Nietzche, Hitler ve Tiran

Nietzche, Hitler ve Tiran

Hitler ve Tiran arasındaki benzerlikler artıyor. Hitler, ‘tek ırk, tek devlet, tek lider’ zihniyetini Alman toplumuna nasıl kabul ettirdi? Elbette Frederick Neitzche’yi kullanarak. Üstün ırkcı Hitler, sadece Yahudileri değil, kısa boylu cüce Almanları, aşırı şişman obezleri, çok koyu tenli olanları, Çingeneleri, sakatları, akıl hastalarını ve Homoseksüelleri de katletti. Ve bunu topluma Alman düşünür Neitzche’nin emri gibi sundu. Hitler, ‘Müslüman Tiran’ gibi adım adım yükselirken önce toplumun güvenini kazandı, sosyal projeleri sosyalistce adildi,  aama kurduğu ittifakları sürekli değiştirdi, ordu ve kralı mükemmel kandırdı. Kime nerede şeker, nerede sopa vereceğini çok iyi biliyordu.

Hitler’in arayışında olduğu üstün ırk; kökünde ırka dayalı, kafatasçı olmasının yanısıra özünde kan bağına dayalı fiziksel bir üstünlüke dayanıyordu. Tam bir ırkcı saçmalık ve ayrımcılıktı. Peki, Hitler’e neden onca saygın Alman düşünür karşı çıkmadı veya engel olamadı? Nietzsche’nin ‘üstinsan’ teorisini Hitler kullanırken, Alman toplumu hipnotizma mı olmuştu, neden beyinleri uyuşmuştu?

Nietzsche 1844-1900 arasında yaşamış bir filozoftu, yani henüz ortada Hitler yoktu. Tiran, insan olsaydı, üstün insanları yetiştirecek, asmayacak, kesmeyecekti. Bu nedenle Nietzche ve Hitleri birbirine benzeten zırcahildir, “İnsanca, Pek İnsanca” kitabında dediği gibi buna ‘HOMEROS GÜLÜŞÜ! ile gülmek gerekir. Nietzsche’nin istediği insanı ayakta tutan, ona değerini kazandıran, geleceğe yön veren, hedef koyan önemli kişilerin ortaya çıkmasıydı. Nietzche’nin üstinsanı, tasavvuftaki insan-ı kamil’dir. Gülen Hocaefendi gibi aydın, kamil insanları asarsak, bir Tiran gelir topluma lider olur ve mutlak iktidarında güç zehirlenmesi yaşanır,  hukuku ve özgürlüğü ortadan kaldırır.

Hitler çok pragmatist, çıkarcı idi, siyaset için suistimal etmediği Alman kutsal değeri kalmadı. Nietzche’nin üstinsan’ı bunlardan biriydi! Bizim Tiran’a model olarak Hitler’in seçilmesi tesadüf değildir. Aristo mantığıyla, “Tecavüz suçunu işleyenlerin önemli çoğunluğu erkektir, Öyleyse bütün erkekler potansiyel tecavüzcüdür” diyemeyiz. Kimse Einstein’ı atomu parçaladı diye faşistlikle suçlayamaz. Nerden bilsin, ABD, Atom bombasıyla Hiroşima ve Nagazaki’de 500.000 insan katledecek ve bunun adına barış misyonu diyecek! Üstad Said Nursi Hazretleri de ormanı yakabilir diye kibrit yasaklanamaz, adam öldürüebilir diye bıçak kullanımına son verilemez diyordu. Hitler ve Tiran, Nietzche’yi tepe tepe kullanıyorsa, suç sadece Tiran’ın değildir.

Hitler politik yalancılıkt bir hatip ve söz ustadıydı. Her seçimi harp olarak algılar,, hile yapmayı ve kara propagandayı legal, en doğal hakkı veya Müslüman Tiranca desek ‘caiz’ görürdü. Oysa “Bütün genellemeler yanlıştır, bu da dahil” der Nietzsche ve bireysel suça dikkati çeker. Toplumsal aynı suç işlenmeye başlayınca toplumsal bir belanın toplumun balına sarılması kaçınılmazdır. Mesela herkes çapına göre hırsızlık yapıyorsa ve kimse kimseyi düzzeltmiyorsa, sizi gelir bir Hırsız ve zalim bir Tiran yönetir.

Nietzsche Deccal (der Antichrist) kitabında bir kavmin komple üstün insanlardan oluşabileceğini savundu, ancak bununla ahlaksız insanları kast etmemiş, kendini aşmış ahlaklı insanlardan oluşacak bir toplumun hayalini kurmuştu. Hitler, üstüninan tanımını değiştirdi, Kavgam kitabına üstün ırk olarak aldı.

Nietzsche, Güç İstenci teorisinde, Platon, Pascal, Spinoza ve Goethe’den bahseder ve kan bağına dayalı üstünlüğü açıkca ret eder, kaliteli insan faktörü çok önemlidir! Hitler gibi ırkçı değildi Nietzsche. İlginç soru sorular sorardı: Maymun insan için nedir? Bunlardan biri. Cevabını verir: Bir kahkaha veya acı veren bir utanç. Üstinsan için sıradan insanların davaınış biçimi böyledir: Bir kahkaha veya acı veren bir utanç..

Üstinsan deyimi Nietzsche’nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabında bolca geçer. bir Süpermen ya da Batman değildir üstinsan aslında, insan ile ‘maymun’ arasında veya ayarında birisidir. Yani maymunluktaan çıkıp insan olmalıdır. Sufilerde aynı görüşü savunur. Alvarlı İmamının en güzel duası ve sözüdür: Allah’ım bizi insan eyle! Çünkü insanların çoğu hayvandır, insan olabilmesi için ahlaki değerlere ve nefis terbiyesine ihtiyacı vardır.

Nietzsche, “insanca pek insanca” adlı kitabında, insanın belli ülküler/amaçlar peşinde hayatını harcamasını “pek insanca” buluyordu. Nietsche’nin üstinsan’ı, bir metafizik değeri, imgeyi, ahlaki/insani/doğal yada dogmatik kavramı tabulaştırmadı ve putlaştırmak istemedi.Nietzsche, insandaki müthiş potaansiyle dikkati çekmek istemiştir. Ona göre insanda Budizm’de “nirvanaya ermek”, tasavvufta “Allah’ın ilahi nuruna ermek” Alevilikteki “ceme karşı duyulan aşk” aynı konseptedir.

Nietzsche ne ırkçıdır, ne üstün sarışın yırtıcı ve soylu hayvanla Alman ırkının üstünlüğünden bahsetmişti; insanlara hayvanlaşmayın demek istemişti. Eğer Nietzche, Ateist olmayıp, Müslüman olsaydı. Müslümanlar tarafından sevilir, ”Üstinsan” görüşü de tüm Müslümanlarca benimsenirdi.. Nietzche’nin ‘Otoriter Devlette Tiranlık’, ‘Militar Totaliterizm’ ve ‘Tek Lider Egoizmi’ teorilerine bakarsanız, Bizim Tiran’I ve Hitler’i net görürsünüz!

Hitler, konuşmalarında Nietzsche’den alıntılar yapardı; cepheye gönderdiği askerlere onun “Böyle buyurdu Zerdüşt” adlı kitabını dağıtır ve okumalarını sağlardı. Acaba neden? Lidere kayıtsız şartsız mutlak itaat, liderin mutlaka bir bildiği vardır, hikmeti hükümet beyin yıkaması yapıyordu. Zerdüşt’te bir maneviyat vardı, şeytana karşı savaşı kazanıyordu. Hitler, hiç bir zaman kendini şeytan olarak görmedi, hep siyasi rakip ve düşmanlarını şeytanlaştırdı.

Nietzsche “ahlakın soy kütüğü” yapıtında aöıkca savunurr ki, soyluluk kan bağından gelmez, sağlıklı bir fizyolojiden yaşam enerjisiyle donanmaktan kaynaklanır. Bu teori, aslında Orta Çağ’ın soyluluk esasına dayalı derebeylik sistemine bir başkaldırı idi. Almanlar tarih boyu kontlar, dükalar, lordlar, asil soylular ve derebeylerinden çok çekti. Federal Almanya’yı tek bir çatı altında toplayacak bilinç kana dayalı soyluluk olamazdı. Nietzsche şöyle dedi: “Sizin kökeniniz, nereden geldiğiniz önemli değil. Bundan sonra onurunuzu oluşturan, tersine nereye gittiğiniz esastır”. Çalışkan ve disiplinli Alman toplumunun sürekli patinaj yapmasını içine sindiremiyordu ve buna en büyük engelleri ayrımcılık, eşitsizlik ve adaletsizlik olarak belirledi.

Nietzche’ye göre her bireyin bir (übermensch) değeri vardır, oysa Karl Marks’ın bireyi üretmez, bir sistem kölesidir. Nietzche, ,nsanın hayvan ile süper insan arasında bocaladığını gördü, Marks ise en baştan insanı hayvan kabul etti ve onu ekonomik bir makine halinde algıladı. Nietzsche’ye atfedilen çoğu faşistik görüşler, ablası Elizabeth’e aittir. Onunla cinsel ilişki yaşadığını mantıklı bulmuyorum, ahlaka önem veeren birine uygun düşmüyor. Nietzsche öldükten sonra ablası onu kendi faşizan görüşlerine alet etmiştir ve Hitler’in kullanmasına yardımcı olmuştur.

Nietzsche’nin eserlerinden Hitler, çok güçlü bir Nazi propagandası çıkardı, Alman ırkı üstünlüğüne dayalı Nazizim kurdu. Müslüman Tiran da bugün Hitleri aynen takip ediyor. Oysa Nietzsche, her dürüst, duru, ahlaklı, net bir biçimde yaşayan bağımsız bir insandır derdi. İyinin ve kötünün ötesinde soylu bir ruha sahipti. Hitler ve Tiran’ın mertliği, zoru ülkeden kaçana kadardır. Hitler’in ve eşi Eva’nın kendini yakarak öldürmesini onurlu bir feda olarak satanlara kızıyorum. Hayır, çok onursuz bir kaçıştır, yaptığı zulümler yargılandığında toplum onun suratına tükürmeli, hergün yeniden acılar içinde ölmeliydi.

“Biz arzulanana değil arzulamanın kendisine aşığızdır” dedi Nietzche. Babasının rahip oluşu gerçekten ilginçtir, bir Protestan olamadı..Nietzche’nin en büyük hatası İslam’ı da diğer dinler gibi dogmatik bir sosyal inşaat ve ideoloji olarak gördü, ‘Allah öldü’ diye ümidini kaybetti. Bu karamsarlık toplumun Hitler gibi bir pskopat, şizofren bir manyağı kurtarıcı sanmasına yol açtı. Nietzche’ye göre, tüm ideolojiler çöplüktür, kalbi değildir, çakmadır. Alman toplumu, önceleri Hitler’i kendi içinden sırdan bir halk sandı ve onun  bir er rütbesi ve uzatmalı astsubaylıktan generalliğe hızlı yükselişini önemsemedi.

Büyük dede Bush’un, Rockyfeller ve Rothchild ailesinin Müslüman Tiran’a olduğu gibi Hitler’e de sponsor olduğunu toplum asla öğrenemedi. Yahudilerin israil’e gitmesi gerekiyordu ve hiç birinin rahat içinde oldukları Avrupa’dan kımıldamaya niyeti yoktu. Belki de tarihin en büyük sırlarından biri budur. Hitler’i başa getiren Thule örgütünün ve Masonik Osmanlı Baronu Sebottendorf’un üstinsan karakteri, Tiran için Mehdi, Apo için Zerdüşt olarak belirlendi. Romantik biri olan Nietzsche’nin üstinsan modeli Zerdüşt karakteridir. PKK elebaşısı Öcalan’a bir kitap yazan Almanlar onu Zerdüşt yaptı ve 2012’de onun adına felsefi bir kitap daha yazıp propogandaya başladılar.

Aslında Nietzsche nihilist değil anti-nihilist bir kişilik. O boşluğu doldurmak için kendi değerlerini ve çözüm önerilerini paylaşmıştır. Nietzsche’nin ortaya attığı nihilizmin bir “ekole mahkum” bir olgu olmadığını hatırlatayım. Tiranlardan, Alman kraldan doğan bir umutsuzluk vardı, onu protesto ediyordu! Nietzhe postmodernite teorisinin ilk babasıdır. Ancak şunu anlayamadı, İslam bir ideoloji değildir. Nietzche, 20. Yüzyılda veya bugün yaşasa, ülkemizdeki, Siyasal İslamcıları görseydi halen İslam’ı siyasi ideoloji sanmaya devam ederdi. Gülen’i görse ve tanısaydı, sanmazdı!

Hitler’i kullanıp Almanya’yı insanlıktan çıkaran ve uçurumdan aşağıya atan zihniyetin talabeleri MİT’deki kara koyunlarımız ile yaşıyor. Ergenekon yapısını Göktürk’e çeviren Süfyanizm Komitesi Müslüman Hitler’i kafaladı, Tiran aşırı Türk ırkçıları ile Kürtleri vuruşturacaktır. Baron Rudolf Sebottendorf’un 2. dünya savaşı sonrası Gehlen ile kafa kafaya verip tüm NATO ülkelerinde Gladyoları ve elbette bizim Ergenekon’u nasıl kurduğunu daha önce yazmıştım.. Hitler’i başa getiren Thule örgütünün Ergenekon’u Hitlervari kurduğunu unutmayalım. Cermen romantisizmi ve Cermen paganizmini destekleyen Thule örgütü, bizde bunu Türklerin Şamanizmini yaymak olarak yansıttı. Karaoğlanlar, Atillalar, Tarkanlar, hatta tarihin en büyük kat,li Cengiz Han bile en büyük Türk kahraman yapılırken, Müslüman Türk Kahraman modelleri unutturuldu ve toplum hafızasından kazınmaya çalışıldı veya yanlış sunuldu.

Nietzche’nin üstinsan tanımı, nihilistik boşluğu dolduran değerler ve ahlaki niteliğine göre değişirdi. Hitler, bunu Alman toplumu için ‘Armanenschaft’ tanımı ile doldurdu. Hitler, susarak ve aptalca onu destekleyen insanlar sayesinde 50 milyon insanı katletmiş bir canavardır. Tiranlar cesareti halktan, buradan alır. Erdoğan, aşırı radikal bir ”Hitler-Goebbels” propaganda yöntemcisidir ve bu yolla kaç dönemdir seçimleri ezici bir üstünlükle götürüyor. Halkın iradesini kullandığını iddia ederken,aslında onu yöneten karanlık global güçlerin sözünden çıkmıyor.

”Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanması o kadar kolaylaşır” diyordu Goebbels. Hitler’in propaganda bakanı Goebbels diyordu ki: ” Yargı devlet hayatının efendisi olamaz, devlet politikasının hizmetkarı olmalıdır.” Goebbels Hitler’in çok zeki felsefe mezunu propaganda bakanıydı. Erdoğan’ın kara propaganda uzmanları, Kara Propaganda doktoralı Hakan Fidan, İranlı şair Sadi Şiraz doktoralı İbrahim Kalın ve Humeyni hayranı iflah olmaz İran nüfuz ajanı Beşir Atalaydır.

Bazılarının zannettiği gibi 17 Aralık 2013’den sonra yazmaya başlamış, geçmiştee tüm yanlışlara Hizmet’in çıkarı için susmuş bir gazeteci ve yazar, akademisyen değilim. Alman ve Amerikan Gladyoları arasında ülkemiz üzerinde yaşanan savaşı, 1 Mayıs 2011’de Canadatürk’te yazmıştım. http://canadaturk.ca/koseyazilari/farukarslan/7285-alman-ve-amerikan-gladyolarinin-savasi.html …

Neler mi yazmıştım? Alman BND’si nasıl çalışır? 1970 ile 2005 arası Almanya’da 42 bin 664 kişi, Alman derin devletine ajanlık, muhbirlik, köstebeklik yaptı! Ülkemizde ve gurbetçiler arasında kullandığı insan sayısı inanılmayacak kadaar yüksek boyutta. Gazeteciler zaten hiçbir zaman haber ele geçirmez, hep birileri tarafından avuçlarına konan servis haberlerle ‘süper gazetecilik’ yapar. Almanlar, doğu illerimize su arıtma tesisi, küçük barajlar bahanesiyle çok sayıda ajanını yerleştirdi. Çoğu Türkçe ve Kürtçeyi biliyor. Alman BND’nin kadın kullanma, zenginleştirme ve kasetli şantaj en fazla kullandıkları yöntemler de demiştim.5 bin kişilik bir kadrosu var. Alman BND’nin hedefledikleri Türk veya Kürtleri seçip, Alman sempatizanı, etki ajanı ve ücretli ajan yapma kategorileri bulunuyor.

Kimi sempatizan, kimi etki ajanı, kimi ise kadrolu ajan. En fazla milletvekili adayı devşiren BND, CIA ve Mossad demiş, hatta bazı isimlerde vermiştim. MİT’in kara koyunları bazı Özel Harpcilerin beyinlerini yıkadılar ve kendi halkını ve dinini dahi düşman görecek kodlarla robotlaştırdılar. Türk Kontragerillasını finanse eden Rockfeller, Özel Harp Dairesi ile özel ilişkiler geliştirdi. Üst düzey subaylarımızı eğittiler. Alman BND’nin Türkiye’de kullandıkları üst düzey üç nüfuz ajanına verdikleri kod lakap isimler “Baron”, “Kumarbaz” ve “Tilki”, demiştim!

Almanlar, uzun yıllardır telefonlarımızı dinliyor. Kimin ne gibi zafiyeti olduğunu, nasıl ele geçirilebileceğini biliyor, bunu 3 yıl önce net biçimde yazdım ve her yerde söyledim. 2 Haziran 2011’de 10 yıldır Diyarbakır merkez olmak üzere doğu illerimizde Mossad adına casusluk yapan bir İsrail vatandaşı yakalandı. Üzerinden Alman BND’nin kullandığı nüfuz ajaanların tam listesi çıktı, zaten Alman BND’nin nasıl elemanlarına para aktardığını da söyledi. Yakalanan Mossad ajanı, ana dili gibi Türkçe ve Kürtçe biliyordu. Sabaha kadar süren sorgu sonrası çözülmüştü. Anlattığı bilgiler bende bulunuyorsa, herhalde Genelkurmay, Hükümet ve MİT’de de vardır.

Büyük skandal şuydu: Nüfuz ajanları, hangi siyasiler,, gazeteci ve iş adamları satın alıyordu. Almanların akademide etkisi imrenilecek seviyedeydi. Tüm bunlar askeri istihbaratın eline geçmişti ama üzeri hükümet tarafından sessizce örtüldü! Veya sadece Alman BND’nin ortaya çıkardığı Deniz Feneri skandalının üstünün örtülmesi için şantaj olarak kullanıldı, AKP iktidarı kendi çıkarıından başka bir çıkarı üstün tutmuyordu. Asıl sorun da işte buydu, 4 bin yıllık devletçilik geleneğimize aykırı bir davranış sergileniyordu. Nüfuz ajanlarını suçlamayalım. “Hain”, “satılmış” diye aşağılamayalım. Yılllarca kendi vatandaşını ‘iç düşman’ gören Gladyo zihniyeti, az masum değildir. MİT, onları yabancı istihbaratların kucağına itti. Bir suçlu aranacaksa, Ergenekon’un ve sahiplerini önce bulalım ve cezalandıralım. Yazımı, Alman ve Amerikan Gladyosunun filleri ve piyonları çarpışırken altında ezilenleri kurtarmak vatandaşlık görevidir! diye bitirmiştim. Ben halen aynı çizgideyim, Ergenekoncu ve Balyozcuları Silivri’den çıkartan hangi şantajlara boyun eğdiyse, büyük bir sorumsuzluk içindedir.

Şimdi insaf ile söyleyin; Tayyip Hitler ve Goebbels’in aynı yöntemini radikal bir şekilde uygulamıyor mu? Tüm medyayı ele geçirmedi mi? Tüm medya Tayyip’in hoşuna giden haberler yapmıyor mu? İstisnalar dışında tüm köşe yazarları Tiran’a yalakalık üstü yazılar yazmıyor mu? Tiran, Goebbels’in her dediğini yapıyor: Alman halkının bütün haberleri öğrenmemesi ne iyi! Sahip olacağı kanaat hazır halde önüne konuyor. Tiran, Hitler’in Goebbels’i izliyor: İnsanlar gerçek olaylar ve durumlar hakkında açık seçik bir malumata sahip olursa, gevşer çökerler! Bizim Tiran, radikal bir pragmatist, radikal bir oportunist ve radikal bir makyavelisttir. Emri altında çalışan tüm ajanları kullanır!

İnsanlar Türkiye’ de etraflarına bakmadan konuşamaz hale gelmediler mi? Telefon da konuşmaya korkar olmadılar mı? Herkes korkmuyor mu? 1970’lerin hızlı Komünisti, 1990’ların hızlı Hacısı dayımla bayramda 2 dakika telefonda konuşamadık; seninle konuşanı fişliyorlar dedi! ”Düşünce özgürlüğü tüm kötülüklerin anasıdır”, ”Diktatör bisiklete binen adama benzer, durursa devrilir.” diyen Hitler, Tiran’ın modelidir.

Tiran, meydanlarda ve medya da metaforlar kullanır. Halka basit ve onların hoşlanacağı şeyler anlatır; hoşlanırlar ve asla unutmazlar. Hitler’in ”Büyük yalancılar, büyük sihirbazlardır.” sözü Tiran için önemli bir pusuladır. Tiran, Ak trolleri, Haram Havuz yandaş medya ile bugün sihirbazlık peşinde. Tüm tarihimiz boyu medya bu kadar yalan söylememişti.

”En iyi savunma hücumdur.” sözünün patenti de Hitler’e ait. Tiran huyu, Tayyip’in sürekli olarak karşıtlarına saldırmasının sebebi budur. Goebbels, bir büyük yalanı ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar der. Tiran, sayısız yalanlar söyledi. Nietzche’nin açtığı yolu takip eden bazı Frankfurt Okulu filozofları der: Çok yalan söyleyen kendi fikriymiş gibi benimsemeye başlar! Frankfurt ekolü sosyologları derki: Bir insana yalan bile olsa bir söylemi sürekli tekrarlarsanız ” o söylemin nereden geldiğini unutur!

Tiran’ın Hitler’in kullandığı kin nefret dilini kullanması da tesadüf değildir. Propaganda da coşkular amaçlanır, akıl sınırlı tutulur. Hitler’e uyan Tiran halka konuşurken aşırı entelektüel isteklerden kaçar. Kitlenin kavrayışı sınırlı, aklı, unutma yetenekleri küçüktür! Tiran, anekdotlar arasına sıkıştırdığı hikayelerle masal anlatır. Metaforlar değişime karşı insanda ki doğal direnci ” by-pass ” eder.

İki metafor örneği veriyorum ki, Tayyip bunları kullandı: Eşek alim olmaz su taşımakla tekkeye, İnsan adam olmaz gitmek ile Mekke’ye! Her gördüğün ata sakın deme binektir. Sırrını verme dostuna, bazıları gevşektir. Eşeğe altın semerde vursan; Eşek yine eşektir diyen Müslüman Tirandır. Halkın nabzını çok iyi tutar ve nabza göre şerbet verern usta bir yalancıdır.

Hitler usulü uyguladığı propaganda yöntemlerinden biriside yapay nedenlere dayalı korku salmaktır ki siyasi kara propaganda tekniğidir. Tiran spekülatif korkular salar, toplumun her kademesine içten içe yayılır ve bu korkulardan halkı koruyacak tek güç, parti devletidir! Tiran, Hitler’in ”Nefret, antipatiden daha süreklidir.” sözünü çok sevmiştir. ”Makyavelizm” den öte Tiran,”Mehdi Hitlerizm” ile yalan gemisini yürütüyor. Kitap okumaktan uzak, bir kitabı dahi bitirmeyen Tiran’a Hitler yöntemlerini kendisini iktidara getiren ”küresel güç odakları” veriyor.

Ne diyelim, Hitler’in Nietzche’yi nasıl suistimal edip kullanmasıyla söze başladım, Tiran’ın Hitler gibi ülkeyi uçuruma atacağı açıktır! Ülkemin aydın tarihçileri, sosyologları, filozofları, gazeteci ve yazarları, akademisyenleri nerede? Aydın namusu dikta zamanı belli olur. Ne zamana kadar susacaksınız, Hitler’in SS ve Gestaposu, kendisini destekleyenlere de zulmetmeye başlayana kadar toplum bir şizofreni yaşadığını anlayamamıştı. Çünkü aydın namusunun ırzına geçilmişti…

logom

 

 

 

 

Clip to Evernote
7 Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi