Özel Harp’in İşleri ve Büyük Kumpas!

Özel Harp’in İşleri ve Büyük Kumpas!

İslam düşmanı bazı Batılılar, Türkiye’yi Batı’dan kovarak Rusya ile ittifaka itiyorlar. 2015’de çıkacak Suriye savaşında saflar netleşiyor. Tiran, El Nusra ve IŞİD’e destek vererek zaten safını seçti. ABD ve İsrail, Suriye’yi işgal ettiğinde gıkını çıkartamaz, kumpas pek büyüktür. RUSYA-ABD KAPIŞMASINDA SON DURUM NEDİR? Hedge fon kasırgası, Rubleyi darmadağın etti. 21 MART 2014’de1$=35 Ruble 17 ARALIK’da1$=78 Ruble oldu. Rusya, Suriye savaşı öncesi zayıflatılıyor. Türkiye, içi kof Rusya’ya döndü, daha da kötüsü Sovyetlerin en berbat dönemi haline geldi.  Adalet, özgürlük, demokrasi, eşitlik olmayan, ayrımcılık kokan bir Türkiye’nin eli kolu kesilmiş demektir.

Eski Sovyet uzmanı gazeteci olarak 5 bin haber yazmışım, Tiran sistemlerini hemen tanırım. İçi kof olan çarka çomak sokmayı çok severim. AKP ve Tiran’ın kurduğu HUMUS çarkı, Sovyetleri çökerten Rüşvet çarkına çok benziyor. herkesin küçük büyük hissesi var, kimse konuşmuyor. Gazeteciler, eski Sovyet ülkelerinde bir yolsuzluğu yazacağı zaman en baştaki Tiran’ın haberi yok demek zorundaydı, yoksa hali haraptı. 1. Adamlar kutsanmadan gazetecilik yapılamazdı. Sovyet sisteminde Polit Büro’daki 12 adam, İran’da 12 Ayetullah gibi günah, suç, işlemeyen masumlardı, baştaki Tiran zaten dokunulmazdı! Bu sistemde, yıllarca haber ve köşe yazdım, nasıl bir işkencedir, iyi bilirim.

Eski Sovyet ülkelerinde adım atmadık ülke bırakmamış eski bir muhabir olarak, Tiran’ın neden Sovyet diktatörlüğünü seçtiğini anlıyorum. Tiran’ın kurduğu yolsuzluk, haraç, komisyon, rüşvet, zoraki bağış sisteminin devam etmesi için bakan yetkisi vereceği çok sayıda danışmanlar lazımdır.  Bu nedenle 112 kadrolu danışman sayısı 4 katına çıkartıldı. 1150 odalı KaçAK sarayına 15 Ocak 2015’de geçecek Tiran, 411 danışmanıyla ülkeyi tam başkanlık sistemiyle yönetecek, bakanlar fuzulidir. Erdoğan’ın Putinleşme süreci ve Tek Adam Rejimi, 5 Ocak 2015’den başlıyor. Bakanlar Kurulu’nu kendisi toplayacak, başbakan gereksizdir. Tek lider demokrasisinde seçim teferruattır.

Demokrasi, sivil toplum ve gerçek liberal ekonomi olmadan Kürt sorunu çözümü, PKK’yı tek muhatap yaparak ülkeyi bir iç savaşa götürüyor. Bunu anlamak için çok zeki olmaya ihtiyaç yok. Sadece şu skandal durum bile durumu özetliyor. İçişleri Bakanlığı’na sözde bağlı, 50 bin PKK’lı Güneydoğu’da özel güvenlik statüsüne alınacak. Yani PKK’lı teröristler devlet maaşı alacaklar. Kendi ordularını kurmaları için bizim vergilerimizi kullandıracaklar. Bunun adı, resmen ihanettir. ABD ve İsrail’in planıdır, asla milli plan değildir. Orhan Gencebay, istifa eden diğer 10 akil adam gibi istifasını verdi, Tiran’ın konu mankeni olduğunu kavradı, galiba toplum nihayet uyanmaya başladı.

Tüm bunlar olurken, medya son 12 yılda el değiştirdi ve yavaş yavaş Tiran mahkumu oldu. Eskiden ülkede “Emret komutanım” gazeteciliği vardı. Şimdiyse “Beyefendi rahatsız olmasın” gazeteciliği var. Taraf gazetesine konuşan usta gazeteci Hasan Cemal,“Erdoğan’ın darbe girişimine tanık oluyoruz. Adeta freni patlamış bir kamyon gibi… Demokrasi ve özgürlükten çalıyor” diyor. Kürt sorunu çözümünün demokrasi olmayan bir ülkede ülkeyi yıkıma götürdüğünün farkında. Kandil ve İmralı’da bunun farkında. Koparabildiği kadar taviz kopartıp global güçlerle Büyük Kürdistan pazarlığı yapıyorlar. Yüzde 52 oy almış bir Tiran ve hükümetin arkasında halkın iradesi olunca TSK, sesini çıkartamıyor. Ne yapsın, darbe mi yapsın! Bu büyük kumpası önlemek için sınırda teyakkuzda bekliyor.

2013 başbakanlık genelgesiyle Güneydoğu’da arama listesindeki teröristleri şehrin ortasında dahi yakalamak yasaklandı! YENİ TÜRKİYE’de meğer sadece Fethullah Gülen düşmanlarıymış. Güneydoğuda sınırlardan kaçak girişler için PKK kendi gümrük tarifesine sahip.Resmi gümrükten geçen tırlar tartıya girmeden haraçla geçer. Bir ülke düşünün ülkeye giren tırları sınırdan yüzlerce kilometre içeride tartıyor. Engel olan memurlar suikaste maruz kalıyor. Devletten çıt yok, kanunlar çalışmıyor. Güneydoğuda gümrükte olması gereken tır tartıları devre dışı kaldı. Gaziantep’te polis tartıyor. Bu nedenle PKK defaatle tartıyı kaçırdı!

PKK son yasalardan sonra belediyelere verilen geniş yetkilere sahip oldu. Bölgedeki valiler PKK nın isteklerini harfiyen yerine getiriyor. PKK her il ve ilçeye atadığı sorumlularla paralel vali ve kaymakam oluşturdu. Güya devlet işlerine bunlar nezaret ediyor! Oslo sürecinde PKK elebaşı Abdulah Öcalan’a verilen sözler tıkır tıkır işliyor. PKK kurduğu mahkemelerde davalara hükmediyor. Halk sorunlarının çözümü için şeriat tabiriyle bu masalarda hakkını arıyor!

Tiran ve avanakları irtica yerine paraleli icat etti ve her türlü hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, talan, vatana ihaneti, örtmeye çalışıyorlar. Gülen Hocaefendi ve Hizmet cemaatı günak keçisi yapılıyor ve yaptıkları tüm çirkinlikleri örtbast için büyük bir şal görevi görüyor. 28 Şubat sürecinde dindar Müslümanı öcü gösterenler, kurguladıkları irticayı bahaneyle şahane talan yapmıştı, Tiran’ın yeşil 28 Şubat’ında zulüm 10 kat daha fazla, zalimlikte askeri vesayeti çoktan geçti!

AKP iktidarı ve Tiran, İslam dininin politikaya alet edilirse nasıl doğru yoldan saptırılacağını hergün ispatlıyor; dinimize, kültürümüze, örfümüzü saygısızlık ve terbiyesizlikler görüyoruz. Yeni Şafak yazarı, AKP müftüsü olarak önplana çıkan Hayrettin Karaman’ın oğlu 15 gün önce yeni açılan bir üniversiteye rektör tayin edildi! Verdiği yalan fetvanın ardından zamanlaması çok manidardı! Hayrettin Karaman’ın ‘yolsuzluk yapana hırsız denilmez. Müslümana hırsız diyerek, iftira atmayınız!’ fetvası herkesi çıldırttı. Cahil bir kültür müslümanı bile bunu söylemez. Bu konuda cevap hakkını ve söz söyleme sanatını Zaman gazetesinin fıkıhçı yazarı Ahmet Kurucan’a bırakalım, fıkıh alanında ahkam kesmek alanımı aşıyor.

Ancak, sosyolog yazar ve bilim adamı olarak halkın anlayacağı dilden amiyane bazı hırsızlık tanımlamaları yapabilirim. DİN HIRSIZI, Allah’ın mukaddesatını temsil eden dini, 3 kuruşluk menfaat için suistimal ederek, direkt veya dolaylı yalan fetva verendir. Kur’an, Allah’ın ayetlerini satmayınız derken, içini boşaltmayın demek istiyor. Karaman’a acıyorum. Çok saygı duyduğum bir alimdi, siyasetin elinde itibarını yitirdi, umarım, Tiran sonrası günah çıkartır.

KÜLLİ HIRSIZ, milletin parasıyla devlet adına hizmet alırken, rüşvet ve yolsuzluk yaparak, pahalıya mâl ederek vatandaşın parasını çalandır. Haram Medya düzeninin Tiran tarafından bu metotla oluşturulduğunu sağır sultan bile duydu. Detaya gerek yok. Yazdıkları, yedikleri, içtikleri, konuştukları hepsi haram parayladır, kamu ve yetim hakkıyladır. ZİFT medyası, MİT medyası, İT medyası, Çamur medyası oldular. Hırsızılığa ortak olandan doğru haber beklemeyiniz. Tiran’a güzellemeden, zulme gerekçe bulmaktan başka bir şey yazamazlar.

ADİ HIRSIZ, bir insanın parasını veya malını çalana denir. Bunu tanımlamaya gerek yok. EMEK HIRSIZI, haketmediği memuriyete, başkasının hakkını çalarak (torpil) ile gelir. Emanet ehline verilmez.

1980’li süreçte İskender Evrenesoğlu, İskender Ali Mihr ve Salih Mirzabeyoğlu benzerleri ile dini tahrif etmeye çalışanlar, 1990’larda ve 2000’lerin başlarında başka oyuncular buldular. Bir diğer proje de; başı sürekli fesli olan Abdülkadir Kahirelioğlu gibi bir zat, geleni gideni tekfir ediyor. Devletten bir yalı ve bol kaynak verince, Gülen’e sövmesi sıradan, günlük işi haline geldi. Ne Müslümanlığı, ne de Türklüğü gerçek değil. Sağda solda Müslümanım diye hava atsa da, kapalı kapılar ardında bir büyük rakıyı kolaylıkla götürdüğü de görenlerin söyledikleri arasında. Tiran, kendi kurduğu AKP İslam’ında bu tür rezillikler sergileyenleri piyasaya sürdü.

Özel Harp’in bu işlerine bayılıyorum!

1990’lı yıllarda ‘travestiler kraliçesi’ olarak anılan Sisi (Seyhan Soylu) Zaman gazetesinden Nuriye Akman’a verdiği röpörtajda, Strateji dergisi için istihbarat çalışmaları yaptığnı itiraf etmiş ve kendisini 28 Şubatın gizli kahramanı ilan etmişti. Şöyle devam ediyordu: O tarihte Refah partisi oyu yüzde 38 idi. Ali Kalkancı ve Emine Kalkancı olayını yakaladık. Aczimendi liderinin yakalanmasını, Fadime Şahin ile Emine Kalkancı’nın ekrana çıkarılmasını sağladık. Tarikat içerisinde yakalanan çarpık ilişkileri deşifre etmek, dini insanların sömürge aracı olarak kullananların maskelerini düşürmek için böyle birşey hazırladık.

Sisi ile ortak çalıştırılan Ergenekonun karakutusu Tuncay Güney’den öğrendiğim kadarıyla, Sisi, Aksaray’da bir müzikholde çalışan Fadime Şahin’e tesettür kıyafetleri giydirerek Çarşamba’da cemaatlerin içine sokup staj yaptırdı. Ali Kalkancı’da umreye gönderildi. Tüm organizeyi yapan Emniyet’ten Eski terörle Mücadele Müdürü Ümit Bavbek idi. MİT’e çalışan Aczimendi şeyhi Müslüm Gündüz’ün etrafına sahte müritler ayarlandı. Fabrikasında 2 milyon adet captagon hapı bulunan sahte şeyh Ali Kalkancı, polise, Veli Küçük ile ilgili şöyle şok itiraflarda bulunmuştu :” Borç batağındaydım. Veli Küçük bana para verdi. Paraların devamı geldi. İyice muhtaç oldum, her istediğini yaptım. Bana para yardımında bulunanlar, Veli Küçük benden Fadime Şahin’i nikahıma almamı istedi. Fakat Fadime Şahin ile aramızda bir şey olmadı. Sadece nikahıma aldım.” Kalkancı, bir alkolikti. Skandalların talimatı Veli Küçük’ten gelmişti. Organizasyonu, Turgut Büyükdağ’ın sahibi olduğu Strateji dergisinin yayın yönetmeni Ümit Oğuztan, Tuncay Güney ile Sisi yaptı. Kaç defa aynı tuzağa düşürüldük.

Habertürk yazarı Ruşen Çakır, ortaya çıkardığım, Tiran’ın yeni kankası Salih Mirzabeyoğlu skandalına şöyle yorumlar getirmişti: “Salih İzzet ERDİŞ’ in dindar kesim arasında fazlaca tanınan biri olmadığı gibi tanıyanlarında sevdiği biri değildir. Kurucusu olduğu terör örgütü, provokatif eylemleri ile dindarları zor durumda bırakmak için kullanıldığı değerlendirmesi yapmak kanaatimizce doğru olacaktır. Seçtikleri metod ve yaptıkları işlerle, Ajan-Provokatörlüğün bütün emarelerini gösteren bu terör örgütü; 40′lı yıllarda Ticaniler, 28 Şubat döneminde Aczmendiler ne amaçla kullanılmışsa aynı amaçla kullanılmıştır. Terör Örgütü Elebaşı Salih İzzet ERDİŞ, bir takım şaka gibi ebced hesapları ile kendisinin mehdi ve mesih olduğunu ima edenler kervanında yerini almaktadır. Tabii bu iddiası, tıpkı daha evvel beyninin derin güçler tarafından ele geçirilerek, idare edildiği iddiası gibi (namı diğer; telegram hikayesi) ‘müebbet hapis cezasından yırtmak için midir?’ bilinmez. Ancak bilinen bir şey var ki adına çözüm denen alıştırma sürecinde rol alan bazı isimlerin ve yayınların; Salih İzzet ERDİŞ’ i mütedeyyin kesimlere mal ederek, ERDİŞ’ den sözde ”kahraman mütefekkir ”yaratma gayretinde olduğu anlaşılmaktadır.”

28 Şubat sürecinin aktörlerinden olan Aczmendi Tarikatının sözde müritleri de asker tarafından kışlada ve Yalova’da eğitilmişlerdi. 2000 öncesi  domuz bağı cinayetlerini işleyen Türk Hizbullah’ı da Jandarma tesislerinde eğitilmişti. Aczimendileri kuranlar Özel Harbin askerleridir. Yüzde 40’ı askerdi. Kurduran ise,1987’de MOSSAD idi. Nurculardan radikal bir örgüt çıkarmak hayalleri idi. Bu örgüt, aslında İslam’a karşı İsrail tarafından örgütlenen bizim Özel Harp elemanlarının MOSSAD ajanlarından aldıkları istihbarat eğitimini sahada uygulama pratiğiydi. 28 Şubat’ta darbe gerekçesi sayıldılar. Bu tiyatroya inananlar çoktu.

Bu gerçeği, 1991 Aralık’ında İstanbul’da Zaman Gazetesinin Yayın Koordinatörü Halit Esendir’in Anadolu gazete temsilcileri toplantısında duymuştum. O zamanlar daha gazeteci değildim, gazetecilere çay servisi yapıyordum, kulak misafiri oldum. Esendir, Malatya muhabirini şöyle fırçalıyordu: “Oğlum, haber sana çarpmış haber yapmayı bilmiyorsun. Aczimendiler ofisine gelmiş demiş ki, üç aydır MİT’den maaşlarımız gelmiyor, eylem yapacağız. Belli ki bunlar içlerindeki safları. Haber yazmak için daha vahiy mi gelmesini bekliyorsun? Adamlar Özel Harbe, MİT’e çalışıyor, amaçları belli. Müslümanları öcü gösterecekler, irtica bahane talan şahane olacak.” Bugün, hiç bir şeyin değişmediğini gözlemlemek beni çok üzüyor. Dün Arif Doğan ve Veli Küçük’e JİTEM kurduranlar, bugün Tiran’a SADAT kurdurdu.

Gazeteci, kamuoyunun vicdanıdır, doğruları yazmazsa vicdan iflas eder. O gün, kesinlikle gazeteci olmaya karar vermiştim. Hem Aczimendilerin haline gülmüş, hemde medyanın Aczimendileri bilerek çarpıtmasına ve halkımızın bu aptallıklara inanmasına ağlamıştım. Bizim millet, bu kadar salak olabilir miydi? Yoksa bizi aptal yerine koyanları deşifre etmeyen gazeteciler mi haindi? Havuz medyası gazeteci ve yazarlarını bu gözle okuyunuz.

Son sözü, takipçi sayısını bir haftada 200 bin artıran Fuat Avni’ye bırakalım, Tiran’ın hakkından en iyi o geliyor:

“Baştaki örtü dinin emri ve dindarlığın gerekliliğiyse dildeki bu yalan ve iftira nedir? Kabataş yalancısı Pensilvanya’da olduğumu söylüyor. Bırakın din alimi, sıradan bir müslüman bile ‘Bir müslüman, yolsuzluk yapana hırsız diyemez’ demez. Tahşiye Operasyonu’nun, Tiran’ın yeni yalanlarına temel oluşturacağını yazmıştım. Operasyon öncesi Tahşiyecilere ‘Şikayetçi olun’ denmişti. Tahşiyecilerin dilini kullanan ve onlara sempatik gelen üç beş yandaş gazeteci aylar önce operasyonun şekillenmesine katkıda bulundu. Dar Oligarkların elinde maşa olan yandaşlardan bazıları operasyona H.Karaca ve E.Dumanlı’nın ekleneceğini bilmiyordu. Kullanıldılar. Dar Oligarklar, cezaevlerinde özel bir ekip kurdu. Mahkumlarla görüşülüyor. ‘Cemaat bize komplo kurdu’ diyenlere tahliye sözü veriliyor. Hırsızdan, çocuk tacizcisine kadar bir çok kişiyle görüşüldü. Ayrıca illegal bir çok örgütün mensubu aranıp ‘Şikayetçi olun’ deniyor. Türkiye’nin mahkemelerinde savunma yapmak küfürdür diyen IŞİD destekçisi Halis Bayancuk ile özel olarak görüşüldü. Tiran’ın en büyük korkusu tarikat ve cemaatlerin kendi aleyhine dönmesi. Cübbeli Ahmet Hoca’nın ikna edilmesini istedi. Yeni kurulan özel bir ekip, bazı cemaatleri tehditle bazılarını da vaatlerle Gülen Cemaati’nin karşısında birleştirme gayretinde. Dost, düşman ya da dost kılığına bürünmüş düşman, kim ne derse desin Tiran ve aveneleri devrilinceye kadar deşifre etmeye devam edeceğim.”

Nurcu demeye dilimin varmadığı 120 kişilik Tahşiyeciler grubu, bu tür istihbarat çalışmasının son ürünüdür. Gülen, bunları 2009’da deşifre edince karanlık planları ellerinde patladı. Devletin pek çok raporunda bunları bulmak mümkündür. Tiran, bu saçmalığa dört elle sarıldı. Yazıklar olsun demek hafif kaçıyor. El Kaida ile ülkemin teröriste destekte bir, beraber anılması kanıma dokunuyor. Tiran, İslam düşmanlarına istediği tüm malzemeyi veriyor, emirlerinden çıkmıyor.

logom

Clip to Evernote
1 Yorum

Bir Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇEVİRİ: Arif Onur Hangişi