktaya dikkati çekti: “Dünyayı kana bulamak isteyenlerin IŞİD’e silah verecek paraları var, ama Afrika’yı saran Ebola hastalığıyla mücadele için ilaca ayıracak paraları yok.” Çok kültürlülük, Allah’ın bir kanunu, bunu bozanlar Müslüman olamaz.

Younan’ı “Filistinli ve İsrailli hepimiz aynı Allah’a inanıyoruz, ama kardeşlerini ve komşularını öldürenin Allah’ı yoktur ki” derken çok samimi buldum. Younan’ın mert duruşu sağlam: “IŞİD zalimleri Ortadoğu’da çok kültürlü, çok dinli yaşamı, asırların kardeşliğini katlediyor” diyor. Younan, IŞİD’in Müslüman, Hıristiyan, Yezidi, Türkmen, Kürt, Marudi demeden, kendisi gibi düşünmeyen herkesi ötekileştirerek öldürdüğüne dikkati çekiyor. 2000 yıldır aynı topraklarda yaşayan etnik milletleri fitne ateşinde yakan IŞİD’in arkasında olanların kötü niyetli siyasetçi oldukları çok açık! Filistin’de Hıristiyan nüfusu yüzde iki kalmış. Başta Ürdün olmak üzere diasporada yaşayan Filistinlilerin yüzde 10’u Hıristiyan. Çoğu Şili ve Peru’da yaşıyor. Younan şöyle konuştu: “Başbakan iken Erdoğan 2 yıl önce beni çağırdı, kendisine Gazze meselesini anlattım, biz Filistin’a aitiz dedim, hala çok yanlışlar yapıyor. Müslüman Filistinliler ne talep ediyorsa bizde onu istiyoruz. Eşit haklar, yani adalet istiyoruz; ayrımcılık istemiyoruz. Hem Allah’ı sev hem de komşunu yok et, kin ve düşmanlık yap olmaz.” “Çok kültürlülüğü öldüren IŞİD’le Erdoğan, “Yeni Osmanlı”yı kurma havasıyla tuzağa düştü” derken Younan çok üzüntülüydü ve din adamları politikaya karışıyor diyenlere de ilginç bir hatırlatmada bulundu: “Peygamberlerin görevi ölümden korkmadan cesur biçimde zalim idarecileri zulümlerinden, adaletsizlik. hukuksuzluk ve eşitsiz muameleden dolayı uyarmaktır. Peygambarene görevi yapmak bugün onun varislerine düşer, bu politika yapmak değildir, barış ve huzur için hakkı söylemektir.” Younan’la özel konuştuktan sonra sadece Türkmen ve Kürtleri değil Müslüman ve Hıristiyan Arapları da Erdoğan yüzünden tamamen kaybettiğimizi anladım. İslam, IŞİD değildir.

Canadatürk, 01.11.2014

faruklogo

Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi