“Muz Cumhuriyeti”nde rüyalar “Yeşil”lendi!

“Muz Cumhuriyeti”nde rüyalar “Yeşil”lendi!

Dershaneler, Ocak 2015’den kayıtlara başlar, zaten yüzde 78’i kapanmadı. Dönüşüm ayağına AKP’li belediyelere çalışan ve ücretli servise başlayan AKP’li dershaneciler yüzde 22 oranında, elbette rant peşindeler! Gerisi hikayedir. AYM Başkanı Haşim Kılıç, dershanecilerden birine yakınmış, dershane kararımızı verdik ama ailelerimizin can güvenliği yok, bunu uygun bir atmosfer oluşmadan açıklayamıyoruz.

Edindiğim bu “TOP SECRET” bilgiye göre, AYM, dershanelerin kapatılmasını eğitim ve girişim hürriyetine aykırı bulup çoktan ret etmiş, ama Tiran’ın mafyoz ekipleri ailelerini tehdit ediyormuş. Fuat Avni, meğerse haklıymış. Tiran, AYM Başkanı Haşim Kılıç ve 12 AYM üyesini yakın markaja aldırmış. Güç zehirlenmesi, işte böyle bir şey! Ülkemizde AYM Başkanı Haşim Kılıç ve 12 AYM üyesinin, ailelerinin bile can güvenliği kalmamışsa, sıradan vatandaş mahkeme kapısında nasıl hakkını arayacak? Tiran’ın özel timleri AYM üyelerine şantaj yapıyor ve bunu araştıracak polis, savcı ve hakimler korkuyorlarsa, bu ülkenin adına demokrasi denmez, Despot Muz Cumhuriyeti denir. Rüyalarla amel edilmez, ancak bunu aktarmalıyım.

Bir arkadaşım evvelsi gün akşam Tiran ile AYM, Haşim Kılıç arasında geçen bir rüyasını aktarmıştı, rüya şöyleydi:

“Rüyamda Anayasa Mahkemesinin bahçesinde ağaç ve yeşillikler arasında buluyorum kendimi. Haşim Kılıç bey bahçede yürüyor. Bir anda RTE Haşim beyin yanına geliyor, konuşmaya başlıyorlar. RTE Haşim beyi konuşmalarıyla sıkıştırıyor ve tehdit ediyor. O anda Haşim bey dışarıdan güvenliği davet etmek için hareketlendiğinde, devreye giriyorum ve Haşim bey dışarıdan kimseyi çağırmayın davet etmeyin, dışarıdan gelenler sizi götürecekler, sizi kapıları kapattırın ve kimseyi içeri aldırmayın diyorum.(Bu tavsiye bana söylettiriliyor, dışarıdan davet edilip gelecekler aslında RTE nin adamları ve RTE nin planı dahilinde olduğu bana hissettiriliyor). Haşim bey hemen kapıların kapatılmasını ve içeri kimsenin alınmamasını istiyor. Ve o anda RTE kaçmaya başlıyor, fakat dışarıyada çıkamıyor. AYM binalarına doğru giderken Haşim bey le birlikte onu yakalamaya çalışırken uyandırılıyorum. Çünkü, Sabah namazı ve Rabbimle buluşma zamanı gelmişti.”

Ertesi sabah sadık rüyası aynen gerçek oldu. Anayasa Mahkemesi, makul şüpheli yasasının esastan görüşülmesine karar verdi. İptal edeceği kesin bence. Bu da geçerse zaten, Hitler kazanır ve ülkemiz kaybeder dedim. Rüyayı şöyle yorumladım: Tiran’ın AYM ve Haşim Kılıç’ı kumpasa aldığı oyun, kendi başında patlar inşallah. Kafese sokmak istediği AYM, Tiran’a kafesin ne olduğunu gösterecektir.

Torba kanunla getirilen hakimlerin atanmasına ilişkin bazı hükümler, yargıçların “güvenlik teminatına” ve “hukuk devleti ilkesine” aykırıdır. Bireysel özgürlüğü sıfırlayan yasada teknik araçlarla izlenme de iktidara yönelik her türlü eylemin susturulmasına dönük genişletilmişti. Makul şüpheli yasasıyla, iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması da iktidarın hükümete yönelik her türlü eylemde mümkün hale getirilmişti. Tiran’ın makul şüpheli bahanesiyle siyasi rakiplerinin taşınmazlarına, hak ve alacaklarına kolaylıkla müsadere el koyma fırsatı getirilmişti.

YEŞİL’İN ADRESİNİ VERİYORUM

Bu savcılığa bir ihbardır, makul şüpheli arıyorsanız, meşhur Yeşil’in açık adresini veriyorum. Hodri meydan! Haydi devlet adına suç işlediği varsayılan suçu sabit birini yakalayın.

Kurtlar Vadisi Pusu, Mahmut Yıldırım, yani Yeşil’i Kara adıyla öldürdü. Aslında Yeşil bakın nerede ve nasıl yaşıyor. Bir okuyucum şunları aktardı: Yeşil Muğla’ya bağlı Datça ilçesi Palamutbükü beldesinde ikamet eder.Günü sabah;11,00-12,00 arası kahvaltı ardından sahilde yürüyüş yapar. Yeşil, daha sonra özel teknesi ile denize açılır, günü balık avlama ile geçer, Genelde rutin işleridir. Emekli olmuştur, başka işi yoktur. Yeşil’in kardeşleri Datça ilçesinde Yapı market işi ve inşaat işleri ile uğraşır. Datça’da 3.ncü şahıslar üzerinden epey mülkleri vardır. Yeşil’in dostu üzerine alınmış pek çok gayri menkulü datça girişinde ise spor kompleksi bulunmaktadır. Geçim sorunu yoktur, rahattır. Gidin araştırın. Jandarma’ya dikkat, çünkü yakınlarına bile yaklaştırmazlar. Sanatçılar sitesindedir evi…Emel Sayın’ın evine çok yakındır. Okuyucum Yeşil’in bulunmak istenmediğinden emin:Tapası yiyen varsa gider, araştırır, doğruluğunu kanıtlar… Kimsenin doğrularla işi yok mu?

Hükümet, 1993 ile 2001 tarihi arasında işlenmiş 17 bin 500 faili meçhul cinayeti cemaatın üstüne atacağına, Yeşil’e ve JİTEMcilere sorsun. Mafya ve derin devlet ilişkileri ile ilgili 5 kitap yazdım. http://academia.edu  sitesinden ücretsiz olarak 24 kitabımı indirebilirsiniz. Gazeteci Cüneyit Özdemir’e aynen katılıyorum, bir ülkede hukuk ortadan kalkıyorsa mafya ve derin devletin kirli işleri, talan, gasp yükseliyordur. Ekrem Dumanlı, ‘medya özgürlüğüne sahip çıkın’ çağrısı yaptı. Devlet mafyalaşıyor, tehlikenin farkında mısınız? http://www.zaman.com.tr/gundem_ekrem-dumanlidan-medya-ozgurlugune-sahip-cikin-cagrisi_2266864.html …

Gazeteci Ahmet Hakan, CNN Türk’te canlı yayında isyan etti: 28 Şubatcılar Gülen’i tek kişilik silahlı örgüt lideri yaptı, 8 yıl sonra beraat etmedi mi? Bu saçmalığa neden toplum olarak saçma diyemiyoruz. Bir Zaytung twit ironisi bu rezaleti güzel özetliyor: “Cemaat’in silahlı terör örgütü olarak suçlanmasına en büyük tepki Kandil’den geldi: Bu özelliğimizi bizden çalıp Cemaat’e veren şerefsizdir”

Demokrasi yanlısı aydınlar ‘Demorasiye Darbe’ başlıklı ilan verdi. Hükümeti destekleyen demokrasi karşıtları’nın ilan vereceğini zaten Fuat Avni noktası virgülüne kadar önceden bildirmişti.“Yeni Türkiye yolunda yeni şeyler söylemek lazım” diye ilan veren “Millî İrade Platformu,” bunu hukuksuzluklara alkış tutarak mı yapacakmış?

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin son sohbetinde, makam sevdası, zevke düşkünlük, rahat yaşama arzusu, lüks tutkusu hastalıkları sebebiyle esarete düşmüş amel ve akide mürtedleri var ifadelerini kullandı. Latif Erdoğan, Ahmet Keleş, Kemalettin Özdemir, Hüseyin Gülerce ve Mehmet Arslan’lara isim vermeden değindi. Gülen’in özür şartı çok yerindeydi: Yalanları, iftiraları, intikam duygularını, hırsızlıklarını, haramîliklerinı itiraf ederler ve ‘Biz milletten özür diliyoruz!’ derlerse şayet kabul ederiz. Milletten özür dilerlerse şayet bir yönüyle günah işlemiş bir insanın tevbe etmesi gibidir, Allah onu kabul eder, biz de kabul ederiz. Yoksa onlardan özür dilemek, onlar gibi olmak demektir. Öyle olmaktansa ölmek daha iyidir. Çünkü ölüm hakiki mü’min için şeb-i arûstur. Yani Gülen, çok sağlam ve mert duruyor, geri adım atmaya hiç niyetli değil. Gülen’den aldatan ve aldatılara verilen mesajlarda “Bir villaya safınıza geçenler, iki villayı görünce size de yüz çevirirler!” ifadesi adresini buldu.

Gazeteci Tuncay Opçin, bir kaç twitinde belirtti; “İstanbul’da görev yapan ve Karun kadar zengin olan polis müdürleri vardı. Bu kısır döngü, 2000’lerde kırıldı. Yurt-Anadolu Atayün kardeşler, Yakup Saygılı, Nazmi Ardıç, Recep Güven. Bu isimler cemaatçi ise, Türkiye cemaate sadece teşekkür etmeli.” Türkiye tarihi, Yakup Saygılı kadar dürüst ve başarılı bir polis görmedi desek abartmış olmayız. Sorun polislerin ideolojisi ve aidiyeti değildir. Gazeteci ve akademisyen Osman Özsoy, durumu özetleyen bir yazı yazdı, ve” rüşvet ve yolsuzluğun boyutları ortaya çıkartılanın binde biri bile değil ve adres hep Tiran’ı gösteriyor.” Vurgusu yaptı. Doğrusu budur.

Saldıray Berk ve CHP milletvekili İlhan Cihaner’in ortak kumpası olan Erzincan dosyası, Ergenekonla birleştikten sonra olanlar oldu. O günün HSYK tarafından engellenen dosyada neler vardı? Hükümet kanadı kurusıkı tabancayla düelloya çıkan kovboy gibi. Sıkıyor çok da gürültü çıkarıyor ama kimseyi vuramıyor. Tahşiyeciler dosyası tam bir kurusıkıdır. El Kaide-Tahşiye Örgütü MİT’in mi? MİTci yazarlar neden bir terör örgütünü savunuyor? Küçük Cemler, Fatih Tezcanlar, ROK’lar salak mıdır? Tahşiyeciler operasyonunda bir takım MİT’in elemanlarının da yakalandığını belirten Emre Uslu, medyadaki MİT’çilerdeki vozurtunun nedeni bu mu? diye sordu. Kesinlikle bir Özel harp operasyonu ile karşı karşıyayız. İnkar eden yalan söylüyordur.

Öte yandan ABD’li güvenlik birimi, Türkiye’ye “IŞİD videoları konusunda yasal bir işlem yaptınız mı” diye sormuş, AKP parti devleti yetkilileri cevap verememişler. Çünkü suçlular Tiran’ın adamlarıdır! IŞİD’e katılma çağrılarının yapıldığı videoların linkleri, isimleri ve kimler tarafından yüklenildiğine yönelik bilgiler varmış; bu skandal er geç patlayacaktır. Sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanan IŞİD propagandası içeren ve gençlere çağrıda bulunan videoları yükleyenler foyalarını ortaya çıkarır. Ülkemizi de rezil eder.

İşin ucu derin yerlere gittiğinden hesap vermemek için her yol denenirken, hukuk askıya alınıyor, medya susturuluyor. Ayakkabı kutuları ve kasalarla el konulan haram para, faiziyle bir yıl sonra teslim edilince Türkçe’yle izah edilemiyor. Osmanlıca mı söylüyelim yani! Zaman Genel yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın mahkemedeki 2 dakika 48 saniyelik görüntüsü, algı operasyonunu zaten tümden sildi, aldı götürdü. Gerisi hikaye kaldı, çürük çarık davaları çöktü.

faruk3

Clip to Evernote

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi